{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2071 <br>KARAR NO: 2024/742<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/04/2021<br>NUMARASI: 2018/927 Esas - 2021/305 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin tank konteynırlarla likit ürün taşımacılığı ve lojistik hizmeti verdiğini, yurt dışından TCDD Haydarpaşa Liman İşletmesine gümrükleme amacıyla getirdiği konteynırların gümrükleme amacıyla bulunması esnasında 27/07/2017 tarihinde kuvvetli rüzgârın etkisiyle devrilmesi sonucu konteynırların ezilerek hurda olduğunu, içindeki likit kimyasalların da dökülerek zayi olduğunu, müvekkilinin bu suretle maddi zarara uğradığını, TCDD Liman İşletmesinin vincin bakımını ve 3 ayda bir yapılması gereken periyodik kontrollerin yapılmaması sonucunda devrildiğini belirterek kaza sonucu oluşan konteynırların tank bedeli ile içindeki kimyasal ürünlerin bedeli ve ödenmek zorunda kalınan ardiye hizmet bedellerinin davalı TCDD Liman İşletmesinden tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; TCDD Liman İşletmesinin dava konusu zararın 27/07/2017 tarihinde Haydarpaşa'da liman işletmelerini etkileyen şiddetli fırtına sonucu 3 nolu Gantry vincin devrilmesi ve davacı firmanın konteynırlarının üzerine düşmesi sonucu oluştuğunu, bu durumun önlenemez nitelikte bir doğal afet sonucu oluştuğunu, kendilerinin bir kusurunun bulunmadığını, vinçlerin gerekli kontrol ve bakımlarının yetkili kişiler tarafından yapıldığını ve taraflarınca tüm gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını, fırtına nedeniyle olayla illiyet bağının koptuğunu, sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davalının vinç periyodik kontrollerini zamanında yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yaptığı, bakımlarla ilgili herhangi bir eksiklik saptanamadığı, 27/07/2017 tarihinde, İstanbul-Kadıköy-Haydarpaşa mevkiinde meydana gelen Meteorolojik (Hortum) hadisesinin ilim ve fenne göre yer, zaman, yoğunluk, büyüklük, süre, tekerrür, şiddet olarak önceden hesaplanıp öngörülemeyeceği, zararın davalının kusurlu bir davranışı sonucunda meydana gelmediği, mücbir sebep niteliğindeki bir tabiat olayı sonucunda oluştuğu, meydana gelen fırtına ve hortumun mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği ve illiyet bağının kesildiği, davalının davacıya karşı kusura dayalı haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunmadığı, zarar gören konteynerlerin liman masrafları ve terminal ücreti için beş fatura bedeli olan 26.819-TL'nin davacı tarafından davalıya ödenmiş olduğundan ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davacının talebe hak kazanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.819-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ilgili tutarın 5.304-TL'sine ödeme tarihi olan 26/10/2017 tarihinden, 21.515-TL'sine ödeme tarihi olan 18/12/2017 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; somut olayda kuvvetli rüzgarın mücbir sebep niteliğinde olmadığını, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, dava konusu olayda meydana gelebilecek şiddetli hava olaylarının önceden tahmin edilebileceğinin bilimsel olarak mümkün olduğunu, kuvvetli rüzgarın liman sahası gibi özel bir yerde öngörülemez olamayacağını, somut olayda konteynerlerin güvenli bir alana taşınmış olması halinde mevcut zararın doğmayacağını, öngörülemeyecek bir durumun bulunmadığını, bilirkişi raporunda ... yürüyüş yolunda manuel çalışan kilit pim ve emniyet mekanizmalarının deforme olduğunun, çıkan set rüzgar sonucunda devrilmeyi önlemekte yetersiz kaldığının tespit edildiğini, bu nedenle davalının tam kusurlu olduğunu, mücbir sebebin genel ve ilgili kesimin tümünün hayatını etkileyen bir durum olduğunu olay günü 311 ağaç devrilmesi, 162 çatı uçması, 2 minare ve Haydarpaşa'da 4 vinç devrilmesi gibi kısıtlı bir olayın mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; davanın çözüm yerinin idari yargı olduğunu, davacının mevcut olayın gerçekleştiği tarihe kadar liman hizmeti aldığını, her halükarda bu ücretlerin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, liman ücretlerinin iadesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının liman hizmeti alamamasının nedeninin mücbir sebep olduğunu, bu nedenle olayın meydana geldiği tarihe kadarki liman ücretlerinin hesaplanması gerektiğini, müvekkili kurumun kamu kurumu olması nedeniyle alacağa avans faizi işletilmesinin ve ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davacıya ait olan ve içinde kimyasal madde bulunan beş adet tank konteynerin davalının işlettiği Haydarpaşa Liman İşletmesinde gümrükleme işlemleri esnasında depolandığı süreçte kuvvetli rüzgarın etkisiyle vinç devrilmesi sonucu içindeki kimyasal ürünlerle birlikte hasara uğraması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Her ne kadar davalı vekili yargı yolu itirazında bulunmuş ise de TCDD tüzel kişiliği haiz, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü olup, ana statü ile iktisadi faaliyetleri bakımından özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, bu kapsamda davalının yürüttüğü iktisadi faaliyet çerçevesinde bir saklama sözleşmesi kapsamında davacının uğradığı zararın tazminine ilişkin davanın, iki özel hukuk kişisi arasında imzalanan bir saklama sözleşmesinin gereği gibi ifa edilip edilmediği noktasından hareketle incelenmesi gerektiği anlaşıldığından dava, adli yargının görev alanında bulunmaktadır. Somut olayda, davacıya ait 5 adet tank konteynerin davalıya ait liman işletmesinde gümrükleme işlemleri için depolandığı süreçte 27/07/2017 tarihinde meydana gelen kuvvetli rüzgarın etkisiyle devrilen vincin bahsi geçen konteynerleri içindeki kimyasal madde ile birlikte hasara uğrattığı, tank ve içindeki kimyasal maddelerin kullanamaz hale geldiği hususu ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, 27/07/2017 tarihinde meydana gelen hava olayının mücbir sebep veya beklenmedik hal olarak kabul edilip edilemeyeceği, vincin devrilmesinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, meydana gelen zarardan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda toplanmaktadır. Öncelikle; davacı firma ile davalı liman işletmeciliği arasında saklama sözleşmesi bulunmaktadır. Vedia (saklama) sözleşmelerinin bir çeşidi olan ardiye sözleşmesi ile ardiyeci TBK'nın 572. maddesi hükmü gereğince kendisine teslim edilen eşyayı bir komisyoncu gibi özenle saklamakla yükümlü olup, eşyada başkaca bir tedbir almayı gerektirir bir değişiklik söz konusu olması halinde eşya sahibini durumdan haberdar etmesi gerekir. Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, saklamak üzere aldığı eşyayı geri vermekten veya daha kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır.  Ancak saklanmak üzere tevdi alınan eşyanın beklenmedik bir hâl nedeniyle hasara uğraması halinde saklayanın kusurundan, dolayısıyla sorumluluğundan söz etmek mümkün olmayacaktır (Fikren Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2018, s.752-753). Beklenmedik hâl, sözleşme kurulduktan sonra, borçlunun veya alacaklının ya da onların fiilinden sorumlu oldukları yardımcı kişilerin fiillerinden kaynaklanmayan, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu ihlal etmesine, onu imkansız kılmasına kaçınılmaz şekilde engel olan olaydır. Borçlar Hukukunda mücbir sebep, beklenmeyen hâl veya fevkalade hâl olarak adlandırılan durumlar, kişilerin sorumluluğunu kaldıran hâllerdendir. Bilirkişi heyetinden alınan raporda; vinçlerin devrilmesinin çok şiddetli fırtına ve hortumdan kaynaklandığı, davalı Haydarpaşa Liman İşletmesi'nin fırtına karşısında vinçlerin devrilmemesine yönelik olarak alabileceği herhangi bir ilave bir tedbir bulunmadığı, vinçlerdeki devrilmenin bakım eksikliği ve/veya çalışmayan ekipmanlardan kaynaklanmadığı, bununla birlikte Davalı Haydarpaşa Liman İşletmeleri'nin vinç periyodik kontrollerinin zamanında yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı, bakımlarla ilgili herhangi bir eksiklik saptanmadığı belirtilmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün Fevk (olağanüstü olay) raporuna göre 27/07/2017 günü, saat 16:00'da başlayıp saat 20:00'ye kadar devam eden, İstanbul'u etkisi altına alan, dolu, kuvvetli fırtına, hortum nedeniyle 311 ağaç devrilmesi, 162 çatı uçması, 2 minare, Haydarpaşa'da 4 vinç devrilmesi olayının yaşandığı, Haydarpaşa Limanı'ndaki vincin yağ varillerinin üzerine devrilmesi sonucu yangın çıktığı, fırtınanın en şiddetli Marmara Denizi'nden İstanbul Boğazı'na girişte ölçüldüğü belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda MGM raporunda yer alan ölçüm değerlendirilmelerinin irdelenmesi neticesinde olay günü İstanbul-Kadıköy -Haydarpaşa mevkiinde meydana gelen hortum meteorolojik olayının ilim ve fenne göre yer, zaman, yoğunluk, büyüklük, süre, tekerrür, şiddet olarak önceden hesaplayıp belirlenemediği ve öngörülemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda, vinç periyodik kontrollerinin ve bakımlarının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak zamanında yapıldığı, herhangi bir eksiklik saptanamadığı, olay günü meydana gelen hava olaylarının önceden belirlenemeyeceği ve öngörülemeyeceği, hasarın beklenmedik hal nedeniyle meydana geldiği ve davalının devrilen vincin kontrol ve bakımından kaynaklanan bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle tanklarda ve içindeki kimyasal maddelerde meydana gelen hasardan davalının sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf nedenleri bakımından ise de; davacının davalıya liman masrafları ve terminal ücreti olarak beş fatura bedeli 26.819-TL ödemede bulunmuş olup beklenmeyen hal niteliğindeki olay nedeniyle hizmet alamadığı anlaşıldığından davacı tarafından davalıya yapılan ve karşılıksız kalan ödemelerin davacıya iade edilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında ticari iş söz konusu olduğundan alacağa avans faizi uygulanmasında, ödemelerin hasardan sonra yapılması nedeniyle ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 1.832-TL istinaf karar harcından yatırılan 458-TL harcın mahsubu ile kalan 1.374-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a6995c861209378","SID":"6155c0c8bbce6a95"}}