{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1702 <br>KARAR NO: 2024/680<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/05/2021<br>NUMARASI: 2019/1266 Esas - 2021/404 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili, davalının kullandığı TCMB ihracat reeskont kredisi kapsamındaki ihracat taahhütlerini zamanında yerine getirmediğini, bu nedenle TCMB tarafından tahakkuk ettirilen 247.333,91-TL cezanın davalının hesabı müsait olmadığından müvekkili tarafından ödenmek durumunda kalındığını,ödemenin iadesi gönderilen 13/05/2019 tarihli ihtarnamenin 19/05/2019 tarihinde davalıya  tebliğ edildiğini, davalı tarafından verilen cevapda 174.020,75-TL'nin kabul edilerek 173.742,20-TL ödeme yapıldığını, sözleşme gereği davalının  kullandığı krediden doğan tüm ceza, komisyon, masraf, harç ve bedellerinin ödenmesinin davalının yükümlülüğünde olduğunu, bu nedenle ödenmeyen 73.591,21-TL asıl alacak, (06/05/2019-10/07/2019 arasında %19,5 oranı üzerinden) 2.555,53-TL işlemiş faiz ve 264,81-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 76.411,55-TL'nin asıl alacağa işleyecek avans faiziyle tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin davacı bankadan 06/12/2016 tarihli 1.800.000-Euro bedelli TCMB ihracat reeskont kredisi kullandığını, kredi borcunun vadesinde ödendiğini, davacının TCMB'ye yaptığı hatalı bildirim nedeniyle 247.333,91-TL cezai faiz uyguladığını,taahhüdün 533.540-Euro’luk kısmının vade tarihi olan 07/12/2018 tarihine kadar yerine getirdiğini,  yani bildirimin \"taahhüdün gerçekleştirilmediği\" şeklinde değil, “taahhüdün kısmen gerçekleştirilmediği” şeklinde yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu olduğu 174.020,75-TL'yi davalıya ödediğini ve davacının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek, davalının davacı aracılığıyla kullandığı 07/12/2016-2018 tarihlerini kapsayan 1.800.000- euro bedelli TCMB ihracat reeskont kredisi kapsamındaki kesin ihracat tutarının 78.275,92-euro olduğu, ihracat taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle TCMB tarafından 06/05/2019 tarihinde uygulanan 247.333,91-TL cezai faiz tutarının 06/05/2019 tarihinde davacı tarafından ödendiği, davalı şirketin verdiği taahhüdün gereği olarak ihracatları davacıya belgelendirerek bildirme zorunluluğu olduğu, aksi halde cezai yaptırımla karşı karşıya kalacağının davalı tarafça bilindiği, 73.591,21-TL cezai faizden davalının sorumlu olduğu, davacının gönderdiği ihtarname sonucunda davalının 19/09/2019 tarihinde temerrüde düştüğü ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, 73.591,21-TL asıl alacak, 2.044,42-TL işlemiş faiz ve 264,81-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 75.900,44-TL alacağa  yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,işlemiş faize yönelik fazla istemin reddine; %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, davacının hatalı ve kusurlu bildirimi üzerine, müvekkilinin hatası olmadan yapılan bildirim nedeniyle tüm taahhüt bedeli üzerinden 247.333,91-TL ceza tahakkuk ettirildiğini; İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulama Talimatı 10/7'ye göre sorumluluğun aracı bankalara ait olduğunu; 15/9 maddesi uyarınca da müvekkiline herhangi bir belge (taahhüt kapama) sorulmadan hatalı bildirimde bulunduğunu; müvekkilinin 533.540-Euro tutarındaki ihracata ilişkin liste ve beyannamelerin, 06/05/2019 ve 10/05/2019 tarihli elektronik postalar aracılığıyla davacıya bildirdiğini;cezanın muhatabı davacı olduğundan rücu hakkı bulunmadığını; bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeyle düzenlendiğini, zira müvekkilinin ihracat kodu ile ilgili olarak bir taahhütte bulunmadığını, 1040 kodu ile yapılan ihracatın da döviz kazandırıcı işlem olduğunu,  ihracat belgelerinin davacıya ibraz edildiğini,kararın gerekçe içermediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya gönderilen 02/05/2019 tarihli e-postayla davlaının temerrüde düştüğü, cezanın 06/05/2019 tarihinde ödendiğini ve davalıya rücu edildiğini, davalıya gönderilen ihtarda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve avans faiziyle ödeme istenildiğini,temerrüde düşen davalıya yeni bir vade tanınmadığını, ihtarda belirtilen üç günlük sürenin, icra takibi ve dava yoluna başvurulmadan davalıya tanınan süre olduğunu, bu süre sonunda davalının temerrüde düştüğünün kabulünün hatalı olduğunu; ayrıca gerekçeli kararda temerrüt tarihinin icra takibinden sonraki 19/09/2019 tarihi olarak belirtildiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücret, yargı gideri, harç, arabuluculuk ücreti ve diğer tüm kalemlerin hatalı olarak hesaplandığını belirterek, kararın reddedilen ve yargılama giderlerine ilişkin kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TCMB ihracat reeskont kredisi kapsamında davalının ihracat taahhüdünü yerine getirmediğinden TCMB tarafından uygulanan cezai faiz bedelini ödeyen davacı bankanın rücuen tahsil için başlattığı icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı şirkete davacı bankanın aracı olduğu 1.800.000-Euro'luk 07/12/2018 vadeli tarihli reeskont kredisi kullandırılmıştır. Davalının kredi kapsamında ve vadesi içinde ihracat taahhütlerine riayet etmediğinden bahisle davacı, TCMB'ye bildirimde bulunmuştur. TCMB tarafından da 06/05/2019 tarihinde, ilgili krediye 247.333,91-TL cezai faiz uygulanmış ve aynı tarihte davacının hesabından ödeme yapılmıştır. Davacı, davalıya noterden gönderdiği 13/05/2019 tarihli ihtarnameyle, tebliğden itibaren üç gün içinde ödeme yapılmasını istemiş ve ihtarname davalıya 15/05/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak davalı, 20/05/2019 tarihli cevabi ihtarnamesinde 533.540-Euro ihracat yaptığını ve ihracata ilişkin bilgileri bankaya 06/05/2019 ile 10/05/2019 tarihli e-postalarla gönderdiğini, cezai faizin 174.020,75-TL'sini kabul ederek ödeyeceğini bildirmiştir. Davacı,icra takibinde kalan 73.591,21-TL'nin asıl alacak ve bu miktara  06/05/2019-10/07/2019 arasında %19,5 üzerinden hesaplanan 2.555,53-TL işlemiş faiz ile 264,81-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 76.411,55-TL talep etmiştir. Mahkemece gümrük ve bankacılık uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda, davalının krediye ilişkin dönemde toplam 431.910,37-EURO ve 74.728,08-USD ihracat yaptığı, bunun 424.834,45-EURO'sunun 1040 rejim koduyla yapıldığı, bu kodun  \"Muafiyete tabi olmadan serbest dolaşım ile eş zamanlı yurtiçi kullanıma giren eşyanın kesin ihracatı\" olduğu, bu neviden ihracatın alınan kredi kapsamına girmediğini çünkü kredinin ihracat yani öz/milli mallar için kullandırılan ihracat kredisi olduğu, davalının yaptığı 1000 (Daha önce bir rejime tabi tutulmamış eşyanın kesin ihracatı) rejim kapsamında yani kesin ihracat olarak tespit edilen işlemlerin de 74.728,08-USD ve 7.075,92-EURO, bunun da pariteye göre toplam 78.275,92-EURO'ya karşılık geldiği; Reeskont Kredisi Uygulama Talimatı’nın 16/12 maddesine göre, davalının davacıya ihracat belgelerini ibraz ettiğini ispatı halinde bu miktara tekabül eden 10.759-TL'yi daha mahsup edebileceği, kalan borcun 62.832,71-TL olacağı, aksi halde takipteki asıl alacak olan 73.591,21-TL'den sorumlu olacağı belirtilmiştir. Davalı, dosyaya sunduğu davacıya gönderdiğini belirttiği 06/05/2019 ve 10/05/2019 tarihli e-postalarla ihracat belgelerini ibraz ettiğini savunmuştur.Sunulan e-postaların incelenmesinde 28/11/2018 tarihinde davalı tarafından davacıya gönderilen e-postada TCMB ile görüşülerek sorunun giderileceğini ve cezanın ortadan kalkacağını bildirdiği; 02/05/2019 tarihinde davacıdan davalıya gönderilen e-postada TCMB ile yaptıkları görüşmede cezanın ortadan kalkmadığı ve 246.559,95-TL ceza bildiriminde bulunulduğunun bildirildiği; 06/05/2019 tarihinde davalının davacıya gönderdiği e-postada 07/12/2018 tarihine kadar gerçekleştirilen ihracat listesi ve beyannamelerinin ekte gönderildiği ve söz konusu tutarlar düşülerek cezanın yeniden hesaplanmasının istenildiği; 08/05/2019 tarihinde davacının davalıya gönderdiği e-postayla bir önceki e-posta hakkında dönüş beklendiği; aynı gün davacının cevaben davalıya gönderdiği e-postada, önceki gönderilen e-posta adresinin yanlış yazıldığı ve son e-postada da ek bulunmadığının bildirildiği ve 20/05/2019 tarihli e-postada davalının davacıya ödeme yaptığını bildirdiği görülmüştür. Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına ve tüm dosya kapsamına göre davalı, savunduğu gibi gerçekleştirdiği ihracat işlemlerini, bankaca TCMB'ye yapılan bildirimden evvel davacıya ilettiğini ispat edememiştir. Davalının takipteki asıl alacak olan 73.591,21-TL'den sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı vekili, 06/05/2019 tarihinde davalıya gönderdiği e-postayla davalının temerrüde düştüğünü ileri sürmüş ise de, belirtilen e-postada ödeme isteği olmadığından temerrüde  esas alınamayacağı, davalının 13/05/2019 tarihli ihtarname ile temerrüde düştüğü belirlenmekle temerrüt tarihinden itibaren yapılan işlemiş faiz hesabında ve işlemiş faiz isteğinin kısmen reddine karar verilerek haklılık oranında  taraflar yararına yargı giderine hükmedilmesinde isabetsizlik  bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalının itiraz ettiği asıl alacak bakımından yaptığı ihracatı  vadesinde aracı bankaya bildirdiğini usulünce ispatlayamadığı, bu nedenle davacı bankanın hatalı bildirimi bulunduğunun ispatlanamadığı, temerrüdün ihtar ile verilen süre sonunda gerçekleştiği buna göre 06/05/2019 tarihinden itibaren işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı, kararın gerekçesinde davalının temerrüt tarihi maddi hata neticesi 19/09/2019 tarihi olarak yazılmış ise de hesaplamanın 19/05/2019 esas tarihinden itibaren yapıldığı anlaşılmakla gerekçede yazılı maddi hata sonuca etkili bulunmamıştır. İstinaf sebebleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 5.184,76-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.296,19‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬3.888,57‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca  yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03f484025d9aa007","SID":"9dd07ef9dadeadd6"}}