{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1042 Esas<br>KARAR NO: 2024/853<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/05/2018<br>NUMARASI: 2017/189 Esas,  2018/590 Karar\t  <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dava dosyasından gönderilen ödeme emrinin ikinci borçlusu olan ...  isimli kişi ile 10 yıllık  gayri resmi birliktelikleri olduğunu ve bu birliktelikten bir çocukları bulunduğunu, bu kişiden bir daire almasını istemesi üzerine dairenin ancak 1/2 hissesini nakit ödeyeceğini, geri kalan kısmı için senet vereceğini, ancak senetleri birlikte imzalamalarını istemesi üzerine ... ödeme tarihi atılmamış, isim kısmı boş olan iki tanesi 45.000 TL, bir tanesi de 50.000 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL'lik üç adet senet verdiğini, ancak ... bu senetleri davalıya verdiğini,  davalının da bu senetlerden  45.000 TL bedelli olan bir tanesini takibe koyduğunu, davalıyı tanımadığını, davalı ile aralarında sözleşme de bulunmadığını, kendine borcunun da bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı ile ... arasındaki iç ilişkinin müvekkilini bağlamadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince, 22/05/2018 tarih, 2017/189 E.ve  2018/590 K.sayılı kararı ile;  toplanan delillere göre, davacının dava konusu 45.000 TL bedelli bononun arka ön yüzünde cirosunun bulunduğu, konuyla ilgili hazırlık soruşturmasının yapıldığı, hazırlık soruşturması sırasında ...'in bononun bedelsiz olduğu yolunda beyanda bulunduğu, asliye ceza mahkemesi dosyası içeriğinden davalının dava konusu senedi davacı ve dava dışı ...'i bilerek ve tanıyarak ciro yoluyla edindiği, şahsi def'ilerin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez ise de, davalının bononun tanzim tarihinde önce ceza davasına konu olacak şekilde husumetli bulunduğu, dava konusu bonoyu hayatın olağan akışına aykırı şekilde iktisap ederek bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının takip konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.DAİREMİZİN  2018/3626 ESAS  2021/1374 KARAR  SAYILI  KARARI:İlk derece mahkemesinin 2017/189 E- 2018/590 K.sayılı  kararının davalı tarafça istinafı üzerine, Dairemizin 02/07/2021 tarih ve 2018/3626 E- 2021/1374 K.sayılı kararı ile;  davacının keşideci, lehtar cirantanın dava dışı ..., hamilin ise davalı olduğu, senedin nakden kaydıyla düzenlendiği, davacının iddialarının şahsi def'i niteliğinde olduğu, bu nedenle  sadece senedin lehtarı olan dava dışı ... karşı ileri sürülebileceği, somut olayda ispat külfeti üzerinde olan davacının,  önce senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini, daha sonra da davalının senedin bedelsiz olduğunu, ya da senedin teminat senedi olduğunu bilerek iktisap ettiğini ispatlaması gerektiği, konuyla ilgili olarak yapılan hazırlık soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiği, hazırlık soruşturması sırasında dava dışı ...  davacının senetlerle ilgili sorumluluğu bulunmadığı, ödemeleri kendisinin yapacağı beyanlarını içeren dilekçe sunduğu, İstanbul Anadolu 55.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/367 E. 2014/265 K. sayılı dosyasına dava konusu senetle ilgili yansıyan bir husus bulunmadığı, mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. <br>YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİ Davacı vekili 25/06/2023 tarihli tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesi ile, davalının istinaf yasa yolu başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/3626 E. - 2021/1374 K. sayılı ilamıyla ilk derece  mahkemesinin kararının kaldırıldığı  ve davanın reddine karar verildiğini, ancak müvekkilinin bu süreçlerden sonra  evinde yaptığı temizlik sırasında, yatak bazasının altında dava dışı lehdar ...'in eşyaları arasında ekte suretini ibraz ettiğikleri sözleşmeyi bulduğunu, yargılamaya konu bu sözleşmenin 12/11/2014 tarihinde ... ve ... şahitliğinde ...  ile ... arasında tanzim edildiğini öğrenmeleri üzerine yargılamanın yenilenmesi müracaatında bulunduklarını, dava dışı ... ile davalının ortak hareket ederek müvekkilinin zararına hareket etme cihetinde bulundukları hususunun ispatlandığını ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile davanın kabulüne karar erilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE  Talep yargılamanın iadesine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri; (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması (Eklenmiş ibare RGT: 31.07.2018 RG No: 30495 Kanun No: 7145/19) veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.” şeklinde belirtilmiştir. maddede ise taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı HMK'nın 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilmesi, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin kıyas yolu ile genişletilmesi mümkün değildir.Somut olayda davacı vekili, Dairemizin davanın reddine dair kararından sonra,  müvekkilinin evinde temizlik yaptığı sırada, yatak bazasının altında 12/11/2014 tarihli  ... ve  ... şahitliğinde ...  ile ... arasında tanzim edilen belgeyi bulmaları üzerine yargılamanın yenilenmesi müracaatında bulunduklarını beyan etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2019/5-392 E- 2022/1150 K.sayılı kararına göre, yeni bir belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilmesi için; belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekmekte olup, sadece mevcut belgenin sonradan bulunmuş olması vakıası, başlı başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemez. Mücbir sebepten maksat, tarafın elinde olmayan ve bütün çabalarına rağmen aşamadığı bir engel ile karşı karşıya kaldığını iddia ve ispat edilmesidir. Davacı vekili, yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde, yargılamanın iadesine konu ettiği  belgenin, müvekkili tarafından temizlik yapıldığı sırada bulunulduğunu beyan etmekle yetinmiş,  belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen davalı tarafın eyleminden dolayı elde edilemediği yönünde bir iddiada bulunmamıştır. Yukarıda bahsi geçen YGHK kararında belirtilidiği üzere, belgenin tek başına sonradan ele geçirilmiş olması, yargılamanın iadesi sebebi teşkil etmez. Ayrıca dava dışı ... ile ... arasında imzalanan söz konusu belgede,  davacının davaya konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını gösterecek bir maddeye yer verilmediğinden dolayı, hükmü etkileyecek nitelikte de değildir. Açıklanan nedenlerle davacının 12/11/2014 tarihli sözleşmeye dayalı yargılamanın yenilenmesi talebinin yerinde olmadığı, yargılamanın yenilenmesi dilekçesindeki diğer hususların  HMK’nın 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmış sebepler arasında yer almadığı anlaşılmakla, davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maktu 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren miktar yönünden kesin olmak üzere karar verildi.08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a45fed22e7200a3","SID":"ae1460e90c51a933"}}