{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1995 Esas<br>KARAR NO: 2024/1010<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2022<br>NUMARASI: 2021/375 2022/13<br>DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü, Marka'dan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti ve Tazminat/Markaların Karşı Davacıya Devri<br>DAVA TARİHİ: 05/01/2021<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" ve \"...\" vb.ibareli markaların sahibi olduğunu, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce 2020/47 değişik iş dosyası ile de davalı tarafın,  müvekkili markalarına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini, davalı tarafın \"...\" ibaresi için yaptığı marka başvurusunun, davacı müvekkilinin itirazları sonucunda TPMK tarafından reddedildiğini, davalı tarafın reddedilen bu marka başvurusunda yer alan logoyu, tabelalarının, faturalarının ve biletlerinin üzerinde kullandığını, davalı tarafın, internet adresindeki \"...\" ibaresi ile de davacı müvekkilinin \"...\" markasına tecavüz ettiğini, davalı tarafın, ticari unvanını taraflarınca delil tespiti davası açıldıktan sonra değiştirdiğini, davalı tarafça, davacı müvekkilinin \"...\" ve \"...\" ibareli markalarına tecavüz edildiğini ileri sürerek, davalı şirketin, davacı müvekkili adına tescilli markalarına tecavüzlerinin tespiti, önlenmesi ve giderilmesini,  davalı tarafın müvekkili markalarını bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre şimdilik 5.000-TL maddi tazminat ile şimdilik 20.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek avans faizi ile ödemesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve  etmiştir. <br>CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; ilk olarak yetki ve zamanaşımı itirazlarının söz konusu olduğunu, davaya konu \"...\" markası ile tespite konu \"...\" markalarının farklı markalar olduğunu, tespit dosyasında tespite gelinmesinin hemen ardından müvekkili firmanın ... TİC LTD.ŞTİ unvanını kullanmaya başladığını, şirket unvanında ... ibaresinin yer almadığını, dava tarihi itibari ile böyle bir kullanım olmadığını, davacı tarafından \"...\" ile \"...\" markasını müvekkiline devredildiğini, her iki markanın TPE nezdinde müvekkili firma adına tescilli olduğunu,  devreden  ...'in devrettiği markalan dışındaki kendi adına aynı sınıfta ve aynı ve benzer kayıtlı diğer markaları beyan etmediğini, davacının marka ticareti yapmak maksadıyla kötüniyetli hareket ettiğini, davacı tarafından ilgili markaların kullanılmadığını, markalarını sattıktan sonra işi bıraktığını ve söz konusu sektörde faaliyet göstermediğini,  müvekkili firmanın ... unvanı ile 39. sınıf taşımacılık hizmetleri yaptığını, marka haklarını 2018 yılında devralarak faaliyete başlamış iseler de söz konusu markanın 1947 yılından beri tescilli ve fiilen kullanılan bir marka olup Malatya ve Türkiye genelinde tanınmış bir marka ve halk tarafından yolcu taşıma firması olarak bilinmekte olup ciddi bir tüketici kitlesine sahip olduğunu, davacı adına tescil ettirilen \"...\" markalarının 2017 yılında tescil edilmiş olup  fiilen kullanılmadıklarını, bu markaların müvekkili firma adına kayıtlı ve daha eski tarihli markalarla aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer markalar olup kullanılmaları halinde halk tarafından ilişkilendirilip karıştırılabilecek ve firma aleyhine durum yaratacak nitelikte olduklarını,  İLERİ SÜREREK,  müvekkilinin firmanın halihazırda kullandığı ...   markası ile  ... tarafından devredilen \"...\" markalarının ... adına tescilli \"...\" markaları ile sınıfları bakımından benzer olduğunun tespitine, ilgili markaların tescilinin hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak talepli 1.000- TL maddi tazminatın ve 30.000-TL manevi tazminatın işleyecek kısa vadeli avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>KARŞI DAVADA CEVAP: Davacı-Karşı Davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesi ile,  davacı müvekkili tarafından dava konusu ... ve ... markaları için marka başvurusu yapıldığı tarihte, davalı tarafın iltibas iddiasını dayandırdığı ... markalarının zaten davacı müvekkiline ait olduğunu, davalı tarafın iltibas iddialarının hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olduğunu, karşı davanın reddi gerektiğini, davalı tarafın, dava konusu müvekkil markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde dava konusu markaların kendilerine devrini talep etmesine gerekçe olarak, tescilli bir markanın devri halinde tüketici nezdinde karışıklığa neden olacak şekilde aynı markaya benzer başka markalar da varsa bu markaların da devrinin gerektiğini iddia ettiğini, Mülga 556 s. Mark.KHK'sında yer alan 16. maddenin, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini ve sonrasında yeni SMK'da bu gibi bir düzenlemeye yer verilmediğini, karşı tarafın dava konusu bütün talepleri hak düşürücü süre ve zamanaşıma uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; davacı-karşı davalının marka tescillerinin 2017 yılında, davalı-karşı davacının markalarının ise 1995 ve 2010 yıllarında tescil edildikleri, bu itibarla tescil önceliğinin davalı-karşı davacıda olduğu,  davalının fiili kullanımlarının tescil kapsamında kaldığı, bu tescilden uzaklaşıp-davacı markalarına yaklaşma iradesi içermediği, davalının tescil önceliği olması karşısında ana dava bakımından tecavüz koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı,karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede; davalı-karşı davacı markalarının \"ŞEKİL + ...\" ve \"ŞEKİL + ...\" ibarelerinden müteşekkil olduğu, davacı-karşı davalı markaları ise \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" ve \" ...\" şeklinde olduğu, taraf markaları arasında \"...\" kelime unsurunun ortak olduğu anlaşılsa da davalı-karşı davacı markalarındaki diğer kelime ve şekil unsurlarının markaları görsel işitsel ve kavramsal olarak farklılaştırdığı, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde genel izlenimde, bütüncül değerlendirmede birbirlerinden farklı olarak algılandıkları, bu itibarla SMK 6/1 maddesi anlamında hükümsüzlük koşularının oluşmadığı, davacı-karşı davalının devirden ortalama bir yıl önce hükümsüzlük ve devir talebine konu markaları adına tescil ettirdiği; buna göre yukarıda anılı tüm devir silsilesinde, hükümsüzlük ve devir talebine konu markaların davacı-karşı davalı adına tescilli olduğu ve TPMK kayıtları ile kolaylıkla doğrulanıp denetlenebileceği; basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında yer alan devralanların ve bu arada davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya ait tüm markaları devralıp devralmadığını kontrol edebilecek durumda olduğu, ayrıca davacı-karşı davalının üzerine kayıtlı tüm markaları devretme yükümlülüğü altına girdiği yahut diğer tescilleri kötüniyetle gizlediğine ilişkin dosyada yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve  karşı davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; -Davalı tarafın, müvekkilinden devraldığı markalara dayanarak müvekkiline karşı bir öncelik hakkı olduğunun kabulünün hatalı olduğunu,-Davalının internet sitelerindeki tecavüze konu kullanımlarının tespitine rağmen, asıl davann reddedildiğini, -Dava konusu müvekkilinin “...” markasına tecavüzleri hususu incelenmeksizin, yok sayılarak karar verildiğini, davalı tarafın fiili kullanımlarının da incelenmediğini,-Davalı tarafın, dilekçelerinde yer alan kabullerinin de dikkate alınmadığını,- Davalı tarafın ticari unvanının, taraflarınca delil tespiti davası açılmasından sonra değiştirmiş olduklarının da dikkate alınmadığını,-İlk rapora ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi adına ikinci bir bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini ileri sürerek, asıl davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde, cevap ve karşı dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıa ve iddialarını tekrar ederek; -TPE nezdinde ilk tescilli marka olan “... ŞEKİL\" ile \"... VE ŞEKİL\" markaların tescilinden çok sonra, ... tarafından TPE nezdinde tescil edilmiş “...” markalarının; müvekkilinin sahip olduğu ve ilk tescilli markalar ile aynı ve çok benzer olduğunu, tescil edildikleri sınıfın  müvekkili tarafından  kullanılan markanın sınıfı ile aynı olduğunu, söz konusu markaların ve şeklin müvekkili firmanın sahip olduğu markalarla karıştırılmasının pek muhtemel olduğunu, -“...” markalarının ilk kez kullanıp ihdas edilen markalar olduğunu, SMK nezdinde öncelik hakkı bulunduğunu, markanın evveliyatı 1947 yılı olduğunu, davacının bu iki marka varken bu markaların çok benzeri ve hatta aynısı olan ve kullanılması halinde halkı yanılgıya düşürecek olan “...” markalarını aynı sınıfta tescil ettirmesinin yasaya aykırı olduğunu, -Davacı-karşı davalının asıl markanın birebir benzeri olan yan markalarının tescillerini 2017 yılında yaptırdığı,  müvekkilinin devraldığı asıl markaların tescillerinin ise 1995 ve 2010 yılları TPE kayıtları ile  sabit olduğunu, bu durumda SMK gereğince tescil önceliğinin müvekkili firmaya ait olduğunun hukuki bir gerçeklik olduğunu,-Davacı-karşı davalının ana markalarını müvekkiline devrettiğini, ancak yan markaları gizleyerek devirin dışında bıraktığını, bilahare müvekkil firmadan bu markaları da devretmesi karşılığında 20.000 Euro talep ettiğini,  davacı-karşı davalının söz konusu  markalarının marka ticareti yapmak maksadıyla ve hukuk yollarını dolanmak yoluyla aynı zamanda kötü niyetle tescil edildiğini, SMK md.6/9, md.25 düzenlemeleri ile kötü niyetle tescilin korunmadığını, -Davacı-karşı davalının Malatya'da firma sahibi olarak yılarca çalışmış olup ,bunu bilmekte  ve markaları devrederken de bu durumu bilmekte olduğunu, bu hususta tanık dinletme talebinin mahkemece reddedilmiş olmasının yerinde olmadığını, mahkemece bu hususta yeteri kadar araştırma yapılmadığını,-Kaldı ki bilirkişi raporunda da; \"Söz konusu markalarda asıl ve ayırtedici unsur “...” ibaresidir\" değerlendirmesine yer verilmiş olmakla markanın asıl ve ayırdedici unsurunun zafer ibaresi olduğunu teknik olarak tespit ettiğini, hal böyle iken karşı davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,-Karşı dava ile davalı adına kayıtlı markaların tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmeyecek ise, davacı-karşı davalı adına kayıtlı markaların müvekkili firma adına tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, bu talebin reddi kararının da yerinde olmadığını, ileri sürerek karşı davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava, davalının davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile tazminat; karşı dava, karşı davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü, aksi halde markaların davacıya devri,  davacıya ait markalardan doğan haklara tecavüzün tespiti ile tazminat talebine yöneliktir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karar  taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  davacı-karşı davalının marka tescillerinin 2017 yılında, davalı-karşı davacının markalarının ise 1995 ve 2010 yıllarında tescil edildikleri, tescil önceliğinin davalı-karşı davacıda olması davalının fiili kullanımlarının tescil kapsamında kalması nedeniyle tecavüz koşullarının oluşmadığı, bu nednele asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; davalı-karşı davacının\" ...+ŞEKİL\" ve \"...+ŞEKİL\" markalarının hem kelime hem de şekilden oluştuğı, davacı-karşı davalının  \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" VE \" ...\" ibareli markalarının sadece kelimeden oluştuğu, markalar arasında \"...\" kelime unsurunun ortak olmakla beraber, davalı-karşı davacı markalarındaki diğer kelime ve şekil unsurlarının, ortalama tüketici nezdinde markaları görsel işitsel ve kavramsal olarak farklılaştırması nedeniyle hükümsüzlük koşularının oluşmadığı,  hükümsüzlüğü talep edilen markalarının tescil tarihi ve davacı-karşı davalını tarafından davalı-karşı davacıya devir tarihleri dikkate alındığında hükümsüzlüğü istenilen markaların kötü niyetle tescil edildiği ve devir sırasında gizlendiği iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 3-Davacı-karşı davalıdan asıl dava için alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacı-karşı davalı ...'ten alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davalı-karşı davacıdan karşı dava için alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalı-karşı davacı ...nden  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmalarına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1dc4ae1de7ca1ebf","SID":"a445a78c84f65482"}}