{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/285 <br>KARAR NO: 2024/810<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>TARİHİ: 10.12.2020<br>NUMARASI: 2015/527 Esas - <br>DAVA:Alacak (Konteyner demurajı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, 1.numaralı taşıtan firma ve 2.nolu taşıma komisyoncusu davalı ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca yükün Mardaş Limanı' ndan 05.10.2014 tarihinde yükleyerek Bingazi / Libya limanına taşındığını ve yükü ihtiva eden konteynerlerin liman sahasına kapalı ve mühürlü olarak 09.10.2014 tarihinde gemiden tahliye edildiğini, söz konusu deniz taşıma işinde müvekkiline ait numaraları konşimentolarda kayıtlı olan 2 adet konteynerin kullanıldığını, taşıma konusu yüklere ilişkin varış ihbarları düzenlendiğini ve yüklerin tahliye edildiğini ancak konteynerlerin bugüne dek teslim alınmadığını, yükün konşimentolarda öngörülen sürede teslim alınmaması halinde  davacı müvekkili tarafından yapılan bütün iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kaldığını, aradan geçen 11 aylık süre zarfında ne yükün teslim alındığını ne de konteynerin tahliye edildiğini, konteynerin tahliye edilmemesi üzerine müvekkili taşıyan şirket çalışanı tarafından, 2 no.lu davalıya müteaddit defa ihtar yapıldığını ve bilgi istendiğini, ancak aradan geçen bunca süre zarfında herhangi bir netice alınmadığını, davalıların oluşan demurajı ödemekle yükümlü olduğunu, uyuşmazlığın konusunun, davacı müvekkile ait ve taraflar arasındaki navlun sözleşmesi uyarınca deniz nakliyatında kullanılan konteynerlerin, konşimentolarda öngörülen on günlük süre içerisinde (free time) iade edilmemesi sebebiyle oluşan demuraj alacağı talebine ilişkin olduğunu, konşimentolar incelendiğinde, konteynerlerin on günlük süre sonunda iade edilmemesi halinde, günlük olarak belirli bir ücretin ödeneceği yönünde hüküm bulunmadığını, konteynerlerin süresi içerisinde iade edilmemesi halinde ise demuraj ücreti olarak adlandırılan alacak oluştuğunu, taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi başlıklı TK m. 917 hükmü ve TTK m. 1203 vd hükümlerini de içeren TTK m.1138 vd hükümlerine atıf yapılarak bu hükümlerin taşıma işleri komisyonculuğuna da uygulanacağının TTK m. 1207 hükmünde düzenlenmiş olduğunu, somut uyuşmazlık bakımından navlun sözleşmesinin taraflarının taşıyan olarak davacı müvekkili şirket ile taşıtan/yükleten/taşıma işleri komisyoncusu olarak davalılar bulunduğunu,  navlun sözleşmesi nedeniyle oluşan navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusunun yine taşıtan olduğunu, zira gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle, TTK m.917 ve devamı hükümleri ile TTK m. 1203 vd. uyarınca 1 no.lu davalı taşıtan ile 2 no.lu davalı taşıma işleri komisyoncusu olarak oluşan demuraj alacağından doğrudan sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle yükün teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ücretinden, TTK m.917 ve devamı hükümleri ile TTK m. 1203 vd. uyarınca davalıların doğrudan ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü ile huzurdaki davanın ikame edilmesi zarureti doğduğunu iddia ederek, davacı müvekkile ait konteynerlerin navlun sözleşmesinin tarafı olan davalıların kusuru nedeniyle tahliye edilmemesi nedeniyle oluşan demuraj ücretine mahsuben şimdilik 11.040,00 Amerikan Doları'nın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun m.4/a fıkrası uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili savunmasında özetle; Davayı ve dava dilekçesini kabul etmediklerini, davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin alıcı şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmede dava konusu malların teslim alındığının belirtildiğini, bu sebeple de bu mallara ilişkin konşimento asıllarının şirkette olup olmadığının belirlenmesi amacıyla konşimento asıllarını sunması için dava şirkete meşruhatı tebligat gönderilmesini talep ettiklerini, ayrıca Bakanlık Kanalı ile Libya Yetkili Makamlarına müzekkere yazılarak dosyada fotokopisi bulunan Konşimento sureti de eklenmek suretiyle malların Bingazi Limanı' na teslim tarihinin ve malların alıcısı tarafından teslim alınıp alınmadığının sorulmasını talep ettiklerini, yine alıcı şirkete Bakanlık kanalı ile Libya Yetkili adli Makamlarına müzekkere yazılarak dosyada fotokopisi bulunan konşimento sureti de eklenmek suretiyle malların kendileri tarafından teslim alınıp alınmadığını alınmış ile buna ilişkin belgelerin celbini talep ettiklerini , bununla birlikte davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirket ile davacı arasında yapılmış bir sözleşme olmadığından husumetin müvekkili şirkete yöneltilmesini kabul etmediklerini, Davanın husumetten reddini talep ettiklerini , talep edilen demuraj ücreti talebinin de yerinde olmayıp talep edilen miktarın fahiş olduğunu iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini mahkeme giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, savunmasında özetle; Müvekkili şirket aleyhine açılmış davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkil firmanın aracı olduğu taşıma işinde, yükün Mardaş Limanından, Bingazi/Libya limanına taşındığını, yükü ihtiva eden konteynerin gemiden tahliye edildiğini, fakat yükün teslim alınmadığını, konteynerin dolu olarak halen limanda kalmaya devam ettiğini iddia ettiğini, oysa yükün gümrükleme ve kesin ithalat işlemlerinin yapıldığını, konteynerin ithalatçı tarafından teslim alındığını, tahliye edildikten sonra süresinde Bingazi Gümrük Limanı' na teslim/iade edildiğini, bu teslimat hakkında davacının Libya'daki temsilcisi olan ... firmasının da bilgi sahibi olduğunu, 12-10-2014 tarihinde kesin ithalatın yapıldığının görüldüğünü,  davacı vekili malların halen konteyner içinde liman bölgesinde beklediğini belirtmiş ise de, davacı vekilinin iddialarının aksine sunulan belgelerin ithalata konu malların zamanında gümrükten çekildiğini gösterdiğini, sonuçta konteynerin boşatıldığını ve süresinde davacı firmanın Libya'daki temsilcisinin refakatinde Bingazi Liman Başkanlığına iade edildiğini,  bu davanın konteynerin süresinde iade edilmemesinden mütevellit alacağa ilişkin olup, Bingazi Liman Başkanlığı' ndan ya da ... firmasından gelecek cevabın, olayların davacı vekilinin anlattığı gibi olmadığını, ithalata konu malların gümrükten çekildikten sonra, konteynerin tahliye edilip, yine liman başkanlığına iade/teslim edildiğini göstereceğini, talep edilen demuraj ücretinin, konteynerin değerinin neredeyse 4 katı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın kabul edilmesi halinde dahi, demuraj ücretinde indirim yapılmasının hakkaniyet gereği olacağını, müvekkili firmanın \"taşıma işleri komisyoncusu\" olarak borçlu gösterilmiş olup, demuraj ücretinden de sorumlu kılınmaya çalışıldığını, her ne kadar TTK 917 uyarınca taşıma işleri komisyoncusu da demuraj ücretinden sorumlu gösterilmeye çalışmış ise de; taşıma işleri komisyoncusunun esas sorumluluğunun göndericiye (taşıtana) karşı olduğunu belirterek  davanın reddine, her türlü masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporu, emsal yargı kararları birlikte incelenip değerlendirildiğinde, davacı tarafın, 1 nolu davalı ...' ın alıcıya sattığı malı, davacıya ait bir konteyner içerisinde, davacı taşıyanın belirlediği gemisine yüklemesini yaptığı ve tahliye limanına götürülmesini sağlayarak konteyneri gemiden tahliye ettirdiği ancak konteynerin alıcı tarafından teslim alınmadığı iddiasında bulunduğu olayda, 1.numaralı davalı ...' ın taşıtan sıfatına haiz olup, TTK hükümleri gereğince , konteynerin , tarifede belirtilen  süreler içerisinde teslim alınmaması halinde, demuraj ve diğer sair masrafları ödemekle yükümlü olacağı,  dosyada ayrı navlun faturası bulunmadığı halde davacı ile davalı ... arasında konişmento hükümleri gereği taşıma sözleşmesi olduğu sabittir. Bu halde davalının pasif husumet ehliyeti mevcuttur. 2 nolu davalı ... açısından yapılan değerlendirmede,  davalının  l.nolu davalı firmanın emtiasının deniz taşımasını üstlendiği ve davacı firmadan kiralanan konteyner ile taşımayı gerçekleştirdiği, davalının konişmento kayıtlarında yer almasa dahi  dosyada mevcut mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere taşıma sürecini fiili taşıyana karşı taşıtan sıfatıyla yürüttüğü, nitekim konteynerin iade edilmemesi durumunda da davacının 2 nolu davalıdan konteynerin teslimini talep ettiği anlaşılmakla davalı ...'in pasif husumet ehliyetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalılar vekillerince alıcı ...' nin yükü teslim ettiği aldığı yönünde beyanlarda bulunulmuş ve davalı ... vekilince Bingazi Ağır Nakliye Birliği' nin 15.08.2017 tarihli yükün  13.10.2014 tarihinde alıcısına teslim edildiğine ilişkin belge ve davalı ... vekilince de 15.08.2018 tarihli konteynerlerin acente ...'e 13.10.2014 tarihinde teslim edildiğine ilişkin ... Nakliyat Derneği yazısı ve depo teslimat makbuzu sunulmuş ise de; davalı ... vekilince anılı belgelerin aposttili asılların sunulmadığı, diğer davalı ... Kalıp tarafından da sunulan belgelerin HMK 224 uyarınca apostilinin bulunmadığı anlaşıldığından belgeler hükme esas alınmamıştır. Davacı tarafından konteynerin, tahliye limanına ulaştığının alıcıya bildirildiği varış ihbarı kopyasının dava dosyasına sunulduğu görülmüştür. Bu ihbar mesajı kopya olup aslı dosyada mübrez değildir. Ancak, bu ihbarın orjinal hali veya ihbarın gönderilen firmaya ulaştığına dair belge dava dosyasında yoktur. Adalet Bakanlığı' nın  yazı cevabından 2016 tarihi itibariyle dahi iç savaş ve karışıklık olduğunun hatta Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılacak bildirime kadar adli/ idari yazışmalara ara verildiğinin bildirildiği, yine dosyada mevcut Gümrük ve Ticaret Bakanlığı' nın yazısından 15 Ekim 2014 tarihinden itibaren itibaren liman faaliyetlerinin durduğunun belirtildiği, buna göre davacı tarafça konteynerların boş teslimi için tanınan serbest süre henüz dolmadan tahliye limanı olan Bingazi Limanı kapandığından, bu tarihten sonraki süre için demuraj talep edilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki usulune uygun varış ihbarının da bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2014 tarihli 2013/12326 Esas ve 2014/4189 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak  kabulü ile  davalıların demuraj sorumluluğundan bahsedilemeyeceği yine bu yöndeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2019 tarihli 2018/1417 Esas 2019/1430 Karar sayılı ilamı ile de anılan Yargıtay ilamına atıfta bulunularak benzer bir uyuşmazlıkta Libya'da yaşanan savaş ve iç karışıklık hususunun mücbir sebep olarak kabul edildiği,  davacı vekilinin de kabulüyle konteynerlerin 09.10.2014 tarihinde limana tahliye edildiği, davacının demuraj tarifesine göre tanınan serbest süre henüz dolmadan  tahliye limanının faaliyete kapanması nedeniyle Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerekeceği ve bu nedenle davalıların sorumluluğu bulunmadığı...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece aşamasındaki beyanlarını aynen tekrarla; iş bu istinafa konu olan dava ile ilgili doktrinde dilekçelerinin devamında da açıklandığı üzere hakim olan görüşler mahkemeye sunulmuş olmasına karşın mahkemenin bu görüşleri incelemeye konu etmediğini  ve aksine hüküm verdiğini, yine müvekkilinin aynı taşıma ve  aynı nedenle İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2015/800 Esas sayılı davada müvekkili lehine karar verildiğini  ve istinaf mahkemesi tarafından bu kararın onandığını, bununla birlikte, bilirkişi raporlarında da gerek mahkemede gerek  iş bu dilekçede belirttikleri doktrindeki hakim görüş nezdinde kanaat bildirildiğini, mahkemenin aynı sebeple ve aynı taleple açılmış emsal kararı dikkate almadığını, mahkemenin dosya boyunca yaptığı incelemelerinde ve kararında gerek kanun ve ilgili mevzuat gerek Yargıtay içtihatlarınca müvekkili ... lehine olan tüm belgeleri göz ardı ettiğini ve aksine hüküm tahsis ettiğini, Mahkemece görülen dava ile aynı tarihte Libya Limanlarına taşınan konteynerlere ilişkin açılan davalarda \"müvekkilin demuraj alacağının oluştuğu, Adalet Bakanlığından yazı cevaplarının beklenmesine lüzum olmadığı, aynı tarihlerde limana ulaşan konteynerlerin alıcıları tarafından çekilme imkanının olduğu ve herhangi bir mücbir sebep veya ifa imkansızlığının bulunmadığına\" ilişkin verilen kararların ve bilirkişi raporlarını istinafın dikkatine sunduklarını, Huzurdaki dosyada karar veren İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/187 E.- 2018/400 K.nolu müvekkili şirketin davacısı olduğu dosyasında 20.04.2015 tarihinde Libya/Misurata Limanına tahliye edilen 3 adet konteynerin 11 ay boyunca yük alıcısı tarafından çekilmemesi sebebiyle mahkemece müvekkilinin demuraj alacağına hak kazandığına karar verildiğini, mahkemenin mezkur davaya emsal 23.10.2018 tarihli kararının iş bu dilekçemiz ekinde sunulduğunu ve buna benzer davaların da dilekçe ekinde sunulduğunu, davaya konu konteynerler ile emsal dosyalarda aynı tarihte aynı Limana tahliye edilen konteynerlerin dava konusu olduğu dosyalarda ilk derece mahkemesinin müvekkili şirketin demuraj alacağının oluştuğuna, yük alıcılarının konteynerleri teslim imkanının bulunduğu halde teslim almadığına, ilgili tarihlerde limanın normal faaliyetlerinin devam ettiğine karar verildiğini, Yine, her hangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aynı davacı tarafından aynı dava konusu ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/800 Esas sayılı dosya tahtında dava ikame edildiğini, mevzu bahis davada yapılan yargılama sırasında Libya ülkesine yurtdışı talimat evrakı iletilmediğini ve/veya her hangi bir cevap beklenilmediğini ve dosya münderecatı ile hüküm kurulduğunu, mevzu bahis karar istinaf yargılamasına konu edilmiş ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11 Ocak 2018 tarihli 2017/444 Esas ve 2018/39 Karar sayılı kararı ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli, 2015/800 Esas ve 2016/1280 Karar sayılı ilamı onandığını, Tacirin, özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olduğunu, yapacağı sözleşmelerin yerine getirilip getirilmeyeceğini hesaba katıp \"basiretli bir iş adamı\" gibi davranıp borcunu yerine getirilmesini engelleyebilecek hareketleri önceden nazara alması gerekeceğini, basiretli bir iş adamı gibi davranması gereken taşıtan/taşıma işleri komisyoncusunun Libya'ya taşımanın gerçekleştirileceği bu dönemdeki koşulları göz önünde bulundurup gerekli tedbirleri alarak sözleşme ilişkisine girmesi gerektiğini, bu kapsamda, Libya'da yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle yaşanabilecek aksaklıkları göz önünde bulundurmadan taşıma sözleşmesini yapan davalı tarafın mücbir sebep gerekçesine dayanması kabul edilebilir bir durum olmadığını, ilk derece mahkemesinin yaşandığı iddia edilen iç karışıklıkları mücbir sebep olarak kabul etmişse de bu karışıklıklar bir anda ortaya çıkmadığını, yükleme tarihi itibariyle de mevcut olan karışıklıklar olduğu için mevcudiyeti iddia edilen bu hadiselerin öngörülememesinin söz konusu olmadığını, bu sebeple de bu hadiseler mücbir sebep teşkil etmeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı taşıtan ve taşıma komisyoncusuna karşı, taşıması yapılan emtiaların gönderilen tarafından teslim alınmaması nedeni ile oluşan konteyner  demurajı alacağının tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.  İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, bu  karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, 1 nolu  davalı taşıtan ... Ltd Şti ye ait yükün, 2 nolu davalı taşıma komisyoncusu ... Ltd. Şti. ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca 05.10.2014 tarihinde Mardaş Limanından yüklenerek Bingazi/Libya Limanına taşındığını, yükü ihtiva eden konteynerlerin liman sahasına kapalı ve mühürlü olarak 09.10.2014 tarihinde gemiden tahliye edildiğini, yüklere ilişkin varış ihbarı düzenlenerek tahliye edildiğini, ancak konteyner yükünün teslim alınmadığını ileri sürerek davalılardan demuraj alacağı talep etmiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği  üzere, davacı tarafça varış ihbarının yapıldığının kanıtlanmaması dışında Adalet Bakanlığı' nın  yazı cevabından 2016 tarihi itibariyle dahi iç savaş ve karışıklık olduğunun hatta Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılacak bildirime kadar adli/ idari yazışmalara ara verildiğinin bildirildiği, yine dosyada mevcut Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın yazısından 15 Ekim 2014 tarihinden itibaren itibaren liman faaliyetlerinin durduğunun belirtildiği, buna göre davacı tarafça konteynerların boş teslimi için tanınan serbest süre henüz dolmadan tahliye limanı olan Bingazi Limanı kapandığından, bu tarihten sonraki süre için demuraj talep edilmesinin mümkün olmadığı emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2014 tarihli 2013/12326 Esas ve 2014/4189 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak  kabulü ile  davalıların demuraj sorumluluğundan bahsedilemeyeceği yine bu yöndeki dairemiz emsal kararında da Libya'da yaşanan savaş ve iç karışıklık hususunun mücbir sebep olarak kabul edildiği,  davacı vekilinin de kabulüyle konteynerlerin 09.10.2014 tarihinde limana tahliye edildiği, buna göre tanınan serbest süre henüz dolmadan  tahliye limanının faaliyete kapanması nedeniyle Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak kabul edilmesi ile davalıların demuraj ücretinden sorumlu görülemeyeceği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı taşıyıcı, konteynerin indirildiği limandaki iç karışıklıkları bilecek ve gerekli önlemleri alacak konumdadır. Varış limanındaki karışıklığı bildiği dosya kapsamıyla anlaşılan davacının, mücbir sebebi bilmediğini, bunun sorumluluğunun kendisinde olmadığı, davalıların sorumlu olduğu yönündeki iddialara da itibar edilemez. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.05.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01690d4c166173ed","SID":"a118956a7098141a"}}