{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2024/752<br>KARAR NO\t\t: 2024/878<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO \t\t: 2024/7<br>KARAR NO\t\t: 2024/2<br>DAVA TARİHİ\t: 20.05.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 05.01.2024<br>DAVA\t\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 30.05.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 30.05.2024<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.01.2024 tarih ve 2024/7 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava  dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili, ... Mah. ... Sok. No:.../... .../ ...İR adresinde 4 adet villa inşaatına Mayıs- Haziran 2020 Tarihinde temel atarak başladığını,  Bu villalarda yapılacak olan birtakım mobilya işleri için de yüklenici olan davalı ile anlaşarak, aralarında 08.01.2021 tarihinde yapılacak işlere dair bir sözleşme yapmışlar ve imza altına aldıklarını, Tarafların aralarında yaptıkları sözleşmede görüleceği üzere, villalarda hangi işlerin yapılacağı, takılacak mobilyalar, mobilyaların özellikleri, metrajları belirtilmiş (Metrajlar hazırlanan projeye uygun olarak çıkartılmış.), sözleşmenin imzalandığı tarihteki maliyet hesapları yapılarak işin bedeli belirlendiğini, Sözleşmenin yapıldığı 08.01.2021 tarihinde müvekkil davalıya 50.000 TL bedelli, 17.05.2021 tarihinde 35.000 TL bedelli (Hesap ekstresinde 30.000 TL çek ödemesi ve açıklama kısmında 3182299 nosu ile işlem görmüştür ancak bankayla yapılan görüşmelerde çekin 35.000 TL bedelli olmasına rağmen sistemde rakamsal hatadan dolayı 30.000 TL olarak göründüğü bilgisi alındığını, Dosyaya bir takım whatsapp mesaj görselleri sunduklarını, Görüşmelerde görüleceği üzere Eylül 2021 ayının son günlerinde dahi işler bitirilmemiş, davalı taraf bahanelerine devam etmiştir. Artan maliyetler sebebiyle müvekkilden ve mal sahiplerinden ek ödeme isteyen davalıya, mal sahipleri de ödeme yapmışlar ancak yine işleri zamanında bitirtemediklerini, Anlaşılan tarihlerde bitirilmeyen inşaat sebebiyle müvekkil, mal sahiplerine karşı da sorumlu olmuş, biraz daha süre talep ederek davalıya işi bitirtmeye çalışmıştır. Ancak iş için ödemeleri alan davalı, işi savsaklamaya devam etmiş, son mihvalde Aralık 2021 ayına kadar sözleşmenin ifasını gerçekleştirmemiştir. İhtarnamelerin çekildiği tarihlerde de müvekkil, zararının tespiti açısından T.C. İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden delil tespiti talep etmiştir. Söz konusu tespitte davalının ne kadar bedele denk iş yaptığı ve yarım kalan işlerin tamamlanması için güncel piyasa fiyatlarına göre müvekkilin ne kadar masraf yapması gerektiği hesaplanmıştır. İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/192 D. İş sayılı dosyasıyla davalının yapmış olduğu işin, aldığı ödemeleri karşılamadığı ve müvekkilin kendisine yapmış olduğu ödemeler hariç ne kadarlık bir masrafla işleri tamamlayabileceği belirtildiğini,  Yukarıda açıklanan sebeplerle; kısmi dava niteliğinde olarak; müvekkilin uğramış olduğu 62.776,02 TL zararın ve gecikmeden kaynaklanan müvekkilinin  ek olarak yapmak zorunda kaldığı iş tamamlama bedelinin, her iki zarar bedeline de işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 06.10.2022 tarih ve 2022/437 Esas, 2022/731 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde ekinde 2022/30493 arabuluculuk numaralı arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, bu tutanakta başvurucu tarafın ... olduğu, davacı olmadığı anlaşıldığından davacı vekiline dava konusu uyuşmazlık konusuna ilişkin 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi uyarınca dava konusu uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı  veya arabulucu tarafından onaylı örneğinin mahkememize ibrazı için süre verildiği, davacı tarafça yeniden 2022/30493 arabuluculuk numaralı arabuluculuk son tutanağı aslının dosyaya ibraz edildiği, dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağındaki başvuranın ... olduğu, davanın ise ... Ltd.Şti.tarafından açıldığı, arabuluculuk son tutanağındaki başvurucununu davacı olmadığı ayrıca arabuluculuk dosyasının incelenmesinde, davacı vekilince bildirilen arabuluculuk dosyasına başvurunun da davacı tarafça yapılmadığı, ... tarafından yapıldığı anlaşılmakla, bu kapsamada yapılan değerlendirmede, davacı tarafça dava açılmadan evvvel  zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın usulden reddine \" dair karar verilmiştir.<br>Dairemiz tarafından verilen 27.12.2023 tarih 2022/1732 Esas, 2023/1939 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Dosya içerisinde davalının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen ticaret sicil kaydında 01/06/2022 tarihi itibariyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tacir kaydı bulunmadığından,  yine Vergi Dairesi beyannamelerinde işletme esasına göre defter tutulduğundan, davalının  eldeki uyuşmazlıkta tacir olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece  Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, ara buluculuk başvuru şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına,\" dair karar verilmiştir.<br>Dairemiz kararından sonra İlk derece mahkemesinin 05.01.2024 tarih ve 2024/7 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacı tarafça taraflar arasında yapılan  arabuluculuk son tutanağı aslı ve ya arabuluculuk tarafından onaylı örneği dosyaya sunulmadığından taraflarca arabuluculuk görüşmesi yapılmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı tarafça istinaf edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD'sinin 27.12.2023 tarih, 2022/1732 esas, 2023/1939 karar sayılı kararı ile davalının 01.06.2022 tarihi itibariyle ticari sicil müdürlüğünde tacir kaydı bulunmadığından, yine vergi dairesi beyannamelerinde işletme esasına göre defter tutulduğundan davalının eldeki uyuşmazlıkta tacir olmadığı anlaşılmakla, Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden mahkememizin 06.10.2022 tarih, 2022/437 esas, 2022/731 karar sayılı kararının kesin olarak kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş olmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD'sinin 27.12.2023 tarih, 2022/1732 esas, 2023/1939 karar sayılı kesin kararı ile açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı anlaşıldığından, davanın görevsizlik nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, \" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 18.03.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı yan ... Mah. ... Sokak. N:.../... .../ ... adresinde 4 adet villa inşaatının bir kısım işleri ile alakalı müvekkili ile sözleşme yaptığını ve müvekkilin sözleşme ile üstlendiği işleri süresinde teslim etmediği ve eksik imalat yaptığı iddiası ile maddi zararın tazminini talep ettiğini,  İş bu dava öncelikle İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/437 E. Sayılı dosyası ile görülmüş ardından bu esasta dava şartı arabulucuğa başvurulmaması sebebi ile dava usulen reddedildiğini,  davacı yan tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf mercii kararı kaldırdığını, ardından dosyanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/7 esas almış aldığını, bu dosyada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı verildiğini, iş bu kararın kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurduklarını, huzurdaki dosyaya konu uyuşmazlıkta müvekkilinin davacı yan tacir sıfatı taşıdığını, yapılan işin ticari iş olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olup mahkemenin görevsizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.\t<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat  istemine ilişkindir.<br>  İlk derece mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>       Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: [(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1. m.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. Maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır] şeklinde düzenlenmiştir. <br>Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir. <br>Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde,  bu Kanundan doğan hukuk \"davalarının\" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan \"davalara\", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>      Bilindiği üzere TTK'nın 12. maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde  de \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir  sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. <br> Somut olayda, taraflar arasında sözleşmeye konu 4 adet villanın mobilya işlerinin yapımına ilişkin  eser sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır.  Davacılar tarafından eser sözleşmesine dayalı tazminat talebinin TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığı açıktır.  Diğer yandan davanın nispi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Davacının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davalının ise  gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde davalının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen ticaret sicil kaydında 01/06/2022 tarihi itibariyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tacir kaydı bulunmaması ve yine Vergi Dairesi beyannamelerinde işletme esasına göre defter tutulması nedeniyle davalının  eldeki uyuşmazlıkta tacir olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece  Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.01.2024 tarih ve 2024/7 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL harç peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı ... tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere 30.05.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a714929346e0a235","SID":"3fd97ff84b784681"}}