{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1079 Esas<br>KARAR NO: 2024/888<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2018/435 E. - 2020/482 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının yapımcısı olduğu “...” ve “...” isimli televizyon programlarında, müvekkili ASM’nin mali hak sahibi olduğu bir kısım eserlerin, izinsiz olarak yarışmacılara seslendirilmek suretiyle kullanılarak yayınlandığını, bu eserlerin davalıya ait “www...com” uzantılı web sitesinde yayınlanmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen söz konusu izinsiz kullanımların karşılığı olarak, müvekkiline herhangi bir lisans bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin söz konusu eserler üzerindeki mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin mali hak sahibi olduğu eserlerinin, davalının yapımcısı olduğu, yukarıda bahsi geçen yarışma programlarında, farklı enstrümanlarla çalınarak, yeni müzikal bölümler eklenerek ve yeni icracılara (yarışmacılara) icra ettirilerek, yeni müzikal düzenleme/aranjman şeklinde, televizyonda senkronizasyon şeklinde bölümlere eklenerek, izinsiz olarak kullanıldığını, bu suretle müvekkilinin FSEK m.21’de öngörülen işleme hakkının, m.22’de öngörülen çoğaltma hakkının, FSEK m.24’te öngörülen temsil hakkının FSEK m.25’te öngörülen umuma iletim hakkının ihlal edildiğini,  izah edilen kullanımlarından dolayı, mali hak sahibi olan müvekkilinden ya da müvekkilinin üyesi olduğu meslek birliğinden herhangi bir izin alınmadığını eserin icrası, çalınması, söylenmesi, yorumlanması, anlatılması yoluyla umuma arzında FSEK m.80 kapsamında eser sahibinin icra için yazılı izni gerektiğini,  icranın mahiyeti ve iznin içeriği FSEK m.24’te düzenlenen “doğrudan temsil”in bir türü olduğundan, alınması gereken iznin de bu mahiyette olması gerektiğini, bir eserin, diğer bir eser içinde kullanılması hakkı “senkronizasyon hakkı” olduğundan, yapılan bu tür yayınlarda, meslek birliklerinin FSEK m.24 kapsamında “doğrudan temsil” için verdikleri iznin karşılığında bu birliklere yapılan ödemelerin senkronizasyon şeklinde kullanımları kapsamayacağını, bu tür kullanımlar için ayrıca izin alınması ve ayrıca ödeme yapılması gerektiğini, bu konuyla ilgili olarak, müvekkilin de üyesi olduğu Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği'nin 12.09.2018 tarihinde kanallara bir yazı göndererek, müzik eserlerinin ses yarışması gibi programlarda kullanılmasının, m.24 kapsamında “doğrudan temsil” için aldıkları iznin içerisinde olmadığını, bu tür kullanımlar için hak sahiplerinden ayrıca izin alınıp ayrıca ödeme yapılması gerektiğini, söz konusu kullanımlar dolayısıyla birçok üyenin dava yoluna başvurduğunu ve mahkemelerin de bu yönde karar verdiğini hatırlattığından bahisle;  “...” ve “...” yarışmalarında, 2011 yılından itibaren dava tarihine kadar olan, müvekkilin mali haklarının ihlaline konu olan, davalının izinsiz kullanım sayılarını gösteren RTÜK kayıtlarının istenmesine, davalının tarafımızca tespit edilen ve RTÜK kayıtlarının istenmesiyle tespit edilecek diğer mali hak ihlallerinin, yargılama süresince müvekkil açısından daha fazla zarara sebebiyet verilmemesi için öncelikle FSEK m.66 ve m.68 gereği ref’ine; müvekkilin hak sahibi olduğu diğer eserlerin davalı tarafından başkaca hak ihlallerine tabi tutulmasının önlenmesi için bu kullanımların FSEK m.69 gereği men’ine, müvekkilin mali hak sahibi olarak uğradığı, yukarıda açıklanan mali hak ihlallerinden dolayı, FSEK m.70/2 ve ilgili diğer hükümler gereği, fazlaya ilişkin ve tespit edilecek başkaca izinsiz kullanım ve hak ihlallerine göre yeniden belirlemeye yönelik hakkımız kaydıyla, şimdilik 10.000 (onbin) TL’nin, FSEK m.68 hükmü gereğince emsal itibariyle uğradığı zararın üç katı olan 30.000 (otuzbin) TL’lik maddi tazminatın davalı tarafından müvekkile ödenmesine,  maddi tazminat talepleri için olay tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faizine hükmedilmesine, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili 16/10/2020 tarihli dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda   2017 yılı için söz yazarı için  izinsiz kullanım bedeli 1.000 (bin) TL olarak belirlendiğini, yine aynı rapora göre  izinsiz kullanım sayısı, TV ve internet mecraları için ayrı ayrı ele alınarak hesaplandığını, dolayısıyla, huzurdaki davada da izinsiz kullanım hesaplanması gerektiğini, Oysaki huzurdaki davadaki izinsiz kullanım sayısı yalnızca internet üzerinden yapılan yayın sayılarına göre hesaplandığını, internette yayınlanan videoların TV'deki yayından sonra, aynı yayın bandının, davalıya ait web sitesi olan www...com'da ayrıca yayınlandığı gerçeği göz ardı edildiğini, 18 (onsekiz) adet olan izinsiz kullanım sayısı sayın mahkeme tarafından 18x2=36 olarak düşünülmesi gerektiğini, bu durumda, işbu dilekçeye ve tahkikat aşamasında daha önce sundukları itirazlarına istinaden taleplerinin  izinsiz kullanım sayısı olan 18x2=36 ile  izinsiz kullanım bedeli olarak takdir edilmesi gereken minimum rakam olan 1.000 (bin) TL'nin çarpımı ile elde edilen 36.000 (otuzaltıbin) TL olarak artırılması ve ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu programların müzik yarışma programları olduğunu, bu tarz müzik yarışma programları sırasında, bir takım müzik eserlerinin kullanıldığını, bu eserlere ait telif ücretlerinin ilgili meslek birliklerine ödendiğini, Meslek birliklerine süresinde gerekli  bildirimlerin yapıldığını, dava konusu \"...\" ve \"...\" programları yarışma programı olduğunu, yarışmacıların performans sergilediklerini ve oylama neticelerine göre elendiklerini veya yarışmaya devam ettiklerini, davacının müvekkilinden yüksek bedeller talep ettiğini, dava konusu yayınların yarışma programları olduğu için güncelliğini yetirdiğini ve televizyonlarda defalarca yayınlanmadığını, eserlere ilişkin tarifelerin tespitinde FSEK md. 42/A uyarınca, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları dikkate alınarak makul seviyede belirlenmesi, eserin yayımı ve kullanıldığı sektörleri tahrip edici, üretimini engelleyici, genel kabul görmüş uygulamalara zarar verici etki yaratmaması, rekabeti bozucu şartlar oluşturmaması, eserlerin kullanım ve iletim sıklığı gibi hususların dikkate alındığını, telif hakları ücretlerini belirlemenin amacının, yaratıcı eseri dolayısıyla eser sahibine hakaniyete uygun bir destek vermek ve eseri kullanana da ekonomik koşullara uygun bir gelir temin etmek, böylece piyasada gelirin yaratılmasını ve dengeli paylaşımını sağlayarak, gelir paylaşımı dolayısıyla ortaya çıkabilecek zararlı etkileri ortadan kaldırmak olduğunu, ancak davacı tarafından istenen telif bedellerinin bu amaçları taşımadığını ve tamamen rekabeti bozucu ve müvekkilini maddi anlamda yıkıcı bir hal aldığını, davacı tarafından istenilen telif bedellerinin fahiş miktarlı olduğunu beyanla davanın zamanaşımından ve esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın kabulü ile, davacı şirkete ait eserlerin, davalı tarafından izinsiz kullanımı nedeniyle davalının, davacının mali haklarına tecavüzünün tespitine, refine, dava tarihinden sonraki kullanımlarının menine, FSEK m.68 uyarınca belirlenen 17.000,00 TL rayiç bedelin takdiren üç katı olan 51.000,00 TL'nin 02/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazetenin ikisinde masrafı davalıya ait olmak üzere birer kez ilanına,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Talepleri doğrultusunda karar verilmediğini, kararda müvekkili lehine tespit edilen 17.000 TL rayiç bedelin takdiren üç katı olan 51.000 TL tazminata hükmedildiğini,  haklı ve hukuka uygun talepleri sonucu  36.000 TL bedelin üç katına karşılık gelen 108.000 TL tazminata hükmedilmesi ve eksik harcın tamamlatılması için tarafımıza süre verilmesi gerekirken, ıslah dilekçelerinin hemen sonrasında eksik harcın tamamlanması için taraflarına süre tanınmadan dosya karara çıkarıldığını, müvekkilin işleme, çoğaltma, temsil ve umuma iletim hakları ihlal edildiğini, mahkemece sadece temsil hakkının ihlaline yer verildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu,  davalının istinaf dilekçesinde belirttiği gibi ıslah dilekçesini sunmadıkları iddiasının yersiz olduğunu, ıslah dilekçesini mahkemeye sunduklarını ve mahkemece ıslah harcı için süre verilmeden karar verildiğini, bu husus Harçlar Kanunu madde 32 hükmüne aykırı olduğunu, davalı içinde bir istinaf sebebi oluşturmasından dolayı taraflarınca istinafa konu edildiğini, mahkeme taleplerinin üstünde değil altında bir bedele hükmettiğini, davalının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalı her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde müvekkilinin FSEK 70 uyarınca tazminat talebi olduğunu ve bu talebin mahkemece neticelendirilmediği yönündeki istinaf talebininde yersiz olduğunu ve reddi gerektiğini, davalı istinaf dilekçesinde mahkemenin bilirkişi raporu ile tespit edilen bedeli usule aykırı olarak arttırdığını iddia ettiğini, bu  iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı istinaf dilekçesinde, farklı kullanım bedellerinden bahsederek karışıklığa sebep olmaya çalışsa da, dosyada mevcut bilirkişi raporunun 750 TL'lik kullanım bedeli belirlemesinden sonra, taraflarınca dosyaya sunulan ve aynı davalıya karşı açılmış emsal dosyalarda hükmedilen kullanım bedellerinin 1500 TL+KDV civarında olabileceği yönündeki kararlara istinaden, ıslah taleplerindeki gibi kullanım bedelleri mahkemece 1.000,00 TL olarak takdir edildiğini, davalının bu yöndeki iddialarınında haksız ve hukuka aykırı olduğundan, tüm bu nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile yeniden yargılama yapılarak, izinsiz kullanım mecraları ve ihlal edilen hakların yeniden değerlendirilmesine, ıslah talebinde belirtilen rakam olan 36.000,00 üç katı tutarında tazminata hükmedilmesine, davalının istinaf gerekçelerinin reddine, tehiri icra kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece usule aykırı olarak ıslah harcı ödenmeden ve ıslah dilekçesi sunulmadan davacı tarafından 30.000,00 Tl olarak açılan davada talepten fazla bir şekilde 51.000,00 Tl maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ref talebi yönünden tazminat taleplerinin FSEK 68'e dayalı olduğu Yargıtay uygulamaları ile de yerleşik hale geldiğini,  bu talebin kabulü halinde taraflar arasında farazi sözleşme ilişkinin kurulduğunun kabulü gerektiği ve ref talebinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usulsüz olduğunu, davacı dava dilekçesinde FSEK 68.md dışında ayrıca FSEK 70.md uyarınca 10.000 TL talep ettiğini, mahkeme bu konuda bir karar vermediğini, usule aykırı olarak kararın gazete de ilanına karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki rayiç bedelden fazla bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu şarkıların söz yazarı için dava açıldığını, bu şarkıların bestecileri farklı olduğunu ve  davaya dahil olmadıklarını,  FSEK 10/2. maddenin amir hükmüne aykırı karar verildiğini,  dava dışı besteciler ile davacı arasında birlikte eser sahipliği söz konusu olduğunu, eser sahipleri arasında adi ortaklık ilişkisi olduğundan davacının tek başına tazminat talep etme hakkı bulunmadığını,  dava şartlarından olan aktif dava ehliyeti konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın davanın esasına girilerek hüküm tesisi hatalı olduğunu, yayınların tarih ve hangi TV de yayınlandıklarının tespit edilmeden, eserlerin kimin tarafından ve ne şekilde seslendirildiğini, nasıl yayınlandığına dair hiçbir detay da mevcut  olmadığından eksik inceleme ile karar verildiğini, söz konusu eserler 2013 - 2017 yıllarını kapsayan 5 yıl gibi uzun bir dönemi kapsadığını, ülkemizde yaşanan enflasyon dikkate alındığından  5 yıl boyunca aynı rayicin olamayacağını,  2013 yılındaki bir eylem bakımından 2020 yılının mali şartlarına göre bir tazminat belirlendiğini ve bu tazminatın da FSEK m. 68 nedeniyle 3 katı olacak şekilde müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin FSEK 70 uyarınca bir bedel talebi olmadığını, davacının her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde müvekkilinin FSEK 70 uyarınca tazminat talebi olduğunu ve bu talebinin yerel mahkeme tarafından olumsuz/olumsuz bir neticeye bağlanmadığını iddia etmişse de bu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının açıkça FSEK 70. Md. uyarınca 10.000 TL, FSEK 68. Md. uyarınca 30.000 TL  talepte bulunduğunu, FSEK 70. Md. hususundaki istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini, keza ıslah harcı ödenmemiş ve ıslah dilekçesi sunulmadığını, davacının istinaf dilekçesinde \"Islah harcı ödenmeden\" karar verildiğinin teyit edildiğini. 16.10.2020 tarihli dilekçesi ile ıslah yaptığını beyan etmiş olmasına rağmen, dilekçenin konu ve diğer hiç bir yerinde \"ıslah\" kelimesi mevcut olmadığını ve tebliğ edilmediğini, ıslah olduğu iddia edilen dilekçenin 16.10.2020 tarihli olduğunu, oysa bu süreden sonra 25/11/2020'de bir duruşma daha yapıldığını ve akabinde 22/12/2020'de karar verildiğini, dilekçeden sonraki 2 duruşmada ve 2 ayı aşan sürede \"ıslah\" beyanında bulunulmadığını, tüm bu sebepler ile davacı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, 5846 sayılı FSEK kapsamında  eser mali hak sahipliğine dayalı tecavüzün men'i ve ref'i ile FSEK md.68'e dayalı tazminat taleplerine ilişkin davadır. 21.10.2019  tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"... Davaya konu 3 adet şarkı sözünün FSEK 2/1 anlamında eseri oldukları, dosyada ...'ın davaya konu şarkı sözlerinin söz yazarı  olduğuna dair herhangi bir meslek birliği yazısı, albüm kartoneti veya başkaca delil bulunmadığından davaya konu şarkı sözlerinin eser sahibinin ... olup olmadığının tespit edilemediği, dosyaya ibraz edilen Edisyon Sözleşmesine göre ... adına davaya konu ..., ..., ... isimli eser de dahil eserlerin haklarının takip yetkisi davacı şirkete verilmiş olmakla eser sahibinin ... olduğunun tespiti ihtimalinde davacı şirketin mali hak takip yetkisinin söz konusu olabileceği, Teknik tespitler çerçevesinde video içerikleri kaldırılan URL'lerin kullanımın yapıldığına  esas olarak kabulü halinde toplam kullanım adedinin ... 14, ... İÇİN 2 ve ...  için olmak üzere 17 adet olacağı, ihlal edilen mali hakkın FSEK 24 çerçevesinde temsil hakkı olduğu, ..., ... ve ... isimli şarkı sözlerinin 1 defalık kullanım bedelinin  750 TL olabileceği, bu doğrultuda 17 kullanım olduğu kanaatine varılması ihtimalinde telif bedelinin 17 x 750 TL= 12.750 TL olabileceği bu bedelin FSEK 68  çerçevesinde  3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile FSEK 68 mad.uyarınca 17.000 TL rayiç bedelin takdiren 3 katı olan 51.000 TL nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı dava açarken harca esas değer olarak 30.000 Tl göstermiş ve miktar üzerinden harcı yatırmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafından dava açarken ödediği harcın dışında ıslah harcı ödenmediğini usulüne  uygun ıslah dilekçesi sunarak tebliğ ettirmediğini, mahkemece HMK 26.mad.ayrıkı olarak talepten fazlaya karar verildiğini, FSEK 70.mad.hakkında karar verilmediğini, bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını yayınlar tespit edilmeden eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın 30.000,00 TL bedel üzerinden harçlandırıldığını ve harcın ödendiğini, her bir izinsiz kullanım için 1000 TL rayiç bedel üzerinden 18x2 izinsiz kullanım için başlangıçta 10.000 Tl olan talebin 36.000 TL ye artırıldığını, FSEK 68 uyarınca talep miktarının takdiren 3 katına hükmedildiğini, 36.000 Tl nin 3 katı olan 108.000 tl tazminata ilişkin eksik harcın tamamlattırılması için kendilerine süre verilmesi gerekirken mahkemece ıslah dilekçesi ile artırılan  talebin altında tazminata hükmedildiğini ileri sürerek, sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından ibraz edilen 16/10/2020 tarihli dilekçede ;Bilirkişi raporunda   2017 yılı için söz yazarı için  izinsiz kullanım bedeli 1.000 (bin) TL olarak belirlendiğini, yine aynı rapora göre  izinsiz kullanım sayısı, TV ve internet mecraları için ayrı ayrı ele alınarak hesaplandığını, dolayısıyla, huzurdaki davada da izinsiz kullanım hesaplanması gerektiğini,  Oysaki huzurdaki davadaki izinsiz kullanım sayısı yalnızca internet üzerinden yapılan yayın sayılarına göre hesaplandığını, internette yayınlanan videoların TV'deki yayından sonra, aynı yayın bandının, davalıya ait web sitesi olan www...com'da ayrıca yayınlandığı gerçeği göz ardı edildiğini, 18 (onsekiz) adet olan izinsiz kullanım sayısı sayın mahkeme tarafından 18x2=36 olarak düşünülmesi gerektiğini, bu durumda, işbu dilekçeye ve tahkikat aşamasında daha önce sundukları itirazlarına istinaden taleplerinin izinsiz kullanım sayısı olan 18x2=36 ile  izinsiz kullanım bedeli olarak takdir edilmesi gereken minimum rakam olan 1.000 (bin) TL'nin çarpımı ile elde edilen 36.000 (otuzaltıbin) TL olarak artırılması ve ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir. Mahkemece harçlandırılan miktarın üzerinde karar verilmiştir. Harçlar Kanunu 32. maddeye göre  yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet  kalmaksızın hükümde nazara alınır,\" düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından 16/10/2020 tarihli dilekçesinin başlığından ıslah dilekçesi olduğu yazmamakta ise de talebin ıslah dilekçesi olduğu ve davalıya tebliğ edilmesi ve Harçlar Kanuna göre bakiye harcın tamamlattırılması gerekirken harç tamamlattırılmadan davaya devam edilerek talepten fazlaya hüküm kurulması hukuken yerinde değildir. Tarafların davacı ve davalı sıfatlarının bulunup bulunmadığının HMK 114. Madde gereğince dava şartı olduğu gözetilerek, resen denetlemesi gerektiği, bilirkişi raporunda davaya konu müzik eserlerinin sözlerinin dava dışı ...'a ait olup olmadığına dair belge bulunmadığının belirtildiği anlaşıldığından, mahkemece davacının haklarını devir aldığı ...'ın davayı konu eserlerin söz yazarı olup olmadığının araştırılması ve bu hususun davacı tarafa açıklattırılarak incelenmesi gerekirken, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmaması  usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Davacı tarafça dava dilekçesinde FSEK 70. Maddesi gereğince 10.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de, bu talep hakkında mahkemece olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince  kaldırılmasına, dosyanın davacı vekiline ait 16/10/2020 tarihli dilekçenin davalıya tebliği ile Harçlar Kanununa göre eksik harcın davacı tarafından tamamlattırılmasına, harç tamamlattırıldığında yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılması için  mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin AYRI AYRI KABULÜ ile; 2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarih, 2018/435 E. 2020/482 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-Davalı tarafça İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 81.388,73  TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db9df0bfa53e8633","SID":"6b99e239fc7485a3"}}