{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/273 <br>KARAR NO: 2024/557<br>KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/10/2020<br>NUMARASI: 2018/552 Esas -  2020/235 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Kaptanın Yetki Ve Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davadışı sigortalı ...'a ait ... isimli teknenin yat sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, teknenin 04/09/2017 tarihinde davalı yönetiminde ... mevkiinde seyir halinde iken yanaşma manevrası sırasında su altındaki kayaya çarparak hasara uğradığını, ilk hasar tespitinin su altında yapıldığını ve hasarlı bölgenin geçici olarak kapatıldığını, daha sonra karaya alınarak onarımının gerçekleştirildiğini, hasara ilişkin ekspertiz raporu düzenlenerek hasar tutarının tespit edildiğini, tutanağın davalı kaptan tarafından imza altına alındığını, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalının uğradığı zararı tazmin ettiğini ve sigortalının haklarına halef olduğunu, davalının teknede gelen hasardan sorumlu olduğunu, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına borçlu/davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin çalıştığı özel teknenin Deniz İş Kanunu kapsamına giren bir gemi statüsüne haiz olmadığından Ticaret Mahkemeleri nezdinde ve Denizcilik İhtisas Sıfatıyla bu davaya bakılamayacağını, davacının davayı İş Mahkemeleri nezdinde açması zaruretinin bulunduğunu, kazanın teknedeki teknik arızalardan meydana geldiğini, bu hususta işverenin defaatle uyarılmasına rağmen teknik bakım ve onarımını yaptırmadığını, bu nedenle tekne harici sahibi haricinde sorumlu tutulabilecek kimse olmadığını, davacının müvekkiline rücu ve dava hakkı bulunmadığını belirterek davacının görevsiz mahkeme nezdinde ikame ettiği davanın reddine, husumet itirazları gözetilerek davanın saniyen reddine, davacının yasal koşulları oluşmadan açtığı davasının esasen de haklı sebepler ardında ikame edilmemiş olması ve müvekkile atıfı kabil herhangi bir kusura bulunmaması nedeniyle  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"dava konusu teknenin hasarlanmasına dava konusu kazaya teknedeki kıç tarafta bulunan elektronik gaz kolunun takılı kalmasının neden olduğu, olabilecek olumsuzluklarla ilgili davalının tekne sahibini bilgilendirmesine rağmen arızanın giderilmediği anlaşılmakla her ne kadar dosyadaki eksper raporunda teknenin 19/10/2017 tarihinde deneme seyrinde gaz kolunda bir olumsuzluk tespit edilmemişse de bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu tip bir arızanın her kullanımda ortaya çıkması kesin olan türden bir arıza olmadığı tespiti karşısında kaza nedeniyle davalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı mahkemece kabul olunmuştur. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, ttk m.1088 ve 1089 uyarınca meydana gelen hasardan sorumlu olup mahkeme'nin yalnızca bilirkişi raporu uyarınca teknik kusur tespitinin yerinde olmadığını, dava konusu hasarın, sigortalı teknenin davalı yönetiminde yanaşma manevrası sırasında su altındaki kayaya çarpması sonucu meydana gelmiş olup davalının, oluşan zarardan sorumlu olduğunu, zira kaptanın TTK m.1088 uyarınca bütün işlerinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorunda olup kusuruyla yol açtığı zararlardan ve görevini yapmamasından doğacak zararlardan dolayı sorumlu olduğunu, dava konusu zarara sebep olan kayaya çarpma hadisesinin gerçekleşmesinin hemen akabinde eksperlerce inceleme yapılmış ve dosyada mübrez ekspertiz raporu düzenlenmiş, ekspertiz raporu incelendiğinde, olayın bilirkişi raporunda belirtildiği gibi teknik bir kusurdan kaynaklandığının tespit edilmediğinin görüleceğini, ayrıca, davalı teknenin onarım ve bakımının davacı sigortalısınca yaptırılmadığını iddia etmişse de bu iddialarını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, davalının ispattan yoksun iddiaları doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalının davacı şirket sigortalısını bilgilendirdiğine ilişkin herhangi bir ispat vasıtası sunulmamış olup yerel mahkeme'nin sadece taraflı tanık beyanlarına dayanılarak hazırlanmış bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalının teknenin teknik aksamının bozuk olduğunu ve bu sebeple sefere çıkmaya elverişli olmadığını davacı şirket sigortalısına bildirdiğine dair herhangi bir somut delil bulunmadığının delillerin incelendiğinde görüleceğini, bilirkişilerin somut delillerden yoksun olan davalının iddialarını sanki somut delil ile ispatlanmışcasına raporlarında belirtmelerinin yerinde olmadığını, davalının iddiasını ispat külfeti davalıda olup bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, HMK md. 194' e göre davalı dayandığı iddialarını somutlaştırması gerektiğini, dava konusu hususlar, HMK m.200 ve 201 gereğince tanıkla ispat olunamayacağından tanık beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, davalının hasardan sorumlu olduğu hukuken delil niteliğini haiz, tarafsız ve bağımsız olarak hazırlanan ekspertiz raporu ile tespit edilmiş ekspertiz raporları delil niteliğini haiz, tarafsız ve bağımsız olarak hazırlanan hukuken geçerli belge olarak kabul edilmesi gerekli belgelerden olup bu sebeple, tanıkların tarafsızlığı şüphe oluşturan ve somut gerçeklere aykırı beyanları nedeniyle davalı tanık beyanlarına ve tanık beyanları doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınmasının doğru olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, teknik ve kazaya sebebiyet vermesi muhtemel sair tüm hususların irdelendiğini, bu bakımdan davalının kusursuz olduğu bilirkişi raporu ile de sabit olup tamiri yapılmayan gaz kolundaki sıkışıklık arızası nedeniyle davalının hiçbir kusuru olmaksızın, önleyemeyeceği ve müdahale edemeyeceği kaza meydana geldiğini, teknede bulunan teknik arıza ve kaza ile ilgili bilgi sahibi olan ve görgü şahitliği olan kişilerce tanıklık yapılmış olup davanın esasının aydınlatıldığını, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, yat sigortası kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yatın hasarlanmasında davalı kaptanın kusurunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava dışı ...'a ait ... isimli yat, 26/05/2017-2018 tarihleri arasında geçerli yat sigortası ile sigortalanmıştır. 04/09/2017 tarihinde ... isimli teknede kıçtan kara bağlanmak üzerindeyken hasar meydana gelmiştir. Davacı sigorta şirketine hasarın ihbar edilmesi üzerine yaptırılan ekspertiz çalışması sonunda tespit edilen hasar tutarı 3.509,34 € 20/12/2017 tarihinde davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısına ödenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"TTK'nın 1472. maddesi gereğince rücuen tazminat\" sebebine dayalı olarak 3.509,34 € asıl alacağın tahsili istemiyle 23/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun Madde 1472/1. Maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. TTK'nın 1429/1. maddesine göre de, sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. Türk Ticaret Kanunu’nun 1062. maddesine göre, donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışma kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ayrıca TTK'nın 1103 vd. Maddelerine göre kaptanın, donatanı temsil yetkisi bulunmaktadır. Buna göre somut olayda davalı, 6102 sayılı Kanun'un 1429 uncu maddesi hükmü anlamında, sigortalı lehtarın hukuken fiillerinden sorumlu bulunduğu kişi konumundadır. Bu haliyle, davalının sigorta ilişkisinde üçüncü kişi olarak kabulü mümkün bulunmadığından, davacı şirketin davalı kaptandan rücu isteminde bulunması mümkün değildir(Yargıtay 11. HD'nin 14.06.2023 Tarih ve 2021/8538 E. - 2023/3784 K. sayılı kararı ile 02.07.2014 Tarih ve 2014/1878 E. - 2016/12678 K. sayılı kararı). Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc30690c8ca40265","SID":"c76784255df61e2e"}}