{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/307 <br>KARAR NO: 2024/735<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2023<br>NUMARASI: 2023/954 Esas - 2023/1348 Karar<br>DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile ortak iş yapmak amacıyla faaliyetinde kullandığı makineleri ve plastik kalıpları Aralık 2020 döneminde davalının faaliyet adresine taşıdığını, makinelerin ve müşteri portföyünün müvekkili tarafından getirilmesi ve  üretimden kaynaklanan kârın davalı ile müvekkili arasında yarı yarıya bölüşülmesini sağlama amaçlı ortaklık kurulduğunu, ortaklığın devamında yeni bir şirket kurulması ve ...'ın ya 4.000.000-TL sermaye koyarak ortaklığa devam etmesi ya da müvekkile ait olan makineleri satın almasının amaçlandığını, bu amaçla da yeni şirket ...'ın kurulduğunu, ürünlerin satış yapıldığı müşterilerin müvekkilinin müşterileri olduğundan satış faturalarının hep müvekkili tarafından kesildiğini, müvekkilinin ürünlerin satışı ile yaptığı tahsilatların bir kısmını  davalıya ödediğini, müvekkilinin zaten kendisine ait olan makineleri ve kalıpları alabilmek için 750.000-TL değerinde üç adet çek vererek, daha sonra makineleri ve kalıpların bir kısmını alarak ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin borcu varmış gibi hilafına İstanbul ... İcra  Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dosyadan haksız tahsilatlar yapıldığını, icra dosyasının halen derdest olduğunu, yine davalının ödemeler ile takip arasındaki farkı kapatabilmek için ise yeniden geriye dönük fatura kestiğini belirterek müvekkilinin hiçbir borcu olmadığının tespiti ile iddia edilen borcun tahsil edilmemiş kısmı bakımından belirsiz menfi tespit, tahsil edilen kısım bakımından ise belirsiz alacak istirdat davası açtıklarını beyan ederek borçlu olmadığının tespitine ve istirdata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili;  davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın 750.000-TL borcu bulunduğunu bilmesine, tam da bu tutarda borcunu kapatacak miktarda çeki vermesine karşın huzurdaki davada aksi yönde beyanlarda bulunduğunu, takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete 418.917,45-TL borcu olan davacı şirketin, ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra  müvekkili şirket ile iletişime geçerek mevcut icra dosyasındaki borcunu ve ayrıca tarafların mutabık kalarak müvekkil şirketin kestiği 06.01.2022 tarihli 304.190,82-TL tutarında faturayı da kapsayacak şekilde müvekkil şirkete toplam 750.000-TL değerinde 3 adet çek teslim ettiğini, kesilen faturaların teminat niteliğinde kesildiğine ilişkin ispat yükünün davacı şirket üzerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece ilk olarak 14/06/2023 tarihli kararla; faturadan kaynaklanan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile tahsil edilen miktara yönelik istirdat talep edildiği, dava miktarının belirli ve davacı tarafından bilinebilir olduğunun kabulü gerektiği, HMK'nın 114/1-h maddesinde, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartları arasında sayıldığı, hukuki yararın giderilebilir bir dava şartı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Kararın istinafı üzerine Dairemizin 20/09/2023 tarihli 2023/1767-1364 sayılı kararıyla davacı vekiline talep sonucunu açıklayıp, dava değerini belirtmek ve eksik peşin harcı tamamlaması yönünden HMK'nin 115/2. maddesi uyarınca kesin mehil verilmesi gerekirken, hukuki yararın tamamlanamaz dava şartı olduğundan bahisle mehil verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış,istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece 20/12/2023 tarihli kararıyla; usulüne uygun muhtıra sonucunda davacı vekilinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava değerini 304.190.81-TL olarak belirttiği, talebin salt icra takibiyle sınırlı olmadığının ve icra takibini de kapsayacak şekilde davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığının tespitinin talep edildiği, icra dosyası incelendiğinde icra takip çıkışının 418.917,45-TL olduğu, kural olarak menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, davacı vekilinin 20/12/2023 tarihli celsede kabul ettikleri bir borç miktarının da olmadığını beyan ettiği, bu durumda dava değeri belirlenerek noksan harcın tamamlanması yoluna gidilemediği, keza davacı vekilinin açıkça icra takibini kapsayacak şekilde daha fazla miktar için borçlu olmadıklarını talep ettiği, davanın belirsiz dava olarak açıldığı, istinaf kaldırma kararı sonrası kısmi dava şeklinde açıklama yapılarak harcının yatırıldığı, davanın bu şekilde açılarak devam edilmesine davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile makinelerin ve müşteri portföyünün müvekkili tarafından getirilmesi ve üretimden kaynaklanan karın bölüşülmesini sağlayacak ortaklık kurulması olduğunu, bu amaçla da yeni şirket olan ... firmasının kurulduğunu, satış faturalarının hep müvekkili tarafından kesildiğini, davalının ise müvekkili tarafından kesilen bu faturaları fatura tutarlarının biraz daha altındaki bir meblağı esas alarak tekrardan müvekkiline fatura ettiğinin fark edildiğini, müvekkilinin zaten kendisine ait olan makineleri ve kalıpları alabilmek için 750.000-TL değerinde üç adet çek vermek zorunda kaldığını, daha sonra makineleri ve kalıpların bir kısmını alarak ortaklıktan  ayrıldığını, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, davalının yapılan ödemeler ile takip arasındaki farkı kapatabilmek için ise yeniden geriye dönük fatura kestiğini, uyuşmazlığın salt faturaya dayalı uyuşmazlık olarak incelenmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın taraflar arasında bir ortaklık ilişkisi olup olmadığının, bu ortaklık nedeniyle müvekkilinin davalıya borcunun bulunup bulunmadığından kaynaklandığını, karar verilmeden önce dava değerinin belirlenmesi ve bu konuda eksik harcın tamamlanması adına süre verilmesi gerekirken bu ilkeye uyulmadığını, muhtıra üzerine dava değerinin belirtildiğini ve eksik harcın tamamlandığını, bahsi geçen dilekçe ile icra takibini de kapsar şekilde genel anlamda borçlu olmadığının tespitinin istendiğini, müvekkilinin borçlu olmadığı bedelin ise 304.190,81-TL olarak bildirildiğini, bunun amacının sadece icra takibine konu faturalar üzerinde değil genel anlamda ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasını talep etmelerinden kaynaklandığını, söz konusu dilekçede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının nedeninin yapılacak incelemede daha fazla bir miktardan dolayı borçlu olmadığının tespiti halinde ayrı bir dava açmak olduğunu, dosyanın bütünü incelendiğinde davanın kısmi olarak açıldığını gösteren bir delil bulunmadığını, dava değerinin açıkça belirtildiğini, mahkemece davanın nasıl kısmi dava olarak kabul edildiğinin anlaşılamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Davacı tarafından davalıya borcunun olmadığının tespitine yönelik 1.000-TL üzerinden belirsiz olarak talepte bulunulmuş olup, mahkemece 14/06/2023 tarihli kararla belirsiz olarak menfi tespit ve istirdat talebinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, Dairemizin 20/09/2023 tarihli kararıyla davacının talep sonucunun açıklatılması, dava değerinin belirlenmesi ve eksin harcın tamamlatılması için ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.  Dairemizin kaldırma kararından sonra devam eden yargılamada davacıya verilen süre üzerine davacı tarafından 30/10/2023 tarihli dilekçe ile \"...Dava dilekçesine konu taleplerimizde de salt bahsi geçen icra takibi ile sınırlı olmamak üzere ancak söz konusu icra takibin de kapsayacak şekilde davalıya hiçbir borcumuz olmadığının tespiti talep edilmiş olmakla, borçlu olmadığımız bedel fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 304.190,81-TL'dir. Bu meblağ kadar sorumlu olmadığımızın tespiti halinde zaten söz konu çeklerden ve faturadan dolayı da borçlu olmadığımız zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Sayın mahkemenin bilgisine sunar, gereğinin yapılmasını saygıyla arz ve talep ederiz...\" şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davalı tarafından davacı hakkında 01/07/2021 tarihinde cari hesaba dayalı olarak başlatılan  418.917,45-TL tutarlı icra takibi itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı tarafından ibraz edilen çek teslim bordosu ile cevap dilekçesinin ekinde ibraz edilen hesap ekstresine göre icra takibinin başlatılmasından sonra 13/07/2021 tarihinde davacı tarafından davalıya her biri 250.000-TL bedelli olmak üzere sırasıyla 30/04/2022, 31/05/2022 ve 30/06/2022 tarihli çekleri verdiği, davalının bahsi geçen çekleri cari hesabına işlemesi ile davacının cari hesapta alacaklı hale geldiği, akabinde taraflarca düzenlenen faturalar sonrasında davalının davacıya 304.190,82-TL borcunun göründüğü, davalının en son 06/01/2022 tarihli 304.190,82-TL bedelli faturayı düzenleyerek hesabı sıfırladığı, davacı tarafından davalıya verilen çeklerin gününde ödenmesi üzerine davalının icra dosyasına tahsil harcı ve vekalet ücreti haricinde dosya alacağının tahsil edildiğine ilişkin bildirimde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalı tarafından cari hesaba işlenen bahsi geçen 3 adet çekin davalıda olan makineleri geri alabilmek için davalının baskısı ile davalıya vermek zorunda kaldığını, davacının davalıya hem icra takibinde talep edilen 418.917,45-TL cari hesap alacağından, hem de  06/01/2022 tarihli 304.190,82-TL bedelli faturadan dolayı borçlu olmadığını ileri sürmekte olup bahsi geçen çeklerin dava açılmadan önce ödendiği anlaşılmakla, davacının talebinin çek nedeniyle  yaptığı ödemelerin iadesi istemine  ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Davacı, dava değerini davalı tarafından sonradan düzenlenen 06/01/2022 tarihli 304.190,82-TL bedelli fatura ile aynı miktarda bildirmiş olup harcı da bu miktarı üzerinden ikmal etmiştir. Ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin davanın  kısmi olarak açılmasına engel bulunmadığı dikkate alındığında davaya davalı tarafından düzenlenen 06/01/2022 tarihli 304.190,82-TL bedelli faturaya karşılık yapılan ödeme yönünden istirdat davası olarak devam edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,davanın  çek ile yaptığı ödemenin iadesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla , davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2023 Tarih 2023/954 Esas - 2023/1348 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1693b3e81b8daa2","SID":"81e2b0bb50c5058e"}}