{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi \t\t<br>Tarihi: 27/01/2022<br>Davanın Türü: Sözleşmeden Dönme ve Ödenen Bedelin İadesi, Mümkün Olmadığı Takdirde Ayıpsızı ile Değiştirilmesi (Eser sözleşmesi)<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, davacıya ait ... isimli restoranın sahibi olduğunu ve tente yaptırma ihtiyacının doğduğunu, davalılar ... ve ... Şti. ile restoranın tente alımı hususunda müvekkilin sahibi olduğu restoranda görüşerek anlaştıklarını, yaptıkları sözleşme kapsamında tentenin servis garantisinin 2 yıl, motor garantisinin 2 yıl, kumaş garantisinin 10 yıl olarak belirlendiğini, davacının tente bedeli olan 17.000,00 TL'yi 18/04/2019 tarihinde davalılara elden teslim ettiğini, davalıların tente ücretini elden aldıklarının kabulünün sözleşmede yer aldığını, dava konusu tentenin alımını ve montajını davalılar ... ve ... Şti. Kurucu yetkilisi ... birlikte tamamladıklarını, dava konusu tentenin 18/04/2019 tarihinde eksiklikleri ile birlikte teslim edildiğini, davalıların faturayı vermediklerini, davacının salgın sebebiyle restoranı Ağustos 2020 tarihinde faaliyete başladığı zaman davacı ve çalışanları tarafından tentenin arızalarının tespit edildiğini, tentenin A cephesi ile B cephesi arasında eksik ölçü alımından kaynaklanan ve bu sebeple tentenin bir köşesinin tam oturmamasından kaynaklı rüzgar ve toz geçirdiğini, ışık sisteminin zayıf ve sönük olduğunu, tentenin motorunun çalışmadığını, restoranın 9 ay boyunca zorunlu hallerle kapalı kalması sebebiyle kullanıcı hatasının söz konusu olmadığını, müvekkilin tentedeki problemleri satıcıya ihbar ettiğini, satıcının bir çözüm üretmediğini, haklı davasının kabulünü, genel hükümlere göre tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davacının TBK'nin 227. maddesince seçimlik haklarından olan sözlemeden dönme hakkının kullandırılmasına, sözleşme bedeli olarak davalılara ödenen 17.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline, mahkeme aksi kanaatte ise aynı maddenin 4. fıkrasınca satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine, sözleşmeden dönmenin mahkemece kabulü ile birlikte TBK'nin 229. maddesince müvekkilimin davalılara ödemiş olduğu 17.000,00 TL bedelin sözleşme tarihi olan 18/04/2019 tarihinden bu yana faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Mahkemenin açıklama talebi üzerine davacı vekili sözleşmeden dönme hakkının kabul edilmemesi halinde ayıp oranında bedelden indirim talep etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalıların yazılı cevapları bulunmamaktadır. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, yasal düzenlemeler ve içtihatlar kapsamında somut olayda davacı ile davalılardan ... arasında 18/04/2019 tarihli \"tente yapım işine\" ilişkin eser sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme bedelinin 17.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, iş bedelinin davalıya ödendiği, işin tesliminden sonra eksik ölçü alımından dolayı tentenin tam oturmaması nedeniyle rüzgar ve toz geçirdiği, ışık sisteminin zayıf olduğu ve tentenin motorunun çalışmadığı belirtilerek eldeki davanın ikame edildiği, mahkememizce alınan kök ve ek rapordan anlaşıldığı üzere davalı tarafından yapılan işin tentenin tamburu ve onu tutan desteklerin paslandığı, boyanması gerektiği, tentenin kumandasına açma yönünde basıldığında yaklaşık 15 - 20 cm açılıp durduğu, tentenin güney cephesine bakan kısımda boşluk olduğu, kapanması gerektiği, mevcut ayıpların giderilmesi bedelinin toplam 4.800,00 TL olduğunun belirtildiği, mahkememizin 4 nolu celsesinin 1 nolu ara kararı uyarınca, davacı vekiline dava dilekçesinde netice-i talebini açıklamak üzere süre verilmiş olup davacı vekil tarafından 11/10/2021 tarihli beyan dilekçesi ile talebinin, sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, bunun mümkün olmaması halinde  ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını talep ettiği, ayıp oranında bedelden indirim yapılmasına ilişkin talebi yönünden Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamında belirtilen nispi metod yöntemi uygulanmak suretiyle bilirkişiden ek rapor aldırılmış, bilirkişi ek raporunda nispi metod yöntemi uygulanmak suretiyle tespit edilen bedelin 2.852,00 TL olduğu belirtilmiş, mevcut ayıplar nedeniyle eserin kabule zorlanamayacak düzeyde ayıplı olarak kabul edilmeyeceği, davacının ayıp oranında bedel isteme hakkının somut olaya ve hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından 2.852,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... Şti. yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 17/01/2018 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere \"Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.  Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil  itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.\" Somut olayda; dava dilekçesine ekli 18/04/2019 tarihli sözleşme başlıklı belgede davalılardan ...'un isim ve imzasının bulunduğu, davalı şirketin Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil kaydının sözleşme tarihinden sonra 04/09/2019 tarihi olduğu gibi davalı şirketinin isminin ve yetkili temsilcisi ... imzasının bulunmadığı, işin yapımına ilişkin davacı ve davalılardan  ... arasında akdi ilişkinin bulunduğu, davalı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı, dolayısıyla taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine...\" karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve  davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davacı vekili, bilirkişinin motor arızasının neden kaynaklandığını belirleyemediğini ifade ettikten sonra, tamir giderinin ne kadara mal olduğunu nasıl tespit ettiği konusundaki çelişkinin giderilmediği, tentenin en temel unsurunun açılabilmesi olduğu için açılmayan tentenin değerinin de oldukça düşük olması gerektiği, raporda aydınlatmanın yetersizliği ve kumaş kalitesi ile ilgili değerlendirmenin de eksik kaldığı, fiyatlandırmanın hatalı olduğu,  gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>Davalı, yapılan işte bir ayıp olmadığı  gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı  iş davalı gerçek kişi yüklenici, diğer davalı şirket ise davacı iddiasına göre diğer yüklenicidir.<br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. Davacı tarafça 17.000,00 TL alacağın tahsili istemiyle dava açılmış olup, mahkemece davanın 2.852,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. HMK 341. maddesine göre, HMK ek-1 maddesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi tutulan ve karar tarihi itibariyle, miktar veya değeri 8.000,00 Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olup, kararda kabul edilen kısmın miktarı dikkate alındığında, davalı taraf istinaf yoluna başvuramaz. Davalı tarafın istinafı katılma yolu ile de istinaf değildir. <br>3.2. 01/06/1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da dikkate alınarak, davalı taraf yönünden kesin nitelikte bulunan kararın istinaf kabiliyetinin bulunmaması gözetilerek, yerel mahkemece istinaf isteminin reddine karar vermek yerine, dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi nedeniyle, HMK'nun 346. maddesine göre doğrudan davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>3.3. Dava eser sözleşmesi kapsamında yapılan tentenin kabule icbar olunamayacak derecede ayıplı olması nedeni ile sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi olmadığı takdirde eser için ödenen bedelin ayıp oranında indirilmesi istemli alacak davasıdır.<br>3.4.Davanın mahiyeti, eserin mekanik aksamlı ve motorlu bir çalışma prensibi olduğunun belirlenmesi karşısında ayıbın varlığı ve mahiyeti, eserin kabule icbar olunamayacak kadar ayıplı olup olmadığının tespiti veya ayıp oranında bedel indiriminin hesaplanması teknik bilgi gerektirir. Bu açıdan bilirkişi görüşüne başvuran mahkemenin seçtiği ve keşfe de katılan bilirkişi  kök raporunda su temin edilemediği için su kaçaklarının tespit edilemediğini, tambur ve tambur desteklerinin paslandığını, aydınlatma ile ilgili olarak sözleşmede açıklık bulunmadığı, kumaş kalitesi olarak sözleşmede açıklık bulunmadığı, güney cephedeki açıklığın ayıp olarak nitelendirilebileceği, motor arızasının mahiyetinin bilinmediği belirtilmiştir. İtirazlar üzerine alınan ek raporda ise su kaçağı konusunda mahkemenin bilgi ve onayı haricinde  inceleme yapamayacağını, motor arızasının neden kaynaklandığının tespitinin kendi sorumluluğunda olmadığını, makul aydınlatma kavramının kişiden kişiye değişeceği beyan edilmiştir. Alınan 2. ek raporda da eserin ayıplı ve ayıpsız değeri rapor tarihine göre belirlenip ücret ise sözleşme tarihindeki ücret dikkate alınıp oranlama yapılmış ve nisbi metod bu şekilde uygulanmıştır. <br>3.5.HMK 278. maddenin son fıkrasında bilirkişinin teknik görüşünü açıklayabilmek için için bir şey üzerinde inceleme yapması zorunlu ise mahkeme kararı ile gerekli incelemeyi yapabilir. Bu işlemin icrası sırasında taraflar da hazır bulunabilir. Bu nedenle kendisinden talep edilen  aydınlatma, su kaçağı vb. ayıp iddiaları hakkında hiç bir açıklama ve gerekçe sunmayan bilirkişinin bu konuda ayrıca inceleme yapamayacağı yönündeki görüş ve beyanı HMK'ndaki bilirkişi incelemesi konusundaki yasal düzenlemelere aykırıdır. Öncelikle sözleşmede detay bulunmamakla birlikte  yapımı üstlenilen motorlu tentenin sözleşme tarihindeki kararlaştırılan bedeline göre işlevini yerine getirebilmesi için sahip olması gereken teknik unsurlar, kullanılması gereken kumaş cinsi, gece kullanımında olması gereken aydınlatma gücü, çalıştırmaya elverişli motor niteliği belirlenip , yapılması gereken tente ile yapımı tamamlanmış tente karşılaştırılarak eserdeki ayıplar saptanmalı ve davacının öncelikli talebi ve terditli talebi yeniden değerlendirilmeli, bu konuda  bilirkişi seçiminde spesifik olarak  konuda uzman bilirkişi seçimine özen gösterilerek iddia ve savunmanın denetimi sağlanmalıdır. Bu şekilde yapılacak bilirkişi incelemesinde eserin reddini gerektirmeyecek şekilde ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde ise nisbi metoda göre hesap yapılırken  eserin ayıpsız bedelinin  denetime elverişli olacak şekilde belirlenmesinden ve eserin ayıplı bedelinin ise ayıpların ortaya çıktığı tarihten itibaren makul süre sonraki giderim bedelinin piyasa rayici dikkate alınarak tespit edilmesinden sonra kararlaştırılan ücret ile eserin ayıplı değerinin çarpılması sonucu elde edilecek bedelin, eserin ayıpsız değerine oranlanması suretiyle indirilecek bedelin bulunması gerekir. (Bkz. aynı yönde Yargıtay 6. HD 29/06/2022 T. 2022/2190 E. 2022/3781 K.) Üçüncü ek raporun denetime elverişsiz ve nisbi metoda uygun düşmeyen bir hesaplama içerdiği görülmekle, hüküm kurmaya elverişli bulunmayan rapora göre yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. <br>3.6.Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a/6 maddesi uyarınca, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>V. KARAR<br>1)Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK 346. maddesi gereğince REDDİNE<br>2)Davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>3)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran  taraflara iadesine, <br>4)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 26/03/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9279e0ef34098e0e","SID":"e86aba4f8a2a3994"}}