{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/980 <br>KARAR NO: 2024/542<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBULANADOLU 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2023<br>NUMARASI: 2020/215 Esas -  2023/317 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın sübut bulmadığından reddine  yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı- karşı davalı ve davalı- karşı davacı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Limited Şirketinin (eski unvanı ... Ltd. Şti) 15.08.2000 tarihinden bu yana faaliyet gösteren bir aile şirketi olduğu, şirketin mevcut ortaklarının ... (%44,6),  ... (%22) ve müvekkili ...’dan (%33,4) oluştuğu, şirket ortaklarının her birinin, aynı zamanda şirket kaşesi altına müdür olarak münferiden atacağı imza ile şirketi her hususta temsil ve ilzam etmeye yetkilendirildiği, şirket müdürlerinden ...ın kendisine münferiden verilen imza yetkisini kötüye kullanarak şirketin mülkiyetindeki taşınmazların tamamını, diğer şirket ortaklarının bilgisi ve onayı dışında ve Genel Kurul kararı dahi olmaksızın kendisi adına kurduğu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi isimli şirkete muvazaalı olarak satmış gibi gösterdiği, bunun yanı sıra yine Genel Kurulun izin ve onayı olmadan, muvazaalı ve TTK’daki kendisi ile işlem yasağına aykırı bir biçimde tamamında şirketin lehtarı olduğu ve şirket adına tahsilat makbuzu ile kendisinin tahsil ettiği toplam 5 (beş) adet 1.700.000 TL değerindeki çeki yine kendi adına ciro etmek suretiyle uhdesine geçirdiği, kendi çek takas hesabına koyduğu bilgisine tesadüfen ulaşıldığı, bütün bunlara ek olarak Şirket’in yürüttüğü ticari işlerde uzun süredir müşterileri, hatalı ve yanlış yönlendirerek Şirket adına tahsil etmesi gereken tutarları doğrudan kendi hesabına bankaya yatırtarak kendi adına tahsil ettiği ve ardından da bu tutarları Şirket’e borç diye göndererek Şirketi ortak olarak kendisine borçlu hale getirdiği, şirketin kirasında olan taşınmazı da kendisinin tek ortak olduğu Koray Botanik adına çevirmeye kalktığı, mal sahiplerini yanıltarak kira sözleşmesini yenilediği, son dakikada bu durumun farkına varan Şirketin müdürlerinin mal sahipleriyle konuşarak bu duruma engel oldukları, şirkete ait tüm taşınmazların muvazaalı ve hileli olarak davalı tarafından satış gösterilerek devredildiği, taşınmazların şirkette tek başına imza yetkilisi davalı ... tarafından imza yetkisini kötüye kullanarak aynı zamanda tek sahibi olduğu ...’e muvazaalı ve hileli olarak satış gibi gösterilip çok düşük bedellerle devredildiği, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/505 E. sayılı dosyasında muvazaa nedeniyle hükümsüz olan tapu kaydının iptali ve Şirket adına tescili talepli dava açılmış ve mahkemece Şirket taşınmazlarının devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğu,  şirketin lehtar olduğu çeklerin yetkisiz, usulsüz ve muvazaalı olarak ciro edildiği, şirketin ticari faaliyetleri doğrultusunda lehtar olarak adına düzenlenen 5 adet çekin davalı Şirket müdürü ... tarafından Şirket adına tahsilat makbuzu ile teslim alınmış ise de davalının Şirket emrine keşide edilen çeklerin tamamını kendi adına ciro ederek Şirketi kendisine borçlandırdığı, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/193 E. sayılı dosyasında Şirket ile işlem yapma yasağına açık bir şekilde aykırı olduğu için batıl olan Şirketi kendisine borçlandırma anlamı taşıyan çek devrine karşı davalının kötü niyetli olması ve gerçek yetkili hamilin Şirket olması nedeniyle çeklerin iadesi ve tedbiren ödemesinin durdurulması talepli dava açıldığı,  davalının tutum ve davranışlarla, Şirket müdürlüğü görevini ve münferit imza yetkisini tamamen kendisine haksız kazanç sağlamak için kötüye kullandığından bahisle TTK m.630/2-f uyarınca davalı Şirket müdürü ...’ın müdürlük görevinden haklı sebeple azline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. <br>CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;taraflar arasında 30.11.2018 tarihine kadar yagırlamaya sebep olacak türden bir anlaşmazlığının bulunmadığını, bu tarihe kadar davacının ve müvekkilinin ve diğer ortak ...  ortak ve müdür sıfatıyla yetkili bulundukları ... Tic. Ltd. Şti. 'nin 30.11.2018 tarihine kadar davalı şirket ortaklık yapısında müvekkilinin 223.000 TL'ye ...'ın 167.000 TL'ye  ve ... 110.000 TL'ye isabet eden paylarının bulunduğunu, 30.11.2018 tarihinde Üsküdar .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi  ile ...  tüm şirket paylarına isabet eden 110.000 TL değerindeki şirket paylarını müvekkiline devrettiğini, bu tarih itibariyle şirket ortaklık yapısının müvekkilinin 333.000 TL ...'ın ise 167.000 TL'ye isabet ettiği paylar şeklinde vuku bulduğunu, 30/11/2018 tarihinden bugüne kadar müvekkil tarafından defaatle bildirilmesine rağmen davalı şirketin karar defterine işbu devrin gerçekleştiğinin yazılması karar defterini yedinde bulunduran diğer ortak ... tarafından engellemeler yapılmak suretiyle işbu kurul toplanmasının önüne geçildiğini, ayrıca şirketin alacak ve borçları ile müvekkilinin temasa geçtiği üçüncü kişilerden gelen talepler neticesinde oluşan borç ve alacak durumun da müvekkilinin işin halli ile uğraşması sebebiyle ve salt şirketin ortaklık yapısından müvekkilin haksız ve mesnetsiz bir şekilde dışlamak amacıyla şirketin ticari defterlerin davacının yedinde bulunduğundan işlenemediğini, bu durumda şirketin daha fazla zarara uğraması maksadıyla müvekkilin şirket borçlarını birçok kez kendi mal varlığından ödemek durumunda kaldığını, bahse konu ödemelerin banka dekontları ile sabit olmasına rağmen borç kayıtlarının şirket ticari defterlerine işlenmesi zarureti davacı ve diğer ortağa bildirilmiş olmasına rağmen her defasında müvekkilinin haklı taleplerinin reddedildiğini, müvekkilin şirketten alacağı ve şirket namına yaptığı ödemelerin çok fazla olduğunu, alacağına mahsuben devir ve ciro işlemlerinin gerçekleştiremediğini,  davacı tarafın iddia ettiği şirketin tüm taşınmazları ve amaç konusu, doğrultusunda faaliyet gösterdiği taşınmazların satılmadığını, 22/07/2020 tarihli olağanüstü genel kurulun toplanmasıyla haksız ve geçerli olmayan sebep de olmaksızın müvekkilinin müdürlük sıfatına son verildiğini, müvekkili ile  ... arasında 30/11/2018 tarihinde Üsküdar .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile yapılan devrin haklı bir sebep bildirilmeksizin reddini ayrıca ...  ile diğer ortak ... arasında yapıldığı iddia olunan devrin onaylanmasına karar verildiğini, bahse konu genel kurulda alınan kararların iptali için işbu davayı ikame ettiklerini bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVA; DAVA;Karşı davacı dava dilekçesinde özetle; ... Tic. Ltd Şti'nin kuruluşundan ve tescilinden itibaren tüm TTSG kayıtları dikkatle incelendiğinde, şirketin kurucusu müvekkili ... olduğunun görüleceği, zamanla şirketin iş hacminin gelişmesi ve büyümesi ile birlikte tarafların öz kardeş olmaları da göz önüne alındığından müvekkilinin, karşı davalıya bir işinin olması maksadıyla şirkette bir iş tahsis edilerek her ay düzenli olarak alabileceği bir maaşın bağlanmasını, bununla da sınırlı kalmayarak kendi hissesinden pay vererek her yıl şirketten kar payı almasını sağlamış olduğu, aynı iyiniyeti, dava dışı diğer ortak ve öz kardeş  ... da gösterildiği, müvekkilinin, yıllar içinde şirketin de iş hacminin artmasıyla öz kardeşlerinin ortaklık paylarını yine kendi hissesinden pay vererek karşı davalının da işlerin içinde yer almasını ve huzurlu bir aile şirketi şeklinde çalışmayı amaçladığı, 30.11.2018 tarihine kadar karşı davalının ve müvekkilinin ve diğer ortak  ... ortak ve müdür sıfatıyla yetkili bulundukları ... Tic. Ltd Şti'nin ortaklık yapısında müvekkilinin 223.000 TL'ye, ...'ın 167.000 TL'ye ve  ... 110.000 TL'ye isabet eden payları bulunduğu, 30.11.2018 tarihinde Üsküdar ....Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile ... , tüm şirket paylarına isabet eden 110.000 TL değerindeki şirket paylarını müvekkiline devrettiği, bu tarih itibariyle  şirketin ortaklık yapısının, müvekkili 333.000 TL'ye, ...'ın ise 167.000 TL'ye isabet eder paylar şeklinde vukuu bulduğu, 30.11.2018 tarihinden bugüne kadar müvekkili tarafından defaatle bildirilmesine rağmen davalı şirket karar defterine işbu devrin gerçekleştiğinin yazılması karar defterini yedinde bulunduran diğer ortak ... tarafından engellemeler yapılmak suretiyle işbu devir üçüncü kişilere tescil ve ilan olunamadığı gibi devre onay verilmesi maksadıyla genel kurul toplanmasının da önüne geçilmiş olduğu, bununla da kalınmadığı gibi 01.07.2020 tarihinde müvekkili dışındaki diğer ortakların hukuka aykırı bir şekilde olağanüstü genel kurulu aldıkları, bu sebeple; aynı gün müvekkilinin de şirket adresine gelerek karar defterini arayıp yine sonuç alamadığından güveni kötüye kullanma ve tehdit suçundan dolayı karşı davalı ve diğer ortak hakkında Çengelköy Polis Merkezi Amirliğine giderek suç duyurusunda bulunduğu, işbu olayın hemen akabinde 05.07.2020 tarihinde karşı davalı ve diğer ortağın müvekkilinin şirkette bulunan ofisini duvar örerek kapattıkları ve müvekkilinin en büyük hissedar olarak kendi şirketinde çalışmasını fiilen engelledikleri, Çengelköy Polis Merkezi Amirliği tarafından 13.07.2020 tarihinde düzenlenen 2020/1129 suç numaralı ve 03.07.2020 tarihinde 2020/1122 tahkikat evrakı düzenlenerek ikmalen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bu suç duyuruları soruşturma numarası aldığında Mahkemeye  arz edileceği, ayrıca; hukuka aykırı bir şekilde alınan müvekkilinin müdürlük yetkisinin sona erdirilmesine ilişkin genel kurul kararının akabinde müvekkilinin, ... adresinin hemen yanında faaliyet gösteren ve %100 hissesinin müvekkiline ait olduğu ... İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti'nde bulunan işyerine 25.07.2020 tarihinde çalışmaya gittiğinde müvekkilinin işyerini terk etmesinin,  karşı davalı ve diğer ortak tarafından tehdit etmek suretiyle istendiği ve müvekkilinin kendi işyerinde çalışma hürriyetinin engellenemeyeceğini ifade etmesine rağmen karşı davalının, müvekkiline arkasından sert bir cisimle vurduğu, akabinde onu sıkıştırarak birkaç yere çarptığı ve sırtını ısırdığı, müvekkilinin, bu sebeple karşı davalı tarafından darp edilmiş olup işbu hususu tevsik eden darp tutanağının da  sunulmuş olduğu, müvekkilinin bu darp ile ilgili kasten yaralama suçundan karşı davalı ile ilgili Çengelköy Polis Merkezi Amirliğine giderek 2020/1307, 2020/1302 suç numaralı dosyasından şikayetçi olduğundan bahisle ... Tic. Ltd Şti'nin yönetimine bir kayyum heyetinin tedbiren atanmasına, asıl davanın reddine, karşı davamızın kabulüne, davacı ve karşı davalı ...'ın müdürlükten azline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. <br>CEVAP; Karşı davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın müdür olduğu sırada, şirkete ait 3 adet taşınmazı kendisini tek pay sahibi olduğu ... Limited şirketine diğer ortaklar ve aynı zamanda müdürlerin hiçbirini bilgisi ve onayı olmadan yolsuz şekilde devrettiğini, ayrıca şirket adına keşide edilmiş toplam tutarı 1.700 TL tutarında 5 adet çeki yine diğer ortaklar ve yanı zamanda müdürlerin hiçbirini bilgisi olmadan şirketteki imza yetkisini kötüye kullanarak kendi adına cirolayarak takas ettiğini kısaca davalının müdürlük yetkisini kötüye kullandığını, davalı vekilinin taraflar arasında 30/11/2018 tarihine kadar herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, tüm uyuşmazlıkların şirket eski müdürü olan davalı ... ile şirketin diğer ortaklarından  ... arasında yapılan ve şirket tarafından onaylanmamış olan hisse devri ile başladığını iddia ettiğini, ayrıca limited şirketlerde esas sermaye yapının  devrinin geçerli olabilmesi için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğunu, hisse devri sözleşmesinin tek başına payın devredilmesinin yeterli olmadığını, pay devrinin şirket ortaklar genel kurulunca onaylanması vaki pay sahipliği durumunun ortaklar pay defterinde güncellenmesi ve en sonunda da yeni pay sahipliği durumunun tescil ve ilan edilmesinin şart olduğunu, hisse devrinin geçerli olabilmesi için gerekli ortaklar genel kurulunda da genel kurul işbu durumların da göz önünde bulundurularak ve yasa gereği sebep göstermeksizin dahi onay vermeyi reddedebileceği gibi yasanın verdiği yetki  ile iddia olunan hisse devrini davalının da katıldığı 22/07/2020 tarihli ortaklar genel kurulunun onaylamadığını, davalı ...'ın kayıt  dışı ödemeler yaptığını, şirketten alacaklı olduğu iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, ...'ın şirketten hiçbir hak ve alacağının olmadığını, davalı vekilinin iddia ettiğinin aksine davacı müvekkilinin Kandilli Botanik'in dava konusu taşınmazlardan başka gayrimenkulünün bulunmadığını, yani şirket eski müdürü davacının müvekkilinin tüm taşınmazlarını imza yeksinin kötüye kullanarak yolsuz bir biçimde devrettiğini, yapılan yolsuz tapu devrinin şirket müdürünün kendisi ile işlem yapma yasağına da aykırı olduğunu, davalının davacı şirkette münferit imza yetkilisi olarak müdür olup özen ve bağlılık yükümlüğünün ağır bir şekilde ihlal ettiğini öğrendiklerinde müdürlük görevine şirket genel kurulu tarafından usulüne uygun olarak son verildiğini, bu sebeple davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığını, tüm bu sebeplerle yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı/karşı davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Somut olayda taraflar kardeş olup, ... Tic. Ltd Şti.'nin üç ortağından ikisidir. Her iki tarafın şirketi münferiden temsile yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.Dava açıldıktan sonra, ... Tic. Ltd Şti. genel kurulunda alınan 22/07/2020 tarihli karar ile davalı ...'ın müdürlük görevinin sona erdiğinin kararlaştırıldığı ve TTSG'nin 27/07/2020 tarihli nüshasında keyfiyetin ilan edildiği belirlenmiştir. Bu kararın iptali istemli dava, Mahkememizin 2020/302 sayılı esasında görülmüş, davacısı ...'ın genel kurul toplantısına katıldığı halde karara muhalif kalmaya ilişkin dava şartının eksik olduğu belirlenmekle davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. Anılan kararın tescil ve ilanı ile esas dava konusuz kalmış,  davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.Bununla birlikte HMK 331/1.  maddesinde \"Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek olmayan hallerde, hakim davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir ve hükmeder\" şeklindeki düzenleme yönünden dava tarihindeki haklılık durumunun tespitine yönelik olarak tahkikata devam olunmuştur. Yine aynı gerekçe ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkesinin 2020/193 esas sayılı, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkesinin 2020/505  esas sayılı dosyası ile Mahkememizin 2020/302 esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmıştır. Bunlardan ilk olarak 2020/193 esas sayılı dosya kesinleşmiş, bu kesinleşme ile diğer dosyaların beklenmesi gerekliliği de ortadan kalkmış, aynı nedenle beklenmesi ara kararından rücu edilmiştir.  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkesinin 2020/193 esas sayılı kararının tetkikinde, davacısı  ...  ve  ... Limited Şirketince davalısı  ...'a yönelik olarak istirdat istemi ile dava ikame edildiği, davalısının münferiden imza yetkisini kötüye kullanarak genel kurulun izni ve onayı olmadan muvazaalı ve TTK'daki kendisi ile işlem yasağına aykırı bir biçimde, tamamında şirketin lehdarı olduğu ve şirket adına tahsilat makbuzu ile tahsil ettiği toplam 5 adet 1.700.000,00 TL değerindeki çeki kendi adına ciro etmek suretiyle uhdesine geçirdiği ve çek takas hesabına koyduğunu,TTK'nın 644.maddesi uyarınca aynı yasanın 395.maddesi kapsamında şirket müdürünün kendisi ile işlem yapabilmesi için genel kuruldan izin alması gerektiğini, yapılan işlemin izin alınmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle hükümsüz olduğunun ileri sürüldüğü, yapılan yargılama neticesinde; \"(..)Davalı yönetim kurulu üyesine şirket ile işlem yapma hususunda 6102 sayılı TTK'nın 395. Maddesi uyarınca verilmiş bir izin yoktur. Davalı yan şirketin lehdarı olduğu 5 adet çeki kendi adına cirolamış, davalının iş bu davayı açması üzerine bu çeklerden 2 tanesini kendi isteği ile şirkete iade etmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere bu işlem 6102 sayılı kanunun 395. Maddesi gereği batıldır. Şirket açısından tek taraflı bağlamazlık hali mevcut olup sonradan bu işlemlere icazet de verilmemiştir. Davalı yan iktisapta ağır kusurludur.  (..) Tüm dosya kapsamı, yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları, yukarıda yapılan tüm hukuki nitelendirmeler kapsamında davacı ...'ın aktif husumeti olmaması nedeni ile bu davacı yönünden bu nedenle red kararı verilmiş, davacı şirket yönünden ise davalı yanca yargılama sırasında 2 adet çek davacıya iade edildiğinden konusuz kalan bu çeklerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, diğer çeklerin davalıdan istirdatına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçe ile; davaya konu edilen 2 adet çek için davanın konusuz kaldığına, dava konusu  3 adet çekin ise davalıdan istirdatı ile davacı şirkete verilmesine dair karar verilmiş, karar kesinleşmiştir. Yukarıda yapılan tespit kapsamında davalı ... yönünden, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümünün ağır bir şekilde ihlali şeklideki koşulun gerçekleştiği, kesinleşmiş Mahkeme kararı ile tespit edilmiştir. Aynı nedenle esas davada davacının dava tarihindeki  haklılığının da belirlenmiş olduğu değerlendirilmiş, davacı lehine yargılama giderine hükmedilmiştir.Karşı dava yönünden ise, davacısı ... tarafından,  davalısı ...'ın  ... Limited Şirketi müdürlüğünden azlinin dava edildiği, ancak bu davada azil sebebi olarak ileri sürülen iddiaların tamamının, kardeş olan ortakların kendi aralarındaki anlaşmazlıklara ilişkin bulunduğu, sunulan delillerin tamamının da  bu anlaşmazlığa ilişkin olduğu belirlenmiştir.Davalı tarafça dayanılan deliller dosyaya kazandırılmış, kardeş/ortaklar arasında karakola/ savcılığa da yansıyan pek çok anlaşmazlık bulunduğuna kanaat getirilmiş, ne var ki TTK'nun 630/2-3. maddesinde açıklandığı suretle, yönetici de olan ...'ın yöneticilik sıfatı dolayısıyla, hangi haklı sebeple azlinin talep olunduğu, ispat olunamadığı gibi yönetici olan karşı davalının ne suretle özen ve bağlılık yükümünü ihlal ettiğine dair  açıklama dahi yapılmamış, ispat vasıtası sunulmamıştır. Aynı nedenle davalı vekilinin ek rapor alınmasına ilişkin istemi de  yerinde görülmemiştir. Zira yukarıda ayrıntısı açıklanan istinaf kararı gereğince,  karşı davacı,  öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat  külfeti altındadır. Bu külfetin yerine getirilemediği kanaatiyle karşı davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalının müvekkili şirketten azlinin haklı sebebe dayanmakta olduğunun ispat edildiğini, davalı/karşı davacı, dava dışı şirketin lehtarı olduğu toplam değeri 1.700.000,00 TL olan çekleri, imza yetkisini kötüye kullanarak kendi adına ciro işlemi yaptığını,  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çeklerin usulsüz olarak davalı/karşı davacı mülkiyetine geçirilmesi nedeniyle çeklerin istirdadına karar verildiğini, söz konusu yargılamada davalının, müdürü olarak görev yaptığı şirketten alacaklı olduğu için bu çekleri kendi adına ciro işlemi yaparak aldığını savunmuşsa da mahkemece bu iddiasına hukuki değer verilmediğini, anılan dava da davalı/karşı davacı tarafından istinaf yoluna götürüldüğünü ancak davalı/karşı davacının istinaf hakkından feragat ettiğini,  asıl davada taleplerinin haklılığı mahekemece tespit ve kabul edilmiş iken, davanın \"mahkemenin genel kurul iptali davasını bekletici mesele yapmamış\"  olmasının hatalı olduğunu, ancak 22.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurulun iptali istemli davanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/302 E. 2020/466 K. Sayılı dosyası ile görüldüğünü, bu davanın davalısı, anılı dosyalı davacısı ...'ın muhalefete ilişkin dava şartlarını sağlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verdiğini,söz konusu dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2021/43 E. Sayılı dosyası ile istinafa taşındığını,  İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/302 E. 2020/466 K. Sayılı dosyasının istinaftan dönüşü, genel kurul kararının iptali sonucunu doğurma olasılığını taşıdığından,  ilgili yargılama kesinleşmemiş olmakla, huzurdaki asıl davada esas hakkında karar verilmesine dair müvekkili davacının \"hukuki yararı\"nın halen var olduğunu, davalının azline ilişkin genel kurul kararının iptali davasının neticesinin işbu dava  sonucunu etkileyeceği muhakkak olup  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki dosyandan verilen kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmaksızın  esas davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, davalı/karşı davacının  eksik inceleme ile karar verildiğine dair itirazınnı dayanaksız olduğunu, davalı/karşı davacının karşı dava konusu talebinin haklılığını ispat edemediğini, karşı davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı/karşı davacı, istinaf dilekçesinde 2020 - 2021 yıllarında şirketin öz kaynak karlılığının ve varlık karlılığının düşük olduğu ve sürdürülebilir olmadığını, firmanın karlılık oranlarının yükseltilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği iddiası ve davacının, müvekkilinin  azli için sebep olarak gösterdiği \"(...) şirketin ciddi manada zarara uğramış olduğu, önümüzdeki birkaç yıl eğer makul bir tasarruf politikası geliştirilmezse ne yazık ki tasfiye sürecine gireceği, şirketin iyi yönetim ilkelerinden uzak kaldığı, şirketin mahvına uğrayacak sebepler olduğu\" şeklindeki tüm iddialarının soyut ve açıkça dayanaktan yoksun olduğunun dosya kapsamında 29.09.2021 tarihinde alınmış olan bilirkişi raporu ile kanıtlandığını, söz konusu raporda, dava dışı şirketin karlılık düzeyinin azalmasının endişe verici olmadığının ve hatta Covid-19 pandemi dönemi için anlaşılabilir dahi olduğunun belirtildiğini, davalı/karşı davacının genel kurul onay şartını sağlayamamış olduğundan yapılmış olan pay devrinin geçerli olarak kabul edilmeyeceğini , davalı/karşı davacının, dava dışı şirketin müdürü olduğu dönemde söz konusu şirketi kendine borçlu gösterecek şekilde fiktif işlemler yaptığı, Vergi Usul Kanunlarındaki usul ve esaslara uymayacak şekilde dava dışı şirket hesaplarında şirketi kendisine borçluymuş gibi gösterdiği iddialarının da İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/193 E. 2021/477 K. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı/karşı davacının müvekkilinin azli için sebep olarak gösterdiği cezai soruşturma ve kovuşturma dosyalarının da kendi aleyhine sonuçlandığını, davalı/karşı davacının, şirketi kendi eylemleri ile zarara uğrattığını, dolayısıyla davalı/karşı davacının tüm istinaf taleplerinin reddedilmesi gerektiğini beyanla asıl dava yönünden istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, asıl dava yönünden  kaldırılmasına, istanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/302 E. 2020/477 K. Sayılı dosyasının istinaf kanun yolunda incelendiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2021/43 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına,  davalı/karşı davacının istinaf itirazlarının tümün reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı- karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin hükme mesnet teşkil ettirdiği dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki değerlendirmenin, tamamen olayın kurgusal bütününden uzak olup; tek taraflı inceleme ile yazıldığını, raporun, sadece müvekkilin müdür olarak bulunduğu dönemi kapsadığını, müvekkilinin de eldeki dava bakımından karşı dava ikame ettiği göz önünde bulundurulduğunda asıl dava bakımından ele alınan bilirkişi raporunun tek taraflı oluşturulan beyanlarının hükme esas teşkil etmesinin hukuka açıkça aykırı olacağını, 22.07.2020 tarihli genel kurul kararıyla müvekkilinin görevden alınmasından raporun kaleme alındığı tarihe kadar finansal analizin detaylı bir incelemenin yapılmasını talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/193Esas sayılı dosyasında dava konusu çeklerin iadesine karar verilmiş olmasına rağmen bahse konu ilk derece mahkemesi kararının müvekkili tarafından istinaf edildiğini , bu sebeple; kesinleşmemiş bir mahkeme kararına dayanarak müvekkilinin şirketi temsil etme yetkisinin iyi niyetli olarak kullanmadığı şeklindeki çıkarımın hukuken muteber olmadığını, kaldı ki anılan çeklerin müvekkili tarafından teslim edildiğini, 30.11.2018 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile ..., tüm şirket paylarına isabet eden 110.000 TL değerindeki şirket paylarını müvekkiline devretmiş olmasına rağmen müvekkil dışındaki diğer ortakların tescili şirket paylarına karşılık miktarı müvekkilince ödenmiş olmasına rağmen genel kurul kararıyla gerçekleştirmedikleri için 22.07.2020 tarihindeki genel kurulda haksız bir şekilde müvekkilinin müdürlük görevinden alındığını,   söz konusu tescilin gerçekleştirilmiş olsa idi müvekkilinin tek başına karar alabilecek kadar pay miktarına sahip olacağını,  paydaşların 14.09.2020 tarihi itibari ile olan durumu gerçeğe aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, 2017-2018-2019 dönemlerini kapsamakla birlikte müvekkilinin müdür olarak görev yaptığı dönemler olduğunu, ancak 30.11.2018 tarihinde müvekkili lehine hisse devri tescil olunmadığından 30.11.2018 tarihinden sonra müvekkilinin, şirket yönetiminde etkin ve karar alıcı rol oynayamadığını, diğer ortakların şirketin faaliyetlerini atıl hale getirdikleri 2019 yılında şirketin karlılık oranının %50 oranında azaldığını, 2017 ve 2018 döneminin diğer ortakların etkin olarak bulundukları 2019 dönemine göre daha iyi durumda olduğu tespit edildiğinden müdürlükten azli gereken şahsın asıl davanın davacısının bizzat kendisi olduğunun ortaya çıktığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun içeriği ve sonuç bölümü çelişki arz ettiğini beyanla  yerel mahkeme kararının bozularak  kaldırılmasına, davanın reddine ve karşı davanın  kabulüne yargılama gideri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :Asıl dava ve karşı dava, TTK 630/2.maddesi, limited şirket  müdürünün azli davasıdır.İlk derece mahkemesince asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, bu karara  karşı davacı-karşı davalı ve  karşı davacı-davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, asıl dava yönünden dava tarihinden sonra yapılan genel kurulda alınan karar ile davalının müdürlük görevine son verilmiş olması nedeniyle asıl davanın konusuz kalıp kalmadığı , söz konusu genel kurul kararına karşı açılan iptal davası  sonucunun beklenmesi gerekip gerekmediği, karşı dava yönünden dava dilekçesinde gösterilen sebeplerle davalının müdürlükten azli isteminin yerinde olup olmadığı noktalarındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2-3. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği ve yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.Öte yandan TTK 625. ve 626.maddelerine göre, müdürün görevini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduğu tartışmasızdır.Somut olayda, davadan sonra gerçekleştirilen dava dışı ... Tic. Ltd Şti'nin 22.07.2020 tarihli genel kurulunda davalı-karşı davacı ...'ın müdürlük görevinin sona ermesine yönelik karar alınmış olup, genel kurulda alınan kararların iptali istemiyle davalı-karşı davacı ... tarafından İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 sayılı esasında ikame edilen davada yapılan yargılama sonunda, genel kurul kararının iptal isteminin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin  2021/43 Esas sayılı dosyasında davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ancak henüz karar kesinleşmemiştir. TTK'nın 'kararın etkisi' başlıklı 450.maddesinde genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararının, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir. Bu durumda asıl dava yönünden  TTK'nın 450.maddesi gözetilerek İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken mahkemece asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece asıl davanın  eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı-karşı davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre karşı davacı-davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,3-Davacı-karşı davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-Davalı-karşı davacının  istinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden yatırdığı istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"381df36df1be055e","SID":"4b0f1e55098b2a99"}}