{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/338 <br>KARAR NO: 2024/562<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13.12.2023<br>NUMARASI: 2021/848 Esas, 2023/964 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15.05.2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalının babası ... arasında İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı arsa nitelikli taşınmaza ilişkin olarak Kartal ... Noterliğinin 11.12.2015 tarihli  Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Kat Karşılığı Sözleşmesi” akdedildiğini, bu sözleşmeye göre yüklenici müvekkili tarafından davalıya 1,5 adet bağımsız bölüm inşa edilerek tesliminin taahhüt edildiğini, müvekkili şirketin “...” adındaki konut projesine ait sözleşmedeki yükümlüğünü ifa ettiğini, 22.03.2018 tarihinde ...'in vekili ... ile yapılan protokolde ...'e ait arsa payının ... Yapı'ya devredileceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından 150.000 TL farkın ... Yapı'ya ödenmesi halinde varıldığını, davalının bu protokole teminat olmak üzere müvekkili ... Yapı tarafından keşide edilen 600.000 TL tutarlı 22.03.2018 düzenlenme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli bonoyu teminat olarak teslim ettiklerini, protokole göre daire satışının yapılması halinde yapılacak devir işleminin 150.000 TL'lik farkın ödenmemesinden dolayı iptal edildiğini, imza aşamasında 600.000 TL tutarlı teminat bonosunun teslim alındığını, fakat davalı tarafından keşide edilen Kartal ... Noterliğinin 08.12.2021 tarihli ... senedin icraya konulacağının müvekkili şirkete ihtar edildiğini, 23.06.2021 tarihinde tapuda alınan senedin sahte olduğunu, müvekkili şirketin işbu senet nedeniyle borcu bulunmadığını, bedelsiz kalan senedi kullanma, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından davalı hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek müvekkili şirketin 600.000 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının ve bu senedin teminat senedi olduğunun tespitine, davalının % 20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin babası ... ile davacı şirket arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince davacının müvekkilinin babasına arsa karşılığında 2. kattan bir bağımsız bölüm ve 3. kattan yarım bağımsız bölüm olmak üzere 1.5 bağımsız bölüm teslim etme taahhüdüne girdiğini, söz konusu bağımsız bölümleri ruhsat alındıktan 18 ay içerisinde yapıp teslim etme borcu altına girmesine rağmen bir adet bağımsız bölümü 6 yıl sonra Haziran 2021'de eksik olarak teslim ettiğini, 0,5 adet bağımsız bölümü ise (... Blok Daire No:...) hiç teslim etmeyerek üçüncü bir kişi olan ...'e sattığını, bu dairenin yarısının müvekkiline ait olduğunun gizlendiğini, satın alan kişiye de yarısının müvekkiline ait olduğu bilgisinin verilmediğini, bu durumun satın alan kişi tarafından müvekkiline söylendiğini, davacının edimini yerine getirmediğini, hatta eksik yerine getirdiğini, müvekkilinin panjur, set üstü ankastre, çöp öğütücü gibi eksiklikleri tamamladığını, müvekkilinin 0,5 adet bağımsız bölümü teslim etmemesinden dolayı senet iadesi yapmadığını, davacının senedin bir örneğini aldığını ve bunu sunduğunu, tapudaki 24.03.2021 tarihli randevu iptalinin davacının belediye nezdinde eksik işlem yapmasından kaynaklı olduğunu, iptal edilen randevuya ilişkin döner sermaye ücretleri ile harç ve giderlerin müvekkili  tarafından  yatırıldığını, 23.06.2015 tarihli randevuda devri gerçekleştiren kişinin davacı şirket olmadığını, müvekkilinin daireyi ... İnşaat'tan satın aldığını, dava dışı ...'un davacı yetkilisi olmadığını, adı geçen kişinin ... İnşaat'ın ortağı olduğunu, dava konusu senedin randevuda taraf olmayan üçüncü bir kişiye teslim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının sahte senet teslim edildiğine ilişkin asılsız iddialarda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacı şirket tarafından, takip ve dava konusu bononun \" davalı tarafından davacı şirkete 150.000 TL tutarında ödeme yapılması halinde davacı şirketin davalıya 1,5 daire yerine 2 daire teslim etmesi \" için davalıya teminat olarak verildiği,  davacının 150.000 TL yerine 300.000 TL  talep etmesi nedeniyle ödeme yapmadığını iddia eden davalının 150.000 TL ödemeden alacak talebinde bulunamayacağı, protokolde belirtilen yükümlülüğünü ifa etmeden davacı şirketi ifaya zorlayamayacağı, alacaklı temerrüdünün koşullarının gerçekleşmediği, dava konusu bononun teminat fonksiyonunun dava tarihi itibariyle devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu 600.000 TL bedelli 22.03.2018 düzenleme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli davacının keşideci, davalının lehtarı olduğu bononun teminat senedi olduğunun ve teminat vasfının devam ettiğinin tespiti ile davacının dava tarihi itibariyle bu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Davalı vekili istinafında; senedin teminat senedi olarak verildiğinin raporla belirlendiğini, bilirkişinin bunu neye dayandırdığının belli olmadığını, protokolde davalının senet alacağım ifadesi bulunduğu senet aldığına dair ifadenin olmadığı takibe konu senedin protokolde belirtilen senet olduğu belli olmadığını, haricen davacı tarafından senet verildiğini borç ifa edilmediğinden takibe konulduğunu, KKİS göre devri gereken 1 daire devri yapılmış diğer yarım dairenin devrinin yapılmadığını ve üçüncü kişiye satıldığını, davacının edimini yerine getirmediğini fiilen edimi yerine getirmesinin imkansız olduğunu bunun karşılığında senet verdiğini, teminat senedi olduğuna dair dosyada somut veri olmadığını, senedin teminat senedi olmadığını, bono üzerinde teminata ilişkin bir bilginin olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa sahibinin oğludur. Davacı yüklenici dava dışı arsa sahibi ile KKİS yaptığını, sonrasında dava dışı arsa sahibinin oğlu olan davalı ile yapılan protokol kapsamında davalıya 600,000 TL değerinde teminat senedi verdiğini, bu protokole göre davalı arsa sahibi babasına vekaleten taşınmazdaki hissesini davacıya devrederek karşılığında 150.000 TL ödeyerek 2 adet 2+1 daire satın alacağının kararlaştırıldığını, davacı yüklenici,  bononun teminat senedi olarak verilmesine rağmen davalı tarafından takibe konulduğunu iddia ederek takibe konu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise, bononun davacının borcuna karşılık olarak verildiğini , davacının borcunu ödemediğini, bononun teminat senedi olarak verilmediğini iddia ederek davanın reddini istemiş, mahkemece bononun teminat senedi olarak verildiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davanın dayanağı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve yapılan protokole göre takibe konu bononun teminat senedi olarak verilip verilmediğine ilişkindir. Takibe konu bono üzerinde teminat olarak verildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür. Davacı yüklenici, bononun teminat olarak verildiğini ileri sürmesine karşın,  bononun hangi temel hukuki ilişkini  teminatı olarak düzenlendiği yukarıda açıklandığı üzere  bono metinden anlaşılamadığı gibi davalı vekili yanıt dilekçesinde, bononun teminat olarak alındığını kabul etmemiştir. Buna karşın davacı yüklenici, bononun teminat amacıyla verildiğini iddia ederek taraflar arasında düzenlenmiş tarihsiz bir protokol örneğini sunmuştur.Davacı tarafından dosyaya sunulan protokol incelendiğinde; protokolde, davalının dava dışı babasına ait protokolde yazılı taşınmazdaki payını, davacı şirkete devredeceği, bu devir işlemine karşılık taşınmaz üzerinde yapılacak yapıdan 150.000,00-TL ödeyerek iki adet 2+1 konut alacağını, bu protokole ek olarak teminat olarak 600.000,00-TL tutarında senet alacağını, protokolde yazılı konutların satışının yapılması durumunda senedi geri vereceğini belirttiği, protokolün davalı ve davacı şirketçe imzalandığı, ayrıca protokolde tanık olarak iki ayrı kişinin de imzasının bulunduğu görülmüştür. Söz konusu protokolde belirtilen senedin tutarının, takibe konu bonodaki tutar ile uyuşmasına karşın protokolde, herhangi bir senedin düzenlenerek davalı alacaklıya verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi protokolde verilecek bononun düzenleme tarihi, ödeme tarihi ya da numarası gibi ayırt edici herhangi bir bilgiye de yer verilmemiştir.Buna göre, davacı yanca bononun teminat amacıyla verildiğine ilişkin protokolde, takibe konu  bonoya  açıkça gönderme  yapılmamış olması,  bonunun ödeme ve  düzenleme tarihleri  gibi ayırıcı bilgilerin yer almaması, öte yandan davacı yüklenici tarafından protokolde  davalıya verileceği belirtilen bononun alacaklıya teslim edildiğine ilişkin her hangi bir belge sunulmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece, takibe konu bononun teminat senedi olarak verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın kabulü doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2023 tarih ve 2021/848 Esas, 2023/964 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE,  <br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 10.246,50-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 9.818,9‬0-TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 90.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan 10.246,5‬0-TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 41,00-TL dosya masrafı reddiyatı olmak üzere toplam 1.210,4‬0-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 15.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68daad17ab143f9d","SID":"7a86e28a3bd5a29f"}}