{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/186 <br>KARAR NO: 2024/574<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/09/2020<br>NUMARASI: 2018/247 Esas -  2020/551 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin<br>Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı temlik eden ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın Beyoğlu Şubesi ile ... arasında akdedilen kredi sözleşmesini davalı borçlu ...'nun müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkil bankaca davalı borçluyla ticari ihtiyaç kredisi kullandırıldığını, borçlunun borcunu yasal süresi içerisinde ödemediğini, davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrini tebliğ aldığını, itiraz ettiğini, davalının itirazının hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olduğunu ve bu nedenle icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, davalı yanın % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkeme dosyası ile birleşen 2017/131 esas 2017/283 karar sayılı dava dosyasında davacı vekili, müvekkil bankanın Beyoğlu Şubesi ile ... arasında akdedilen kredi sözleşmesini davalı borçlu ...'nun müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkil bankaca davalı borçluyla ticari ihtiyeç kredisi kullandırıldığını, borçlunun borcunu yasal süresi içerisinde ödemediğini, davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına davalının itirazın iptali ile takibin devamını, davalı yanın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu Mahkemeleri\" yetkili olduğunu, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafından asıl borçluya kullandırılan “ihtiyaç kredisi”ne ilişkin Kredi Sözleşmesinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, “hesap kat”ı ihtarı yapılmadığını, muaccel olmuş bir borç doğmadığını, ihtiyaç kredisi için asıl borçlu aleyhine yapılan takibi semeresiz kalmadan kredi sözleşmesinin kefili hakkında icra takibi mümkün olmadığından müvekkil aleyhine icra takibi yapmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; 2018/247E dava dosyası yönünden Açılan dava itirazın iptali davası olup davacı banka ile dava dışı  asıl borçlu ... arasında genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı,12.09.2008 tarihli sözleşmeye davalı ...’nun 96.000,00 ve 13.000,00 TL sözleşme limiti itibariyle müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı davalı ...’nun sözleşmeleri müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,kefalet miktarını  kendi eliyle yazdıkları,  imzalandığı,  gözetilerek TBK m. 583 vd. Hükümlere uygun olarak davalılar ile banka arasında yasal şartlara uygun olarak geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmış olup, Genel Kredi sözleşme 25. maddesinde delil sözleşmesi düzenlenmiş olup işbu sözleşmeden kaynaklı her türlü uyuşmazlıkta bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğinin belirtildiği, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ihtarnamelerin davadışı asıl borçlu olan ...’e belirtilen adresine çıkartılan 22.04.2016 tarihli 30 günlük ödeme süresi bildirilen ihtarnamenin 26.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...’na herhangi bir ihtarnamenin gönderilmediği,asıl borçlu ... ihtarnamedeki kredi kartı borcunun tasfiyesi için davacı bankadan 30.05.2016 tarihinde 13.950,00TL lik kredi talep ettiği, 30.05.2016 tarihli Bireysel Kredi Sözleşmesi ve Ödeme Planının sadece davadışı asıl borçlu olan ... tarafından imzalanarak her biri 539,24TL olan 36 taksitle 13.950,00TL bireysel tüketici kredisi kullandırıldığı, ihtarnamede belirtilen borcun tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Usul ve yasaya uygun denetime elverişli bilirkişi incelemesinde  dsya kapsamındakibelgeler incelendiğinde geri ödeme planındaki kesintiler bölümünde tahakkuk eden faizlerden KKDF kesintisi yapılmış olduğu, yeni kullandırılan kredinin ticari mahiyettte olmadığı Tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu tespit edilmiş olup davalı ...’nun 30.05.2016 tarihli Bireysel Kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı dolayısıyla  müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalamadığı,kefalet miktarını  kendi eliyle yazmadığı  gözetilerek TBK m. 583 vd. Hükümlerindeki şartların gerçekleşmediği  davalı ile banka arasında yasal şartlara uygun olarak geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı  anlaşılmış olup  davanıın reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememiz dosyasıyla birleşen 2017/131 E dava dosyası yönünden Açılan dava itirazın iptali davası olup davacı banka ile dava dışı  asıl borçlu ... arasında genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, 12.09.2008 tarihli sözleşmeye davalı ...’nun 96.000,00 ve 13.000,00TL sözleşme limiti itibariyle  müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı davalı ...’nun sözleşmeleri müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,kefalet miktarını  kendi eliyle yazdıkları,  imzalandığı,  gözetilerek TBK m. 583 vd. Hükümlere uygun olarak davalılar ile banka arasında yasal şartlara uygun olarak geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmış olup, Genel Kredi sözleşme 25. maddesinde delil sözleşmesi düzenlenmiş olup işbu sözleşmeden kaynaklı her türlü uyuşmazlıkta  bankanın defter ve kayıtlarının  kesin delil teşkil edeceğinin belirtildiği,  kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ihtarnamelerin davadışı asıl borçlu olan ...’e belirtilen adresine çıkartılan 22.04.2016 tarihli 30 günlük ödeme süresi bildirilen ihtarnamenin 26.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, asıl borçlu ... ihtarnamedeki ticari nakit kredi borcunun tasfiyesi için davacı bankadan 30.05.2016 tarihinde 32.400,00TL lik nakit kredi talep ettiği, 30.05.2016 tarihinde asıl borçlu olan ... tarafından imzalanarak her biri 1.204,66TL olan 36 taksitle 32.400,00TLnakit ticari kredisi kullandırıldığı, mevcut kredinin kapatıldığı, yeni ödeme planında davalı müteselsil kefil ...’nun imzasının bulunmadığı ancak  12.09.2008 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin bu borcu da kapsadığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan bedeller yönünden kefalet limitini aşmadığı, davalı kefile ihtar tebliğ edilmediğinden temerrüdün 13.12.2016 takip tarihinde oluştuğu anlaşılmakla  bilirkişi raporunda hesaplamalar üzerinden davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Temlik eden ... A.Ş. ile dava dışı üçüncü kişi ... arasında 12.09.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin tüm sayfaları ... ile davalı ...'nun imzalarını taşıdığını, davalı sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlu ve kefilin imzaya itirazı söz konusu olmadığını, taraflar arasında imzalanan ... İşletme Kart Taahhütnamesi de kefil sıfatıyla davalının imzasını taşıdığını, dava dışı borçlu ... daha sonrasında 30.05.2016 tarihli kredi daha kullanmış olup, tüm bu krediler dava dışı borçlunun ilk kredisinin devamı niteliğinde olduğunu, nitekim mahkemece 30.05.2016 tarihli kredinin önceki kredi kartı borçlarının kapatılması amacı ile kullandırıldığı hususu da kabul edildiğini, yani 30.05.2016 tarihli kredi ile yeni ve bağımsız bir borç ilişkisi doğmadığını, aksine temerrüde düşülen kredilerin ifası ve ödenmesi gayesi ile ilk kredinin devamı ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde kredi kullandırımı gerçekleştiğini, bu kapsamda temlik eden bankanın dava dışı borçlunun ticari faaliyetleri kapsamında kredi kullandırıldığının kabul edilmesi gerekirken mahkemece kullanılan kredinin bireysel kredi olduğuna dair kurulan hüküm yerinde olmadığını, nitekim doğmamış borçlar için yapılan kefalet sözleşmesinin de bağlayıcı olacağı doktrinde kabul edildiğini, mahkemece kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava konusu kredi sözleşmenin bireysel kredi sözleşmesi olduğu varsayılarak hüküm tesis edildiğini, kullanılan kredi bireysel kredi olsa idi, huzurdaki davaya bakmakta olan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi kapsamında değil, tüketici mahkemelerinin görevi kapsamında olacağını, ancak mahkemece kredinin bireysel kredi olduğu savunulduğunu, o halde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi de yerinde olmadığını, davalı/ borçlunun itirazı kötüniyetli olup, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı yan tarafından müvekkil aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı takibe geçilmiş olup, tarafımızca ilgili takip dosyasından mehil vesikası alınacak ve dosyaya sunulacağını, bu nedenle sunulacak mehil vesikasından sonra icranın geri bırakılması talebinin kabulüne karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmiş olup süresi içerisinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasında geçerli bir borcu sona erdiren mutabakat bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"kredi üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti\" sebebine dayalı olarak 14.483,47 TL nin tahsili istemiyle 07/12/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl dava açılmıştır. Davalı vekili davacı tarafın istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesinde borcun sona erdiğine dair beyanda bulunmuş olup dilekçe ekindeki 10/11/2020 tarihli mutabakata dayanmıştır. Bu mutabakat ile davaya konu takibin protokol kapsamında olduğunu ve davacının takiplerden feragat edeceğini taahhüt ettiğini ileri sürmüştür. Bunun üzerine ilgili evrak davalı taraftan talep edilmiş ve davacı vekiline tebliğ edilmiş ise de davacı vekilince herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Her ne kadar yargılama sırasında ibraz edilmeyen belgeler istinaf aşamasında nazara alınamayacak ise de alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu söndüren bir hususun yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olup, mahkemece, davalı vekilinin ibraz ettiği 10/11/2020 tarihli mutabakat başlıklı belgenin borcu sona erdiren belge niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, asıl davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4886444f5f2aeed2","SID":"2dc7491e593e52d8"}}