{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/309 <br>KARAR NO: 2024/701<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>TARİHİ: 04.12.2020<br>NUMARASI: 2018/130 Esas - 2020/333 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine  dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekili nezdinde emtia blok abonman sigorta poliçesi  ile sigortalı dava dışı sigortalıya ait emtiaların deniz yolu ve kara yolu  ile davalı yanca taşındığını ( akdi taşıyıcı), emtialarda meydana gelen hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına sigorta poliçesi kapsamında hasarın ödendiğini, dava dışı sigortalıya yapılan ödeme ile halefiyet gereğince  ödenen hasar tutarından davalı taşıyıcının rücu sorumlusu olduğunu, bu nedenle  davalı aleyhine  Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı (borçlu) icra takibine 12/01/2018 tarihinde itirazda bulunduğunu, dilekçelerine ek olarak sunduğu evraklar neticesinde görüleceği üzere belge münderecatına ilişkin bir itiraz söz konusu olmayıp, ilgili evraklar ile herşey açık ve net olduğunu, bu nedenle davalının borca itirazının yersiz olduğunu, bu da itirazın haksız ve yersiz olduğunu gösterdiğini, mahkemece incelendiğinde görüleceği üzere, 19/09/2017 tarihinde hazırlanan Nakliyat Sigortası Ekspertiz Raporu’na göre, davalı/borçlu ... Hiz. Ltd. Şti.’ye  rücu imkanının bulunduğu, Ekspertiz Raporu ile açık bir şekilde beyan edilmek sureti ile belirtilmesi işbu dava ve takip konusu borcun ödenmesi gerektiği hak ve hukukun gereği olduğunu, dava dilekçesine ek olarak işbu raporu da sunduklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, borçlunun takibe, asıl alacağa ve faize ilişkin haksız itirazlarının kaldırılmasına, Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibin devamına, davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; emtiaların 20.10.2016 tarihinde proje sahasına vardığı ve ambara girdiği; 28.11.2016 tarihinde gümrükten çekildiği; 20.10.2016 tarihinde emtialar taşıyanın kontrolünden çıktığı için hak düşürücü sürenin başladığı; icra takibinin hak düşürücü sürenin tamamlanmasından sonra 04.01.2018 tarihinde yapıldığını, ekspertiz raporunun emtiaların tesliminden yaklaşık 1 yıl sonra düzenlendiği dikkate alındığında, emtiaların ambarda beklerken de hasarlanmış olabileceğini, ekspertiz raporunun 5 sayfasında, ahşap kutulardan birinin tavanında delik olduğunun belirtildiği; 7. sayfasında da deliğin başka bir kutunun çarpması veya taşımanın herhangi bir aşamasında meydana gelmiş olabileceğinin belirtildiğini, sonuç olarak, ahşap kutu ambalajlarının yetersiz olduğunun anlaşıldığını, taşıyana 3 gün içinde bildirim yapılması gerekirken yapılmadığını, hasar tutarı belirlenirken sınırlı sorumluluk hükümlerinin esas alınması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dava dışı sigortalı ... tarafından ... Sigorta ve Reasürans Brokerliği'ne hitaben yazılan 26/07/2017 tarihli yazıda, emtianın sahaya vanş tarihinin 20 Ekim olarak beyan edildiği, dava dışı ... tarafından düzenlenen Eksik-Fazla-Hasarlı Malzeme Tutanağı'nda yükün sahaya varış tarihinin 20/10/2016 olarak gösterildiği, 12/01/2017 tarihli bu tutanakta taşıyıcının veya bir temsilcisinin imzasının bulunmadığı,  dava dışı ... tarafından davalı ...'a hitaben yazılan yazıda da yükün ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlarla sahaya varış tarihinin 20/10/2016 olarak gösterildiği, bu yazıda davalı yetkilisinin kaşe ve imzası bulunmaktaysa da tarih bilgisinin mevcut olmadığı, dosyada mevcut, tedarikçi firma ... yetkilisi tarafından düzenlenen 25/11/2016 tarihli, \"...\" başlıklı belgede, dava konusu hasarın kendilerine ilk olarak 09/11/2016'da bildirildiğinin belirtildiği, ahşap kutunun açılarak incelendiği tarihin 25/11/2016,  ...'nin yedek panellerin teslimat planını göndereceği tarihin ise 02/12/2016 olarak gösterildiği, bu çerçevede, emtianın 20/10/2016 tarihinde sahada alıcıya teslim edildiği kanaatine varıldığı, 12/01/2017 tarihli tutanakta taşıyıcının veya bir temsilcisinin imzasının bulunmaması, dava dışı ... tarafından davalı ...'a hitaben yazılan yazıda da tarih bilgisinin mevcut olmaması nedeniyle zararın süresinde ve usulüne uygun olarak taşıyıcıya bildirildiği hususunun ispatlanamadığı, bu durumda TTK m. 1185/4 ve CMR m. 30/1. madde uyarınca taşıyıcı lehine oluşan karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, dava konusu emtianın ...'den ...'a denizyoluyla taşınmasına ilişkin olarak düzenlenen ... numaralı konişmentoda eşyanın harici görünüşüne nazaran iyi durumda olduğuna dair kayıt bulunmadığı, ancak TTK m. 1239/2maddesinde yer alan \"Taşıyanın, eşyanın haricen belli olan halini konişmentoda beyan etmeyi ihmal ederse, konişmentoda eşyanın haricen iyi halde olduğuna dair beyanda bulunulmuş sayılır.\"  hükmü gereğince konşimentoda bir kayıt bulunmamasının eşyanın haricen iyi durumda olduğuna yönelik karine teşkil ettiği, dava konusu emtianın içinde bulunduğu sandığın gemiye yüklenirken sağlam durumda olduğu ve deliğin bu aşamada mevcut olmadığına yönelik olarak konişmentonun teşkil ettiği karinenin çürütülemediği, dosyada mevcut hasara uğrayan emtianın bulunduğu parçaya ilişkin olarak düzenlenen taşıma senedinde ambalaj durumuna ilişkin bir çekincenin bulunmadığı, CMR m. 9/2. Maddesinde  \"sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır.\" hükmünün yer aldığı, aksi durum ispatlanamadığından, emtianın ambalajının sağlam durumda karayolu taşıyıcısına teslim edildiğinin karine olarak kabul edileceği, dava konusu taşıma bakımından davalı, karayolu ayağı da dahil olmak üzere nihai varış yerine kadar taşımayı üstlendiğinden, zarar deniz yoluyla taşıma sırasında değil de karayolu taşıması sırasında meydana gelmiş olsa dahi, karayolu taşımasını gerçekleştirenler davalının yardımcı şahsı olacağından, davalının bunların kusurlarından sorumlu olacağı, dolayısıyla davalının sorumlu tutulup tutulamayacağının belirlenmesinde zararın taşımanın hangi safhasında meydana geldiğinin tespitinin farklılık yaratmayacağı, ispat yükünün taşıyıcı lehine yer değiştirdiği, dosyaya sunulan ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan 13/11/2020 tarihli rapor doğrultusunda dava konusu ıslanma hasarının nasıl meydana geldiğinin ve taşıyıcıya atfı mümkün bir kusur sonucunda oluşup oluşmadığının ispatlanamadığı... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin, sigortalısına yaptığı ödeme karşılığında yasal rücu hakkının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkta, uygun olarak yapılan hasar ihtarı bulunmasına rağmen, bu ihtarın \"tarihi belli değil\" diyerek ispat yükünün yer değiştirmesi adil bir durum teşkil etmediğini, hukuka uygun bir ihbar bulunmasına rağmen, mahkemece ispat yükünün taraflarına geçmesine istinaden, hasarın taşıma sırasında olduğunun, alınan bilirkişi raporlarında da sabit olmasına rağmen davanın reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber, somut olayda ihbarın süresi içerisinde yapılmaması durumunda bile, davalı şirketin hasardan haberdar olduğu, mahkemeye sunulan davalının hasar ihbarını aldığını belirten  ve davalının imza ve kaşesini taşıyan belge ile sabit olduğunu, Hasardan haberdar olan davalının, yargılama aşamasında ileri sürdüğü ihbarın süresi içerisinde yapılmadığından dolayı hasardan sorumlu olmadıklarına ilişkin beyanları gerçeği yansıtmadığını, Hükme etki edebilecek nitelikte olan, 13/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmemesinin hukuka uygun olmadığını, İş bu halde itirazları ışığında eksik inceleme yapılarak hüküm verilmesinin ve haklı  taleplerinin mahkemece reddedilmesinin adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olduğunu, Bu konuyla ilgili Yargıtay 11. hukuk dairesi 2013/10483 E., 2014/23 K.sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/606 E., 2018/7527 K.sayılı ilamlarının ekli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar tutarının, halefiyet ilkesi uyarınca davalı akdî taşıyıcıdan rucuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalının multimodel taşımayı üstlenen akdî taşıyıcı olduğunu ileri sürerek, taşıma sırasında hasarlanan dava dışı sigortalıya ödenen hasar tutarı yönünden kanuni halef olduğunu, hasardan akdî taşıyıcının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise diğer savunma sebepleri dışında ihbarın süresinde yapılmadığını, buna göre ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince de alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler ve deliller ışığında, süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin davacı yanca kanıtlanmadığından yola çıkarak davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece  diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır. Mahkemece tarafların sundukları deliller ile yapılan yargılama aşamasında konusunda uzman bilirkişilerden  alınan iki ayrı rapor içeriğindeki tespitler dikkate alınarak ve sunulu deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilince mahkemece alınan 16.11.2020 tarihli ikinci heyet  bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin,  denetime elverişli olmayan  ve yetersiz bilirkişi  raporu dikkate alınarak  hüküm kurulmasının  doğru olmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Dava konusu taşıma bakımından davalı, karayolu ayağı da dahil olmak üzere nihai varış yerine kadar taşımayı üstlendiğinden, zarar deniz yoluyla taşıma sırasında değil de karayolu taşıması sırasında meydana gelmiş olsa dahi karayolu taşımasını gerçekleştirenler davalının yardımcı şahsı olacağından, davalının bunların kusurlarından sorumlu olacağı, dolayısıyla davalının sorumlu tutulup tutulamayacağının belirlenmesinde zararın taşımanın hangi safhasında meydana geldiğinin tespitinin farklılık yaratmayacağı, TTK'nın 1185/1. maddesinde \"Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir.\" şeklinde düzenlenmiş; aynı Kanun'un 1185/2. maddesinde \"Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için re'sen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı\" hükmüne; CMR'nin 30/1. maddesinde ise \"Alıcı, taşıyıcı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslimi anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır.\" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, dava dışı sigortalı ... tarafından ... Sigorta ve Reasürans Brokerliği'ne hitaben yazılan 26/07/2017 tarihli yazıda, emtianın sahaya varış tarihinin 20 Ekim 2016 olarak beyan edildiği, dava dışı ... tarafından düzenlenen Eksik-Fazla-Hasarlı Malzeme Tutanağı'nda yükün sahaya varış tarihinin yine 20/10/2016 olarak gösterildiği, 12/01/2017 tarihli bu tutanakta taşıyıcının veya bir temsilcisinin imzasının bulunmadığı,  dava dışı ... tarafından davalı ...'a hitaben yazılan yazıda da yükün ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlarla sahaya varış tarihinin 20/10/2016 olarak gösterildiği, bu yazıda davalı yetkilisinin kaşe ve imzası bulunmaktaysa da tarih bilgisinin mevcut olmadığı, dosyada mevcut, tedarikçi firma ... yetkilisi tarafından düzenlenen 25/11/2016 tarihli, \"...\" başlıklı belgede, dava konusu hasarın kendilerine ilk olarak 09/11/2016'da bildirildiğinin belirtildiği, ahşap kutunun açılarak incelendiği tarihin 25/11/2016,  ...'nin yedek panellerin teslimat planını göndereceği tarihin ise 02/12/2016 olarak gösterildiği, bu çerçevede, emtianın 20/10/2016 tarihinde sahada alıcıya teslim edildiği kanaatine varıldığı, 12/01/2017 tarihli tutanakta taşıyıcının veya bir temsilcisinin imzasının bulunmaması, dava dışı ... tarafından davalı ...'a hitaben yazılan yazıda da tarih bilgisinin mevcut olmaması nedeniyle zararın süresinde ve usulüne uygun olarak taşıyıcıya bildirildiği hususunun ispatlanamadığı, bu durumda TTK'nın 1185/4 ve CMR'nin 30/1. maddeleri uyarınca taşıyıcı lehine oluşan karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, ispat yükünün taşıyıcı lehine yer değiştirdiği, dosyaya sunulan ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan 13/11/2020 tarihli rapor doğrultusunda dava konusu ıslanma hasarının nasıl meydana geldiğinin ve taşıyıcıya atfı kabil  bir kusur sonucunda oluşup oluşmadığının davacı yanca ispatlanamadığı gerekçesiyle kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf başvuru nedenleri  yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu,  ilk derece mahkemesi karar ve gerekesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.05.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1579314210e5da00","SID":"93bc13098f100433"}}