{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1402 <br>KARAR NO: 2024/801<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/05/2023 (Gerekçeli Karar) - 10/05/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/206 Esas - 2023/374 Karar<br>DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA VE TALEP: Davacı vekili; 03/03/2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile imza sirkülerine göre \"B\" grubu imza yetkililerine \"A\" grubu yetki verildiğini, davalı tarafından işbu kararın yönetim kurulunun süresinin dolmuş olması sebebiyle iade edildiğini, Yönetim Kurulu'nun 03/03/2020 tarihli genel kurulunda seçildiğini, görev süresinin hukuken 03/03/2023 tarihi mesai bitiminde dolduğunu, tescil ve ilanı istenilen kararın yönetim kurulunun görev süresi içinde alındığını, bu nedenle ticaret sicil tarafından yapılan iade işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve iade işlemine itiraz ettiklerini belirterek şirketin işlem yapamamasının telafisi güç ve imkansız zararlara neden olacağından tedbiren yönetim kurulu kararının geçici tescilini, 03/03/2023 tarihli yönetim kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; imza yetkisi verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının tescil başvurusunun iadesine ilişkin bir red kararı bulunmadığını, yalnızca tescil başvurusunun iade edildiğini, davanın usul yönünden reddi gerektiğini, uyuşmazlığı esastan çözecek biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, geçici tescil yetkisinin sadece müvekkiline ait olduğunu, davacının yönetim kurulunun görev süresinin başvuru tarihi itibari ile sona ermesi nedeniyle davanın esastan da reddinin gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARAR: Mahkemece 28/03/2023 tarihli ara kararla; her ne kadar uyuşmazlığı esastan çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemez ise de;  TTK'nın  32/4 fıkrasının bu hususun istisnalarından olduğu, tedbir isteminin reddi halinde davacı şirketin organsız kalma ve böylece telafisi güç zararların doğma riskinin bulunduğu gerekçesiyle tedbir talebinin kabulüne, davacı şirketin 03/03/2023 tarih ve 2023/12 Karar No'lu  kararının TTK'nın 32/4 fıkrası uyarınca geçici olarak ticaret siciline tescil ve ilanı için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalının süresinde sunduğu itiraz dilekçesi üzerine mahkemece 10/05/2023 tarihli ara kararla davalının itirazının reddine karar verilmiştir.\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; sicil kayıtlarına göre davaya konu 03/03/2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olduğu, anılı tarih itibari ile görevlerinin devam ettiği, şekli anlamda kararın alınmasına ve tesciline engel bir durum bulunmadığı, her ne kadar tescil talep tarihi itibari ile yönetim kurulunun görev süresinin dolduğundan bahisle davalı tarafından talep kabul edilmemiş ise de aslolanın tescili talep edilen kararın alınma tarihi olduğu, kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolsa dahi yenisi seçilene dek görevlerinin devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 21/03/2023 tarihl işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının 21/03/2023 tarihli işleminin iptali ile davacının davaya konu 03/03/2023 tarih ve 2023/12 karar sayılı kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının talebi ile ilgili ret kararı bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yönetim kurulu kararının alındığı tarihte yönetim kurulunun görev süresinin dolduğunu, görev süresi dolan yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma dışında bir işlem yapamayacağını, yine kararda iç yönergeye atıfta bulunulması gerektiği halde sicil müdürlüğünde tescil edilmeyen imza sirkülerine atıfta bulunulduğunu, ayrıca daha önceden B grubu imza yetkili olan kişilere A grubu imza yetkisinin verilemeyeceğini, iç yönergede tanımlanması gereken bir hususun yönetim kurulu kararı ile genişletilemeyeceğini, bu durumun 3. kişileri yanıltabileceğini, geçici tescil yetkisinin sadece müvekkiline ait olduğunu, ret kararı yazılan bir hususun geçici tescilinin mümkün olmadığını, geçici tescilin ihtiyati tedbir kararı olarak verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın kabulüne ilişkin kararın ve ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. TTK'nın 34. Maddesinde ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin Müdür ve Yardımcılarının inceleme yükümlülüğü başlıklı 34. maddesine göre sicil tarafından yapılacak inceleme , \"Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı\"yla sınırlıdır. Davacı şirketin genel müdür yardımcıları ..., ..., ..., ..., Hukuk Müşavirliği Direktörü ...'e B grubu imza yetkisine ek olarak A grubu imza yetkisi verilmesine dair oy birliği ile alınan 03/03/2023 tarihli 2023/12 sayılı yönetim kurulu kararının tescili için yapılan 17/03/2023 tarihli başvurunun geri çevrildiği, davalı ticaret sicil müdürlüğünce kararın yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesinden sonra alındığı, yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma dışında başka bir karar alamayacağı, kararda iç yönergeye atıfta bulunulmadığı, bir kişiye iç yönergede tanımlı birden fazla imza grubu derecesi ve unvanı verilemeyeceği, iç yönerge ile verilen sınırlı yetkinin yönetim kurulu kararı ile genişletilemeyeceği, bu şekilde alınan kararların üçüncü kişileri yanıltıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle tescil istemine karşı çıkıldığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 367. maddesinde yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği düzenlenmiştir. Aynı hükme göre bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. \"Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır...\" (TTK m. 390/1). Davacı şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulu toplantısı yapılması ve karar alınabilmesi için TTK'ya paralel hüküm getirilmiş, esas sözleşmenin 9. maddesinde yönetim kuruluna çıkaracağı iç yönerge ile  yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği düzenlenmiştir. Yine iç yönergenin çıkarılması için bir nisap öngörülmemiştir. Davacının tescil talebine konu olan yönetim kurulu kararını görev süresinin son gününde almış olup, kararın süresinden sonra alındığına dair iddia yerinde değildir. Sicil kayıtlarına göre davaya konu 03/03/2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olup o tarih itibari ile görevleri devam etmektedir. Davacı şirketin 05/12/2022 tarihinde yayımlanan 4 nolu iç yönergesi ile imza yetki gruplarına ilişkin görev tanımları yapılmış, 10/01/2023 tarihinde yayınlanan 31/10/2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketi temsile yetkili kişilerin görev dağılımları belirlenmiştir. Genel müdür yardımcıları ..., ..., ...,... (B) grubu, Hukuk Müşavirliği Direktörü ... ise (B) ve (F) grubu imza yetkilisi iken 03/03/2023 tarihli 2023/12 sayılı kararla önceki yetkilerine ilaveten (A) grubu imza yetkisi verildiği, bahsi geçen yönetim kurulu kararının, iç yönergede değişiklik yapılmasına ilişkin olduğu, kararda iç yönergeye atıfta bulunulmamışsa da bahsi geçen temsilcilerin hangi yönerge ile görevlendirdiklerinin belli olduğu, birden fazla imza grubu verilmesine ilişkin bir engel bulunmadığı, kararın üçüncü kişilerde tereddüt meydana getirecek nitelikte olmadığı, kararda kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir durum da bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6102 sayılı TTKnun 32/f.4’te, \"Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil edilir. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.\" denilmiştir. Ancak geçici tescil talebinin ancak sicil müdürlüğünden talep edilebileceği ve geçici tescil talebinin kabul edilmesi halinde ise, üç ay içinde geçici tescil nedenine ilişkin dava açılması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Davalı sicilin tescil işlemlerini itiraz üzerine inceleyerek doğru işlemin yapılmasına karar verilmesine karar verebilen yargı merciinin geçici tescil talebi hususunda karar verme yetkisi olmadığı düşünülemez. Asıl uyuşmazlığa bakan mahkemenin uyuşmazlık konusu kesin olarak çözümleninceye kadar, sicile geçici tescil hususunda sicile takdir hakkı vermeyen bir dil ile yazılan TTK 32/4.madde hükmüne göre geçici tescil işleminin davalı sicil tarafından yapılmasına karar verilmesi cümlesinde geçici hukuki himaye kapsamında ihtiyati tedbir yolu ile geçici tescile karar verebilmesine engel bulunmamaktadır. (Emsal nitelikte Yargıtay 11 HD nin 2014/16686 Esas, 2015/1927 Karar sayılı 16.2.2015 tarihli emsal ilamı). Kaldı ki yargılama sonucunda verilecek kararın neticesine göre geçici tescil edilen kayıt sicil tarafından resen silineceği öngörüldüğüne göre hüküm sonucu elde eder şekilde ihtiyati tedbir kararı verildiği  de kabul edilemeyecektir. Bu nedenle ihtiyati tedbir yoluyla geçici tescile ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine dair ara karara yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 358-TL harcın mahsubu ile kalan 69,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 234-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerine yapılan inceleme sonunda; gerekçeli kararın istinafı nedeniyle verilen karar bakımından, HMK 346/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurabileceğine, ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın istinafı nedeniyle verilen karar bakımından ise HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a7dbc69967a6ba9","SID":"f1790c6a1d6a7e38"}}