{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1209 Esas<br>KARAR NO: 2024/897<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2019/286 E. - 2021/273 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... markasının müvekkiline ait olup WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) nezdinde tescilli olduğunu, markanın kurucusu olan ...’ın (...) ülkemizde ve dünyada tanınmış müzik sanatçısı olduğunu; sanatçının da bu ünü kullanarak davaya konu markayı kurduğunu ve markanın bu üne dayanarak dünyanın birçok yerinde bayilikleri olduğunu, müvekkilinin giyim mağazası ve fastfood zincirini Türkiye’de açmak isterken davalının kötü niyetli olarak bu markaları TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, dava konusu marka üzerinde öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu iddia ederek davalı adına tescilli ..., ... ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markasının davacıdan önce de WİPO nezdinde birçok gerçek ve tüzel kişi tarafından tescil edildiğini, markanın kelime kökeni itibariyle özgün ve şahsiyet içerir bir anlam ihtiva etmediğini, marka hukukunda tescilin ülkesellik ihtiva ettiğini, bu sebeple davaya konu ibarenin herhangi bir ülkede farklı kişiler tarafından tescil edilmesinde herhangi bir hukuki engel bulunmadığını, davacı tarafın Türkiye ve dünyada ünlü bir sanatçı olduğunun gerçeği yansıtmadığını, davacının sadece Rusça konuşulabilen birkaç ülkede bilinirliğinin olduğunu; ... isminin ... müzik grubunun bir şarkısı ve ... albümü olarak tanınırlığa eriştiğini, davacı tarafından ... markası ile alakalı olarak reklam, tanıtım, temsil vs. gösterimler de dahil olmak üzere marka için yapılan promosyonların gösterilememiş olduğunu, markanın ekonomik değerini belirleyecek ciro, piyasadaki yer, ihracat rakamları gibi önemli verilerin dosyaya sunulmadığını, söz konusu markanın davacı yan tarafından tanınmış marka statüsüne sokulmaya çalışıldığını, dava konusu markaların farklı sınıflarda kayıtlı olup, gerek Türkiye gerekse dünya çapında ... isimli yüzlerce marka bulunduğunu, davacı yana ait olan ... müzik grubu isminin bir bütün olarak marka niteliğine sahip olabileceği ve ... ibaresinin markayı ayrıştırıcı, ayırt edici nitelik kazandırıcı nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" kötüniyetin ispat edilemediği, davalı adına ... tescil nolu “...”markasının kısmen hükümsüzlüğü ile davacı markası ile iltibas yaratan 35. Sınıfın “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” alt sınıfları yönünden Ve birebir aynı sınıfta yer alan 35. Sınıfın \"büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri\" alt sınıflarının kısmen hükümsüzlüğüne, Davalı adına ... tescil nolu “...” markasının kısmen hükümsüzlüğü,\" gerekçeleriyle, davalı adına ... tescil nolu “...” markasının kısmen hükümsüzlüğü ile davacı markası ile iltibas yaratan 35. Sınıfın “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” alt sınıfları yönünden Ve birebir aynı sınıfta yer alan 35. Sınıfın \"büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri\" alt sınıflarının kısmen hükümsüzlüğüne, davalı adına ... tescil nolu “...” markasının kısmen hükümsüzlüğü ile iltibas yaratan 35.sınıfın “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” alt sınıfları yönünden Ve birebir aynı sınıfta yer alan 35. Sınıfın \"büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri\" alt sınıflarında kısmen hükümsüzlüğüne, kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna Enstitüsüne gönderilmesine, davalı adına ... tescil nolu “...” markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen karanın hatalı olduğunu, davacı yana ait markaların tanınmış marka kriterlerini ihtiva edip etmediğine ilişkin kesin bilgeler olmadığını, mahkemenin davacının tanınmış marka olmadığı yönündeki görüşüne katıldıklarını, müvekkilinin tescil anında kötüniyetli olduğu yönünde bir delil sunulmadığını yönündeki görüşlerine katılmadıklarını, uyuşmazlıkta karıştırma ihtimali olmadığını, davacının tanınmış marka olmadığı için iltibas riski oluşan emtialar yönünden hükümsüzlük istemlerinin incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını karara bu yönden katıldıklarını,  mahkemenin müvekkiline ait ''...'' ve ''...'' markaların  davacı yana ait markalar ile karıştırılma ihtimali olduğundan bahisle verdiği kısmen hükümsüzlük kararı kabul etmediklerini, söz konusu iki marka ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini,  davacı taraf ait '''...'' markasına ait bir ticari hareketin olmadığı, mal veya hizmet üretilmediği sadece bu ismin tescil edildiği, ''...'' kelime bütününün ise birden fazla anlama geldiği dolayısıyla tüketiciler gözünde iltibas yaratacak farklılıkları barındırmadığını, harcı alem bir kelime kalıbının, WİPO kayıtlarından anlaşılacağı üzere dünya çapında onlarca tescili bulunurken müvekkiline ait markanın iltibas yarattığı iddiası ile verilen kısmen hükümsüzlük kararın hatalı olduğunu, ... markası yönünden davacı yanın marka kullanımını kendi yayınladıkları web sitesi üzerinden  incelendiğinde ''...'' harflerinin ve yazının farklı bir fontta yazıldığı görüldüğünü, müvekkili tarafından tescil edilen marka da  herhangi bir ayırt edici font ve logo kullanılmadığını, davacıya ait Rusya'da tescilli ve tanınmış marka statüsünde olmayan ''... markalarının belirli bir bölge için tanınan başka bir ülkede korunan tescilin terkinine sağlaması, sınırlı olan hakkın “orantısız” olarak genişletilmesini sağlayacağını, davacının kötü niyete dayalı terkin taleplerinde somut olay, sadece zaman açısından değil bölge açısından da değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın tümden reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kabul edilen müvekkiline ait markaları ile  iltibas yaratan markaların kısmen hükümsüzlüğü kararı yerinde olduğundan bu kararın davalı tarafa ait markaların \"tamamının\" hükümsüzlüğü şeklinde yeniden değerlendirilerek davalı yanın kötüniyetinin bölünmeyerek adına tescilli markalarının tamamen hükümsüz sayılması gerektiğini, Önceki markadan haberdar veya bilebilecek durumda olan kişinin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın tacir olduğunu, bu markaları tescil ettirmeden önce basiretli bir tacir gibi araştırma yükümlülüğünün altına girmesi gerektiğini, davalı tarafın markayı tescil ettirmeden önce basit bir araştırma ile davaya konu markaların Madrid Sözleşmesi uyarınca Türkiye'de geçerli olarak tescil edildiği bilgisine ulaşılabilecekken markanın ününden rant etmek amacıyla bu yükümlülüğünü ihlal etme tercihinde bulunduğunu, müvekkiline ait markalar ve davalının tescil ettirdiği markalar karşılaştırıldığında, davalının müvekkiline ait markaları iltibasa neden olacak biçimde aynı sınıfta veya benzer sınıflarda tescil ettirdiği tespit edilebileceğini, kötü niyetli davalının, sadece ünlü sanatçı ...'ye ait olması dışında birbiri ile alakası dahi olmayan tekstil ve fastfood markasını Türkiye'de tescil ettirdiğini, Davalının her ikisi de aynı kişiye ait ve çok farklı sektörler olan \"...\" giyim markası ve \"...\" fastfood markasının aynı anda tescil etmesinin, kötü niyetinin varlığını apaçık kanıtlamakta olduğunu, bunun aksinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kısmen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu, davalı adına tescilli ..., ... ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre, ...,  ...  markasının 35.sınıfta 17/11/2017 tarihinden itibaren ... ... markasının 43.sınıfta 28/03/2018 tarihinden itibaren ... tescil nolu ... markasının 43,35. sınıflarda 17/11/2017 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişi heyetine ait 11/01/2021 tarihli raporda; “...” ibaresinin ... numarası ile ... adına Rusya’da tescilli olduğunu, markanın 26.06.2017 tarihinde davacı yana devredildiği ve davacı yanın yalnızca bu marka bakımından hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, davacı yanın “...” ibaresinin davalı adına tescilli markaların başvuru tarihi olan 17.11.2017 tarihinden once “tanınmış marka” olduğu iddiasının ispatlanamadığı, yine ilgili markanın Türkiye’de ilgili kesim tarafından bilinirliğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacı markasının SMK’nın 6/4 hükmü uyarınca tanınmış olduğunun tespit edilemediğini, “...” ibaresinin tanınmış marka olduğu tespit edilememekle birlikte markanın ünlü şarkıcı ... tarafından tanıtımının yapılmış olduğu, markanın ilk tescil sahibinin 26.06.2017 tarihine dek ... lakaplı ... olduğu, ilgili markanın tescilli olduğu giyim sektörü bakımından Rusya’da ilgili kesim nezdinde bilinmekte olduğu, çok sayıda mağazasının bulunduğunun gazete haberlerinden anlaşıldığı, bu kapsamda basiretli tacir olan davalı yanın yurtdışında olsa da aynı sektörde faaliyet gösteren “...” markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davacı adına Rusya’da 25. ve 35 Sınıflarda tescilli “...” ibareli marka ile aynı olan ve aynı kelimeler ile aynı kombinasyon tarzında, düz yazı olarak 35. sınıfta tescile konu edilen ... kod numaralı “...” ibareli markanın tescil başvurusunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, ülkemize her yıl çok sayıda Rus turistin geldiği nazara alındığında davalı yanın davacı markasının Rusya’da tescilli markasından haksız yarar elde edebileceği ve bu kapsamda avalının dava konusu marka tescil başvurusunu gerçekleştirmesinin kötü niyetli olarak değerlendirilebileceğini, “kötü niyetin bölünemeyeceği ilkesi”nin uygulanması halinde ... kod numaralı “...” ibareli markanın tümden reddinin gerekeceği ancak “kötü niyetin bölünemeyeceği ilkesi”nin uygulanmaması halinde; Davacı adında tescilli marka ile birebir aynı olan davalı yanın ... kod numaralı “...” markasının davacı adına tescilli marka ile birebir aynı sınıfta tescillli olan 35. Sınıfta yer alan “Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.” alt sınıfında ve davacı markasının tescilli olduğu 25. Sınıfta yer alan emtialar ile benzer olan 35. Sınıfın “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” alt hizmetlerinde hükümsüz kılınabileceğini, Davacı firma adına tescilli “...” ibareli marka tescili bulunamamakla birlikte Rusya’da ilgili kesim tarafınan ilgili sektörde yer alan ürünler üzerinde bilinen bir marka olduğu tespit edilen “...” markasında yer alan ... ibaresinin giyim sektöründe “ayırt ediciliği düşük, tüketicinin ilgisini ilk elden üzerinden toplamayan, tali nitelikteki, zayıf ibare” nitelikte olduğu, Davalı adına tescilli ... kod numaralı markanın davacı markasının asli unsuru olan “...” ibaresinden oluştuğu ve 43. Sınıf ile 35. Sınıfta tescile konu edildiği, basiretli bir tacir olan Davalı yanın yurt dışında olsa da aynı sektörde faaliyet gösteren davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, markada “wear” ibaresi yer almasa da markanın asli unsuru olan “...” ibareli marka tescilinin 35. Sınıfta “giyim hizmetlerini” de kapsamasının nihai tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, Davacı yanın “...” ibaresi yanında direkt davacı markanın aynısı olan “...” ibaresini de başka bir marka tescil başvurusunda adına tescil ettirmiş olduğu birlikte nazara alındığında davacı yanın ... kod numaralı marka tescilinin tesadüf olamayacağı kanaatine ulaştıklarını, davalı yanın ... kod numaralı ... ibareli markanın tescilinde takdir Mahkemeye ait olmakla davalının kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığını, “kötü niyetin bölünemeyeceği ilkesi”nin uygulanması halinde ... kod numaralı “...” ibareli markanın tümden reddinin gerekeceğini  aksi halde; Davacı adına Rusya’da tescilli marka ile birebir aynı sınıfta tescillli olan ... kod numaralı “...” ibareli markanın 35. Sınıfta yer alan “Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.” ile davacı markasının tescilli olduğu 25. Sınıfta yer alan emtialar ile benzer olan 35. Sınıfın “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” alt sınıflarında hükümsüz kılınabileceğini, Wipo nezdinde tescilli olan “...” ibareli markalar bakımından davacı yanın hak sahipliğini ortaya koyan herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı, bu nedenle davacı yanın “...” ibareli markalara dayanarak yapmış olduğu taleplerinin heyetce incelenemediğini, Davalı adına tescilli ve huzurdaki dava ile hükümsüzlüğü talep edilen ... kod numaralı markanın 43. Sınıfta tescilli olduğu, Davacı adına Rusya’da tescilli olan “...” ibareli markanın ise 25. ve 35. Sınıfta tescilli olması sebebiyle farklı sınıflarda tescile konu edilen ... kod numaralı markanın nihai tüketici nezdinde davalı adına tescilli marka ile karışıklığa sebep olmayacağı, davalı yanın ... kod numaralı “...” ibareli markasının hükümsüz kılınması için gerekli şartların oluşmadığı belirtilmiştir. Mahkemece davacı markasının tanınmış marka olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır. Kötü niyetli tescil iddiası yönünden kötü niyetin ispat edilemediği belirtilmiştir. Davalı adına tescilli ... tescil nolu ... markasının kısmen hükümsüzlüğü ile davacı markası ile iltibas yaratacak 35.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne davalı adına tescilli ... tescil nolu ... markasının kısmen hükümsüzlüğü ile iltibas yaratan 35.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu ... markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İşbu karara karşı her iki tarafta istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. HGK'nun 16.07.2008 tarih 2008/11-501 ve 2008/507 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda kötü niyetin varlığı başlı başına hükümsüzlük nedenidir. Ancak, kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Tek başına, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin başkalarınca izinsiz olarak tescil ettirilmiş olması kötü niyete emare teşkil etmez. Öte yandan tanınmış markanın aynısı veya benzerinin izinsiz olarak tescil ettirilmesine bağlanan hukuki sonuçlar ile kötü niyetle marka tescil ettirmeye bağlanan hukuki sonuçlar farklıdır. 6769 SMK kanunu uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye’de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir. Ancak, yukarıda belirtilen bilirkişi raporuna göre, başvuru tarihi itibariyle davacı markası tanınmış olmadığı gibi, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markasal bir kullanımı da bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı markasının başvuru tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ve davalı markasının tescil başvuru tarihinden önce Türkiye'de kullanım yoluyla hak elde edildiğinin ispat edilemediği gibi, yurt dışında tescilli markanın bir takım ekler getirilerek benzerinin tescil ettirilmesinin tek başına kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığından, mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekir iken, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine  dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusun 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3-İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/06/2021 tarih, 2019/286 E., 2021/273 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davanın REDDİNE, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,2‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9b4bfd515fec581","SID":"b1e8b979b74e4290"}}