{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/614 <br>KARAR NO: 2024/1033<br>İNCELENEN EK KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:  05/03/2024<br>NUMARASI: 2021/526 E. - 2023/799 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketçe boş olarak kiralandığı ve icra dosyasının borçluları ile davacının herhangi bir alakasının bulunmadığı haciz yapılan mahallin davacı şirketin şube adresi olduğu ve bunun ticaret siciline tescil edilmiş olduğunu, haczedilen menkullerin birçoğunun yeni alındığı ve faturalarla bu durumun sabit olduğunu, dolayısıyla haczedilen menkullerin davacının mülkiyetinde olduğunun açık olduğunu, borçluyla davacı şirket arasında organik bağın bulunmadığı ve ortaklar arasında herhangi bir yakınlık bağının mevcut olmadığını, borçlu şirket ile davacı şirketin faaliyet konularının bile farklı olduğu ve bunun da dosyaya sunulan İTO kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu hususlarda istihkak davası kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de davamızın haklılığının sabit olduğunu, muvazaalı bir şekilde alacaklıdan mal kaçırma durumunun kesinlikle söz konusu olmadığını, bu iddiaya ilişkin delil sunulmadığını,  haciz mahallinde yapılan evrak araştırmasında borçluya ait herhangi bir evraka rastlanmadığı ve davalı vekilin kötü niyetle ve bile bile borçluya ait olmayan menkulleri haczettirmiş olduğunu, haciz ve muhafaza baskısı altında kreasyon çıkarıp defile düzenleyecek olan davacının müzayaka halinden faydalanılmak istendiğini, bunun sonucunda davacının dosyaya ihtirazı kayıt konularak ve gerekli yasal yollara başvurulacağı bildirilerek teminat olarak iş bu davaya konu 50.000,00 TL 'yi  yatırdığını, ancak istanbul 24.icra hukuk mahkemesi'nin 2020/900 esas dosyası üzerinden verilen 22/09/2020 tarihli kararı ile tedbir talebimizin icra hukuk mahkemesince reddedildiğini ve davacı tarafından teminat olarak ihtirazi kayıtla dosyaya yatırılan paranın davalıya reddiyatının yapılmış olması hususları göz önünde bulundurulduğunda davacı şirket tarafından dosyaya teminat olarak yatırılan 50.000 TL'nin davalı ... Anonim Şirketine reddiyatının gerçekleştirilmesiyle davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini,  işbu davada, davacı şirket işyerinde yapılan hacize dayanak teşkil eden icra takibinin dava dışı borçlular aleyhine yapıldığını, davacı şirket ile dava dışı borçlular arasında hiç bir  ilgi ve alaka olmadığını, davacı şirket tarafından dosyaya ödenen 50.000,00 TL  nedeni ile davalının  sebepsiz zenginleştiğini, zira davacı tarafa ödenen miktarın bizzat davalının malvarlığına dahil olduğu açık olup davanın kabulüne karar verilmesi ile 18/09/2020 Tarihinde  İstanbul ...İcra Md....Esas Dosyasına ödenen 50.000,00 TL nin 18/09/2020 Tarihinden başlamak üzere işleyecek Ticari Avans Faizi ile Birlikte Davalı yandan tahsilini, alacak miktarının %20 sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KABULÜ ile; 50.000,00TL nin 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine,\" 05/03/2024 tarihli Ek Karar ile\" 1-Davalı  vekili yasal süre olan 2 hafta  içinde istinaf başvurusu talebinde  bulunmadığı anlaşıldığından HMK. nun 346/1. maddesi gereğince davalı vekilinin İstinaf  başvuru  isteminin REDDİNE,\"karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından ek karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemece taraflarına gönderilen tebligatta kanun yolu ve itiraz süresinin yazılı olmadığını, bu sebeple yapılan tebligatın eksik hazırlanıp tebliğ edildiğini, tebligatta bilgilendirme kısmında sadece mahkeme kararının yer aldığını , tebligatın usulsüz olduğunu, mahkeme kararının gerekçesinin usul hükümlerine aykırı ve yetersiz olduğunu , husumet itirazları olduğunu belirterek esasa ilişkin istinaf dilekçesinde yer alan sebepler ileri sürülmüş olup,öncelikle istinaf başvurusunun süresinde olduğunun kabulü ile ek kararın kaldırılmasına ve istinaf incelemesi yapılarak   asıl kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından asıl karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde ise özetle,  icra hukuk mahkemesinde görülen şikayet davasını emsal alarak işbu davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu, mahkemece araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini, kanundan kaynaklanan haklarını kullanan ve alacağını tahsil eden müvekkilin sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceğini, dosya açısından sebepsiz zenginleşenin dosya borçluları olduğunu, davacıdan tahsil edilen para nispetinde dosya borçlularının borcunun azaldığını, icra takip dosyasına yapılan ödemelerden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davasının dosya borçlularına karşı açılabilecek bir dava olup alacaklı müvekkilin sebepsiz zenginleşmediğinden müvekkiline karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, haciz uygulanan adresin dosya borçlusu şirketin haciz tarihindeki resmi ticaret sicil adresi olduğunu, dosya borçlusuna ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olduğunu, haczin uygulanma tarihi itibariyle davacının resmi olarak haciz uygulanan adreste faaliyet göstermiyor olduğunu, tüm bu hususların hem haciz adresinin resmi olarak dosya borçlusu ile olan ilgisini, hem de davacı ... Tekstil'in gayri resmi olarak borçlu ile birlikte aynı adreste faaliyette bulunduğunu gösterdiğini, Yargıtay yerleşik içtihatleri gereğince her iki şirket aynı adreste birlikte faaliyette bulundukları halde aralarında organik bağ olduğunun kabul edildiğini, aynı adreste daha önce 04.10.2019 tarihinde dosya borçlusu şirket yetkilisi ...'ın haciz adresinde hazır bulunduğunu, borcu ve tüm ferilerini kabul ettiğini, borcu ödemek için süre istediğini, lehe olan tüm sürelerden vazgeçerek haciz tutanağına dosya borçlusu şirket adına kaşe bastığını, davanın niteliği gereği ve HMK md. 190 vd maddelerindeki ispat kuralları gereğince davacı tarafın tanık dinletme talebine muvafakatleri bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf ve  istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf başvurusu süresinde olmadığından mahkemece verilen istinaf başvurusunun reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, icra dosyasının borçlusu ile müvekkilin herhangi bir alakasının bulunmadığı, mucurun müvekkil şirketçe boş olarak kiralandığı, haciz yapılan mahallin müvekkil şirketin şube adresi olduğu ve bunun ticaret siciline tescil edilmiş olduğu, haczedilen menkullerin birçoğunun yeni alındığı ve faturalarla bu durumun sabit olduğu, dolayısıyla haczedilen menkullerin müvekkilin mülkiyetinde olduğunun açık olduğu, borçluyla müvekkil şirket arasında organik bağın bulunmadığını , muvazaalı bir şekilde alacaklıdan mal kaçırma durumunun olmadığını, bu iddianın  ispatının bulunmadığını,  kötü niyetle ve bile bile borçluya ait olmayan menkullerin  haczettirildiğini, haciz ve muhafaza baskısı altında dosyaya ihtirazı kayıt konularak ve gerekli yasal yollara başvurulacağı bildirilerek teminat olarak 50,000 TL yatırıldığını  davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini, süresi içinde dosyaya delil, bilgi ve beyan sunmayan davalı yanın sair taleplerinin usulen dinlenebilir bir yanı bulunmadığını, borç ve borçlular ile hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen böyle bir muhafaza neticesinde ticaret hayatının sekteye uğrayacağını gözeten davacının teminat yatırdığını, davalı yanın 01/12/2023 tarihli gerekçeli karara karşı süresi dışında sunduğu istinaf taleplerinin, 05/03/2024 tarihli ek karara karşı sunduğu 21/03/2024 tarihli  tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, kötüniyeti açık olan davalı aleyhine kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek tazminat taleplerinin kabulünü  talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince \"Davanın KABULÜ ile; 50.000,00TL nin 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine,\" dair 01/12/2023 tarih, 2021/526 Esas ve 2023/799 Karar sayılı  karar verilmiştir.  Gerekçeli karar davacı vekiline tebliğe çıkartılmış, tebligat 14.02. 2014 tarihinde daimi çalışan sıfatı ile ... imzasına  tebliğ edilmiştir. Mahkemece  05/03/2024 tarihli Ek Karar ile, davalı  vekilinin yasal süre olan 2 hafta  içinde istinaf başvurusu talebinde  bulunmadığı anlaşıldığından HMK. nun 346/1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf  başvuru  isteminin reddine karar verilmiş, davalı vekili tebligatta kanun yolu ve itiraz süresinin yazılı olmadığını, bu sebeple yapılan tebligatın eksik hazırlanıp tebliğ edildiğini, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğunu beyanla  ek karara karşı istinaf talep etmiştir. Gerekçeli kararın davalı vekiline 14.02.2024 tarihinde daimi çalışan sıfatı ile ... imzasına  tebliğ edildiği, tebligat üzerinde \"bu zarfta gerekçeli karar evrakı vardır\" açıklamasının yer aldığı, gerekçeli karara bakıldığında hükmün sonunda \" davacı vekilinin ile davalı vekilinin  yüzüne karşı  HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı\" ibareleri bulunduğu, bu haliyle tebliği yapılan  gerekçeli kararda başvurulacak kanun yolu ve süresinin usule uygun olarak gösterildiği, ayrıca gerekçeli kararın gönderildiği tebligat zarfı üzerine kanun yolu ve süresinin yazılmasının gerekmediği ,mahkemenin gerekçeli kararının, davalı vekiline 24.02.2024  tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı vekilinin, istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesini 01.03.2024 günü harcını da bu tarihte yatırmak suretiyle ibraz ettiği , HMK'nın 345. maddesine göre,kararın tebliğinden itibaren iki hafta olan başvuru süresinden sonra talepte bulunduğu anlaşıldığından mahkemece aynı gerekçe ile HMK'nın 346/1 maddesi gereğince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine  dair  verilen ek kararda, hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin ek karara yönelik  istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin asıl karara karşı  istinaf başvurusu süresinde olmadığından, esasa girilmeden reddedilmiş olduğundan   HMK 348/2 maddesi gereği  davacının , katılma yolu ile istinaf başvurusunun da usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilnin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan  reddine, Davalı vekilinin  katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK348/2 ve  352. maddesi gereğince  usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2024 tarih ve 2021/526 E., 2023/799 K. Sayılı ek kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK 348/2 ve  352. maddesi gereğince  USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62fea72783ca672f","SID":"5c061756fb85f2fd"}}