{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                        <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/752 <br>KARAR NO\t: 2024/1305<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:   Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  09/05/2024<br><br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>  Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan .... tarihli sözleşme ile davalı şirketin bir yıl süre ile müvekkili şirket yolcularının taşınması işini üstlendiğini, sözleşmenin 3. maddesi ile davalı şirketin servis hizmetini hiç bir şekilde durduramayacağının kararlaştırılmasına rağmen davalı şirketin.... tarihinde müvekkilinin yolcularını almayarak servis hizmetini durdurmak suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede fiyat artışının yakıt fiyat artışının % 50'si oranında yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme gereği hareket ederek gerekli zamları yapmasına karşın davalı şirketin yakıt fiyatlarının düşmesi halinde indirim yapmadığını ve yükselen fiyatlar üzerine daha yüksek artışlar isteyerek kötüniyetli hareket ettiğini, davalı şirketin sözleşme süresinden önce ve bildirim yapmaksızın işi bırakması nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketin ikame nitelikte yeni bir sözleşme yapmak zorunda kaldığını ve bu nedenle 49.527,14 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu, yine ikame şirket ile yapacağı sözleşmede günlük servis bedelinin 420 TL+KDV olarak belirlenmiş olması nedeniyle yolcu sayısı da gözetildiğinde müvekkilinin 14.850,00 TL zararı bulunduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme uyarınca müvekkilinin günün rayicine uygun şekilde gecikilen her ay için tutmak zorunda kaldığı ikame servis aracı karşılığı ve toplam oluşan müspet zararına karşılık şimdilik 10,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili; öncelikle eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan personel taşıma sözleşmesi gereği müvekkili şirket tarafından 01/07/2022-14/08/2022 tarihleri arasında davalı şirkete personel taşıma hizmeti sunulduğunu, davalı tarafından Haziran ayı hizmet bedelleri ödenmesine karşın Temmuz ve Ağustos ayı hizmet bedellerinin ödenmediğini, 14/08/2022 tarihinde davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete sözleşmenin feshedildiğini ve bu tarihten sonra personel taşıma hizmetinin başka bir firmadan temin edileceğini bildirdiğini, davacının iddiasının aksine sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshedilmediğini, bir an için davacının iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi müvekkili şirketin 2022 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin alacağını ödemeyen davacı şirketin sözleşmenin feshine kendi kusuru ile neden olduğunu ve tazminat talebinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerine uymadığının ve müvekkili şirketin Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin hizmet bedelinin ödemediğinin Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin.... E. sayılı dosyası ile sabit olduğunu, müvekkili ile arasında sözleşmeyi 14/08/2022 tarihinde sonlandıran davacının hemen sonraki gün yeni bir şirket ile servis hizmetine devam ettiğini, yani davacının müvekkili ile sözleşmesini sonlandırmadan evvel başka şirket ile anlaşmış olduğunu, davacının imzaladığı yeni sözleşme ile müvekkilinin sözleşmesinde yer alan fiyat farkının akaryakıt fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığını ve davacının bir zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafından eldeki davaya konu edilen taleplerin Mahkemenin .... Esas sayılı dosyasında da ileri sürüldüğü, mahkemenin .... Esas sayılı dosyasının konusu ve sebebi ile  maddi tazminata ilişkin talep sonucunun eldeki dava dosyası ile aynı olduğu ve yapılan yargılama sonucu davanın esastan reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.   <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; mahkemece kesin hüküm kabul edilen mahkemenin ..... E. sayılı dosyası ile eldeki davada talep edilen konu üzerinden dava açılmış ise de, mahkemece dava dilekçesinde hukuki deliller kısmının belirtilmediği ve hukuki delillerin dava şartı olduğu gerekçesi ile esasa girilmeksizin davanın dava dilekçesindeki şekil eksikliği nedeniyle reddine karar verildiğini, davanın esasına girilmediğinden esas hakkında kesin hüküm oluşturacak nitelikte bir kararın da bulunmadığını,  kabul anlamına gelmemekle birlikte ..... E. sayılı kararın kesin hüküm olarak kabulü halinde dahi davanın 1.000,00 TL üzerinden açıldığı gözetildiğinde kesin hükmün talep edilen bu kısım yönünden sonuç doğuracağını ve alacağın tümü yönünden kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, talep edilmeyen kısım yönünden ek dava açılmasının hukuken mümkün olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, personel taşıma sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. <br>Uyuşmazlık, dava konusu olayda 6100 sayılı HMK m. 114(1)-i hükmündeki \"aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması\" dava şartının sağlanıp sağlanmadığı, kesin hüküm durumunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.<br>6100 sayılı HMK m. 114 hükmünde dava şartları düzenlenmiş olup bu hükme göre, dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli), bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır. Bu kapsamda, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması, olumsuz dava şartlarından biridir. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğundan) gerekçesiyle reddetmesi gerekir.<br>Kesin hüküm, \"şekli anlamda kesin hüküm\" ve \"maddi anlamda kesin hüküm\" olmak üzere ikiye ayrılır:<br>(i) Şekli anlamda kesin hüküm ile kastedilen, bir mahkeme kararına karşı normal kanun yollarına başvurulamayacağıdır. Bir mahkeme kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun hiç olmaması veya mevcut olan kanun yollarının tüketilmesi ya da süresinde kanun yollarına başvurulmaması hâllerinde şekli anlamda kesinlik gerçekleşir. İstisnaen olağanüstü kanun yoluna başvurma ya da eski hâle getirme mümkün ise bu yollarla şekli anlamda kesin hükmü sona erdirmek mümkündür.<br>(ii) 6100 sayılı HMK m. 303 hükmünde ise maddi anlamda kesin hükmün tanımı yapılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre \"Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.\" Bu hükümden yola çıkıldığında denebilir ki, kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. <br>Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.<br>Kesin hükmün üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.<br>Bu bilgiler ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1394 E.-2023/30 K. sayılı dosyasında eldeki davanın davacısı tarafından eldeki davanın davalısına karşı taraflar arasında imzalanan 01/06/2022 tarihli ve bir yıl süreli taşıma sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce bildirimde bulunulmaksızın eylemli olarak feshedildiğini ileri sürerek günün rayicine uygun şekilde gecikilen her ay için tutmak zorunda kaldığı ikame servis aracı karşılığı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin ticari faizi ile davalıdan tahsili istemi ile açılan davanın yargılaması sonucunda mahkemece davacının sunmuş olduğu delillerin iddialarını ispata elverişli olmadığı, dosya kapsamına göre davacının taşımacılık sözleşmesindeki edimleri yerine getirilmediği ve yeniden sözleşme yapılması konusunda usulüne uygun ispat vasıtası getiremediği, davacının dava dilekçesinde tanık ve yemin delili gibi başkaca bir delile de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin 10/05/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava 25/10/2023 tarihinde açılmış olup, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1394 E.-2023/30 K. sayılı dosyası ile eldeki dosyada tarafların aynı olduğu, her iki davada da 01/06/2022 tarihli sözleşme nedeniyle davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle yeni bir sözleşme imzalanmak zorunda kalındığı iddiası ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiği, aynı davanın yani tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce kesin hükümle karara bağlandığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gibi ilk davanın usulden değil, esastan incelenerek ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşıldığından, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Öte yandan kısmi yada belirsiz alacak davası olarak açılan önceki davanın tamamen veya kısmen reddedilmesi durumunda  bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek olup, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar). Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\tDavacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-)\tYeteri kadar istinaf harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-)\tİstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının temyiz yolu açık olması nedeniyle dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca  Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE oy birliği ile karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b44afcebf8cb1f52","SID":"3e0f96723c635df6"}}