{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1080 <br>KARAR NO: 2024/1207<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/04/2024<br>NUMARASI: 2023/1026 E. 2024/378 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 23/05/2024\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/04/2024 tarih ve 2023/1026 E - 2024/378  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin 20.02.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında biten ve teslim edilen konutların geçici maliyetlerinin tespiti için komisyon kurulması, belirlenen maliyetin ve şerefiye bedellerinin ilgili üyelere tebliğ edilmesi yönünde karar aldığını, söz konusu karar gereğince 196 dairenin geçici maliyetleri çıkartılarak üyelerden tahsil edildiğini, genel kurul tarafından şimdiye kadar kesin maliyet bedellerinin belirlenmesine ve üyelerden tahsiline yönelik bir karar alınmadığını, sadece 196 üyeden geçici maliyet bedeli alındığını, söz konusu geçici maliyet raporu incelendiğinde kesin maliyet raporunda bulunması gereken özelliklerin bulunmadığını, hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu, geçici maliyet niteliğinde olduğunu, söz konusu hesaplamada arsa sahiplerine yapılan dairelerin maliyetlerinin ortaklara pay edilmediğini, arsa sahiplerine verilecek dairelerin maliyetlerinin dairesini teslim almamış üyeler üzerine bırakıldığını, yapılan hesaplamada belirlenen kat, cephe ve şerefiye bedelinin de gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından bugüne kadar 196 adedi üyelere, 197 adedi arsa sahiplerine olmak üzere 393 daire teslimi yapıldığını, halihazırda 152 kooperatif üyesi ve 157 arsa sahibi olmak üzere 309 dairenin imalatının yarım kaldığını ve tesliminin yapılamadığını, kooperatif tarafından yapılan/yapılacak olan 702 daire olduğunu, kooperatifin mevcut 453 üyesi bulunduğunu, bunlardan 196 üyenin dairesini ve tapusunu aldığını, 344 üyenin ise henüz dairesini alamadığını, eksik ve hatalı maliyetlerle kooperatif ortaklarına kat mülkiyeti tapuları ferdileştirme ile verildiğini, dairesi teslim edilen 197 arsa sahibine daire maliyeti hesaplanmayarak ve kooperatiften daire almış üyelere yansıtılmayarak 506 daire maliyetinin geriye kalan 344 üyeye yüklendiğini, evini teslim alan üyelerden aylık aidat miktarının %40’ı oranında kira alınması yönünde genel kurur kararı olmasına rağmen bu bedellerin talep ve tahsil edilmediğini, kooperatiften istifa eden üyelere olan borçlar, evlerini teslim alan üyeler için kullanılan banka kredisi borçları, vergi, SGK ve borçlarının dairesini teslim alan üyelerin kesin maliyet hesabına eklenmediğini ve tüm borçların dairesini almayan üyelere bırakıldığını, yapılan fahiş hatalar sebebiyle 21.04.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şimdiye kadar yapılan tüm geçici/kesin maliyet bedellerinin iptali ve yeniden maliyet yapılmasına yönelik karar alındığını, bu kararın herhangi bir muhalefet şerhi olmadan oybirliği ile alındığını, Kayseri 1. ATM’nin 2021/54 E sayılı dosyası ile açılan genel kurul kararının iptali davasının reddedildiğini, yönetim kurulu tarafından kesin maliyet hesabı yapılması için süreç başlatıldığını, hesaplanan kesin maliyetlerin ana sözleşmenin 61. Maddesindeki usule uygun şekilde üyelere tebliğ edildiğini, 15 günlük itiraz süreci ve devamındaki usul uygulanarak tüm üyelere paylarına düşen kesin maliyet borcunun tebliğ edilerek ödeme yapmalarının talep edildiğini, verilen süre içinde ödemelerini yapmayan üyelerle ilgili yasal süreç başlatıldığını, davalının da verilen süreye rağmen borcunu ödemediğini, kooperatifin en yetkili organının genel kurul olduğunu ve aldığı kararların tüm üyeleri bağlayacağını, genel kurulda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alınabileceği gibi daha önce alınan ve uygulanan kararların değişen koşullar ve eşitlik ilkesi gereği değiştirilmesinin mümkün ve geçerli olacağını, bu durumun kazanılmış hakları ihlal etmeyeceğini, son genel kurulda alınan kararın amacının üyeler arasındaki eşitliği sağlamak olduğunu, kooperatifin genel kurul kararı ile şimdiye kadar belirlenen tüm geçici ve kesin maliyet bedellerini iptal etmesi ve yeniden kesin maliyet hesabı yaparak üyelerden talep etmesinde dairesini teslim almamış üyeler ile teslim almış üyeler arasındaki eşitliğin sağlanmasının amaçlandığını, davacı kooperatifin henüz tasfiye aşamasına girmediğini, inşaat faaliyetlerinin devam ettiğini, davacının tamamlamış olduğu daireleri ve tapusunu üyelere verdiğini, davalının üyeliğinin devam ettiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre kooperatiften dairesini teslim alan ortağın, üyeliğinin sona ermeyeceğini, davalının davacıya 173.266TL kesin maliyet borcunu ödemediğini, davacı tarafça emsal nitelikte 160 civarında dava açıldığını ve bunun 130 civarındakinin kooperatif lehine karara çıktığını, davalıların bir çoğunun istinaf yoluna başvurduğunu ve esastan reddedildiğini, temyiz edilen kararların Yargıtay incelemesinde olduğunu, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 6.000 TL’nin davalıya tebliğiyle kesinleşmesinden itibaren yıllık %18 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkilinin 2011 yılında genel kurul kararı ile çıkartılan kesin maliyet bedelini ödediğini ve tapusunu aldığını, kooperatife üyelikten kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirip ilişiğini kestiğini, 2019 yılında yapılan genel kurul ile önceki kesin maliyetlerin iptal edildiğini yeniden kesin maliyet çıkarıldığını, müvekkilinin 2019 yılı genel kuruluna davet edilmediğini hazirunlarda isminin bulunmadığını, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddini yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı tarafa tebliğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini aksi halde müvekkili aleyhine çıkarılan haksız kesin maliyet alacağı üzerinden harç çıkartılmasını,  Yargıtay 6. H.D.’nin 2021/6310 E, 2022/185 K sayılı ilamı ile kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davanın kabulü yönündeki yerel Mahkeme kararını bozduğunu, davacının davalıdan genel kurul kararları ile zaten muaccel aidat alacağı bulunduğunu, kooperatifin söz konusu aidat alacağını tüm üyelere karşı talep etmiş olmakla birlikte kooperatiften taşınmaz temin edip her türlü istifa, ilişik kesme belgesi geçersiz olan davalının da söz konusu aidatı ödemesi gerektiğini, davalının davacı kooperatiften 150 m2 daire temin ettiğini ve genel kurul kararları ile alınan aidat kararlarından sorumlu olduğunu, davalının 2003 yılı Ocak ayından 2021 yılı Kasım ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat tutarının 172.720 TL olduğunu, davalının yaptığı ödemenin ise 154.768TL olarak kooperatif kayıtlarında yer aldığını, bu durumda davalının bakiye 17.952 TL borcu kaldığını belirterek bahse konu tutarın tahsilini, alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.      <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu ve BAM kaldırma kararı sonrası alınan ek rapor bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kesin <br>maliyet bedelinin de içerisinde yer aldığı kooperatif aidat alacağını talep edebileceği, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının talep edebileceği aidat alacağının olduğu, kooperatif aidat alacağının en geç dava tarihinde (ıslah ile artırılan tutar yönünden ıslah tarihinde) muaccel olacağı gözönüne alındığında, davalının bu borcuna genel kurulda kararlaştırılan yıllık %18 (aylık %1,5) oranı üzerinden gecikme faizi uygulanacağı, Kayseri BAM 6. HD'nin kararında belirtildiği, 27/10/2015 - 31/05/2022 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaba göre davalının ödemesi gereken toplam aidat tutarının 138.950,00-TL olduğu, davalının kendisine çıkartılan maliyet raporundan sonraki dönemde aidat ödemesinin bulunmadığı, maliyet raporunun hazırlandığı tarihte ödenmesi gereken aidat tutarı 41.060,00-TL olup davalının yapmış olduğu, toplam ödeme tutarı olan 154.768,00-TL bu tutardan çıkartıldığında davacının fazladan yapmış olduğu ödemenin 113.708,00-TL olduğu, bu fazla ödemenin maliyet raporunun çıkartıldığı 23/12/2011 tarihinden sonraki aidat tutarı toplamı olan 138.950,00-TL'den mahsup edildiğinde davalının davacı kooperatife olan bakiye aidat borcunun 25.242,00-TL olduğu ve bu tutarın 17.952,00-TL'lik kısmının  davacı tarafından ıslah dilekçesi ile birlikte davalıdan talep edildiği bu suretle davacının talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmış ve  taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 17.952,00-TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davanın Kabulü ile, 17.952,00-TL aidat alacağının ıslah  tarihi olan 25/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aidat alacağı talebi ile açılmış olan davada yerel mahkeme davanın kabulüne karar verdiğini ve müvekkili aleyhine aidat alacağına hükmedildiğini,  yerel mahkeme kararının hatalı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkillerinin genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde katılmamış değil, davacı kooperatif tarafından kesilen maliyet bedelini ödedikten sonra ilişiklerinin kesileceğinin taahhüt edildiğinden genel kurullara davet edilmemiş hazirunlarda yer verilmediğini, kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması ile üyenin genel kurula davet edilmemesi hazirunlarda üye olarak göstermemesinin ayrı hukuki sonuç doğurduğunu, dolayısı müvekkillerinin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu hususta ilgili genel kurul kararının yokluğunun tespitine dair bir dava açmaya dahi gerek olmayıp yokluğunun mahkemenin resen dikkate alarak değerlendirme yapabildiğini, davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alaca talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadının mevcut olduğunu, davacı kooperatifin ana sözleşmesinde değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımının tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirttiğini ve bu kapsamda da yapımı tamamlanan konutların 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararlarının alındığını ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyelerin bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almadığını ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edildiğini, her ne kadar Kayseri BAM 6.Hukuk Dairesinin 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı ilamında davalı üyenin istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilmişse de kooperatifin en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğunun ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, müvekkilinin ödemelerinin bilirkişi raporu ile her  ne kadar 2011 yılı sonuna kadar hesaplanmışsa da kooperatif tarafından üyelerin ödemelerinin bir kısmının üye dosyasına ve ticari defterlere işlenmemekte olup bu sebeple ödemelerin eksik hesaplandığını, bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup bu sebeple de kararın kaldırılması gerektiğini, davacı kooperatif kayıtlarında üyelerin ödemelerinin tamamının kayıtlara işlenmemiş olup kesin maliyet çıkarılan 31/12/2011 tarihinden sonraki ödemelerin hiçbirinin üye dosyasına ve ticari defter ve kayıtlara işlenmediğini ve müvekkiline yeniden aidat borcu çıkarıldığını, davacı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı ve yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda da sübuta ermiş olduğunu, davacı kooperatifin ticari defterlere usulüne yıllar sonra toplu olarak bütün üyelere aidat borcunun tahakkuk ettirildiğini ve eldeki davalar ile de ticari defterlere usulsüz kaydedilen aidat borçlarının tahsil edilmeye çalışıldığını, bu sebeple müvekkiline çıkarılan aidat borcunun da haksız olup aksi halde mükerrer tahsilat olacağını ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Eldeki dosyada istinaf mahkemesi tarafından TBK 100 vd. Maddelerine atıf yapılmış, 27.10.2015 tarihinde çıkartılan maliyet hesabı ile geçmiş aidat borçlarının davalıdan tahsil edildiğini, bu sebeple 27.10.2015 tarihinden dava tarihine kadarki aidat miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını, davacı müvekkilin mükerrer tahsilat isteyip istemediği hususlarının aydınlatılması hususuna karar verildiğini, söz konusu husus bilirkişi marifetiyle hesaplandığını, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı uyarınca yeniden hesaplama yapıldığını,  davalıların tapusunu teslim aldığı tarihe kadarki aidat borcunu ödediğini, davalının tapusunu teslim aldığı dönemde müvekkili kooperatifin 1600'den fazla üyesi bulunduğunu, davalının tapusuna kavuştuğu dönemin diğer tüm üyeler gibi aidat borcunu ödediğini, ancak, yalnızca kendi yaptığı ödemelerle değil, davalı, 1600 üyenin yaptığı ödemelerle konutuna kavuştuğunu, davalıdan tapusunu teslim aldıktan sonra geçici maliyet ismiyle ödeme alındığını, bu ödemenin alındıktan sonra davalıya ibraname verildiğini, mahkemece tanzim edilen kaldırma kararında, ibraname verdikten önceki döneme ilişkin talepte bulundukları için bu dönemin hesaplanmaması gerektiğini, tapusunu teslim aldıktan sonraki döneme ilişkin aidat hesabı yapılması gerektiği yönünde hüküm tesis edildiğini, bu doğrultuda dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, dosya kapsamında yeniden inceleme hesaplama yapıldığını, mahkemece verilen kaldırma kararı sonrasında davalıya  tapusunu teslim aldığı tarihe kadar aidat borcunun hesaplandığını, davalının fazla ödemesinin  hesaplandığını, dava tarihine kadarki aidat borcunun hesaplandığını, fazla ödenen tutarın TBK 100 vd. maddeleri gereği mahsup edildiğini ve müvekkili kooperatifin davalıdan alacağı olduğu yönünde kanaat bildirildiğini, davalının üye olmadığı yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, defter kayıtları hakkında iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davalının sunduğu dekontların mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davalı ile aynı nitelikte olan başkaca bir davalarının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi6. Hukuk Dairesinin 2024/583E. 2024/705K. Sayılı ilamıyla kesinleştiğini, İstinaf mahkemesinin söz konusu ilamında kaldırma ilamı gereği ek rapor aldırılarak raporun dairenin  kaldırma gerekçelerine uygun hazırlandığı görüldüğüne hükmedildiğini, bu sebeple davalarının kabulü yönündeki hükmün kesinleştiğini beyan ederek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, (davanın tamamen ıslahı sonrası) kooperatif aidat borcunun tahsili istemi ile davacı kooperatifin davalı kooperatif üyesi aleyhine açmış olduğu alacak davasıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.Mahkemece 18/04/2024 tarihinde davanın 17.952,00TL üzerinden kabulüne dair nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00 TL’dir.Davalı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin dava değerinin/kabul edilen karar miktarının 17.952,00 TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/2 maddesi gereğince “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” Bu miktar karar tarihi itibariyle 28.250,00 Türk Lirasına yükseltilmiştir.Bu miktarı geçmeyen kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davalının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/kabul edilen karar miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2-4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.    <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 18/04/2024 tarih ve 2023/1026 E - 2024/378  K sayılı nihai kararının istinafa konu dava değerinin/kabul edilen karar karar miktarının karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2-4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalının peşin yatırdığı 427,60TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi  24/05/2024<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd2d065bb31f1d14","SID":"c6c8bbbfe857970c"}}