{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/337 <br>KARAR NO: 2024/877<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/01/2021<br>NUMARASI: 2019/360 E. - 2021/22 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkiden dolayı ... tarafından keşide edilen ve müvekkilline teslim edilen çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını, kaybedildiğini, davalının bir şekilde çeki bulduğunu ve hukuka aykırı şekilde kendisini bu çek üzerinde alacaklı hale getirerek, esasen müvekkilinin lehdarı olduğu çekte haksız ve hukuka aykırı olarak 206.699,70.-TL tahsilat yaptığını,  davalının, söz haksız ve kötüniyetli olarak tahsil etmiş olduğu tutarın istirdatı için huzurdaki davayı ikame zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkilinin, futbolcu menajerliği yapmakta olan bir kişi olduğunu, profesyonel futbolcu ... ’in davadışı ... ’ın başkanı olduğu ... Kulübü Derneği’ne transferinde müvekkilinin aktif rol oynaması nedeniyle taraflar arasında imza altına alınan 17.07.2018 tarihli sözleşmeye istinaden, dava dışı  ... tarafından keşide edilen 05.12.2018 keşide tarihli ve 160.000.-TL bedelli 1 adet çeki müvekkiline verildiğini,  bu çekin ... Bankası Tekstilkent şubesinin ... nolu çeki olup, ... iban nolu hesap çeki olduğunu,  müvekkilinin 03.11.2018 tarihinde Etiler Şehit Naci Soydan Polis Merkezi Amirliğinde konuyla alakalı şikayette bulunduğunu,  davacının rızası hilafına çıkan dava konusu çekin piyasada dolaşmaması ve çeki bulan kötü niyetli kişi veya kişiler tarafından bankaya ibraz edilmek suretiyle çek tahsil edilmemesi için  İstanbul 18.ATM'nin 2018/1059 Esas numaralı dosyası ile ödeme yasağı-tedbir talepli çek iptal davası açtıklarını ve mahkemece ödeme yasağı kararı verildiğini, çek ile ilgili istirdat davası açmadıklarını, ödeme yasağının mahkeme tarafından kaldırıldığını, müvekkili ile keşideci ...’ın aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası nezdinde icra takibine girişildiğini, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususun İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/14 E. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu,  müvekkilin kendi elinin ürünü olan imzası ile dava konusu çek üzerine müvekkili adına sahte imza atılarak yapılan cirodaki imza örnekleri incelendiğinde, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının ilk bakışta anlaşıldığını, davalının çek konusu tutarları müvekkilinin alacağı iken, hukuka aykırı olarak icra dosyası marifetiyle bu alacağı tahsil eden bir şahıs olduğunu,  davada talep miktarı kadar ihtiyatı tedbir kararı verilmesini, belirtilen tüm bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle mahkemece davalının mal varlığı üzerine teminatsız tedbir  konulmasına, icra dosyası ile haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen 206.699,70 TL  tutarın taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... Bankası A.Ş. Tekstilkent Şubesi, ... nolu,  160.000 TL bedelli çekin keşidecisinin dava dışı borçlu ..., lehtarının ... olduğunu, çekin dava dışı keşideci/borçlu ...  tarafından davacı lehtar ...'a, ... tarafından  ...  tarafından ise müvekkil ...'a ciro edildiğini, çekin meşru hamili sıfatı ile müvekkili ... tarafından dava konusu çekin 05.12.2018 tarihinde bankaya ibraz edildiğini ve çek üzerinde İstanbul 18. ATM'nin 2018/1059 E. Sayılı dosyasından ödeme yasağı olduğunun öğrenildiğini,  ilgili mahkemeye ödeme yasağının kaldırılması talebinde bulunulduğunu, mahkemece davacı ...'a dava konusu çeke ilişkin olarak istirdat davası açması için iki haftalık süre verilmişse de davacı ... tarafından dava açılmadığını, dolayısı ile öncelikle iş bu davaya ilişkin İstanbul 18. ATM'nin 2018/1059 E. Sayılı dosyasından verilen kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesinde yer alan imza sahteliği iddiası bu davanın konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek ve bu davanın konusu olmamak ile birlikte, davacı lehtar ...'ın imzasının sahte olmasının kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği olayda ciro zinciri kopmayacağını, öyle ki davaya konu çek üzerindeki lehtar ...'ın imzasının kendisine ait olmaması ihtimalinde dahi dava dışı keşideci/borçlu murat sancak yönünden sorumluluk devam edeceğinden yapılan tahsilatın yasal mevzuata ve yerleşik yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu,  somut olayda dava dışı keşideci/borçlu ... imzasının kendisine ait olduğu gerçeğinin şüpheye yer bırakmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"...Somut olayda, dava konusu ... Bankası A.Ş. Tekstilkent Şubesine ait keşidecisi ... , lehtarı ... olan ... seri nolu, 05/12/2018 keşide tarihli, 160.000 TL bedelli çekin davalı tarafından bankaya ibraz edilmesi üzerine çek bedelinin dava dışı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasından davalıya ödendiği, çek örneğinde davacının lehtar olarak yer almakta olup davalı ciro yoluyla hamildir.Dava, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılmış bulunan çek istirdadı istemine ilişkindir. Davacı lehtar, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise çekin yetkili hamili olduğunu savunmuştur.Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/5363 Esas, 2018/7977 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların  gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta,  ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Dava  konusu  çekte  mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmez. Emsal nitelikteki  Yargıtay 11. HD'nin 2014/10768 Esas- 2014/20288 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Çekin rıza dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekmektedir.6102 sayılı TTK' nın 792. maddesiyle, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Davaya konu çek, keşideci dava dışı ... tarafından davacı lehdar olmak üzere keşide edilmiştir. Çekte lehdarın cirosundan sonra dava dışı ... ondan sonra da davalının ciroları bulunmaktadır. Çekte ciro silsilesi düzgün olup, ciro silsilesine göre davalı yetkili hamildir. Davacı tarafından davalının söz konusu çeki kötüniyetli iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu  olduğuna ilişkin bir delil bildirilmemiştir.  Ayrıca dosyada bulunan çek örneğine göre çekin lehdarı davacı ise de lehdarın cirosu ile çek  ... geçmiştir. Davacı çekin rıza hilafına elinden çıktığını da ispatlayamamıştır. Somut olayda, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair delil olamayacağı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde de, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğini gösterir bir emare bulunmadığı, davacı delil listesinde delil olarak çek iptali dava dosyasını bildirdiği anlaşılmakla; belirtilen nedenlerle, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı,\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı  ... arasındaki hukuki ilişkiden dolayı müvekkiline, ...  tarafından keşide edilen 160.000,00 TL bedelli çek, müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, davalı bir şekilde çeki ele geçirerek hukuka aykırı şekilde kendisini bu çek üzerinde alacaklı ciranta hale getirdiğini, müvekkilinin lehtarı olduğu bu çekte  haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 206.699,70 TL tahsilat yapıldığını, çekin istirdadı için açılan davanın reddinin usulsüz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, TTK madde 792 uyarınca davalının çeki kötüniyetli iktisap ettiği ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu, davalı bu çeki hangi hukuki sebebe dayanarak ve nasıl iktisap ettiğini açıklayamadığını, mahkemece müvekkilinin delil bildirmediği gerekçesiyle davasının reddedildiğini, bunun usulsüz olduğunu, müvekkilinin iddialarının İstanbul Cumhuriyet Savcılığının tarafından yürütülen 2019/70063 Sor. numaralı dosyasındaki delillerle ispatlandığını, davalının ağır kusuru ve kötüniyeti olduğunu, davalının, ... isimli şahısla işbirliği yaparak müvekkiline ait çeki bir şekilde ele geçirerek çek üzerinde müvekkili adına atılan sahte imza ve sözde ciranta  ... kullanarak çeki tahsil ettiğinin açık olduğunu, mahkemece  .... durumunu araştırmadan, davalıya çekin iktisap sebebini ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi gösterir delillerini sundurmadan, savcılık dosyasını incelemeden karar vermesinin usulsüz olduğunu, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sunulan bilirkişi raporuyla bunun sabit olduğunu, çek aslı incelendiğinde keşidecisinin dava dışı ..., çek lehdarının müvekkili ... olduğunu, çekin müvekkili ... ’e cirolanmış gibi gösterildiğini, akabinde davalı ... “iyiniyetli iktisap eden 3. kişiymiş (!) ” gibi göstermek adına, davalı adına cirolandığını bu şekilde davalının alacaklı gibi gösterildiğini,  müvekkili  adına atılan imzanın ona ait olmadığını, buna ait beyanları  üzerine mahkeme tarafından çekteki lehdar imzasının müvekkile ait olup olmadığı hususu üzerine bilirkişi raporu alındığını, raporla da imzanın müvekkiline ait olmadığının sabit olduğunu,  dava konusu çekte ciro silsilesinin bozulduğunu ve davalı ...’ın çekin  meşru hamili olarak kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile, davalı tarafından  icra marifetiyle haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen 206.699,70 TL tutarın ödeme tarihinden itibaren faiziyle müvekkiline ödenmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde dayanmadığı ve belirtmediği bir takım delil ve iddiaları istinaf dilekçesinde belirttiğini davacının dava dilekçesinde belirtmediği iddia, talep ve süresinde sunmadığı delilleri istinaf dilekçesine konu etmesine muvafakatının olmadığını, davacının istinaf dilekçesi ile yeni delil sunmasına, iddia ve taleplerini genişletmesine muvafakatlarının olmadığını, çekin meşru hamili sıfatı ile müvekkil ... tarafından dava konusu çekin; 05.12.2018 tarihinde bankaya ibraz edilidğini ve çek üzerinde İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1059 Esas sayılı dosyasından ödeme yasağı olduğunun öğrenildiğini, ilgili mahkemeye ödeme yasağının kaldırılması talebinde bulunulduğunu, mahkemece davacı ...'a dava konusu çeke ilişkin olarak istirdat davası açması için iki haftalık süre verilmişse de davacı ... tarafından davanın açılmadığını, dolayısı ile öncelikle iş bu davaya ilişkin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1059 Esas sayılı dosyasından verilen kesin hüküm ve derdestlik itirazında  bulunduklarını, davacının süresinde istirdat davasını ikame etmediğini, bu evrede açılan istirdat davasının usule uygun olmadığını, kaldı ki mükerrer olarak açılmış ve süresinde açılmamış bulunan; ödemeyi yapan borçlu şahıs tarafından da açılmayıp 3. kişi konumundaki istirdat davası açma yetkisi dahi bulunmayan davacının davasının sayın mahkemece öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu çek üzerindeki lehtarın ...'ın imzasının kendisine ait olmaması imza itirazı olmayan keşideci dava dışı diğer borçlu  ... sorumluluktan kurtaramayacağını, dava dışı borçlu/keşideci ...  tarafından yapılan ödeme yasaya uygun olup davacının iddiaları haksız ve kötüniyetli çıkar elde etme amacı taşıdığını, kambiyo senedinde \"imzaların istiklali\" ilkesi göz önüne alındığında davacının imzası sahte olsa dahi, dava dışı/keşideci açısından takip devam edeceğinden ve icra dosyasına ödemeyi yapanın dava dışı keşideci olması sebebiyle davacının haksız olduğunun ortada olduğunu, davacı ...'a ait imzanın sahteliği iddiası bu davanın konusu olmayıp davacının istirdat davası açma yetkisi de bulunmadığından bahisle, davacı tarafından sunulan istinaf başvurusu dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, çek bedelinin istirdadına ilişkin olup, İcra dosyasına 06/02/2019 tarihinde keşideci ...  tarafından 206.699,70 TL ödeme yapılmıştır. İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu çekte, keşidecinin  ... lehtar-cirantanın ...,  ... ve ... olduğu, yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1059 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararına istinaden işlem yapılmadığının belirtildiği görülmüştür. Davacı vekili dava dilekçesinde takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek icra dosyasına yatırılan paranın yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi bile istirdadını talep ve dava etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye ait 20/10/2020 tarihli raporda  dava konusu çek üzerindeki çekin arka yüzünde davacı adına atfen atılmış imzanın mukayese imza örneklerine kıyasla davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece davalının çeki kötü niyetli iktisap ettiğini veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair  delil bulunmadığı gerekçesi ile  davanın reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde; (1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda icra takibine konu çekte lehtar ciranta olan davacı tarafından çekteki imzanın kendisine ait olmadığının ileri sürüldüğü, Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye ait raporda da çek üzerindeki çekin arka yüzünde davacı adına atfen atılmış imzanın mukayese imza örneklerine kıyasla davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de; 6102 sayılı TTK'nın 792.maddesine göre, davalı yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olması veya iktisabında ağır kusurlu bulunması halinde çeki iade etmekle yükümlü olduğu, davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu dosya kapsamında ispat edilemediğinden, mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2021 tarih ve 2019/360 E., 2021/22 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29876ab510581c14","SID":"3e171507c2cf91fd"}}