{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1116 <br>KARAR NO: 2024/1257<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/02/2024<br>ESAS NO: 2023/893<br>KARAR NO: 2024/175<br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 31/05/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih ve 2023/893 Esas -  2024/175 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyasında; 24/11/2022 ve 30/11/2022 tarihinde borçlu görünen ... Anonim Şirketi ile alacaklı görünen ... Anonim Şirketi arasındaki borç/alacak meselesi kapsamında haciz mahalli olarak davalı şirketin ticari adresine gidilmiş ve muhtelif mallar haczedilmiş, bu mallar 30/11/2022 tarihinde muhafaza altına alınmış olduğunu, işbu muhafaza ve haciz işlemi hukuka aykırı nitelikte olup istihkak iddiasının kabulü ile takibin, tüm haciz ve muhafaza işlemlerinin davacı yönünden taliki ve durdurulması, hacizlerin fekki, muhafaza altına alınan malların davacıya iadesi amacıyla taraflarınca Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/653 Esas Sayılı dosyası ile istihkak davası ikame edilmiş ve yargılamanın devam etmekte olduğunu, davacı şirketin adresi; ..., ... Caddesi, No:... ... ... olduğunu, yine davacı şirketin yetkilisi ... olduğunu, davacı şirketin bağlı bulunduğu ... Limited Şirketi’nin açılımı ‘Nevşehir ‘... olup 27.12.1994 Tarihinde kurulmuş ve 07.12.2011 tarihinde Kayseri şubesi açılmış olduğunu, tüm bu hususlara ilişkin mersis kaydı, Vergi Levhası Sureti ve TTSG Örneği işbu dilekçenin ekinde sunulmuş olduğunu, işbu belgeler sonradan düzenlenebilecek belgelerden olmayıp delil niteliğine haiz ve mülkiyeti ispat eder nitelikte olduğunu, ezcümle haczedilen ve muhafaza edilen mallar icra dosyasında borçlu görünen şirkete değil; davacı şirkete ait olduğunu, davacı şirket; haciz mahallinin bulunduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada... Parselde kayıtlı taşınmazı 29/01/2018 tarihinde; ekte örneği sunulan 2.550.000,00 TL tutarlı dekontlardan anlaşılacağı üzere bedelini de ödemek suretiyle edinmiş olduğunu, bu durum haciz mahallinin kime ait olduğunun açıkça göstergesi olduğunu, yine ekte örneği sunulan elektrik, su, doğalgaz, internet faturalarından anlaşılacağı üzere söz konusu mahal davacıya aittir ve davacı şirket tarafından satın alındığı tarihten itibaren kullanılmakta olduğunu, yine bu durum Kayseri ...OSB Müdürlüğü’nce tanzim edilen 20/07/2018 Tarihli Enerji Müsaadesi Hk. Konulu Yazısı; 31/08/2018 Tarihli Su Bağlanması Hk. Konulu; 31/08/2018 Tarihli Çöp Konteynırı Hk. Konulu Yazısı (Ek-4) ile de anlaşılmakta olduğunu, yine; Melikgazi Kaymakamlığı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 6/2/2017 Tarihli İşletme Kayıt Belgesi (Ek-5), 6/2/2017 tarihli Gıda ve Kontrol İşlemleri Konulu Yazı (Ek-6) ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tanzim edilen 167492 Sıra Numaralı Yoklama İmza Formu (Ek-7) ile açık olduğunu, yine davacı şirketin Kayseri Toptan Tedarikçiler Derneği üyesi olup düzenli bir şekilde aidatlarını ödemekte olduğunu, bu hususa ilişkin dekontların bulunduğunu, yine davacı şirketin ... Sigorta, 8/11/2019 başlangıç, 8/11/2022 Tarihli ...Poliçe numaralı endüstriyel paket sigorta poliçesinden anlaşılacağı üzere riziko adresi ... Bina No:... olduğunu, davacı şirkete ait açıklanan ve sunulan tüm bu evrak, tapu ve faturalardan anlaşılacağı üzere haciz mahallinde davacı şirketin faaliyette bulunduğunun ortada olduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyasında borçlu olarak görünen ... Anonim Şirketi ile davacı şirketin ticari adreslerinin aynı adreste görünmesi davacı şirket nezdinde mağduriyetlere yok açmakta olduğunu, söz konusu mahal davacı şirket tarafından satın alındığı tarihten itibaren kullanılmakta olduğunu, davacı şirketin halen aktif olarak ticari adresinde ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, bununla birlikte ... Anonim Şirketi ise ticaret sicilinde kayıtlı olan ve davacı şirketin halen aktif olarak kullanmakta olduğu adreste bulunmadığını, Kayseri Vergi Dairesi tarafından söz konusu adreste 27/8/2018 tarihinde yapılan inceleme neticesinde... Anonim Şirketi’ne yönelik olarak “Ödevli kurumun yoklama adresinden nereye gittiği ve akıbetinin bilinmediği yoklama anında işyerinin kapalı olduğu, herhangi bir faaliyet gösterilmediği mahallinde tespit edilmiştir” şeklinde tutanak tutulmuş olduğunu, yine bu husus Kayseri Vergi Dairesi’nden 2018 yılına ait kayıtların celbiyle de açığa çıkacağını, görüleceği üzere; ... Anonim Şirketi’nin Vergi Dairesi tarafından herhangi bir kaydı bulunmamasına rağmen halen ticaret sicilinde davacı şirketin bulunduğu adresi kullanıyor gibi görünüyor olması sebebi ile davacı şirketin mağduriyete uğramakta olduğunu, Mahkeme tarafından davacı şirketin ticaret sicil adresinde yapılan keşif ile birlikte ... Anonim Şirketi’nin söz konusu adreste faaliyette bulunmadığı açığa çıkacak olduğunu, buna rağmen...Anonim Şirketi’nin alacaklılarının sürekli olarak davacı şirkete hacze gelmekte ve muhtelif mallarını haczetmekte olduğunu, bu durumun davacının ticari faaliyetlerinin sürekliliğine zarar vermekte ve ayrıca davacının ticari itibarını da zedelemekte olduğunu, ... Anonim Şirketi gayri faal durumda olup Vergi Dairesi tarafından şirketin 2018 yılından itibaren söz konusu adreste bulunmadığına yönelik olarak yoklama tutanağı tutulmuş olduğunu, aktif olarak faaliyetlerine devam etmeyen bu şirket, genel kurul toplantısı yapamamakta ve yeniden toplanamamakta olduğunu, şirketin ticaret sicilden kaydını terkin edebilmek için şirket genel kurulunda karar alıp tasfiye hükümlerine uygun şekilde sonlandırılması gerektiği ve ticaret sicil memurunun kendiliğinden silemeyeceği hususu göz önünde bulundurulduğunda söz konusu şirketin terkinini isteyebilmesinin mümkün olmadığını ancak borçlu ... Anonim Şirketi söz konusu adreste faaliyet gösteriyormuş gibi göründüğü sürece de davacının mağduriyeti devam edecek olduğunu, dolayısıyla söz konusu talepte bulunmada hukuki yararları olduğunun açık olduğunu, işbu nedenle öncelikle ...,... Caddesi, No:... .../... adresinde 2018 yılından itibaren davacı şirketin faaliyet gösterdiğinin,...Anonim Şirketi’nin bu adreste bulunmadığının tespiti, neticeten ... Anonim Şirketi’nin adres kaydının ticaret sicilinden terkini bu hususun tescili ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanını Mahkemeden talep etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu belirterek, öncelikle ... Anonim Şirketi’nin Ticaret Sicilinde Kayıtlı Adresi Olan ..., ...Caddesi, No:... ...... adresinde faaliyette bulunmadığının tespitine,... Anonim Şirketi’nin adres kaydının Ticaret Sicilinden terkinine ve bu hususun tescil edilmesine, akabinde bu durumun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....   Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça dava dışı ... Anonim Şirketi’nin Ticaret Sicilde yer alan adres kaydının Ticaret Sicilinden terkini ile bu hususun Tescili ve Ticaret Sicil Gazetesinde İlanına Karar Verilmesi taleplerinde bulunulmuş ise de, HMK madde 106/3’de belirtildiği üzere maddi vakıaların tek başına tespit davasının konusu olmaması, davacının adres tespiti talebinin maddi vakıa kapsamında olması dikkate alınmış ve böylece davacının söz konusu davayı açmakta HMK madde 106/2 kapsamında hukuki yararı olmadığı anlaşılarak, Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile HMK madde 114/1-h ve 115/2 gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş...\" gerekçesiyle Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile HMK madde 114/1-h ve 115/2 gereğince usulden reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; HMK m.114'ün gerekçesinde hukuki yarar kavramından ne anlaşılması gerektiği şu şekilde ifade edilmektedir; “Burada sözü edilen hukuki yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hali hazırda mahkeme kararına muhtaç, bir konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.” hukuki yarar kavramı kanunlarda, doktrinde ve Yargıtay kararlarında farklı şekillerde ifade edildiğini, Yargıtay da doktrindeki tanımlardan yola çıkarak “...Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir tanım ortaya koymuştur.” şeklinde bir dava dilekçesinde de detaylıca yer verdiği üzere Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında; 24/11/2022 ve 30/1 1/2022 tarihinde borçlu görünen ... Anonim Şirketi arasındaki borç alacak meselesi kapsamında haciz mahalli olarak müvekkili şirketin ticari adresine gidilmiş ve muhtelif mallar haczedilmiş, bu mallar 30/11/2022 tarihinde muhafaza altına alındığını, müvekkili şirkete ait açıklanan ve sunulmuş olan tüm bu evrak, tapu ve faturalardan anlaşılacağı üzere haciz mahallinde müvekkil şirketin faaliyette bulunduğu ortada olduğunu, yine borçlu ... şirketi'ne ait SGK kayıtları da yerel mahkeme tarafından celp edilmiş ve... şirketi'nin 2018 yılından beri hiçbir sigorta kaydının bulunmadığı ortaya çıkmıştır. görüleceği üzere; ...anonim şirketi'nin vergi dairesi tarafından herhangi bir kaydı bulunmamasına rağmen halen ari sicilinde müvekkili şirketin bulunduğu adresi kullanıyor gibi görünüyor olması sebebi şirket mağduriyete uğradığını,... anonim şirket olarak müvekkili şirket ve muhtelif mallarını haczettiklerini, bu durumun müvekkilinin faaliyetlerinin sürekliliğine zarar verdiğini,  ayrıca müvekkilinin ticari itibarını da zedelediğini, aktif olarak faaliyetlerine devam etmeyen bu şirketin, genel kurul toplantısı yapamamakta ve yeniden toplanamadığını, şirketin ticari sicilden kaydını terkin edebilmek için şirket genel kurulunda karar alıp tasfiye hükümlerine uygun şekilde sonlandırılması gerektiği ve ticaret sicil memurunun kendiliğinden silemeyeceği hususu göz önünde bulundurulduğunda söz konusu şirketin terkinini isteyebilmesinin mümkün olmadığını, ancak borçlu ... anonim şirketi söz konusu adreste faaliyet gösteriyormuş gibi göründüğü sürecede müvekkilinin mağduriyetinin devam edeceğini,  dolayısıyla söz konusu talepte bulunmada hukuki yararın olduğunun açık olduğunu, her ne kadar yerel mahkemenin hukuki yararın olmadığı kanaatinde olsa da gerekçeli kararın tebliğinin sonrasında bile ... anonim şirketi'nin borcu nedeniyle istanbul 25. icra dairesi ... e. sayılı dosyası için 02/04/2024 tarihinde müvekkil şirkete tekrar haciz için gelindiğini, bu durumun müvekkilinun mağduriyetini ortaya ikame etmekte hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerektiğini, ... ANONİM ŞİRKETİ'nin borçları nedeniyle müvekkil şirkete sürekli hacze gelinmesi söz konusu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adreste faaliyette bulunmadığının tespiti ve ticaret sicilinden terkin edilmesi için haklı bir çıkarımızın ve hukuki yararımızın bulunduğunun göstergesi olduğunu, müvekkil şirketin devamlı olarak tekrarlayan haciz işlemleriyle yıpranmakta ve mağdur olduğunu, ayrıca ticari faaliyetleri aksayıp bununla birlikte ticari itibarının da zedelendiğini, izah edilen nedenlerle yüce mahkeme tarafından işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulüyle; müvekkili şirketin ..., ... Caddesi, No:... ... ... adresinde 2018 yılından itibaren faaliyet gösterdiğinin, ... Anonim Şirketi'nin bu adreste bulunmadığının Vergi Dairesi ve SGK tarafından gönderilen müzekkere cevapları ile tespitinin, neticeten ... Anonim Şirketi'nin adres kaydının ticaret sicilinden Gazetesi'nde ilanını karar verilmesi gerektiğinin ve tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf başvurusunun kabulüne,  kayseri asliye ticaret mahkemesi'nin 2023/893 e. 2024/175 karar sayılı kararının kaldırılmasına, ... Anonim Şirketi'nin Ticaret Sicilinde kayıtlı adresi olan ..., ... caddesi, no:... ... ... adresinde faaliyette bulunmadığının tespitine, ... anonim şirketi'nin adres kaydının ticaret sicilinden terkinine ve bu hususun tescil edilmesine, akabinde bu durumun türkiye ticaret sicil gazetesinde ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, dava dışı ... Anonim Şirketi'nin Ticaret Sicilde kayıtlı adresinde bulunmadığının tespiti ile ticaret sicilde buna ilişkin adresten terkin ve tescil işleminin yapılması istemine dairdir. Davacının sicile kayıtlı adresinin aynı zamanda dava dışı gayri faal durumda bulunan ... Anonim Şirketi'nin de adresi olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.<br> Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Hukuki yarar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/1-h maddesi gereğince dava şartlarından olup davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle menfaate, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Emel Hanağası: Davada Menfaat, Ankara 2009, s. 19-21).<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin gerekçesinde de \"...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir...\" yönünde açıklamalara yer verilmiştir.<br> Bir davada menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır (Hakan Pekcanıtez; Medeni Usul Hukuku, C.II, İstanbul 2017, s. 946-949).<br> Tespit davaları, bir hakkın yahut hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hak ve hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin yahut hakkın varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hakkın yahut hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hakkın yahut hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının hukuki yararının bulunması gerekir. <br> Eda davalarında, hak ihlal edilmedikçe hakkın hukuken himayesini istemek mümkün değildir. Ancak bu durum tespit davaları için yumuşatılmış, davacının hukuki durumunu belirginleştirmekteki menfaatiyle özdeşleştirilmiştir. Kişi, içinde bulunduğu hukuki durumdan kaygı, güvensizlik ve endişe duyduğunda tespit davası açabilmelidir. Tespit davasının işlevi karmaşık uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını engellemek, hakların yararlanılmasında istikrarı sağlamak olarak ifade edilebilir.<br> Bununla birlikte tespit davalarının kötüye kullanılmasının engellenmesi ve bu davaların kabule şayan olabilmesi için iddia edilen tehlikenin ciddi ve davacının hukuki durumuna zarar verecek nitelikte güncel olması da gereklidir. Tespit davası bakımından hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilirken üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.  Bunlardan ilki; davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (hâlihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalıdır. Söz konusu tehdidin genellikle davalıya ait beyanların yahut davranışların sonucu olduğu kabul edilmektedir. Aynı zamanda davacıya yönelen tehdidin barındırdığı tehlike güncel bir nitelik taşımalıdır. İkinci koşul; bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi tespit davasına hukuki ilişkilerde yaşanan kaygı, güvensizlik ve endişe durumlarında başvurulmalıdır. Belirtmek gerekir ki, davacının hukuki durumuna ilişkin her türlü tehdit değil ancak zarara yol açacağına kanaat getirilen bir tehdit sebebiyle tespit davası açılabilir. Üçüncü koşul ise yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davası neticesinde verilen hükümler, kesin hüküm niteliği taşımakla birlikte davacıya icra yetkisi vermez. Bu sebeple davacının hukuki belirsizliğini ortadan kaldırmak için tespit hükmünün en uygun ve en elverişli olduğu durumlarda, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılabilir. Buna göre tespit hükmü davacının içinde bulunduğu hukuki belirsizliği gidermek için bir fayda sağlamadığında ve istenen hukuki koruma için diğer dava türlerinden birinin açılması gerekli olduğunda hukuki yarar şartının yerine getirildiği söylenemez. Belirtilen bu koşullar, tespit davasının özel bir türü olan menfi tespit davası için de geçerlidir. Buna göre bir kimsenin, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle hâlihazırda icra tehdidi altında olması veya icra takibine maruz kalması, hukuki durumunun bu sebeple zararına yol açacak düzeyde belirsizlik içinde olması hâlinin, böyle bir borcunun bulunmadığına dair bir hüküm ile ortadan kaldırılabileceği durumlarda menfi davası açmakta hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilebilir. Başka bir anlatımla gerçekte var olmayan bir alacak nedeniyle güncel anlamda zarara neden olacak düzeyde bir belirsiz hukuki durum içerisinde bulunulmayan hâllerde menfi tespit davası açmakta hukuki yararın varlığından söz edilmez.<br> Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Bilindiği üzere mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları, belirsiz alacak ve tespit davaları ile inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Tespit davası, eda davasının öncüsü olup, işlevi bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitinden ibarettir. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir menfaati bulunmalıdır. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit  sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir. Bir davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı dava şartıdır. Tespit davası açılabilmesi için henüz eda davası açma zamanının gelmemiş olması veya eda davası açılmasının mümkün olmaması ve böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Bunu hakim görevi gereği re'sen araştırmak durumundadır. Eda davasında da yine davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir. Eda davasında davacının hukuki yararının bulunması için davalının davacının hakkını inkar etmiş olması şart değildir. Davalı davacının hakkını ikrar eder ve fakat yerine getirmezse, davacı icraya konulabilecek bir hüküm elde etmek için de davalıya karşı dava açabilir. Eda davasının konusu hem kişisel hem de ayni haklar olabilir. Burada davalının olumlu (yapmak, vermek) veya olumsuz (yapmamak, yapamamak) bir edaya (edime) mahkum edilmesi istenebilir. Eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Çünkü, eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Yargıtay'ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz.  Eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz kuralının geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hüküm (m. 237) etkisi bakımından hiçbir fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II. 2001 baskı s. 1409-1448 )<br>Davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmakta olup davacıyı her seferinde başka surette hak aramak zorunda (istihkak vs) bırakmamak gerekmişse de iş bu davada verilecek hüküm adreste bulunmadığı iddia olunan dava dışı şirketin de durumunu, hukuki menfaatlerini doğrudan ilgilendirdiğinden verilecek karar dava dışı ... Anonim Şirketi'nin haklarını da doğrudan etkileyeceğinden, mahkemece dava dışı ... Anonim Şirketi'nin taraf olarak temsili sağlanmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Taraf koşulu dava şartlarından olup, mahkemece bu şart yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, mahkemece davacı tarafa ... Anonim Şirketi’ne de dava açması için kesin süre ve imkan tanınması, davacı dava dışı şirkete de dava açtığı takdirde iş bu dava ile birleştirilerek görülüp  tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. <br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin  istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.4, 6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.4,6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.4,6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen  21/02/2024 tarih ve 2023/893 Esas -  2024/175 Karar sayılı nihai kararın  KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.4, 6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.30/05/2024\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcaaf1bc676f860e","SID":"a8a72086a8520c28"}}