{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>KARAR TARİHİ  : 07/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2019<br>DAVANIN KONUSU: Yargılamanın yenilenmesi istemi<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 07/05/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesi olarak HMK'nın 356. vd. maddelerince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Karara karşı, Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekili yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. <br>Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekili talep dilekçesinde özetle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 Tarih ... Esas, ... karar sayılı kararının öncelikle icrasının durdurulmasını, yargılamanın yenilenerek daha önce verilen kararın iptal edilmesini veya değiştirilmesini, müvekkilinin davalı konumunda yer aldığı davanın reddi gerektiğini, HMK 375/1-e maddesinde ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması hususunun yargılamanın iadesi sebebi olarak düzenlendiğini, tanık ...'nın yalan tanıklık yaptığını beyan ederek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.<br>Karşı Taraf ... (davacı) vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu talep ve davanın tamamen hukuka ve genel ilkelere aykırı, alacağın tahsilini önlemeye yönelik yargılama makamlarını tamamen işgal niteliğinde olduğunu, 2008 yılından beri alacağın türlü yollarla engellemeye çalışıldığını, yargılamanın iadesini gerektiren 6100 sayılı HMK'nın 375 maddesinde belirtilen sebeplerden hiçbirisinin mevcut olmadığını, borçlu davacının, iftira suçundan ceza aldığına dair Denizli 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. sayılı yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karar olduğunu, ceza soruşturmasından 5 gün sonra savcı önündeki ifadesi de ticaret mahkemesinde verdiği ifadeyi doğruladığını, tüm bunların yanında tanık ... ifadesini aynı gün dinlenen diğer tanık ...'nin doğruladığını, mahkemenin değerlendirmesinde bile yalan tanıklığın hiçbir delil ve emaresinin olmadığının görüleceğini beyan etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  HMK 374 vd. maddeleri uyarınca yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.  <br>Uyuşmazlık; Dairemizin 09.03.2020 tarih, ... Esas, ... Karar  sayılı ilamına ilişkin yargılamanın iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.<br> Dairemizin 09.03.2020 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının gerekçe yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşı yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu, Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın iadesi talebine dayanak kararı veren mahkemece incelenip karar bağlanması gerektiğinden, uyuşmazlığın çözümünde Dairemizin görevli olduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2023 tarih, 2023/4009 Esas ve 2023/7287 Karar sayılı ilamı).<br>Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının ..., davalının ... olup, dava; İİK'nın 33/a maddesine dayalı olarak icranın geri bırakılması kararının iptali, olmadığı taktirde sebepsiz zenginleşme ve temel ilişkiye dayalı olarak bono bedelinin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.<br>Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda,  davaya konu senedin ... ili ... Mah ... Ada  ... parsel nolu taşınmazdaki davalı murislerinden gelen payın davacıya satılması için verildiği, ancak satış işleminin gerçekleşmediği, dinlenen tanık beyanları ile davalı tarafın senet bedeli kadar davacı tarafa borçlandığı, senet zamanaşımına uğramış isede temel ilişkideki alacağın yazılı delil başlangıcı ve tanık beyanları ile kanıtlandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Taraf vekillerinin istinafı üzerine, Dairemizin 09.03.2020 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının \"Eldeki dava terditli olarak açılmış olup, davaya konu edilen bononun zamanaşımına uğramadığı iddiasına dayanılmıştır. Öncelikli talep bononun zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkin olduğundan her üç talep yönünden de asliye ticaret mahkemesince inceleme yapılmasının görev yönünden isabetli olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiğini, öncesinde müvekkiline yapılmış her hangi bir ödemenin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davaya konu senedin zaman aşımına uğramış delil başlangıcı niteliğine sahip olan senet olduğu, davacı tarafın tanıklarının davacının davalıya 100.000,00 TL tutarında ödeme yaptıklarını belirttikleri, senedin delil başlangıcı olma özelliği göz önüne alındığında davacının iddialarını tanık dahil her türlü delille ispatlamasının mümkün olduğu davacının temel ilişkiye dayalı davasını ispatladığı kanaatine varıldığından,  davalı vekilinin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. <br>2-a)Davacı vekilinin istinaf isteminin başvurusunun incelenmesine gelince,  davacı tarafça öncelikli olarak İİK'nın  33/a maddesi uyarınca, genel mahkemede eldeki tespit davasının açıldığı, ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, TTK'nın 750. maddesinde zamanaşımını kesen sebeplerin sınırlı olarak belirtildiği, davacı tarafça icra dosyası içerisinde üç yılı aşan süre ile herhangi bir işlem yapılmadığı ve davaya konu bononun zamanaşımına uğradığı, bu yönde verilen Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtay ilamı ile onandığı, davacı tarafın eldeki davayı yedi günlük süresi içerisinde açtığı, ancak bononun zamanaşımına uğramadığı yönündeki iddianın doğru olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>b)İlk derece mahkemesince somut olayda TTK'nın 732. Maddesindeki zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenmiş senet incelendiğinde, davalının keşideci, davacının ise lehtar olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince aralarında temel ilişki bulunup, değinilen yasa maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin taraflar arasında uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, bunun sonucu olarak taraflar arasında ancak temel ilişki gereğince talepte bulunulabileceği, davaya konu bononun zamanaşımına uğramış olması nedeni ile delil başlangıcı özellikleri içerdiği ve davacının tanık dahil her türlü delil ile iddiasını ispatlayabileceği, davacı tarafça bilgisine başvurulan tanıkların taraflar arasındaki temel ilişkiyi doğruladığı ve davacının davalıya 100.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını ve karşılığında davaya konu bonoyu aldığını beyan ettikleri anlaşılmakla, davanın bu gerekçe ile kabulü yerine, TTK'nın 732. maddesinin uygulanmama sebebinin zaman aşımı süresinin dolmuş olması gösterilerek sonuca gidilmesi, bir başka anlatımla, somut olayda TTK'nın 732. maddesinin uygulanma koşuları bulunmadığı halde değinilen maddedeki zaman aşımı süresinin dolması nedeni ile maddenin uygulanmayacağı yönündeki gerekçe doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile hükmün gerekçesinin değiştirilmesi gerekmiştir. <br>c)Davacı vekili, faiz başlangıç tarihinin doğru olmadığını, 26/06/2008 tarihi yerine 26/06/2018 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edildiğini ileri sürmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davaya konu bono zaman aşımına uğramış olup, bono üzerindeki vade tarihine değer verilerek vade tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle ayrıca bir temerrüt koşulunun bulunması gerekmektedir. Ancak davacı tarafça davalı hakkında 30/06/2008 tarihi itibariyle icra takibi başlatıldığı, davacıya ödeme emri gönderildiği, on günlük ödeme süresi sonrasında ödeme yapılmadığı ve bunun sonucu olarak davalının 11/07/2008 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından, faiz başlangıç tarihinin bu tarih olarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde 26/06/2018 olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle kaldırılarak davanın kabulüyle 100.000,00 TL alacağın 11/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 Tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla onanmasına kesin olarak karar verildiği, böylece kararın 09/06/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan ... vekili tanık ...'nın yalan tanıklık yaptığı gerekçesiyle yargılanmanın yenilenmesi isteminde bulunmuş ise de, Dairemizce yazılan müzekkere üzerine gönderilen cevabi yazılara göre; Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyası kapsamında ...'in  müşteki, ...'nın ise şüpheli olduğu yalan tanıklık suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 15/09/2023 tarihinde ... karar numarası ile karar verildiği, bu karara karşı ... vekilinin itirazı üzerine Denizli 1.Sulh Ceza Hakimliği'nin 19/02/2024 Tarih ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Bu dosya kapsamında Dairemizce yazılan müzekkere ve verilen cevapta, katılanların ... ve ..., sanığın ise ... olduğu Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2010 Tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile iftira suçundan yapılan yargılama gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın 08/04/2010 tarihinde kesinleştiği sanık ...'in yargılanmanın yenilenmesine ilişkin talebinin ise 13/04/2023 tarihli ek karar ile reddedildiği anlaşılmıştır.<br> Kural olarak, bir uyuşmazlık karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamamaktadır. Zira bir kararın kesinleşmesinden sonra uyuşmazlığın bütün bir gelecek için değişmeksizin çözümlendiği ve bu nedenle aynı uyuşmazlığın tekrar mahkeme önüne getirilmemesi gerektiği kabul edilmelidir. Gerçekten de aksi yöndeki bir kabul, yargı kararlarının bağlayıcılığını ortadan kaldırarak, hukuki barışın teminine imkân vermeyecek ve bu nedenle yargıya duyulan güven sarsılacaktır. Ancak kanun yollarından geçerek (veya geçmeksizin) kesinleşen ve kanunda açıkça belirtilen bazı ağır hatalar nedeniyle kesin hükmün tekrar gözden geçirilmesine ve aynı dava hakkında yeni bir hüküm verilmesine istisnai olarak izin verilmektedir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi şöyledir; \"(1) \t<br>Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:<br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,<br>b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması,<br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması,<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması,<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması,<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması,<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması,<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması,<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması,<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması,<br>(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur.<br>Yargılamanın iadesine kural olarak kararın tarafları başvurabilir, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 376. maddesi gereğince tarafların alacaklıları veya halefleri de başvurabilir. Yargılanmanın iadesi talepleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 375. ve 376. maddelerinde belirlenmiştir. Bu maddelerde yargılanmanın iadesi sebepleri sınırlı bir biçimde sayıldığından, bu maddeler dışında yargılama hatası ne kadar ağır olursa olsun yargılamanın iadesi sebebi sayılmaz. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın 375/1-e maddesine göre, ifadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması halinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabilir. Yine HMK'nın 375/2 maddesine göre, birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. <br>Eldeki dosya kapsamında her ne kadar ... tanık olarak beyanı alınan ...'nın yalan tanıklıkta bulunduğu gerekçesiyle yargılanmanın yenilenmesini talep etmiş ise de, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyası kapsamında ...'in  müşteki, ...'nın ise şüpheli olduğu yalan tanıklık suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 15/09/2023 tarihinde ... karar numarası ile karar verildiği, bu karara karşı ... vekilinin itirazı üzerine Denizli 1.Sulh Ceza Hakimliği'nin 19/02/2024 Tarih ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği ve böylece ortada yalan tanıklık suçundan  kesinleşmiş bir mahkumiyetin bulunmadığı anlaşıldığından yargılanmanın yenilenmesi isteminin esasa girilmeden reddine (Aynı yöndeki içtihatlar için bknz. Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 25/12/2023 tarih  ... Esas ... Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 25/01/2024 Tarih  ... Esas ... Karar sayılı ilamı) karar vermek gerekmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK m. 379/2 uyarınca yargılamanın iadesi isteminin esasa girilmeden REDDİNE, <br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-İstinaf incelemesi  duruşmalı yapıldığından AAÜT'ye göre hesaplanan 16.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince karar tarihi itibariyle dava değerinin kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 07/05/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88b896404da20645","SID":"b09c46a7941193fe"}}