{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/30 Esas <br>KARAR NO: 2024/808 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2016/1218 Esas - 2021/973 Karar <br>TARİHİ: 28/09/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Dava dışı ... Ltd. Şti. İle müvekkili arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle Beyoğlu ... Noterliği'nin 23/09/2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığını, bu takipten rehin açığı belgesi alındığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine takibe İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile devam edildiğini, işbu takibe de davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya dayanak olan kefalet sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davacı yana borcunun bulunmadığını, davacı tarafından icra takibinin kötü niyetli olarak başlatıldığını savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/09/2021 tarih 2016/1218 Esas - 2021/973 Karar sayılı kararında; \"Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, imza incelemesine esas asıl evraklar, kredi sözleşmesi, bilirkişi raporu ve adli tıp kurumundan alınan raporlar,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası,  ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından kredi alacağına ilişkin olarak davalı aleyhine 118.220,47.-TL asıl alacak, 50.875,60.-TL işlemiş faiz, 2.543,78 TL BSMV olmak üzere toplam 171.639,85.-TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %40 faizi birlikte tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 31/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 06/04/2016 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce kefalet sözleşmesinde davalı adına atılı imzaların davalıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 11/07/2018 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce davalı yanın itirazları üzerine yeniden inceleme yapılmak üzere ATK Fizik İhtisas Kurulu'ndan rapor alınmasına karar verilmiş, ATK tarafından düzenlenen 22/12/2020 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkememizce alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan rapor alınmasına karar verilmiş, ATK tarafından düzenlenen 30/04/2021 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunularak davanın reddinin talep edildiği görüldü.Dava ve icra takibine dayanak olan kredi sözleşmesinin Genel Kredi Sözleşmesi olduğu, kredinin ticari nitelikte olduğu, bu hali ile mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla, davalı yanın mahkememizin görevine ilişkin itirazı dikkate alınmamıştır.Somut olayda, davacı tarafça dava dışı firma ile yapılan genel kredi sözleşmesine konu borcun ödenmediğinin ve davalı yanın da anılan krediyi kefil olarak imzaladığı iddia edilmiştir. Davalı tarafından ise sözleşmedeki imza inkar edilmiştir. Bu kapsamda kredi sözleşmesi aslı ile davalının incelemeye esas imza örnekleri toplanılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan ATK bilirkişi raporları ile sözleşmede davalı adına atılı imza ile mukayese imzalar arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunduğu, anılan imzanın davalının mukayese imzaları ile uyumlu olmadığı, imzanın davalı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu hali ile davacı banka ile davalı arasında yapılmış geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dava ve icra takibine dayanak Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki kefalet imzasının davalı yana ait olmadığının sabit hale geldiği, bir güven kurum olan davacı bankanın sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek mecburiyetinde olduğu ve kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını da bilebilecek durumda olduğu, bu hali ile davacı bankanın imzanın davalıya ait çıkmaması nedeniyle kötüniyetli olduğunun kabulü gerekmektedir.Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, davanın reddine, takip çıkış miktarı olan 171.639,85.-TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dışı ... Ltd Şti ile müvekkili banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalandığını; davalı Borçlu ... şirket adına yetkili olarak imza sirkülerini ibraz ederek sözleşmeyi akdettiğini; ayrıca kefil olarak da sözleşmeye taraf olduğunu,   İmzalanan kredi sözleşmelerine binaen kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi nedeni ile Beyoğlu ... Noterliği’nin 23/09/2014 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnamelerinin keşide edilerek hesaplarının kat edildiğini; ihtarnamede belirtilen süre içinde de borcun ödenmediği itirazda edilmediğini; borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün 2015/5401 E. Sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını; dosyada taşınmaz satış sürecinin tamamlandığını ve rehin açığı alındığını; ayrıca kefil/davalı aleyhine tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını; ... tarafından yetki itirazı üzerine dosya Anadolu ... İcra Müdürlüğü’ne gönderildiğini ve ... E. Sayılı dosyası üzerinden borçluya tekrar ödeme emri gönderildiğini; davalı borçluya gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından imzaların kendisine ait olmadığı iddiası ile  itiraz edildiğini,  Müvekkili banka tarafından haklı alacağının tahsili ve haksız itirazın iptali için dava açıldığını; mahkemece sözleşme üzerinde davalı adına atılı imzaların davalıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişi tarafından sunulan 11/07/2018 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olduğu kanaatine varıldığının bildirildiğini; davalı tarafın itirazları üzerine yeniden inceleme yapılmak üzere ATK Fizik İhtisas Kurulu'ndan rapor alınmasına karar verildiğini, ATK tarafından düzenlenen 22/12/2020 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiğini; bu sefer tekrar rapor alınmasına karar verildiğini ve  ATK tarafından düzenlenen 30/04/2021 tarihli raporda özetle; inceleme konusu belgelerde davalı adına atılı imzaların davalı eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiğini; mahkemece dava ve icra takibine dayanak Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki kefalet imzasının davalı tarafa ait olmadığı ve bir güven kurum olan davacı bankanın sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermediği ve kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını da bilebilecek durumda olduğu, bu hali ile davacı bankanın imzanın davalıya ait çıkmaması nedeniyle kötüniyetli olduğunu kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini; mahkemenin tesis ettiği kararın dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğunu,  Gerek Mahkeme’ye sunmuş oldukları evrak asılları gerekse araştırmaya esas olması adına sunmuş oldukları imza sirküleri, kredi kartı üyelik sözleşmesi ve tüm evraklarda gözle görülür şekilde imzaların aynı elin ürünü olduğunun görüleceğini,  - Davalı borçlu ... Dava dışı ... Ltd Şti’nin hem eski ortağı hem eski yöneticisi olduğunu; basiretli tacir olan müvekkili ... A.Ş.'nin sözleşmeler imzalanırken tüm incelemeleri yaptığını ve;-Davalı borçlu ... ’in dava dışı  ... Ltd Şti’nin 30/03/2012 tarihi itibarı ile şirket ortağı olduğunu,-Davalı borçlu ... ’in dava dışı  ... Ltd Şti’nin 09/10/2012 tarihinden 25/03/2015 tarihine kadar şirketin yöneticisi olduğunu,-Davalı borçlu ... ’in Genel Kredi Sözleşmelerini imzalarken Kartal ... Noterliğinin 07/10/2012 tarih ... yevmiye numaralı imza sirkülerini imza ettiğini gördüğünü ve Genel Kredi Sözleşmesini akdettiğini,  Mevcut durumda yasaların yüklediği özen görevine uyan müvekkilinin basiretli davranmış olup kötü niyetli olduğu kabulü hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu; ayrıca mahkemece tayin edilmiş Adli Tıp ve Adli Belge İnceleme Uzmanı tarafından 11/08/2018 tarihli bilirkişi raporunun oluşturulduğunu; Bilirkişi raporunda  ... ait mukayese belgeler arasında huzurda sağ ve sol elle, ayakta ve oturarak alınan imza asılları ile Lup, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü tarayıcı bilgisayar analiz programları kullanılarak grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede, itiraza konu imzanın  ... ÜRÜNÜ OLDUĞUNA ilişkin rapor oluşturulduğunu; Bilirkişi tarafından 11/08/2018 tarihli rapor karar vermeye elverişli olmasına rağmen davalı tarafın itirazları sonucu dosya Adli Tıp Kurumuna imza incelemesi için gönderildiğini; Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından sunulan 20/12/2020 tarihli rapor ile incelenen imzanın ...  eli ürünü olmadığına kanaat getirdiğini; Adli Tıp Kurumu tarafından 20/12/2020 tarihli raporun hüküm vermeye elverişli olmamakla birlikte mukayese evraklar arasında ... ait alınan sağ ve sol elle ayakta ve oturarak alınan imza asıllarının bulunmadığını;  mahkeme tarafından konu imza incelemesi sonucu oluşturulan raporlar arasında çelişki olması sebebi ile Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması için gönderildiğini; Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından 30/04/2021 tarihli rapor sunulduğunu; konu raporun çelişkili olup, imza üzerinde yapılan incelemenin yeterli olmadığını, İmza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanaklarının gösterildiğini, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesinin şart olduğunu; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bütün ayırt edici metodların uygulanmadığını, sadece imza örneklerinin büyütülerek mukayese yapılması ile yetinildiğini, ulaşılan sonucun maddi dayanaklarının denetime elverişli şekilde ortaya konulmadığını; Bu nitelikteki bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamayacağını, Konunun bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemeler ile farklı  farklı sonuçlar çıkarabilmekte olduğunu; hal böyle iken tereddütten yoksun bir şekilde sonuç oluşturulmasının  çok karakteristik bir şekil olmadıkça – imkânsız olduğunu; çok karakteristik şekillerde dahi verilen kararın isabetinin tartışmalı olduğunu ve bu artık incelemeyi yapanın sezgilerine ya da benzetme yeteneğine dayanan sübjektif bir hüküm olduğu için daima şüphe ile karşılanmaya mahkum olduğunu; davalı tarafından müvekkili banka tarafından keşide edilen ihtarnameye itiraz edilmemiş olması ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sürecinde herhangi bir imza itirazının bulunmamakta olduğunu; davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkili bankanın haklı alacağını sürüncemede bırakmak için itiraz ettiğini, Yukarıda açıklanan nedenler ile mahkemenin tesis ettiği kararın dosya içeriğine ve hukuka aykırı olup  davanın reddine ve kötüniyet tazminatına ilişkin verilen kararı istinaf etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, Ayrıca davalı tarafın İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1218 Esas 2021/973 Karar sayılı kararında belirtilen tazminat ve karşı taraf vekalet ücreti müvekkili banka aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibine konu edilmiş olması sebebi ile tehiri icra kararı verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz edilen ve mahkemece re’sen dikkate alacağı diğer sebeplerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın kabulü ile yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi, kredi kartı üyelik ve kefalet sözleşmelerine dayalı olup, kredi lehdarı tarafından ödenmediği iddia olunan kredi borçlarının davalı müteselsil kefilden tahsili amacıyla başlatılmış ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kefalet sözleşmesi altındaki imzanın davacı eli ürünü olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; dava dışı ... Limited Şirketi ile davacı arasında 20/02/2014 tarihinde; genel kredi sözleşmesi, bankacılık hizmetleri ve kredi kartları üyelik sözleşmesi bağıtlandığını, yine 14/05/2014 tarihli ticari kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalının hem şirketin ortağı ve yetkilisi sıfatıyla bu sözleşmeleri şirket adına imzaladığını, hem de 20/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, şirkete kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine şirket ve kefile kat ihtarı tebliğ edildiğini, ihtarnamede verilen süre içerisinde borç ödenmediği için davalı aleyhine başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; takip ve davanın dayanağı olan kefalet sözleşmesi altındaki imzanın davalıya ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece 20/02/2014 tarihli; genel kredi sözleşmesi, bankacılık hizmetleri ve kredi kartları üyelik sözleşmesi ile sözleşme öncesi bilgilendirme formu,  14/05/2014 tarihli ticari kredi kartı üyelik sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhi asılları dosya arasına alınmış,  davalının tatbike medar ıslak imzalarını içeren belge asılları ilgili kurumlardan celbedilmiş, davalının huzurda imza ve yazı örnekleri alınmış, dosya grafolog bilirkişiye tevdii edilmiştir.  Alınan ilk raporda,20/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde şirket adına atılı imzaların davalı eli ürünü olduğu tespit edilmiş, ancak kefalet altındaki imzaya ilişkin inceleme yapılmamıştır. Davalının itirazları üzerine dosya  ATK Fizik ihtisas dairesine gönderilmiş, 22/12/2020 tarihli raporda, 20/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmında davalı adına atılan imzanın davalı eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir. Raporlar arasında çelişki oluştuğundan dosya ATK Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek genişletilmiş uzmanlar kurulundan 30/04/2021 tarihli rapor alınmış, bu raporda da  20/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmında davalı adına atılan imzanın davalı eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir.Mahkemece dava dışı kredi lehdarı şirketin sicil kayıtları getirtilmediğinden, dairemizce Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile İstanbul Ticaret Odası internet sayfaları üzerinden, şirketin sicil kaydı ve gazete ilanları incelenmiş,  genel kredi ve kefalet sözleşmesi ile kredi kartı sözleşmelerinin yapıldığı tarihler itibariyle davalının dava dışı şirketin tek ortağı ve tek yetkilisi olduğu, davalının tek pay sahibi olduğu şirketteki tüm payını 17/03/2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...  devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirketin daha sonra ünvan değiştirerek ... Limited Şirketi ünvanını aldığı, akabinde ... Tic A.Ş ile birleştiği ve sicil kaydının 06/04/2016 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır.  Dava konusu genel kredi ve kefalet sözleşmesi ile bankacılık hizmetleri ve kredi kartları üyelik sözleşmesinin aynı tarihte yapıldıkları, yalnızca 14/05/2014 tarihli ticari kart kredi sözleşmesinin sonraki tarihte yapıldığı, davalının borca itiraz dilekçesinde genel kredi sözleşmesi altındaki imzayı kabul etmediği, davaya cevap dilekçesinde ise yalnızca kefalet sözleşmesi altındaki imzayı kabul etmediği, mahkemece aldırılan ilk bilirkişi raporunda yalnızca genel kredi sözleşmesi altında şirket adına atılı imzanın incelendiği, ATK raporlarında ise genel kredi sözleşmesi arkasında bulunan kefalet sayfasındaki kefalet imzasının incelendiği anlaşılmıştır. Sözleşmelerin yapıldığı tarihler itibariyle davalının dava dışı şirketin  tek ortağı ve yetkilisi olduğu nazara alındığında, mahkemece davalı yana; yalnızca kefalet imzasını mı yoksa 20/02/2014 tarihli  ve 14/05/2014 tarihli sözleşmelerdeki şirket adına atılı imzaların tamamını mı inkar ettiği açıklattırılmamıştır.  Öte yandan ATK'dan alınan ikinci bilirkişi raporundaki tespitler ilk ATK raporu ile birebir aynı olup, esasen grafolog bilirkişinin düzenlediği ilk raporda yalnızca şirket adına atılı imzalar, ATK tarafından düzenlenen ilk raporda ise yalnızca kefalet imzası incelendiğinden, diğer ifade ile inceme konusu imzalar farklı olduğundan bir çelişkinin varlığından bahsedilemez. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu Kanunu ve Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği  gereği çelişkinin giderilmesi için ATK Fizik İhtisas Dairesi genişletilmiş uzmanlar kurulundan rapor alınması gerekliliği yoktur.  Nitekim her iki ATK raporu da yalnızca kefalet altındaki imzanın incelendiği birbirinin tekrarı mahiyetindeki raporlar olarak kalmıştır. Davacı yanın bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığına yönelik istinaf sebebi bu nedenle yerinde bulunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece yapılması gereken iş; davalıya yalnızca kefalet imzasını mı yoksa 20/02/2014 tarihli  ve 14/05/2014 tarihli sözleşmelerdeki şirket adına atılı imzaların tamamını mı inkar ettiğini açıklattırmak, buna göre öncelikle dosyayı ilk rapor tanzim eden grafolog bilirkişiye tevdii ederek kefalet sözleşmesi altındaki imzanın davalı eli ürünü olup olmadığı hakkında rapor tanzim ettirmek, şayet kefalet altındaki imzanın da davalı eli ürünü olduğu tespit edilirse, bu kez gerçek bir çelişki ortaya çıkmış olacağından, dosyayı ATK Fizik İhtisas Dairesi genişletilmiş uzmanlar kuruluna göndererek, hem kefalet altındaki, hem de sözleşmelerde yer alan şirket adına atılı imzaların davalıya ait olup olmadığına yönelik çelişkinin giderilmesi, hem de 20/02/2014 tarihli  ve 14/05/2014 tarihli sözleşmelerde dava dışı ... Şirketi adına adılı imzalar ile kefalet sözleşmesi altındaki davalı adına atılı imzanın aynı kişinin eli ürünü olup olmadığını tespiti için rapor almak, davalının kefalet altındaki imzaya yönelik itirazının yerinde olup olmadığını belirleyip, yerinde olmadığı kanaatine varılırsa ve gerekli görülmesi halinde davacı alacağının varlığı ve miktarının tespiti için bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırmak, oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat tamamlanmak üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi  28/09/2021 tarih ve 2016/1218 Esas - 2021/973 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5da55b14a9278857","SID":"23ae7b1a6601a8be"}}