{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/584 <br>KARAR NO: 2024/1031<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/11/2023<br>NUMARASI: 2023/504 E. - 2023/884 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  davaya konu edilen işbu çek nedeniyle İcra Ceza Mahkemesinde çekten sorumlu olup olmadığı yönünde menfi tespit  açılıp açılmadığı hususunda bilgi verilmesine dair ara karar oluşturulduğunu,  müvekkillerinin anılan dava dosyasında yargılanmasına konu edilen bu çek dava dışı ...AŞ   unvanlı şirket tarafından keşide edildiği iddia edilmiş ise de müvekkilinin anılan çekin keşide edildiğinden bilgisinin  çekteki imzanın  müvekkiline ait olmadığını, ...bank Üsküdar Şubesi, .. çek numaralı, 28/02/2021 keşide tarihli 497.330,00 TL bedelli çekteki   imzaların ve dolayısıyla çekin sahteliğinin tespiti ile bu çek sebebiyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığına,  borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile  vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Çekin keşidecisi ... San Ve Tic. A.Ş lehtar ise ... San. Ve Tic. A.Ş' olduğunu, Davacı ...ve ... karı koca olup her iki firmanın da şirket yetkilisi olduğunu, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. İle müvekkil şirket arasında 06.11.2019  tarihinde ... park İstanbul A.Ş. Ye ait ... Etap ... Blok Cephe Kaplama İşlerinin yapılması için ekte bulunan Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme ile müvekkil firma İstanbul ili Pendik İlçesi ...  Mah. ... Bulvarı No:... adresinde bulunan ... A.Ş. Ye ait ... Etap ... Blok Cephe Kaplama yapım işini davalı borçlu ... 12.600.000,00 (onikimilyonaltıyüzbin) TL + KDV Götürü Bedel/ Anahtar Teslim usulü ile üstlendiğini, işe karşılık ise diğer taraf müvekkile dava konusu çekin de içinde olduğu bir kısım çekleri teslim ettiğini, çekler müvekkiline 28/08/2020 tarihinde teslim edildiğini, 05/10/2020 tarihinde ise çekin ibrazının önlenmesi amacıyla ... ile birlikte kocası ... isimli kişi de şirket yetkilisi olduğu ve birlikte/ müşterek temsile kararı alındığını, dava konusu müvekkilide tek imzalı çekin ibrazının ve tahsilinin önüne geçerek müvekkili mağdur ettiğini,  resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık dolayısıyla da haklarında ki soruşturma İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/28264 E sayılı dosya ile de yürütüldüğünü, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği İstanbul 16. İcra Ceza Mahkemesi 2023/15 E sayılı dosyada davacı ve eşi sanık olarak yargılandığını, davacı şahıs, huzurdaki davada ve hukuki ilişkidie üçüncü kişi durumunda olduğunu ve huzurdaki davayı açmakta bir hukuki yararı bulunmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı  davanın aktif taraf ehliyeti yönünden ve davacının hukuki yararının olmaması dolayısıyla reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın HMK. 114/1-d maddesi atfıyla HMK m 115/2 uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, müvekkillerin menfi tespit davası ikame ederek davaya konu çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekte hukuki yararları bulunduğunu, er ne kadar; takibin davacılar aleyhine yapılmadığı, söz konusu imzaların şirket adına atıldığı, dolayısı ile sorumluluğun ancak şirket üzerinde olabileceği gerekçesiyle müvekkillerin davası aktif husumet yokluğundan reddedilmişse de dava dilekçesinde ayrıntısına yer verildiği üzere müvekkillerin,  gerek cezai gerekse maddi hukuk kapsamında dava konusu çekten sorumlu tutulmaları ve hatta yargılanmaları nedeniyle, işbu menfi tespit davasının açılmasında hukuki yararı bulunduğu gibi davayı ikame edecek taraf sıfatları bulunduğunu, müvekkillerin anılan çekin keşide edildiğinden bilgileri olmadığı gibi dava konusu işbu çek altında yer alan imzaların da müvekkillere ait olmadığını, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesinin borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararı bulunmasına bağlı olduğunu, gerçek olmayan bir borç ile tehdit edilen kimsenin henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi bulunmasa bile olumsuz tespit davası açmakta hukuki yarar sahibi sayıldığını,  kabul anlamına gelmemekle beraber icra takibinin müvekkillerine yöneltilmemesi sebebiyle taraf sıfatlarının bulunmadığı düşünülse dahi davalı şirketin şikayeti sebebiyle müvekkillerinin gerek cezai gerek mali yükümlülük altına girme tehlikesi altında olduğu mevcut durumda borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının ve taraf sıfatlarının olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkillerin menfi tespit davası açmakta hukuki yararının olup olmadığına yönelik farklı mahkemeler nezdinde farklı kararlar bulunduğundan müvekkillerinin Anayasal güvencesi olan adil yargılanma ve hak arama hürriyetlerinin ihlal edildiğini, dava dışı şirketin imza yetkilileri ve temsilcilerinin müvekkiller olmadığı değerlendirildiğinde bahsi geçen davaların müvekkiller tarafından şirket adına açılması ve yürütülmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerin anılan çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, mahkemece isabetli karar verildiğini, davacıların yetkilisi olduğu iki şirket olduğunu, iki şirketin iş karşılığı verdikleri çekleri ödemeyerek veya keşide tarihinde yetkili değişikliği yaparak alacaklıları zarara uğratarak haksız kazanç elde ettiklerini, bu şekilde onlarca şirketi zarara uğrattıklarını ve ağır cezada devam eden dosyaları ve soruşturma dosyaları olduğunu, davacıların gayesinin borçlu olmadıklarını tespit ettirmek olmadığını, davacı tarafın istinaf dilekçesinin 2.sayfasında ceza yargılaması yapılmasına sair davalarla karşı karşıya kalmaktan kurtulmak diyerek amaçlarını belirttiğini, çek üzerinde davacının şahsen borçlandığına ilişkin bir imza mevcut olmadığı gibi davacı tarafça bu hususun dava sebebi olarak gösterilmediğini, müvekkillerin davacı asillerle hukuki anlamda bir ilişkisi söz konusu olmadığını, davacı asillere karşı açılmış icra takibi veya alacak talebinin söz konusu olmadığını, davacıların yalnızca cezai sorumluluğu olmasının muhtemel olduğunu, çekteki imzalar davacı tarafın iddiasındaki gibi kendilerine ait değil ise şirketin borçtan sorumlu olmamasının söz konusu olacağını, tersi anlamda imza davacılara ait değilse de davacı asillerin değil şirketin borçtan sorumlu olması gerekeceğini, davacı tarafın sunmuş olduğu 1.5 ve 1.6 numaralı Yargıtay kararları ve doktrin görüşlerinin huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davacıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, çekte imza inkarına ve çekin sahteliğine  dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle  davanın  usulden reddine karar verilmiş, davacılar  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava konusu ... bank Üsküdar Şubesi, ... çek numaralı, 28/02/2021 keşide tarihli 497.330,00 TL bedelli çekin keşidecisi ... San Ve Tic. A.Ş,  lehtarının  ise ... San. Ve Tic. A.Ş' olduğu, davacıların çek üzerinde şahsen borçtan sorumlu tutulmalarını ve hamil  tarafından  kendilerine şahsen başvurulmalarını gerektirecek bir imza koymadıkları, çek metnine göre kendi adlarına borçlu sıfatlarının bulunmadığı  görülmektedir. Her ne kadar karşılıksız çek keşide etmek suçundan İstanbul Anadolu 16. İcra Ceza Mahkemesinin 2023/14 Esas sayılı dosya ile yargılandıkları ve  icra ceza mahkemesinde  davacılara menfi tespit davası açmak üzere süre verildiği anlaşılıyorsa da,   çekin davacıların temsilcisi olan şirket adına keşide edildiği, davacıların da  çeki keşide eden şirket yetkilisi sıfatıyla yargılandıkları,  dolayısıyla çekin sahteliği iddiası ile açılacak davanın borçlu sıfatına haiz  keşideci şirket adına açılması gerektiği açıktır.  Bu itibarla  davacılar borçlu şirket yetkilisi olsa dahi davanın şirket yetkilisi sıfatıyla açılmayıp kendi adlarına  açılması sebeiyle çekten dolayı borçlu sıfatı bulunmayan davacıların söz konusu çek nedeniyle  menfi tespit talebiyle açtıkları bu  davada   aktif husumet ehliyetlerini bulunmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2020/2494 - 2020/4429).  İlk derece mahkemesince bu gerekçeyle  davanın usulden reddi kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı , istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı  sonucuna varılmıştır. Davacılar   vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarih ve 2023/504 E., 2023/884 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin yapanın üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16a896de17782025","SID":"2b06267b0f704dff"}}