{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.\t<br>İSTANBUL\t                                                                                  <br>2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ\t                      <br><br>ESAS NO\t: 2023/276 <br>KARAR NO\t: 2024/101<br><br>DAVA\t: Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 18/08/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Dava dilekçesi : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... markasının ... tarihinde ...tescil numarası ile kendileri tarafından tescil edildiğini, davalının ... markasını kendi adına tescil  ettirdiğini, davalının bu tescilinin kötüniyetli olduğunu, markasını tescil ettirdiği alanda  kullanmayıp faaliyetlerinde ...ibarelerini kullandığını, davalı markasının kendisine ait ticaret unvanı ile de iltibasa sebep olduğunu, ...'ın sanık olduğu ... 4. fshcm'de ... e. sayısı ile ceza davasına konu yargılamanın devam ettiğini, davalının kendilerini uyarmalarından hemen sonra 19.02.2013 tarihinde dava konusu ... markasını devraldığını, bu durumun davalının kötüniyetini gösterdiğini, davalı markası ile müvekkili markasının esas unsuru olan ... ibaresinin benzer olduğunu, davalının müvekkili markasına ait diğer unusurları da faaliyetlerinde kullandığını, davalının sahibi olduğu ... alan adlı internet sitesinde, ... sitesindeki şirket hesabında ve ... internet sitesinde çalışanların ... marketin ... markasını kullandıklarını, bu kullanımın kendisinin marka hakkını ihlal ettiğini ileri sürmek suretiyle, davalı adına tescilli ...tescil numaralı ... markasını Marka KHK 'nın 7, 8 ve 42. madde uyarınca iptalini, davalının markası dışındaki kullanımları sebebiyle  10.000 TL maddi ve 70.000TL manevi tazminat talep etmiştir, ayrıca ... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan marka iptal davasının da haksız açıldığını belirterek reddini talep etmiştir. <br>Cevap dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının  kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, müvekkilinin markasını 1997 yılından beri kullandığını, hizmet markalarının hizmetin sunulması ve tanıtımı amacıyla kullanıldığını, müvekkilinin internet sitesinde reklam hizmetleri bakımından markasını kullandığını, dava konusu markayı 2013 yılında devraldıklarını, davalı taraftan 2013 yılında haberdar olduklarını, davacının uyarışını dikkate alarak ... ismini kullanmaya son verip, ... markasını kullanmaya başladıklarını, davacının markasını tescil  ettirdiği alanın dışında faaliyet gösterdiğini, kendilerinin ise ... sınıfa giren hizmetleri verdiğini, davacı tarafından kullandıkları iddia edilen logonun müvekkili tarafından kullanılmadığını, ...  ibaresinin reklam dünyasında herkes tarafından kullanılan tasviri bir işaret olduğunu beyanla davanın reddini  ve asıl davada davacının  ... markasını dava tarihinden önceye yönelik 5 yıllık süre içinde ciddi kullanımının bulunmaması sebebiyle iptalini talep etmiştir.<br>Mahkememizce verilen ilk karar: Mahkememizin 2014/180 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda esas ve birleşen dosya bakımından açılan davaların reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Bozma ilamı: Tarafların temyiz başvuruları üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2017 tarihli 2016/3619 Esas, 2017/2493 Karar numaralı  Yargıtay ilamı ile; \"Asıl davada davacı marka hakkına tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının terkin ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi  20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece kararın gerekçe kısmında davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının marka hakkının ihlal edilmediği tespit edilmiş; kısa kararda ''asıl davada davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve sicilden terkini talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ... Ticaret  Ltd  Şti  tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve sicilden terkini talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık  Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen maddi tazminat  talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi  tazminat  talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine'' denilerek, davacı aleyhine reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu şekilde  gerekçe ile hüküm fıkrası arasında ve kısa karar ile gerekçeli  karar arasında çelişki yaratılması doğru olmamış, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  <br>2- Birleşen dava, kullanmama nedenine dayalı markanın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile  davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarihli 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.\" denilerek hükmün bozulduğu ve mahkememizin 2017/157 E. Sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.<br>Tefrik kararı: Mahkememizin 2017/157 E. Sayılı dosyasında bozma ilamına uyularak birleşen dosya bakımından dosyanın tefrik edildiği ve 2017/639 E. Sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edildiği, davanın reddine karar verilerek kararın kesinleşmiş olduğu anlaşıldı.<br>Mahkememizce verilen ikinci karar: Mahkememizin... E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; \"1-Davanın kısmen kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde ... ve ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın ...sınıfında yer alan reklam hizmetlerine ilişkin mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, bu mal ve hizmetler yönünden sicilden terkinine, fazlaya ilişkin diğer sınıflar yönünden istemin reddine,<br>2-Marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması ile birlikte maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerin reddine, \" karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İkinci bozma ilamı: Mahkememizin 2017/157 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.11.2022 tarihli 2021/5331 Esas, 2022/7666 Karar numaralı  Yargıtay ilamı ile; \" Davacı, iltibas ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak davalı adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüz kılınmasını istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Ancak hükümsüzlüğü talep edilen marka 28.03.2006 tarihinde tescil edilmiş olup, davalı markayı 29.04.2013 tarihinde ilk sahibinden devir almış, işbu dava ise markanın tescil edildiği tarihten sekiz yıl sonra 18.04.2014 tarihinde açılmıştır. Hal böyle olunca ve tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği de gözönüne alındığında, davacının Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabulü gerekir. Nitekim davanın markanın tescilinden itibaren 5 yılı aşkın süre sonra açıldığı mahkeme tarafından da tespit edilmiş ancak davalının, hükümsüzlüğü talep edilen markasını tescil edildiği şekliyle değil davacının markasına yaklaştıracak şekilde kullandığı, bu durumun kötü niyete işaret ettiği, kötü niyetin varlığı halinde ise sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin ilkelerin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece kötü niyete gerekçe gösterilen husus tek başına davalının markayı kötü niyetle devraldığını ispatlar nitelikte olmadığından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir.  Bu itibarla mahkemece hükümsüzlük talebi bakımından davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Öte yandan yukarıda da özetlendiği şekilde davacı yanca sadece ... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüz kılınması talep edilmesine rağmen mahkemece talebi aşar şekilde davalı adına tescilli ...sayılı “...” ibareli markanın da hükümsüz kılınması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün davalı yararına  bozulması gerekmiştir.  <br>2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı yukarıda özetlenen hükümsüzlük talebi yanında, davalının adına tescilli markayı tescil edildiği şekilde değil davacının markasına yaklaştıracak şekilde kullandığını, bu durumun markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün tespitine, menine, refine ve maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece davalı kullanımlarının tescilli markaya dayalı kullanımlar olduğu ve dolayısıyla marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı gerekçesiyle tecavüz davasının reddine karar verilmiştir. Ancak dosya kapsamındaki belgelerden, davalının adına tescilli   ...sayılı “...” ibareli markasını, tescil edildiği şekliyle değil davacının ...sayılı “...” ibareli markasına yaklaşacak şekilde “...” şeklinde kullandığı anlaşılmaktadır. Davalının belirtilen kullanım şekli davacının markasına tecavüz teşkil eder nitelikte olup aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli bulunmamış, hükmün  davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  <br>3-) Kabule göre de,  mahkemece, hükümsüzlük davasında, hükümsüz kılınan mal ve hizmetlerin hangileri olduğu tek tek gösterilmek suretiyle hüküm tesisi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması ve davalı kötü niyetli addedilmesine rağmen  davalı markası tamamıyla hükümsüz kılınmayıp, kötü niyetin bölünmesi suretiyle kısmen hükümsüzlük kararı verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün belirtilen gerekçelerle de bozulmasını gerektirmiştir.  \" denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine dosyanın ... 4.FSHHM'nin ...Esas  sayılı sırasına kaydedildiği ve yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. <br>Gönderme kararı:  ... 4.FSHHM'nin  ...Esas  sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda gönderme kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıda esas numarası yazılı sıraya kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. <br>Islah dilekçesi: Davacı vekilinin 20/12/2019 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ettiği ve maddi tazminat talebini artırdığı anlaşılmıştır. <br>Deliller:<br>TPMK kayıtları: Taraflara ait markaların tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir. <br>FSHCM dosyaları: ... 1. FSHCM'nin ... E. Sayılı dosyası ile ... 4. FSHCM'nin ... E. Sayılı dosyası dosya arasına getirtilmiştir.<br>Vergi kayıtları: Taraflara ilişkin vergi kayıtları dosya arasına getirtilmiştir. <br>Bilirkişi Raporu: 01/09/2015 tarihli bilirkişi raporunda  \"Davalının markasını tescil ettirdiği \"Reklam acentesi hizmetleri\" ve \"ilanı büroları hizmetleri, televizyon, radyo,posta ile reklam ve ilan hizmetleri, ilan sütunlarının hazırlanması hizmetleri, reklam malzemelerinin dağıtımı hizmetleri, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam ve satış amaçlı modellik hizmetleri, pazarlama çalışmaları hizmetleri, pazarlama ile ilgili bilgilendirme hizmetleri, satışı arttırma (promosyon) hizmetleri, vitrin süsleme ve düzenleme hizmetleri, anket hizmetleri, halkla ilişkiler hizmetleri...” hizmetleri bakımından Marka KHK m.d2 ve bağlantılı m.&/-b hükmü gereği hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, Davalı kullanımlarının davalının tescilli markası kapsamında olduğu ve bu sebeple davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, Davalının markasını ciddi şekilde kullandığı anlaşılmış olmakla birlikte, bu kullanımın 24.12.2009 - 24.12.2014 tarihleri arasında gerçekleştiğini ispatlar nitelikteki evrakını dosyaya sunulmadığı,\" kanaatini bildirmiştir. <br>Bilirkişi Raporu: 27/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda\" 1. FSHCM'nin ... E. Sayılı dosyası ile 2. FSHHM ... E. sayılı dosyasına alınan raporlardaki değerlendirmeler arasındaki farklılığın bilirkişilerin ceza hukuku ve özel Bukuk bakımından farklı değerlendirmeler yapmalarından kaynaklanabileceği, nitekim bu farklılık çerçevesinde 2, FSHHM dosyasında alınan raporda yer alan “davalı markasının hükümsüz kılınabileceği ancak tescilli markaya dayalı kullanımın tecavüz teşkil etmeyeceği” yönündeki tespitin kanaatimizce de yerinde olduğu,  Davalının sosyal medyada markayı çeşitli şekillerde ancak “...” ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullandığı, marka slogan olarak da “...” ibaresini kullandığı ve bu marka sloganın da davacının marka sloganı ile aynı fonksiyonellikte ve oynu sektörde kullandığı tespit edilmiş olup kötü niyete ilişkin takdirin tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5 yıllık hükümsüzlük davası açma süresi davalıya ait 2005 tescil tarihli marka bakımından dava tarihinde dolmuş olmakla birlikte, 2013 tescil tarikli marka bakımından dolmadığı, nitekim davalının kötü niyetli olduğunun kabulü halinde 5 Şyulik hak düşürücü sürenin de uygulanmayacağı, Davacının markasının tanınmışlığına ilişkin dosyaya sunulan somut deliller de incelendiğinde bu delillerinde markanın tanınmışlığını kanıtlayamadığı ve bu nedenle “...” markasının m. 8/4 hükmü bağlamında tanınmış marka olmadığı sonucuna ulaşılabileceği, Yargıtay bozma ilamında da yer verilen Anayasa Mahkemesi iptal kararının somut uyuşmazlık bakımından herhangi bir etkisinin bulunmayacağı, nitekim söz konusu kararın işbu davanın açılmasından çok sonra alındığı, Anayasa Mahkemesi âptal kararları geri yürümeyeceği gibi dava tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği, Davacı markasının 2009-2014 yılında kullanıldığına dair deliller dava dosyasında mevcut olup, bu delillerin ve kullanımın ciddi kullanım olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Dosyada tazminat hesaplanmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacı tarafından talep edilen yoksun kalınan kazanç hesaplamasının yapılamadığı,  \" kanaatini bildirmiştir. <br>Bilirkişi ek Raporu: 20/06/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda \"Davacı tarafından markasının tanınmış marka olduğu ileri sürülmüş ise de, kök raporumuzun IV/C bölümünde bu husus tartışılmış ve davacı markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığı betirtilmiştir. Diğer taraftan, davacı tarafından 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ve ekinde bulunan aynı yıla ilişkin bilanço ve gelir tablosu dışında dosyaya, yoksun kalınan kazanç hesaplamasında kullanılabilecek başkaca bir belge sunulmamıştır. Davacının 16/04/2018 tarihli dilekçesi ekinde markayı taklit eden dava dışı 3. Şahıslar ile ilgili uzlaşma tutanakları, şikayetten vazgeçme dilekçesi vb. belgeler dosyaya sunulmuş ise de lisans bedeli hesaplamasında bu belgelerden yararlanma olanağının bulunmadığı değerlendirilmiştir.Tazminat hesaplamasında dikkate alınması gereken bir husus ta, davaya konu markanın, davacının ürettiği mal veya hizmetlerden birisi olmayıp, faaliyette bulunduğu sektördeki tüm faaliyetlerinde kullandığı bir marka ve sloganı olduğudur, heyetimizce de yerleşik şekilde uygulanan oranlar kapsamındayapılan hesaplamada, davacının, tecavüze konu markasını bir lisans sözleşmesine dayanarak kullandırmış olsaydı en düşük 9.475,55 TL, en yüksek ise 37.902,22 TL lisans geliri elde edebileceği hesaplanmış olup, kesin miktar, Sayın Mahkemenin takdirlerindedir, \" kanaatini bildirmiştir. <br>Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. <br>Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı \"...\" ibareli .... Sınıfta tescilli markanın bulunduğu, davalı adına ise ... tescil numaralı \"... Sınıflarda tescilli markanın bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Hükümsüzlük iddiası bakımından yapılan incelemede; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5331 E- 2022/7666 K. Sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı davalının ... tescil numaralı \"...\" ibareli markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş olup, markanın ilk tescil tarihi 28/03/2006 olup, eldeki davanın açılım tarihi ise 18/04/2014'tür. Bu bağlamda yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda markanın tescilinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra dava açıldığı ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gözetilerek hükümsüzlük davası bakımından davanın reddine karar verilmiştir. <br>Davacının marka hakkına tecavüz ile sair talepleri bakımından yapılan incelemede ise; davalı adına tescilli markanın yalnızca \"...\" ibareli olduğu, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile davalının markasal kullanımının davacı adına tescilli bulunan... tescil numaralı \" ...\" ibareli marka ile iltibas oluşturacak şekilde \"...\" şeklinde kullandığı, bu haliyle davalının kullanımları ile davacının marka hakkını halel getirdiği anlaşılmakla markaya tecavüz iddiası yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu bağlamda davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle talep ettiği tazminat türü dikkate alındığında dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği tazminat miktarının 37.902,22 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla maddi tazminat davasının bu miktar üzerinde kabulüne karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat talebi bakımından ise; davalının kullanımları ile davacının uğramış olduğu zararı dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. <br>Yapılan yargılama sonucunda hükümsüzlük davasının reddine, marka hakkına tecavüz davasının kabulü ile maddi ve manevi tazminata ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;<br>1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının reddine,<br>2-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan marka hakkına tecavüze ilişkin davanın kabulü ile davalının \"...\" şeklindeki kullanımlarının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,<br>3-Marka hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi tazminat davasının kabulü ile; 37.902,22 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Marka hakkına tecavüzden kaynaklanan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Alınması gereken 3.272,20 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 512,35 TL peşin harç+ 29,48 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 541,83 TL harcın düşümü ile kalan 2.730,37‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>6-Davacı tarafından yapılan 512,35 TL peşin harç+ 25,20 TL başvuru harcı+ 29,48 TL tamamlama harcı+ 2.900,00 TL bilirkişi ücreti+ 591,00 TL posta / tebligat gideri olmak üzere toplam 4.058,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalı tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti+ 430 TL posta/ tebligat gideri olmak üzere toplam 1.030‬,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Marka hakkına tecavüz davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Maddi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>10-Manevi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 10.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>11-Reddolunan hükümsüzlük davası yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>12-Kısmen reddolunan manevi tazminat davası yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 10.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>13-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, <br>Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024        <br><br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22260f8b5821e788","SID":"4d1671785973a52a"}}