{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/29 <br>KARAR NO: 2024/685<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/11/2020<br>NUMARASI: 2019/877 Esas -  2020/772 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların  reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Davacılar vekili asıl dosyada ve birleşen dosyada dava dilekçesi ile özetle; davalı şirketin 07.03.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına çağrının 13 Şubat 2019 gün ve 9766 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ilan içeriğinden de anlaşılacağı üzere toplantıya çağrının tek imzayla ... tarafından yapıldığı, ancak Türk Ticaret Kanunu’nun “Çağrı,  I – Yetki  1. Yetkili ve görevli organlar” başlıklı 410.maddesi aynen; “(1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir….” düzenlemesini içerdiği, yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere olağanüstü genel kurul toplantısına şirket ortaklarının yönetim kurulu kararıyla çağrılması gerektiğini; yönetim kurulunun ise 25.01.2016 gün ve 8996 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere üç üyeden oluştuğu, bunlarında ..., ... ve ... olduğu, davaya konu toplantıya çağrının ise tek imzayla ... tarafından yapıldığı, bu çağrının usulsüzlüğüne rağmen müvekkillerinin toplantıya katılmadıkları, toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün tek başına genel kurulun iptalini gerektirmediğinin bilincinde olduklarını, yerleşik yargı uygulamasının bu yönde olduğunu;  bu durumun genel kurulun iptali nedeni olmasa dahi şirketin nasıl bir zihniyetle yönetildiğinin göstergesi olduğu, çoğunluk hisseye sahip olan ...'ün  yasaları ve teamülleri bir kenara bırakarak sayısı yirmiye yaklaşan bağlı şirketleri keyfi yönetim gayretinde olduğu, işbu dava ile yönetim kurulunun seçimine itiraz ederek alınan kararın iptalini isteme nedenlerinin altında yatan temel etkenin de adı geçen yöneticinin bu zihniyeti olduğunu; davalı şirketin dört yıldır olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı, dava tarihi itibariyle en son genel kurul toplantısının yapılma tarihinin 29.12.2015 olup, bu toplantıda 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısı yapıldığı, 2015, 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait genel kurul toplantısı yapılmadığı halde sadece yönetim kurulunu değiştirmek için sadece bu gündem maddesiyle Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapılmasının kötüniyetin ve kötü yönetimin açık bir göstergesi olduğunu; Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında yeni yönetim kurulu üyesi olarak seçilen kişilerin bu görevi iyiniyetli olarak layıkı ile yapmayacaklarının yaşanan olaylarla belirgin hale geldiğini, ortaklar arasındaki açılmış pekçok davanın bulunduğu, şirket yöneticilerinin şirketi yönetmekte şahsi hesaplar içerisine girerek kişisel husumetler besledikleri, davalının şirketi (ve paydaş olduğumuz diğer şirketleri) yönetirken olağan ticari faaliyetlerin dışına çıkan bir yönetim tarzı sergilediği, bunun nedeninin de müvekkilleri olan davacılar ile diğer pay sahibi olan ortaklar arasında gelişen olaylar olduğunu; yönetim kurulu olarak yeni seçilen  kişiler önceki yıllardaki faaliyetleri nedeniyle ibra edilmemiş olan kişiler olduğu, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin en son ibrasının 2014 yılına ait faaliyetleri nedeniyle 29.12.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla olduğu, ibra edilmemiş olmalarının çok önemli olduğu 2015 yılından bu yana davalı şirket de dahil olmak üzere paydaşların birlikte yer aldıkları tüm şirketlerde işleyiş ve yapılan faaliyetler şirketlerin ve müvekkillerinin zararına olacak şekilde yürütüldüğü, olağan bir genel kurul yapılarak şirketin denetlenmesi imkanının safdışı edilmek istendiği, keyfi bir uygulamayla şirketin kasıtlı olarak kötü yönetildiği, dört yıldır olağan genel kurul toplantısı yapmayan kişilerin yönetime devam edecek olmalarının çok vahim sonuçlara neden olacağını, bu nedenle yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 nolu olağanüstü genel kurul kararının iptalini istemelerinin gerektiğini, yönetim kurulunun seçiminin iptal edilmesi nedeniyle de bununla bağlı olan ve hükümsüz kalacak olan yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin 3 nolu kararın da iptali gerektiği, ayrıca, yönetim kurulunun seçimine ilişkin 2 nolu kararın iptali edilecek olması nedeniyle hükümsüz kalacak olan yönetim kurulu üyelerine TTK’nun 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin 4 nolu genel kurul kararının da iptalini talep ettiklerini belirterek davalı şirketin 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 nolu kararın, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin 3 nolu kararın, yönetim kurulu üyelerine TTK’nun 395 ve 396. maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin 4 nolu genel kurul kararının iptalini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalı vekili asıl dosyasında cevap dilekçesinde ve birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; davada derdestlik itirazlarının olduğu, davacıların davayı ikame etmesinde hukuki yararın bulunmadığını, somut olayda aynı konuda İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/343 Esas sayılı dosyası ile açılan derdest bir davanın bulunduğu, davacının huzurdaki davayı açmaktaki kararının hukuki olmadığını, aynı konuda hali hazırda devam eden bir dava varken davacının hakkına kavuşmak için huzurdaki davada verilecek karara muhtaç olmadığının açık olduğunu, hali hazırda derdest bir dava olmasına rağmen aynı davanın tekrar açılması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerekeceğinin hem kanun hem de gerekçesinin açık bir şekilde ortaya koyduğunu, davanın derdestlik ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, huzurdaki davanın iptal davası açabilmek için kanunun aradığı alınan kararlara muhalif kalma koşulu yerine getirilmeksizin ikame edilmiş olup davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, TTK.mad.446/1-a da yer alan düzenlemeden iptal davası açmak için sadece önerinin aleyhine oy kullanmanın yeterli olmadığı, aynı zamanda muhalefetin gerekçesiyle birlikte toplantı tutanağına geçirilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda, genel kurul toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere davacılardan ... ile diğer davacı ...'ü vekaleten toplantıya katılan ..., dava konusu genel kurulda oylama yapılmasına ve iptali istenen yönetim kurulunun seçilmesine ilişkin 2.maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan karşı çıktıkları, bu husustaki beyanlarını da henüz karar alınmadan tutanağa geçirttikleri ve beyanlarında açıkça önerinin ve oylamanın yapılmasına muhalefet ettiklerini belirtmiş olmalarına karşın oylama yapıldıktan sonra herhangi bir muhalefet beyan etmedikleri ve bu hususta herhangi bir beyanı tutanağa geçirtmediklerini, davacı anın dava dilekçesinde ispata elverişli somut delil göstermediği, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini somutlaştırılmadığını; müvekkili şirketin 07.03.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı, bu toplantıya çağrı, davacıların haksız ve mesnetsiz iddialarının aksine usul ve yasaya uygun şekilde yapılmadığını, müvekkili şirketin önceki yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin 29.12.2018 tarihinde dolmuş olup yeni yönetim kurulunun seçilmesinin zaruri hale geldiğini, davacıların dava konusu toplantıda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye veya objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispat etmesi gerektiği, işbu ispat yükünün yerine getirilmediğini, bir yönelik kurulu üyesinin geçmiş yıllardaki faaliyetleri nedeniyle ibra edilmemiş olmasının yeniden yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine engel oluşturacağı yönünde gerek TTK gerek sair mevzuatta bir hüküm yahut düzenleme bulunmadığı, davacıların bu yöndeki iddialarının herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığı, anılan sebeplerle davacıların 2 nolu kararın iptali talebine yönelik gerekçeleri yerinde olmadığı gibi işbu kararın TTK.m.445 uyarınca kanuna, esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturduğunu ispat edemediklerinin açık olduğunu, davacıların yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin belirlenmesi ile yetki verilmesine dair 3 ve 4 nolu kararların iptali taleplerine ilişkin tek gerekçelerinin yönetim kurulu seçiminin iptalini talep etmeleri olmasının bu hususlarda başkaca bir iptal gerekçeleri bulunmaması, bu karaların hangi açılardan kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğunu yönünde dava dilekçesinde herhangi bir açıklamada bulunmaması, yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın da iptalini gerektirir koşulların ise somut olayda oluşmaması sebepleriyle 3 ve 4 nolu kararların iptali taleplerinin reddi gerektiğini; davacılardan ...'ün yönetim kurulu üyesi olduğu süreçte müvekkili şirketin ticari faaliyetine hiçbir ilgi ve alaka göstermediği için bu husustaki tüm yükü diğer yönetim kurulu üyelerinin üstlendiğinden davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, yeni yönetim kurulunda yer almak gibi bir talebinin olmadığını; davacı tarafın dava dilekçesinde ispata elverişli somut delil göstermemiş, hangi delillin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini somutlaştırmamış olması sebepleriyle davacı yanın delillerinin kabul edilmemesini, davanın derdest şekilde ikame edilmesi, davacıların hukuki yararının bulunmaması, dava konusu genel kurul kararlarına karşı daha karar alınmadan peşinen karşı çıkmaları, kararın alınmasından sonra yapılmış bir muhalefetin bulunmaması, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı \"alınan kararlara muhalif kalma\" koşulunun yerine getirilmemesi sebepleriyle dava şartı yokluğuyla açılan davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının, bu toplantıya çağrının, davacıların haksız ve mesnetsiz iddialarının aksine usul ve yasaya uygun şekilde yapılması, iddia edilen aykırılıklar var olsa bile bu durumun kararların alınmasında etkili olmaması, müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin 29.12.2018 tarihinde dolmuş olması sebebiyle ivedi şekilde yeni yönetim kurulunun seçilmesinin zaruri hale gelmesi, davacıların dava konusu toplantıda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu edememesi, müvekkili şirketin dava konusu toplantıdan önce yönetim kurulu üyesi olan davacılardan ...'ün eşi diğer davacı ...'ün şirketin ticari faaliyetine hiçbir ilgi e alaka göstermemesi, davacıların kötü niyetli olması sebepleriyle davacının tüm taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin faizi ile birlikte davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bildirmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...dava konusu genel kurul 07.03.2019 tarihinde yapılmış davanın 31.05.2019 tarihinde 3 aylık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 nolu kararın iptalini istemiştir. Genel kurul toplantı tutanağı incelenmiş \"şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesi gündem maddesinin müzakeresine geçildi. ... ve ... vekili ... söz alarak \" ...\" şeklinde henüz karar alınmadan kararın müzakeresi esnasında muhalefet şerhini sunduğu, karar alındıktan sonra tutanağa geçirilmiş bir muhalefet şerhinin olmadığı görülmüştür. Davacılar vekili Yönetim kurulu üyelerine 1.000 er TL ücret ödenmesine dair 3 nolu karar ile Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. Maddelerinde sayılan izinlerin verilmesi gündem maddelerine \" Yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine itiraz ettiğimizden bu gündem maddesine ilişkin olarak olumsuz oy kullanıyoruz\" gerekçesi ile muhalif kalmışlardır. Yönetim kurulu üye seçimine dair 2. Madde ile ilgili açıklama yukarıda yapılmıştır. Davacıların 2. Madde için usule uygun bir muhalefet şerhi de sunmadıkları görülmüştür.Davacılar vekili dava dilekçesinde dört yıldır genel kurul yapılmadığı halde sadece yönetim kurulunu değiştirmek için olağanüstü genel kurul yapılmasının kötüniyet göstergesi olduğunu ileri sürmüştür. Öte yandan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin 3 yıl olan görev süreleri 29.12.2018 tarihinde dolmaktadır. Dolayısı ile görev süresi biten yönetim kurulunun yerine olağanüstü genel kurul yaparak yönetim kurulu seçiminin TTK'nın 446. Maddesine aykırılık oluşturmadığı anlaşılmıştır. Şirketin kötü niyetli olduğuna dair davacı yanca bir delil de ibraz edilememiştir.  Davacılar vekili ibra edilmeyen kişilerin tekrar yönetim kurulu üyesi seçildiğini belirtmiş bunun kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür. .. Davacı Yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ile ilgili karar da yönetim kurulu üye seçimindeki nedenlerden ötürü muhalif kalmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davacının yönetim kurulu üye seçimine dair ileri sürdüğü iptal nedenleri yerinde değildir. Ayrıca yönetim kurulu üye seçimine peşinen muhalefette bulunulmuştur. Tüm dosya kapsamından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacılar iş bu davada ihtiyari dava arkadaşıdır...Somut olayda davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur. Dava red edildiğinden her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. Davacı birleşen davanın mükerrer kayıt nedeni ile açıldığını belirtmiştir. İlgili dosya incelenmiş gerçekten de dava dilekçesinin tıpa tıp aynı olduğu, dava tarihinin aynı olduğu, İstanbul Anadolu mahkemelerine hitaben yazıldığı görülmüştür. İlgili mahkemece esasın kapatılıp gönderilmesi mümkünken yetkisizlik kararı verilmiş sonrasında birleşme kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir. 6100 sayılı kanunun 114/1-ı madde ve fıkrası \"Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması\" nı dava şartı olarak saymış, 115/2. Maddede de mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceğini belirtmiştir. Söz konusu bu davanın iş bu nedenle usulden reddine karar verilmiş.. Mahkememizin 2019/877 E. Sayılı dosyası yönünden  davanın reddine, Birleşen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/624 E. Sayılı dosyası yönünden davanın 6100 sayılı kanunun 114/1-ı,115/2 madde ve fıkraları uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantı tutanaklarında da açıkça görüleceği gibi müvekkilinin toplantı sırasında muhalefetini bildirdiğini ve bunun da toplantı tutanaklarına açıkça yazıldığını, yerel  Mahkemece bu durumun göz ardı edilerek haksız ve hukuka aykırı bir karar verildiğini, yine Yerel Mahkeme gerekçesinde \"..şirketin kötü niyetli olduğuna dair davacı yanca bir delil de ibraz edilememiştir” denilerek tüm delillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin dört yıldır olağan genel kurul toplantısı yapmadığını, 2015, 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait genel kurul toplantısı yapılmadığı halde sadece yönetim kurulunu değiştirmek için sadece bu gündem maddesiyle olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasının kötüniyetin ve kötü yönetimin açık bir göstergesi olduğunu, davalı şirketin dört yıldır finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporları oluşturulmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibraları yapılmadığını, faaliyetleri dört yıldır denetimden geçmeyen ve bu denetimlerin yapılması için şirketi olağan genel kurul toplantısına çağırmayan kişilerin tekrar yönetici olarak seçildiğini, şirket yöneticilerinin şirketi yönetmekte şahsi hesaplar içerisine girerek kişisel husumetler beslediğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin en son ibrasının 2014 yılına ait faaliyetleri nedeniyle 29.12.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla olduğunu, ibra edilmemiş olmalarının çok önemli olduğunu, çünkü 2015 yılından bu yana davalı şirket de dâhil olmak üzere paydaşların birlikte yer aldıkları tüm şirketlerde işleyiş ve yapılan faaliyetlerin şirketlerin ve müvekkillerinin zararına olacak şekilde yürütüldüğünü, olağan bir genel kurul yapılarak şirketin denetlenmesi imkânı saf dışı edilmek istendiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğu açıkça ortaya konulmuş olmasına rağmen hiçbiri dikkate alınmayarak eksik inceleme ile red kararı verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun da yeterli olmayıp, konusunda uzman bir heyetten rapor alınması gerektiğini beyanla istinaf başvurularının  kabul edilerek yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı bozularak kaldırılmasını ve istinaf başvurularının kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2019/877 esas sayılı dosya ve birleşen ilgili dosya hakkında iki ayrı dosya için hüküm kurulması gerekirken birleşen dava açısından taraflarına  vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İstinaf başvurumuzun kabulü ile, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/877 esas sayılı dosyasının 2020/772 karar numaralı 11.11.2020 tarihli kararının düzeltilerek davacılar yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı içeren asıl davanın ve yine davacılar yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı içeren birleşen davanın reddedilmeleri sebebiyle tarafları lehine her iki davacıdan her iki dava için ayrı ayrı olmak üzere toplam dört adet vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin faizi ile birlikte davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, davalı anonim şirketin 07.03.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan  2, 3 ve 4 nolu kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri tarafından yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde, asıl dava yönünden genel kurul kararlarının iptali gerekip gerekmediği, birleşen dava yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceği noktasındadır. Anonim şirketlerde genel kurul toplantısının hukuken geçerli olabilmesi için öncelikle toplantıya çağrının yetkili organ veya kişilerce yapılması gerekir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarına göre genel kurulun toplanması için çağrı yapan kişi ya da kurulun toplantıya çağrı yapmaya yetkili olmaması halinde yapılan çağrı yok hükmünde olup, bu çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan kararlar da yok hükmündedir. (2015/15527E. 2017/2736K.; 2015/3475E. 2015/10856K. ; 2005/14116E. 2007/5618K.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 410.maddesine göre genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. TTK'nın 390/1. maddesine göre yönetim kurulu, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Yönetim kurulu, genel kurulu olağanüstü toplantıya çağrı yetkisini kullanırken Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kurallarına ve aynı yasanın ikinci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun davranmalı, açıkça bir ortağın ya da üçüncü kişinin zararına hareket etmemelidir (Karslıoğlu, s.164) Genel kurul toplantısına çağrı usulü TTK'nın 414. maddesinde açıklanmış olup, anılan madde hükmü gereğince genel kurul, toplantıya esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Çağrıdaki usulsüzlüğün yaptırımı, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Bunun dışında alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerektiği gibi çağrı usulsüzlüğü nedeniyle toplantıya katılamamanın, kararın neticesine etkili olduğunun saptanması zorunludur. Somut olayda davacı tarafça davaya konu genel kurulun yapılması hakkında yönetim kurulu yerine yönetim kurulu başkanı tarafından çağrı yapıldığı iddia edilmiş ve davaya konu genel kurul toplantısında toplantı şekline itiraz edilmiştir. Her ne kadar toplantıya çağrı ilanı, yönetim kurulu başkanı tarafından yapılmış ise de gereken hususları sicile tescil ve ilan ettirmek  yönetim kurulu başkanının görevinde olup, çağrı ilanının yalnızca başkan tarafından imzalanması toplantı yapılmasına ilişkin kararın yönetim kurulu başkanı tarafından alındığı anlamına gelmediği gibi davalı şirketin davacı dışındaki yönetim kurulu üyeleri tarafından 07.03.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılacağına ilişkin 04.02.2019 tarihinde yönetim kurulu kararı alındığı da gözetildiğinde  yetkisiz kişi tarafından geçersiz bir çağrı yapıldığı, dolayısıyla genel kurul toplantısından alınan kararların yok hükmünde olduğu sonucunu doğurmaz. TTK'nın 445. Maddesinde  kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. İptal davası, TTK'nın 446 maddesi uyarınca toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri tarafından  açılabilir. Görüldüğü üzere TTK'nın 446. Maddesinde toplantıda hazır bulunan pay sahibinin karara muhalif kalması halinde keyfiyetin zapta geçirilmesi dava şartı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir.(Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı ilamı) Dosya kapsamına göre davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin 3 yıl olan görev sürelerinin 29.12.2018 tarihinde sona erdiği, görev süresi biten yönetim kurulu tarafından yapılan çağrı üzerine 07.03.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığı , toplantıda davacı ... ile diğer davacı ... vekilinin yer aldığı,  tüm pay sahiplerinin katıldığı toplantıda şirketin toplam hisse olan 3.300.000 paydan, davacıların toplam 550.000 oylumsuz oyuna karşılık dava dışı ortaklar ...'ün 2.200.000 oyu ve ...'ün 550.000 oyu olmak üzere toplam 2.750.000 olumlu  oy ile yönetim kurulu seçimine, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin oyçokluğuyla karar alındığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 447. Maddesine göre  genel kurulun, özellikle pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Eldeki uyuşmazlığa konu olağanüstü genel kurul kararının iptali davasının, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olduğu gözetildiğinde davacılar vekilinin konusunda uzman bir heyetten rapor alınması gerektiğine ilişkin  istinaf sebebi yerinde değildir.Somut olayda davacı ... ile diğer davacı ... vekili, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesi 2.gündem maddesinin müzakeresine geçildiği sırada “Genel kurul öncesi şirkete noter vasıtasıyla gönderdiğimiz ihtarnamelerde de belirtildiği üzere 1-genel kurulu toplantıya yönetim kurulunun çağırabileceği, 2-mevcut yönetim kurulunun görev süresi olan 3 yıllık süre içinde olağan genel kurul yapılmaması nedeniyle bu süreye ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporları ile şirketin finansal tablolarının genel kurulda ortakların bilgisine sunulup görüşülmediği, 3-mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden dolayı ibra edilmedikleri hususları dikkate alındığında olağanüstü genel kurul yapılarak yeni yönetim kurulu üye seçiminin TTK.'nın hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden genel kurulun yapılmasına ve yeni yönetim kurulu seçilmesine itiraz ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. ve 4.gündem maddelerinin görüşülmesinden sonra ise yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine itiraz ettiklerinden bu maddelere ilişkin olumsuz oy kullandıklarına dair muhalefet şerhi bildirmişlerdir. 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 nolu karara ilişkin davacıların muhalefet şerhlerinin bulunmadığı,  yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin kararın nitelikli çoğunluk gerektiren türden kararlardan olmaması nedeniyle oyçokluğuyla alınan bu  kararın da  yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun ispatlanmadığı gözetildiğinde mahkemece davalı şirketin 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 nolu ve , yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin 3 nolu kararın,  iptali isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.TTK'nın 436/1. Maddesinde pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, 2. Fıkrasında ise şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir. TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca gerekli izin ve yetkilerin verilmesinde pay sahibi olan yönetim kurulu üyeleri kendilerine ait paylardan doğan oy hakkından yoksundur. Bu durum gözetildiğinde somut olayda yönetim kurulu üyesi ... yönünden karar verilebilmesi için yapılan oylamada yeterli çoğunluk sağlanmıştır. Ancak yönetim kurulu üyesi ... yönünden yapılan oylamada oyda yoksunluk ilkesi gereğince 550.000 olumlu oya karşılık 550.000 olumsuz oy bulunmaktadır. Bu durumda oylarda eşitlik olup, yeterli çoğunluk sağlanmadığından 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında TTK'nun 395 ve 396 ncı maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 4 numaralı kararın yönetim kurulu üyesi ... yönünden iptali gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden asıl dava yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; birleşen davada, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ancak davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemiş olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesinde davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlendiğinden mahkemece birleşen dava yönünden dava konusu tek olup,  davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmaması isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Asıl dava yönünden DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE 07.03.2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 4 nolu kararın yönetim kurulu üyesi ... yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin  reddine, 2-Birleşen davanın 6100 Sayılı Kanunun 114/1-ı,115/2 madde ve fıkraları uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 3-Asıl dosyada 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Birleşen dosyada  alınması gereken 54,40 TL maktu harcın peşin alınan 44,40  TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Asıl dosyada davacı tarafça yapılan 2 adet tebligat gideri 32,40 TL, 17 adet e tebligat gideri 89,50 TL, posta masrafı 18,55 TL, bilirkişi ücreti 1.850 TL olmak üzere 1.990,45 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre takdiren 398,10 TL sinin davalıdan alınarak davacılara  verilmesine, bakiye kalan kısmın davacılar  üzerinde bırakılmasına, 6-Asıl dosyada davalı tarafından yapılan 150,00 TL bilirkişi ücretine ilişkin yargılama giderinin davanın ret oranına göre takdiren 120,00 TL sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Birleşen dosyada davalı tarafından yapılan 39,75 TL posta masrafına ilişkin yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 8-Birleşen dava dosyasında davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9- Asıl dava yönünden davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine 10-Asıl dava yönünden davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davalıya verilmesine, 11-Birleşen dava yönünden davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davalıya  verilmesine, 12-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 13-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı ve davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine  iadelerine b-Taraf vekilleri tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 14-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f36dd94b9e7dddd1","SID":"07f4a2b12348ae52"}}