{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/62 Esas <br>KARAR NO: 2024/812 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/187 Esas -  2021/768 Karar <br>TARİHİ: 03/11/2021<br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ... A.Ş. ile Arsa Sahibi Arsa Sahibi ... arasında 23.05.2013 tarihinde bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca müvekkil Şirket ... İli, ... İlçesi, ... Mah., ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın inşaat işlerinin yapımı karşılığında 04.07.2013 tarihinde arsa sahibinin %50 hissesini devralarak gayrimenkullerin %50 mülkiyetine de hak kazandığı, bu hususta \"6306 sayılı kanun gereğince riskli yapıdır\" şerhi de 05.03.2013 tarihinde tapuya işlendiği, müvekkil; arsa sahibi ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 6306 sayılı yasa kapsamında yıkıp yeniden inşa edeceği yapı ile ilgili olarak davalı bankadan ekli kredi sözleşmesi ile kredi kullandığı, müvekkil şirket işbu kredi kapsamında davalı bankaya 13.03.2017-20.04.2017 tarihleri arasında toplam 807,02 TL+10.510,08 USD Tutarında BSMV ödediği, ihtarname gönderildiği  ve bu ihtarnamenin davalıya 07.03.2019 tarihinde tebliğ olduğu, davalı, cevaben gönderdiği Ankara ... Noterliğinin 12.03.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede taleplerinin karşılanamayacağını bildirildildiğini, davasının kabulü ile haksız yere tahsil edilen 807,02TL +10.510,08 USD tutarındaki BSMV'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan talsili ile davacı müvekkiline iadesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  huzurdaki davanın davacıdan haksız yere tahsil edildiği iddia edilen BSMV”nin davacıya iadesi talebinden ibaret olduğu, BSMV, bankaların krediden doğan karını yani faizin vergisini Gelir İdaresi Başkanlığı'na ödemek üzere muhasebeleştirmesi olduğunu, isminden de anlaşılacağı üzere vergi olarak addedilen ve idareye ödenen bir tutarın müvekkil Banka'darı talep edilmesi mümkün olmadığı, davacı dilekçesinde her ne kadar banka nezdinde doğmuş bir sebepsiz zenginleşmeden bahsetmekte ise de BSMV Banka yeddinde tutulmadığından ve vergi olarak İdare'ye ödendiğinden, banka açısından herhangi bir sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceği, davacı, İdare'nin kendisinden haksız yere vergi lahsilatı yaptığını ve sebepsiz yere zenginleştiğini, davacı dilekçesinde arsa sahibi ile akdettiği kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yıkıp edeceğini, yeniden inşa edeceği yapı ile ilgili olarak Banka'dan kredi kullandığını iddia ettiğini, davacının  dosyaya ibraz ettiği ve müvekkil Banka'nın ilk kez dava dilekçesi ile haberdar olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarihi 23.05.2013 olduğu, bu sözleşme uyarınca arsa sahibinden davacıya 9050 hisse devri ise 04.07.2013 tarihinde yapıldığı, oysa  davacı ile Banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin tarihi 12.03.2013' olduğu, davacı  söz konusu yapının maliki olmadan ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi dahi imzalamadan evvel Banka'dan kredi kullandığı,  Dolayısıyla kullanılan kredinin 6306 sayılı yasa kapsamında yeniden inşa işi için kullanılmayacağı, söz konusu inşa işleminin temelini oluşturan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden 2 ay evvel ve tapu devir tarihinden 4 ay evvel kredi kullanıldığını, kredi kullanım tarihinden 6 yıl sonra hak sahipliği iddiasının da bu hususu doğruladığını,  huzurdaki davada davacı kredi sözleşmesini imzaladığı 12.03.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesini dahi imzalatamadığını  ve malik olmadığını Dava dilekçesi ekinde ibraz edilen İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün harçlardan Muafiyet komulu yazısının tarihi 15.03.2019 olduğunu, davacı  dava açmadan evvel delil etme çabası ile yukarıda anılan yazıyı İdare'den almıştır ancak bu husus davacının kredi kullandığı tarihte hak sahibi olmadığını, yeniden inşası için kullandığını belirtmediğini, davacının kredi kullanım tarihinde yani 12/03/2013 'de BSMV muafiyet talebinde bulunduğunu, ve bunu delillendirme yükünün de davacı üzerinde olduğu, bu nedenle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini  dava ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/11/2021 tarih 2019/187 Esas -  2021/768 Karar sayılı kararında; \"Dava; 6306 sayılı kanun kapsamında kullanılan kredilerde BSMV muafiyeti bulunmasına rağmen davalı Bankadan kullanılan kredilerde haksız olarak kesilen/tahsil edilen BSMV nedeniyle sebepsiz zenginleşildiği iddiasıyla açılan alacak davasıdır. Bilirkişi ... tarafından ibraz edilen 05/03/2021 tarihli raporunda; ... A.Ş. Ankara Kurumsal ve Ticari Bankacılık Merkez Şubesi ile ..  A.Ş. arasında 12.03.2013 tarih, 20.000.000,00 USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, ... A.Ş.'nin, ... A.Ş.'ne başvururak 12.03.2013 tarih, 20.000.000,00 USD 1limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında döviz kredisi kullandırılması talebinde bulunduğunu, ... A.Ş.'nin 21.08.2013 tarihinde başlayan kredi kullanım talepleri çerçevesinde ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'ne döviz kredileri kullandırdığını, kullandırılan krediler için Kredi Ödeme Tablotarı düzenlendiği, düzenlenen Kredi Ödeme Tabloları ... A.Ş. tarafından da imzalandığını, 21.08.2013 tarihinden itibaren kullandırılan krediler için düzenlenen tüm geri ödeme tablolarında, ödenecek faize ilişkin BSMV tutarlarının yer aldığını, geri ödeme tablolarında, geri ödeme tablosunun genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun ifade edildiğini, 2. Yapılan döviz kredisi kullandırım taleplerinde, kredilerin ... ile akt edilmiş 23.05.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu ... İli, ... İlçesi,... Mahallesi, ... pafta,... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın inşaat işlerinin 6303 sayılı yasa kapsamında yapımı için kullanılmak üzere talep edildiğine ilişkin bir ifade, açıklığın yer almadığını, davacının bilgilendirme ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini , kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, bankanın, kendisine bildirimde bulunulmadıkça kredinin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta,... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın inşaat işlerinin 6303 sayılı yasa kapsamında yapımı için kullanılmak üzere alındığını bilmesi ve bilmesinin beklenmesinin münkün olmadığını, bankanın proje finansmanı ve ihracat kredileri dışında kredinin hangi işlerin finansmanı için kullananılacağının bankalarca araştırma yükümlülüğünün olmadığını, davacının bilgilendirme ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceği dikkate alındığında ... A.Ş.'nin kullandığı krediler nedeniyle hesabından kesilen banka ve sigorta muameleleri vergisini bankadan isteyemeyeceğini, 21.08.2013 tarihinden itibaren kullandırılan krediler için düzenlenen tüm geri ödeme tablolarında, ödenecek faize ilişkin BSMV tutarlarının da yer aldığını, düzenlenen Kredi Ödeme Tabloları ... A.Ş. Tarafından imzalandığını, yani, kullandırılan krediler nedeniyle elde edilen faiz ve komisyon gelirleri için uygulanan BSMV'nin kredi müşterisi ... A.Ş.'ne sözleşme gereğince yansıtıldığını, davacı kredi müşterisi ... A.ş. nin bildiğini, aksinin kabulü, davacının şirket olması sebebiyle basiretli davranmakla yükümlüğüne aykırılık teşkil edeceğini ,bu çerçevede, .... A.Ş. tarafından imzalanmış kredi sözleşmesindeki düzenlemeler ve kredi geri ödeme tablolarında yer alan banka ve sigorta muamele vergilerini bankanın ...A.Ş.'ne yansıtabileceğini, kullandırılan krediler için düzenlenmiş kredi geri ödeme tablolarında yer alan banka ve sigorta muamele vergilerini ... A.Ş.'nden tahsil edebileceği, yönünde tespit ve rapor etmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;Dava; 6306 sayılı kanun kapsamında kullanılan kredilerde BSMV muafiyeti bulunmasına rağmen davalı Bankadan kullanılan kredilerde haksız olarak kesilen/tahsil edilen BSMV nedeniyle sebepsiz zenginleşildiği iddiasıyla açılan alacak davası olup, Davacı ile dava dışı şirket arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi 23/05/2013 tarihinde imzalanmış, davacı gayrimenkulün %50 hissesini 04/07/2013 tarihinde almıştır. Davacı ile davalı banka arasında akdedilen GKS'nin tarihi ise 12/03/2013 olup, davacıya 21/08/2013 tarihinden itibaren döviz kredileri kullandırılmıştır. 6306 sayılı kanun kapsamında yapılarla ilgili bu amaçla kullandırılacak krediler dolayısıyla vergi istisnası bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı ile dava dışı şirket arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, sözleşmenin 6306 sayılı kanun kapsamında yapılacak inşaata ilişkin olduğuna dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacıya 21/08/2013 tarihinden itibaren kullandırılan döviz kredilerinin dava dilekçesinde belirtilen taşınmazda 6306 sayılı kanun kapsamında yapılacak inşaatın finansmanı için kullandırılıp kullandırılmadığı belli olmadığı gibi davacının, kredi kullandırım taleplerinde ise kredilerin, taşınmazın 6306 sayılı kanun kapsamında yapımı için kullanılmak üzere talep edildiğine dair açık bir beyan veya ifade bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında kredilerin 6306 sayılı kanun kapsamında kullanılan kredi olduğuna dair yeterli bilgi belge bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile,  davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme, dosyada alınan tek bilirkişi raporunda eksiklikler olduğundan bahisle, işbu eksikliklerin giderilmesi için bir rapor daha alınması yönündeki taleplerini göz ardı ettiğini, gerekçeli kararda bu taleplerine hiçbir şekilde yer vermediğini ve ret gerekçesini de açıklamadığını, bilirkişinin, Davalı Banka'nın Müvekkili Şirket'ten haksız yere tahsil ettiği BSMV'yi ilgili vergi dairesine ödeyip ödemediğine ilişkin bir inceleme yapmadığını; Davalı Banka'nın da BSMV'nin vergi dairesine ödenip ödenmediğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığını; Bilirkişinin temel olarak incelemesi ve bakması gereken bu hususa bakmadığını; herhangi bir kanuna veya mevzuata dayanmayan mesnetsiz hukuki yorumlara giriştiğini; bu sebeple yerel mahkemeden, dosyaya yeni bir bilirkişi atanarak; Banka'nın haksız yere tahsil ettiği verginin ilgili vergi dairesine ödenip ödenmediğinin saptanması yönündeki eksikliğin giderilmesinin talep edildiğini,  bilirkişinin atladığı diğer bir hususun; her ne kadar davalı banka BSMV muafiyetine ilişkin bildirim yapılmadığı için vergiyi tahsil etmiş olduğunu iddia etse de dava açılmadan önce Müvekkili Şirket tarafından Davalı Banka'ya ihtarname keşide edilerek haksız yere tahsil edilen BSMV'nin iadesine ilişkin Banka'ya bildirimde bulunulduğu halde, davalı bankanın bu tarihten sonra da BSMV tahsil etmeye devam ettiğini; dava açılmadan önce Banka'ya yapılan bu bildirim üzerine; Bankanın haksız yere tahsil ettiği bu vergi ile ilgili vergi dairesine herhangi bir başvuru yapmadığını, verginin iadesi için herhangi bir girişimde bulunmadığını;  dosyada alınan tek raporda bilirkişi, bankacılık sektörüne ilişkin teknik konularda bilgisine başvurulmuş olduğu halde bu hususta davaya konu vergilerin ilgili vergi dairesine davalı tarafından ödenip ödenmediği ve ödendi ise sonrasında davalı tarafından bu vergilerin iadesi kapsamında başvuru yapılıp yapılmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapmamış olup görev ve sorumluluk alanını aşarak bilgilendirme ve özen yükümlülüğü, kusur sorumluluğu gibi konularda hukuki yorumlarda bulunduğunu,Yerel mahkeme kararının gerekli bilgi ve belgenin ilgili kurumlardan istenmemiş olması itibariyle de eksik incelemeye dayandığını; dava konu \"6306 sayılı kanun gereğince riskli yapıdır\" şerhi, 12/03/2013 tarihli kredi kullanımından önce 05/03/2013 tarihinde tapuya işlendiğini; davalı bankanın kötüniyetli beyanlarının aksine bankanın, tapuda yapılacak basit bir araştırma ile muafiyet kaydını bilebilecek durumda olduğunu; yerel mahkemece ilgili kayıtların celbini talep ettikleri halde mahkeme ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğüne yazı yazmak suretiyle bu kayıtların celbini sağlamadığını, Her ne kadar resmi işlemlerdeki gecikme dolayısıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesi tarih olarak kredi kullanımından bir süre sonra imzalanmış olsa da  \"6306 sayılı kanun gereğince riskli yapıdır\" şerhi, 12/03/2013 tarihli kredi kullanımından önce 05/03/2013 tarihinde tapuya işlendiğini; bu hususa ilişkin yazışmaları ve muafiyet kaydını içeren evrakı dava dilekçelerinin ekinde sunmuş oldukları halde yerel mahkemenin hiçbir şekilde bu kayıtları değerlendirmediğini, gerekçeli kararda da yer vermediğini, Davalının kötüniyetli iddialarının aksine muafiyet yazısının tarihinin 15/03/2019 olmasının pratikte bundan sonraki başkaca işlemlerde kullanılması amacı dışında bir öneminin bulunmadığını; yazının içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere bahse konu yapıya ilişkin riskli yapı tespit raporları kredi kullanımından önce Şubat 2013'te kesinleştiğini ve riskli yapı şerhinin 05/03/2013 tarihinde tapuya işlendiğini; bu hususların tapu kayıtlarından da anlaşılmakta olup yerel mahkemece ilgili kayıtların celbini talep ettikleri halde mahkeme ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğüne yazı yazmak suretiyle bu kayıtların celbini sağlamadığını, Yerel mahkemenin bankanın kullandırdığı krediye dair gerekli araştırmayı yapmak suretiyle özen borcu altında olduğunu tamamen değerlendirme dışında bıraktığını ve diğer hususlarda olduğu gibi yine gerekçesini dahi açıklamadığını, bankanın özen borcuna hiç değinmediğini, Öte yandan bilirkişi raporunda; bankanın, proje finansmanı ve ihracat kredileri dışında kredinin hangi işlerin finansmanı için kullanılacağını araştırma yükümlülüğü olmadığının belirtildiğini ancak davaya konu kredinin zaten bir proje finansmanı kredisi olduğunun açıkça göz ardı edildiğini; dosyaya sunulan belgelerden ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden açıkça görüleceği üzere, müvekkilinin Şişli ilçesindeki ... otel-rezidans inşaat Projesinin yüklenicisi olup; ilgili inşaat projesinin finansmanı amacıyla 20 Milyon USD tutarlı bu krediyi kullandığını,  davalı bankanın tapuda yapacağı basit bir araştırma ile davaya konu taşınmazda muafiyet şerhi olduğunu bilebilecekken, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve hatta müvekkilinin de işbu muafiyete rağmen BSMV'nin tahsil edileceği yönünde uyarmadığını,  Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince; bankaların kredi tahsis ederken gerekli tedbirleri almak; gerekli bilgi ve belgeleri temin etmek zorunda olduklarını,  davalı Banka'nın 20 Milyon USD tutarında kredi tahsis ederken; \"hangi amaçla\" krediyi kullandıracağını araştırmamış olması, gerekli bilgi ve belgeleri Müvekkilinden istememiş olması ve kredinin tahsis amacına uygun bir şekilde kullanılıp kullandırılmadığını denetlememesi hayatın olağan akışına, Banka'nın objektif özen yükümüne ve bankacılık kanunu'nun yukarıdaki maddelerine aykırı olduğunu; basiretli bir tacir olan ve objektif özen yükümlülüğü olan Bankanın 20 Milyon Amerikan Doları tutarında kredi tahsis ederken; Bilirkişinin tespit ettiği üzere kredinin hangi amaçla kullandırıldığını ve vergi mükellefinden tahsil ettiği vergilerden (BSMV) muaf olup olmadığını araştırarak vergi tahsilatını yapmaması gerektiğini, Bankacılık Kanunu md 51 ve 52 hükmü gereği Yasa Koyucunun; bankaların kredi tahsis ederken kredinin amacına yönelik gerekli bilgi ve belgelerin talep edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yükümlülüğünü BANKA'lara yüklediğini, Banka'nın 20 Milyon USD tutarındaki krediyi hangi amaçla tahsis ettiğini araştırmamış olması; Bilirkişi'nin ise \"Bankanın  kendisine bildirimde bulunulmadıkça kredinin ... İnşaat Projesi'nin 6306 sayılı Yasa kapsamında yapımı için kullanılmak üzere alındığını bilmesinin mümkün olmadığı\" tespiti Kanun ve doktrine aykırı, gerçeklerden uzak, hukuki dayanağı ve tutar yanı olmayan iddia ve savunmalar olduğunu; dosyada atanan hem Bankacı hem hukukçu bilirkişinin; Bankacılık Kanunu'nun bu temel hükmünü bir kenara atarak; Kanun'un emrettiğinin tersini söylemiş; bankaları masum ve tecrübesiz göstererek \"Bankanın bunu bilmesinin mümkün olmadığı\" şeklinde zayıf ve Kanun'a açıkça aykırı bir tespitte bulunduğunu ve yerel mahkemenin de bu haksız beyanı hükmüne dayanak aldığını, Yerel mahkemenin, Müvekkili Şirket'in imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi'nde geri ödeme tablosunda BSMV'lerin de yer aldığı ve Müvekkilinin bu sözleşmeye imzasının olduğundan bahisle; haksız yere tahsil edilen bu verginin geri alınamayacağı şeklindeki hatalı bilirkişi tespitine dayanarak usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurduğunu, aynı zamanda hukukçu olan Bilirkişi'nin Türk Borçlar Kanunu'nun 20. Maddesi'nde düzenlenen Genel İşlem Koşullarından bihaber olduğu açık olup yerel mahkemenin de bu hususta hiçbir değerlendirme yapmadığını; TBK Madde 20 ve 21'e göre; Genel işlem koşullarının, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğunu; karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğunu; aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağını, Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan  tek taraflı olarak Banka tarafından düzenlenmiş ve Müvekkili Şirket'in içeriğine müdahale edemediği, Banka ile müzakere etmediği ve Müvekkil Şirket'in açıkça menfaatine aykırı olan BSMV tahsilatına ilişkin madde genel işlem koşulu olup; TBK 21 gereğince yazılmamış sayılması gerektiğini; Banka tek taraflı matbu Genel Kredi Sözleşmesini Müvekkil Şirket'e dayatmış olup; vergiden muaf olmasına rağmen yükümlü olduğu halde gerekli araştırmayı yapmadığı için kendisinden vergi tahsil edeceği hakkında Müvekkil'e bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermediğini, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamadığını; bu bakımdan Müvekkil'in imzaladığı sözleşmenin hukuka aykırı bir şekilde BSMV tahsil edilmesine ilişkin dayatma hükmünün geçersiz olduğunu, davalının hak sahipliğine ilişkin iddialarının mesnetsiz olup müvekkili şirketten haksız yere tahsil edilen bu BSMV’lerin müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, Müvekkilin BSMV’den muaf olması için hak sahipliği şartı  olmadığını,  Bankanın, 6306 sayılı Yasa kapsamında vergiden muaf olabilmesi için Müvekkilinin hak sahibi olması gerektiğini ileri sürdüğünü, yerel mahkemenin kararında da bu hususun açıklığa kavuşturulmadığını; oysa ki, kredinin kullanıldığı tarih olan 12/03/2013 tarihinde yürürlükte olan 6306 sayılı Yasa kapsamında kullanılan krediler sebebiyle lehe alınan paraların BSMV'den muaf olduğu ve hak sahipliği aranmadığının ilgili Kanun maddesi gereğince  izahtan vareste olduğunu, davaya konu edilen BSMV bedelleri davalı bankaya 13/03/2017-20/04/2017 tarihleri arasında ödenmiş olup 04/07/2013 tarihinde arsa sahibinin %50 hissesini devralarak gayrimenkullerin %50 mülkiyetine de hak kazanmış olan müvekkili BSMV ödeme tarihleri itibariyle de zaten tapuda hak sahibi olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle; yerel mahkeme ilamının istinaf incelemesi yapılmak suretiyle kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı bankadan kullandığı kredinin banka muameleleri vergisinden istisna olmasına rağmen banka tarafından haksız vergi tahsilatı yapıldığı iddiasına dayalı olup, kredi taksitleri içerisinde tahsil edilen BSMV tutarlarının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; dava dışı arsa maliki  ...'ye ait  ... İli, ... İlçesi, ... Mah., ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı hakkında riskli yapı kararı bulunan taşınmaz üzerinde  yeni bir otel rezidans yapımı amacıyla arsa maliki ile 23/05/2013 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşme uyarınca taşınmaz sahibinin taşınmaz üzerindeki yüzde elli payını 04/07/2013 tarihinde davacıya devrettiğini, taşınmazın tapu kaydına 05/03/2013 tarihinde \"6306 sayılı kanun gereğince riskli yapıdır\" şerhi konulduğunu, sözleşmeye göre taşınmazın yıkımı ve yeniden yapımı işinin finansmanının sağlanması için davalı bankadan kredi kullanıldığını, bu işin 6306 Sayılı Kanun kapsamında olduğunu, aynı kanunun 7/9 fıkrası uyarınca bu iş için kullanılacak kredilerin banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf olduğunu, buna rağmen davalı bankanın davacıdan haksız BSMV tahsilatı yaptığını ve sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek,  13/03/2017-20/04/2017 tarihleri arasında kredi taksitleri içerisinde yapılan toplam 807,02 TL+10.510,08-USD  BSMV tahsilatının tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekilinin 09/08/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile, 02/10/2017-20/05/2019 tarihleri arasında yapılan kredi taksit ödemesi dekontlarını dosyaya sunarak bu tarihler arasında ödenen toplam  34.022,59-USD BSMV yönünden netice-i taleplerini ıslah ettiklerini ve toplam 807,02-TL+44.532,67 USD'nin tahsilini talep ettiklerini beyan ettiği, harç yatırdığı anlaşılmıştır. Davalı yan; dava konusu edilen vergilerin idareye ödendiğini, davalının husumeti bulunmadığını, aksi kabul edilse dahi davacıya kullandırılan kredinin 6306 Sayılı Kanuna göre vergi istisnasından yararlanamayacağını, zira kredinin 6306 Sayılı Kanun kapsamına giren bir sözleşmenin finansmanı için kullanılmak istendiğine dair davacı tarafından bankaya bilgi verilmediğini, kredinin de bu amaçla kullandırılmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kredi taksidi ödeme dekontları ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazıları, ihtarname ce davalının cevabi ihtarnamesi sunulmuş, davalı vekili tarafından dosyaya 12/03/2013 tarihli 20.000.000,00-USD limitli genel kredi sözleşmesi, bu genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya kullandırılan kredilere ilişkin kredi kullandırım talimatları ve ödeme planları sunulmuş, mahkemece kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın tapu kayıtları, celbedilmiş, dosya bankacı bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmış, tahkikat bitirilerek davacı ile dava dışı arsa maliki arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 23/05/2013 tarihli olduğu,  davacının taşınmazın yarı payını 04/07/2013 tarihinde devraldığı, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 12/03/2013 tarihli olduğu, davacıya 21/08/2013 tarihinden itibaren döviz kredileri kullandırıldığı,  6306 Sayılı Kanun kapsamındaki yapılarla ilgili bu amaçla kullandırılacak krediler dolayısıyla vergi istisnası bulunmakta ise de,  kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, sözleşmenin 6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılacak inşaata ilişkin olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafından kullanılan kredilerin 6306 Sayılı kanun kapsamında yapılacak inşaat finansmanı için kullandırılıp kullandırılmadığının belli olmadığı,  davacının kredi kullandırım taleplerinde bu hususta açık bir beyanda da bulunmadığı gerekçeleri ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece banka tarafından BSMV ödemelerinin gelir idaresine yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve tapudan kayıtların celbedilmediği, kullanılan kredilerin 6306 Sayılı Kanun kapsamındaki inşaat işine ilişkin proje kredisi olduğu yönündeki iddialarının değerlendirilmediği, banka tarafından yüksek meblağda kredi kullandırılmasına rağmen, bu kredinin ne amaçla kullanılacağına ilişkin gerekli araştırmayı yapma yükümlüğünü ihlal ettiği ve davacıdan vergiden istisna olmasına rağmen BSMV tahsil ettiği yönündeki iddialarının karşılanmadığı, genel kredi sözleşmesinde davacının BSMV'den sorumlu tutulacağına ilişkin hükmün genel işlem koşulu olduğuna yönelik bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirttikleri itirazlarının karşılanmadığı, tek bilirkişi tarafından sunulan yetersiz tek rapora dayalı karar verildiği yönündedir. Banka ve sigorta muameleleri vergisine(BSMV) ilişkin düzenlemeler  6802 Sayılı Gider Vergileri Kanununda yer almaktadır. Kanunun 28/1 fıkrası uyarınca; banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir. Kanunun 30/1 fıkrası uyarınca banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Bu düzenlemelere göre  banka kullandırdığı kredilerden elde ettiği gelirler üzerinden ödediği banka muameleleri  vergisi bakımından doğrudan vergi mükellefi olup, kredi kullandırdığı müşterisi ile kendi aralarındaki iç ilişkide bu vergi tutarının müşteriden tahsil edileceğine ilişkin sözleşme hükümleri bankanın mükellef sıfatını değiştirmez. Diğer ifade ile kullandırılan kredi faizi üzerinden vergi tutarını yine 6802 Sayılı Kanun'da yer alan düzenlemelere göre tespit eden banka müşteriden tahsil ettiği vergiyi mükellef sıfatıyla vergi dairesine beyan ve ödemekle yükümlüdür. Somut olayda, haksız tahsil edildiği iddia olunan BSMV tutarları bu nedenle banka nezdinde sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecekse de, kullandırılan kredinin yasa gereği vergiden istisna olduğu bilinmesine veya bilinmesi gerekmesine rağmen BSMV tahsil edilerek idareye ödendiği yönündeki davacı iddiasının hukuki dayanağı sözleşmeye aykırılık olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle davalı bankanın eldeki davada pasif husumeti mevcuttur. 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun  7/9 bendi; \"Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, Başkanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;a) Bu Kanun kapsamındaki taşınmazların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,26b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, Başkanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri ile Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri, ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, Başkanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.\" hükmünü havidir. Bu düzenlemeye göre; riskli bina olarak tespit edilmesi veya kentsel dönüşüm alanı içerisinde yer alması nedeniyle yıkılıp yeniden yapılacak binalarla ilgili olarak; yapının güçlendirilmesi veya yıkımı amacıyla hak sahiplerine kullandırılacak kredilere BSMV istinası uygulanması mümkün bulunmaktadır. Ancak hak sahiplerine kullandırılacak bina yıkımı veya güçlendirilmesi kredilerinde, Gelir İdaresi Başkanlığı'nca verilen 03/10/2013 tarihli özelgeye göre bu işlemlerin 6306 Sayılı Kanun kapsamında olduklarının kredi kuruluşunca tespit edilmesi zorunludur (bkz. Ömer Çakıcı, Mehmet Ceylan, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Teori Uygulama Mevzuat, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Yayın No: 301, İstanbul, 2014, s 184,185)Somut olayda; dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesi kredi kullandırım talimatları ve ödeme planları incelendiğinde, davacıya iddia ettiği gibi tek kalemde 20.000.000,00-USD kredi kullandırılmadığı,  12/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin çerçeve niteliğinde bir kredi açma sözleşmesi olduğu, davacıya ilk olarak 21/08/2013 tarihinde davacı talebi üzerine 5.000.000,00-USD turarlı taksitli döviz kredisi kullandırıldığı, kredi ödeme planının davacı tarafından imzalandığı, ikinci olarak davacı talebi üzerine 17/11/2014 tarihinde 10.000.000,00-USD ve ilk taksidi 09/02/2015 tarihinde başlayacak şekilde döviz kredisi kullandırıldığı, kredi ödeme planının davacı tarafından imzalandığı, üçüncü olarak 24/02/2016 tarihinde davacı talebi üzerine bir yıl vadeli 5.000.000,00-USD tutarlı döviz kredisi kullandırıldığı, ödeme planının davacı tarafından imzalandığı, daha sonra davacı talebinin 13/03/2017 tarihli talebi üzerine bu kredinin vadesinin uzatıldığı ve yeni ödeme planının da davacı tarafından imzalandığı, son olarak yine 14.000.000,00-USD tutarında  kırk dokuz ay vadeli döviz kredisi kullandırıldığı, kredi ödeme planının davacı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Bu kredilerin kullandırım talepleri tek tek incelendiğinde hiçbirisinin 6306 Sayılı Kanun kapsamında kalan bir taşınmazın yıkılıp yeniden yapılmasına ilişkin bir projenin finansmanı amacıyla talep edildiklerine dair beyan veya bilgi yer almadığı gibi, çerçeve nitelikli genel kredi sözleşmesi ekinde de bu türden bir beyan yahut talep mevcut değildir. Öte yandan tüm ödeme planlarında kredi taksidini oluşturan ana para faiz masraf ve BSMV kalemleri açıkça yer almaktadır. Davalı bankanın vergiden istisna bir krediden BSMV tahsil ederek sözleşmeye aykırı davrandığını ve ödenen BSMV tutarları kadar davacıyı zarara uğrattığını ispat yükü davacı üzerindedir. Buna göre davacı önce davalı bankadan çerçeve sözleşme kapsamında ve muhtelif tarihlerde kullandığı tüm kredilerin 6306 Sayılı Kanunun 7/9 bendindeki istisnaya tabi krediler olduklarını, bu Kanun kapsamındaki yapının dönüştürülmesi işi için kullanıldıklarını, akabinde davacı bankanın bu durumdan haberdar olmasına rağmen davacı zararına istisnadan faydalanmadığını ispatla yükümlüdür. Dilekçe ekinde sunulan kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu işin 6306 Sayılı Kanun kapsamında olduğu kabul edilse dahi, davalı bankadan muhtelif tarih ve tutarlarda kullanılan kredilerin bu bu işin finansmanı için temin edildiklerine dair dosyaya somut hiçbir delil sunulmamıştır. Bu saptama karşısında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmaza ilişkin belgelerin getirtilmesi sonuca etkili olmayacağı gibi, davacıdan ödeme planlarında belirtildiği şekilde ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin onuncu maddesine dayalı olarak tahsil edilen BSMV tutarlarının idareye ödenip ödenmediğinin araştırılması da sonuca etkili olmayacaktır. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Dava konusu genel kredi sözleşmesinin onuncu maddesinde bankanın müşteriye açacağı kredilere faiz fon ve gider vergisi uygulayabileceği  düzenlenmiş olup, sözleşme metninin matbu ve bankanın tüm müşterilerine sunulacak nitelikte olduğu, sözleşme öncesi bilgilendirme formu mevcut olmadığı, hükmün sonradan doldurulmadığı, bu sebeple sözleşme esnasında davacı tarafından biliniyor olduğu, bu hükme ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmediği gibi sözleşmenin uygulanması sırasında muhtelif tarih ve miktarlarda kullandırılan kredilerin ödeme planlarında açıkça yazan BSMV bilgilerine de itiraz edilmediği, davacının inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirket olması ve ülkemizde gerek tüketici kredilerinde gerekse ticari kredilerde  BSMV'nin müşteriden tahsil edilmesinin yaygın ve maruf bir uygulama olması karşısında, bu sözleşme hükmünün şaşırtıcı veya davacı tarafından bilinemeyecek bir düzenleme olduğundan bahsedilemeyeceği gibi tek başına BSMV nin davacıdan tahsiline ilişkin hükmün dürüstlük kuralına aykırı olduğunun da kabul edilemeyeceği, davacı yanın genel işlem koşuluna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen  hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığından davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b81fb03d7f3ea617","SID":"f808fda8436b8ced"}}