{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/425 Esas<br>KARAR NO: 2024/732<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2018/317 E. - 2020/612 K.<br>BİRLEŞEN DOSYA BAKIRKÖY 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 29/08/2018<br>KARAR TARİHİ: 10/12/2018<br>BİRLEŞEN DOSYA BAKIRKÖY 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/828 <br>KARAR NO: 2018/798<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkilinin bir araya gelerek, müvekkilinin “...\" isimli mağazayı işletebilmesi için müvekkiline bayilik verilmesini kararlaştırdıkları, Davalı, bayilik görüşmelerinin başlaması esnasında, müvekkilden 600.000,00 TL tutarında teminat talep ettiği ve müvekkilinin de ... Bankası Mersin Şubesine ait, ... çek No.lu, 01.04.2018 keşide tarihli ve 300.000,00 TL bedelli ve ... çek No.lu, 12.09.2018 keşide tarihli ve 300.000,00 TL bedelli çekleri teminat çeki olarak keşide edip davalıya teslim ettiği, davalı şirket yetkilisi, söz konusu çeki teslim alırken, çeki 27.03.2017 tarihinde bayilik sözleşmesiyle  teminatı olarak aldığı ve başka amaçla kullanmamak üzere teslim aldığını beyan ettiği, müvekkilinin bir yıl önce 27.03.2017 tarihinde bayilik sözleşmesi için görüşmelere başlanmasının şartı olan teminat çeklerini vermiş olmasına rağmen, taraflar aradan geçen zaman içerisinde bayilik sözleşmesini imzalamadıkları ve karşılıklı olarak herhangi bir ticari faaliyette gerçekleştirmedikleri, bayilik sözleşmesinin imzalanmamasına rağmen tüm talep ve ısrarlara karşı gelerek teminat olarak almış olduğu çekleri iade etmedikleri, ayrıca, davalı şirkete, Beşiktaş ... Noterliğinin, 26.03.2018 tarih ve ... Y. No.lu ihtarnamesi gönderildiği, hususlarının iddia ve beyan ederek, davacı müvekkili ile davalı arasında imzalanmış bir bayilik sözleşmesi olmadığının tespitini ve davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti, Davacının ... Bankası Mersin Ticari Şubesine ait; ... çek No.lu, 01.04.2018 keşide tarihli ve 300.000,00 TL bedelli teminat çekinden ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitini ve teminat çekinin iptalini, Davalının dava değerinin %20’si üzerinden davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile söz konusu çekin ödenmesinin tedbiren engellenmesi, bu durumun ivedilikle muhatap bankaya bildirilmesi talep edilmektedir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili ile dava dışı ..., ... arasında 03.01.2017 tarihinde protokol imzalandığı, ...’ın davacı şirketin tek sahibi ve temsilcisi olduğunu, bu protokolde müvekkili ile ... ’ın Kazakistan’da kuracağı şirket arasında distribütörlük ilişkisi kurulması kararlaştırıldığını, buna göre ... Kazakistan’da şirket kuracaklar ve müvekkilinin şirketinin de kurulacak şirkete ürünleri göndereceği, ... adlı şirketi Kazakistan’da kurulduktan sonra tırlarla ürünlerin göndermesi için gerekli belgeler ne ise talep edildiği, e-posta yazışmaları müvekkili ile Kazakistan’daki ...  arasında bayilik ilişkisi kurulduğunu açıkça ortaya koyulduğunu, Müvekkilinin Kazakistan’daki şirkete mal göndermesi karşılılığında davaya konu çeki teslim aldığını, davacının sunduğu belgede müvekkilinin \"... Şirketi\" ile yapılan bayilik sözleşmesi kapsamında çeki teslim aldığı yazılı olduğu, bu belgede bahsi geçen ... Şirketi’de Kazakistan’da kurulan ... şirketi olduğu gibi, kastedilen bayilik sözleşmesi de 03/01/2017 tarihli protokol olduğu, müvekkili dava konusu çek karşılığında Kazakistan’daki ... şirketine mallar gönderdiği, Protokol kapsamında malların Müvekkil şirket tarafından gönderilmesine rağmen, Müvekkil alacağını halen tahsil edemediği, dava konusu çek her ne kadar davacı keşideli ise de davacının yetkilisi ve tek sahibi ...  tarafından 03.01.2017 tarihli protokol uyarınca müvekkiline teslim edilmediği, dava konusu çeki protokol gereği veren ... olduğundan ve sahibi ve tek yetkilisi olduğu, davacı şirket arasındaki ilişki müvekkili ilgilendirmediğinden davanın haksız ve yersiz olduğunu, Davacının iddiasının aksine, Müvekkili şirketin sözleşmesel ilişkisi Kazakistan’da kurulacak şirket ile olduğu, davacıya ait çekler, bu ilişkinin teminatı olarak Müvekkile verildiği hususları cevaben iddia ve beyan edilerek, Davanın reddi, aktif husumet yokluğundan davanın reddi, dava konusu çek üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması, %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmektedir. Mahkeme dosyası üzerinde birleştirilen Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20178/822  esas 2018/1392 karar sayılı dosyasında davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... isimli giyim markasının sahibi olduğunu, davalı ile müvekkil bir araya gelerek müvekkilin ... isimki mağazayı işletebilmesi için müvekkile bayilik verilmesini ve karşılık olarak ticaret yapmayı kararlaştırdıklarını, davalı, bayilik görüşmelerinin başlaması esnasında, müvekkilden 200.000,00TL tutarında çeki teminat çeki olarak davalıya teslim ettiğini, ancak müvekkilin bir yıl önce bayilik sözleşmesi için görüşmelere başlanmasının şartı olan teminat çekini vermiş olmasına rağmen, taraflar aradan geçen azaman içerisinde bayilik sözleşmesini imzalamadıklarını ve karşılıklı olarak herhangi bir ticari faaliyette gerçekleştirmediklerini, davalı şirket, müvekkilinin vermiş olduğu çeki iade etmediğini, müvekkili ile davalı arasında imzalanmış bir bayilik sözleşmesi olmadığının ve taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının tespitine, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ve ortakları ile birlikte müvekkili şirkete müracaat ettiklerini, yapılan görüşmeler sonucunda taraflar arasında 03/01/2017 tarihli ön protokol akdedildiğini, bu protokole göre müvekkil Kazakistan/Almaty'de bulunan kendisine ait bulunan iki mağazsını davacıların yeni kuracakları şirkete devredecekler, bu şekilde, yeni kurulacak şirket ile müvekkil arasında bayilik ilişkisi başlatılacağı konusunda anlaştıklarını belirterek, öncelikle davanın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/317 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme dosyası üzerinde birleştirilen Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/828  esas 2018/798 karar sayılı dosyasında Davacı özetle;  Davacı müvekkili ile davalı arasında imzalanmış bir bayilik sözleşmesi olmadığının tespitini ve davacı müvekkilin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini, Davacı müvekkilin, ... Bankası, Mersin Ticari Şubesine ait; ... çek nolu, 12.09.2018 keşide tarihli ve 300.000,00 TL bedelli teminat çekinden ötürü davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve teminat çekinin iptaline, Davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle, dava değerinin %20’si üzerinden davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, İhtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile söz konusu çekin ödenmesinin tedbiren engellenmesini, İşbu davanın hukuki ve fiili irtibat bulunan Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/317 E. sayılı dosyasında görülmekte olan dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;   \"...03.01 .2017 tarihli Ön Sözleşmenin hükümsüz kaldığı davacı ... Ltd. Şti ile davalı ... AŞ sırasında bayilik sözleşmesi bulunmadığı, davacı  ... Ltd. Şti' nin 01.04.2018 keşide tarihli 300.000 TL bedelli ... nolu ; 12.09.2018 tarih ... no’lu 300.000 TL bedelli; davacı ...'ın 01.09.2018 keşide tarihli ... no'lu 200.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafça Kazakistanda kaim şirkete gönderilen ürünler kapsamındaki ilişkinin bayilik sözlşemesi kapsamında değerlendirilmeyeceği zira  sözleşme serbestisi uyarınca Ön Sözleşmenin hükümsüz kaldığı anlaşılmakla davanın kabulünde\" karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan istinaf  dilekçesinde özetle;  -Davacıların, müvekkilin bayilik ilişkisi kapsamında kendilerine yüklü miktarda mal göndermesi için müvekkiline bu bayilik ilişkisinden doğan borçlarına karşılık olarak çek verdiğini, Davacıların, aradan geçen zaman içinde yazılı olarak bayilik sözleşmesi imzalanmadığını iddia ederek, mezkur çeklerden ötürü borçsuz olduklarının tespiti için huzurdaki davayı ikame ettiğini, Davacı tarafın Ön Protokol’de kararlaştırılan şirketi kurması, müvekkilinin Kazakistan'da bulunan mağazaların devrinin yeni kurulan bu şirkete yapması ve müvekkilinin  bu şirkete 306 bin dolarlık ürün göndermesinin bayilik ilişkisinin açık ispatı olduğunu,  sırf asıl franchaise sözleşmesinin ön protokolde kararlaştırılan 40 günlük süre geçtikten sonra imzalanmasının gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu,  taraflar arasında imzalanan 03.01.2017 tarihli sözleşmede; ...v.d.leri Kazakistan'da bir şirket kurmayı, müvekkilinin ise  kurululacak bu şirkete sahibi olduğu ''...'' markasının bayilik ve satış hakkının vermeyi taahhüt ettiğini, sözleşmede ayrıca, şirket kuruluş işlemlerin tamamlanması akabinde master franchaise sözleşmesinin imzalanacağı, bu işlemlerin 40 gün süreceği ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bu ön sözleşmenin hükümsüz kalacağı, bu sözleşmenin imzalanacak asıl ''Master Franchaise'' sözleşmesinin ön protokolü olduğu ve taraflar için bağlayıcı olduğunun kararlaştırıldığını, ön sözleşmenin imzalanması akabinde 01.03.2017 tarihinde ... kurulmuş, 10.03.2017 tarihinde ise Franchaise Sözleşmesi imzalandığını, Franchaise ilişkisinin kurulması ile birlikte 27.03.2017 tarihinde 300.000 TL'lik ilk çekin müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin göndereceği ürünlerden doğan borca karşılık bu çeki teslim alır almaz Kazakistan'a mal sevkiyatını gerçekleştirdiğini, Kazakistan'a ilk ürün sevkiyatının 30.03.2017 tarihinde yapıldığını ve bu sevkiyat kapsamında 03.04.2017 tarihinde ilk fatura kesildiğini, Mahkeme gerekçesinin genel hukuk mantığı ile bir açıklaması olmadığını, gerekçeli kararda, taraflar arasında imzalanan ''...'' ve bu sözleşme kapsamında mal sevkiyatının yapıldığı iddialarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, yazılı sözleşme yok gibi davranıldığını, teminat senedinin üstünde bile ‘’… Şirketi ile yapmış olduğumuz bayilik sözleşmesinin teminatı olarak çek alınması’’ yazıyorken yani bayilik sözleşmesinin kurulduğu çekin üzerindeki ifadelerde bile anlaşıldığını, Franchaıse sözleşmesi yazılı olarak imzalanmamış olsaydı dahi borç doğuran sözleşmelerin geçerliliğinin, özel bir şekil koşuluna tabi olmadığını, edimlerin ifası ile sözleşmenin kurulduğunu, ön sözleşme, asıl sözleşmenin konusu ve taraflarını içeriyorsa artık bu sözleşmeyi ön sözleşme olarak değil, asıl sözleşme olarak nitelendirmenin gerekeceğini, mahkemenin yapması gerekenin bayilik ilişkisinin kurulduğu açık biçimde ortada olduğundan (temel ilişki ispatlandığından) temel ilişki kapsamında davacıların müvekkiline borcu olup olmadığını tespit etmekten ibaret olduğunu, ...'ın müvekkiline 306 bin USD borçlu olduğu ilk raporda tespit edildiği halde, aksi kanaatin yerinde olmadığını, -Taraflar arasındaki e-mail yazışmalarının da HMK M.199 anlamında bayilik ilişkisinin kurulduğunun açık ispatı olduğunu, ... tarafından 27.03.2017 tarihinde gönderilen ‘’...’’ başlıklı e-mailde;‘’… Selamlar bildiğiniz gibi ... olarak ... bey sorumluluğunda şirket işlemlerine başlanmıştır.’’ ( Protokolde Distribütör olan tarafın, şirket kurma yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterir); ... tarafından gönderilen 21.03.2017 tarihli e-mailde; ‘’… . için ...’dan ürünlerimiz nakliyesi yapılacaktır. Hem Astana hem Almata için bu konuda ... Bey ile organize ederek araç temini sağlmanızı rica ederim.’’  ( Protokolde Distribütör olan tarafın, müvekkil şirketten ürün aldığını gösterir); Müvekkili şirketin Uluslararası Perakende sorumlusu ... tarafından 11.04.2017 tarihinde gönderilen ‘’...’’ başlıklı e-mailde; ‘’… Durumu özetlemek gerekirse ürünlerimiz yolda, avmler ile görüşmeler başladı, şirket evraklarını ve gerekli yazıları gönderdik, avmlerin sözleşmeleri göndermelerini bekliyoruz. Yeni sözleşmeler gelmeden net depozito rakamlarını veremiyorum ve net devir tarihi alamıyorum.’’ (Kazakistan’daki mağazaların devirlerinin yapıldığını ve ürün gönderildiğini gösterir); bu yazışmaların tamamında Ön Protokol’e imza atan ..., ..., ... olduğunu ve bayilik ilişkisinin kurulduğunun ispatı olduğunu,-Davaya konu çeklerin teminat senedi vasfını haiz olmadığını, senet metnine ''teminat'' ifadesinin yazılmıș olmasının  mutlak manada o senedin teminat amaçlı verildiğini göstermediğini, temel ilişki ile aksinin kanıtlanabileceğini,  12.09.2018 keşide tarihli, ... numaralı 300.000 TL'lik çekin teminat olarak alındığına dair bir ibare olmadığını, çek üzerinde yazılı tek ibarenin, çekin 13.09.2017 tarihinde müvekkiline teslim edilmiş olduğu olduğunu, 01.09.2018 keşide tarihli, ... numaralı 200.000 TL'lik çekin üzerinde ise ''bu çek teminat olarak teslim edilmiştir'' ibaresi bulunduğunu, hangi hukuki  ilişkinin teminatı olduğu belirtilmeyen senedin teminat senedi olarak kabulünün mümkün olmadığını, 01.04.2018 keşide tarihli, 300.000 TL bedelli, ... numaralı çekin üzerindeki imzanın şirketin münferit imza yetkilisi ... ait olmadığını,  müvekkili şirketin yetkilisi tarafından çekin teminat olarak alındığına dair hiçbir irade beyanı olmadığını, -davalı tarafın çeklerin vade tarihi yaklaşana kadar bayilik ilişkisi ayaktaymış gibi davrandığını, bu durumun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, -21.08.2018 tarihli ... tarafından hazırlanan raporda bayilik sözleşmesinin kurulduğu ve davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun tespit edildiğini,  buna rağmen, 19.02.2020 tarihli içinde yine ...’in olduğu bilirkişi heyetinin aynı bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapıp ilk rapordaki kanaatlerinden dönerek ön sözleşmenin hükümsüz kaldığını, bayilik sözleşmesinin bulunmaması sebebiyle davacıların çekten dolayı borçlu olmadığı yönünde kanaat bildirdiklerini, raporlardaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, -HMK'nın 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusunun hüküm kısmında tekrar edilmesi ve menfi tespit davasının gereği olarak ''davanın kabulü ile birlikte davacının borçlu olmadığının tespiti şeklinde hüküm kurulması gerekirken''  infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığını, huzurdaki davanın asıl ve birleşen davalardan teşekkül ettiğini, asıl ve birleşen davalar yönünden hüküm kısmının ayrılmamış olmasının da hatalı olduğunu, -yemin deliline dayanmalarına rağmen, yemin deliline dayanmalarına imkan verilmediğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Yerel mahkeme nezdinde yapılan yargılamada öne sürülmemesine rağmen çeklerin teslim alındığını gösterir evraklar üzerindeki imzaların davalı yetkilisine ait olmadığı iddiasının dikkate alınmaması gerekeceğini, iddia ve savunmanın genişletilemeyeceğini, Davalı ile akdedilen ön sözleşmede, ön sözleşme akit tarihinden itibaren 40 günlük sürede bayilik verileceği hükme bağlanmış, tarafların bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde ön protokolün geçersiz olacağı konusunda mutabık kalınmış olduğunu, Davalının dava dışı şirketten olan alacağını, müvekkillerine karşı  ileri süremeyeceğini, hukuken her iki ilişkinin birbirinden bağımsız hukuki temellere dayandığını, Müvekkilleri tarafından ikame edilen davanın, geçersiz kalan bir sözleşmeye teminat olarak verilen çeklerden ötürü borçsuzluğumuzun tespiti istemli olduğunu, Davalı tarafından ifade edilen ilişkinin ise bir alacak-borç ilişkisi olduğunu, Davalının iddia ettiği ilişkinin dava ile herhangi bir bağı mevcut olmadığını, Davacının henüz hukuken kurulmuş bir bayilik sözleşmesi yok iken dava dışı şirket ile aralarında olan ticari ilişkiyi, bu bayilik ilişkisine dayanak göstermesinin hem sözleşmeler hukuku hem de genel hukuk mantığı itibari ile bağdaşır olmadığını,  ön sözleşmenin, yapılacak olan asıl sözleşmenin akdedilmeden önce hazırlık işlemlerinin bitirilmesi ve karşılıklı edimlerin hazırlanması amacına hizmet ettiğini,  davacının ön sözleşme kapsamında bayilik vermesi edimini yerine getirmediğini ve bu durumu ispat eder bir kanıt da dosyaya sunamadığını, ön sözleşmede mevcut, hükümsüz kalacağı maddesi açık olmasına rağmen davalının ön sözleşmeyi bayilik sözleşmesi gibi yorumlamasının hukuken geçerliliği olmadığını, dosya kapsamında ön sözleşme ile yapılması taahhüt edilen Franchise sözleşmesinin mevcut olmadığını, sözleşmede konulan 40 günlük süre içerisinde yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu sebeple de ön sözleşmenin akdedilmesinin teminatı olarak verilmiş bulunan çeklerden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, Davacı tarafından başvurulacak bir yemin delilinin davanın esasına etki eder bir tarafı olmadığını, Davalı delil listesinde yemin deliline başvurmuş olduğunu söylese de, delil listesi incelendiğinde, hangi hususlarda yemin deliline başvuracağını somutlaştırmadığını, istinaf başvurusunun tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, 01.04.2018 keşide tarihli 300.000 TL bedelli ... nolu, 12.09.2018 tarih ... no’lu 300.000 TL bedelli ve 01.09.2018 keşide tarihli 0524930 no'lu 200.000 TL bedelli çeklerden dolayı açılan menfi tespit davası olup, davacı tarafça çeklerin geçersiz kalan bir ön sözleşmeye teminat olarak verildiğini ileri sürerek borçsuzluğun tespitini talep ettiği, davalı tarafın ise bayilik sözleşmesinin kurulduğunu,  çeklerin davacı ve davalılar arasındaki sözleşmesel ilişki kapsamında verildiğini ve davacı tarafın borçlu olduğunu savunmuştur. Davalı ... AŞ ile  ..., ... ve  ... arasında imzalanan 03/01/2017 tarihli ön sözleşmede; ... v.d.leri Kazakistan'da bir şirket kurmayı, davalının ise  kurulacak bu şirkete sahibi olduğu ''...'' markasının bayilik ve satış hakkının vermeyi  ve ürün göndermeyi taahhüt ettiği, bu sürecin ön protokol tarihinden itibaren 40 gün içinde gerçekleştirileceği, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bu ön protokolün hükümsüz kalacağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça 01/03/2017 tarihinde  ... Ltd. Şti'nin kurulduğu, 10/03/2017 tarihinde Franchaise Sözleşmesi imzalandığı, 27.03.2017 tarihinde 300.000 TL'lik ilk çekin davalıya teslim edildiği, Kazakistan'a ilk ürün sevkiyatının 30.03.2017 tarihinde yapıldığını ve bu sevkiyat kapsamında 03.04.2017 tarihinde ilk fatura kesildiği iddia edilmiştir. 21/09/2018 tarihli SMMM raporu ile taraf defter ve belgeleri üzerinden inceleme yapılmış tarafların beyanları, takip dosyası, deliller ve tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, takdirin Sayın Mahkemenizin görev alanına ait olduğu bir kez daha işaret suretiyle;e-mail yazışmaları, taraf defter kayıtları ile bu kayıtların yasal dayanağı olan ticari belgeleri yukarıdaki Özün Önceliği kavramına göre, Davacı ile Davalı arasında yine yukarıda söz edilen \"Ön Protokole” göre bayilik sözleşmesi bulunduğu,Bu bayilik kapsamında ise, Davalı Şirketin kayıtlarına göre, Davacının, Davalıya 305.982,98 USD borcunun bulunduğu şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.19/02/2020 tarihli sözleşme konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi ,taşıma konusunda uzman  bilirkişisi ve SMMM bilirkişisi tarafından heyet halinde tanzim edilen bilirkişi  raporu ile;  \"Dosyada mübrez belgelerden  ... AŞ ile ... ,  ... ve ... arasında İmzalanan 03.01.2017 tarihli Ön protokolün de ... tarafından Kazakistan'da şirket kuracakların (distribütör), markanın (... AŞ) franehise sözleşmesi ile distribütöre ... mağazacılarınm tek yetkili satıcılığını vereceği, distribütörün markaya 300.000 TL teminat mektubu veya teminat çeki düzenleyeceği. Kazakistan'da ...  firmasının 06.03,2017 tarihinde kurulduğu davalının 2017 yılında ... firması adına fatura düzenlemiş olduğu, davalının 30,03.2017, 23.06.2017 tarihlerinde ... firmasına mezkur ürünleri göndermiş olduğu (Gümrük Beyannamesi), 04,08.2017 tarihli Gümrük Beyannamesi ile ... firmasına ürünlerin gönderildiği, ... tarafından ... AŞ lehine 12.09.2018 tarih ... no’lu 300.000 TL bedelli. 01.04.2018 tarih ... no’lu 300.000 TL bedelli, ... tarafından ... no’lıı 01.09.2018 keşide tarihli 200.000 TL bedelli çeklerin düzenlenmiş olduğu, taraf yetkililerinin e-mail yazışmalarından ve gümrük beyannamelerinden mezkur markalı ürünlerin davacıya Kazakistan'da teslim edilmek üzere gönderildiği davacı şirket ve ...  tarafından davalı şirket lehine üç adet 300.000 TL, 300.000 Tl- vc 200.000 TL bedelli çek keşide edildiği, ... Bankasına ait ... no’lu 300.000 TL bedelli OL04.2018 keşide tarihli senet için davalı şirketin bayilik sözleşmesinin teminatı olarak 27.03.2017 tarihinde çeki elden aldığına dair. ... Bankasının 01.09.2018 keşide tarihli 200.0TL bedelli davalı lehine düzenlenen çekin teminat olarak tanzim edildiğine ilişkin yazının çeki keşide eden ... tarafından yazılıp imza edildiği, asıl davada davacının şimdilik ... no'lu 01.04.2018 keşide larihli çeklen dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği belirlidir...Bu hale göre Ön Sözleşmenin imzalanmasını takiben 40 günlük süre yaklaşık 13.02.2017 tarihinde sona ermiş, dava dışı ... 01.03.2017 tarihinde kurulmuştur. Şirketin kuruluşundan sonra da davalı ile ... arasında franchise sözleşmesi imzalandığına dair dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Yani Ön Sözleşme m.2’de Şarı edilen iki hususta süresinde gerçekleşmemiş ön sözleşme hükümsüz kalmıştır..\" şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.Davacı taraf çeklerin teminat çeki olduğunu iddia etmiş olup, çeklerin teminat fonksiyonu olup olmadığı ve ön protokol kapsamında verildiğini ispat etmek zorunda olup, dava dilekçesi ve beyanları incelendiğinde, ön protokolün 03/01/2017 tarihinde yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, çeklerin ise davalı tarafa 27/03/2017 tarihinde verildiğinin her iki taraf beyanı ile sabit olduğu, buna göre çeklerin ön protokol tarihinde değil,  ön protokolde belirlenen 40 günlük süre geçtikten sonra verilmiş olduğu, davacı her ne kadar 40 günlük sürenin aşıldığı ve sözleşmenin kurulmadığı iddiasında ise de, 40 günden sonra davacının bu süreyi bilerek çekleri verdiği anlaşılmakla ön protokolde belirlenen süreyi kendi isteği ile bertaraf ettiği, bu nedenle bu süreyle bağlı olmadığının kabul edilmesi gerektiği ve bilirkişi raporlarında da ön protokole taraflar arasında kurulması öngörülen bayilik ilişkisinin kurulduğu görüşünün beyan edildiği, buna göre çeklerin teminat amaçlı verilip verilmediğinin her bir çek yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bayilik ilişkisinin kurulup kurulmadığı ve çeklerin bu ilişki çerçevesinde verilip verilmediğinin  mail yazışmaları da değerlendirilerek gerekirse yeniden defter incelemesi yapılarak hasıl olacak sonuca göre verilmesi gerekirken, sözleşmenin kurulmadığı gerekçesi ile verilen kararın yerinde olmadığı anlaşılmakla,  istinaf talebinin  kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2020 tarih, 2018/317 E. 2020/612 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fd5b9c7287771d0","SID":"4f1f8d845f69e3d2"}}