{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/727 <br>KARAR NO: 2024/641 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/11/2020<br>NUMARASI: 2020/240 (E) - 2020/945 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 30/4/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, İstanbul Anadolu ...'nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibine üçüncü şahıs sıfatıyla dahil edildiğini, dilekçe ekinde sundukları sözleşmenin taraflara icra takibi yapma hakkı vermediğini, sözleşme incelendiğinde senedin taahhüt edilen 15/1/2016 günü ödenmediği takdirde makineleri alma konusunda hak sahibi olan davalı takip alacaklısı ...'ün, davalı takip borçluları ..., ...'den hiçbir alacağının kalmayacağını, borcun ödenmemesi durumunda alacağın tahsili için tek koşulun makinelerin geri verilmesi olduğunu, takibe konu çekin teminat amacıyla verildiğinin de sözleşmede imza altına alındığını ileri sürerek sundukları sözleşme dolayısıyla müvekkili davacının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı takip alacaklısı ... cevap dilekçesinde özetle; makinelerin karşılığı aldığı senetleri avukata verdiğini belirterek, davanın  reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı dilekçesinde özetle; icra tehdidi altında olan müvekkilinin 10/4/2018 günü İstanbul Anadolu ...'nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibine konu borcu ödediğini, bu durumun mahkemeye bildirilerek davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğine ilişkin beyan dilekçesi sunulduğunu, ancak dilekçe teatisi aşamasının bitmesine karşın davalı ...'ün cevap dilekçesi tebliğ edilip cevaba cevap dilekçesini sunması için süre verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca görevsiz mahkemede tamamlanan dilekçeler teatisinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinden sonra yinelenemeyeceğini; iki haftalık süre geçtikten sonra 14/3/2018 günü yazılan dilekçenin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle, dosyaya cevap dilekçesinin sunulmadığını kabul edilmesi gerektiğini; müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamelerin usulsüz tebliğ edildiğini, İİK'nin 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca yönetimine uygun biçimde tebliğ edilmeyen haciz ihbarnamesinin tebliğinin öğrenme tarihi olduğu kabul edilerek, ayrı Kanun'un 89'uncu maddesinin 2'nci ve 3'üncü fıkralarında öngörülen haciz ihbarnamelerinin geçersiz olduğu kabulünün gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davacı HMK'nin 119/1-e maddesi uyarınca, iddiasının (davasının) dayanağı olan bütün olayların ve olguların (vakıaların) sıra numarası altında açık özetini dava dilekçesinde yazmalıdır. Bunlar, dava dilekçesindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye elverişli olan olgulardır. Davacının, dilekçeler aşamasından sonra (dilekçesinde bildirmediği) yeni olgular ileri sürmesi, davayı değiştirme olup ancak HMK'nin 141'inci maddesi kapsamında davalının rızası veya ıslah yoluyla olanaklıdır. Hâkim davalının dava dilekçesinde göstermediği olguları kendiliğinden gözetemez (inceleyemez) ve onları anımsatamaz. Hemen belirtmek gerekir ki davacının dava dilekçesinde bildirdiği olgular davanın temelidir. Çünkü, hâkim ancak davanın sınırını çizen olgular hakkında inceleme yapabilecektir. Bu nedenle hukukumuzda davanın sebebi hukuki nedenler olmayıp davacının davasını dayandırdığı olgulardır. Öte yandan HMK'nin 33'üncü maddesine göre hâkim, Türk hukukunu kendiliğinden uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir anlatımla hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili davacı ...'ın, İstanbul Anadolu ...'nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı icra takibine dahil edilip hakkındaki takibin kesinleştirildiğini, sundukları sözleşme metni incelendiğinde, taraflara 15/1/2016 tarihinde taahhüt edilen ödeme yapılmadığı takdirde davalı takip alacaklısı ...'ün makineleri almaya hak sahibi olacağı, davalı takip borçluları ... ve ...'den hiçbir alacağının kalmayacağının anlaşıldığını, borcun ödenmemesi durumunda alacağın tahsili halinde tek koşulun söz konusu makinelerin geri verilmesi olduğunu, takibe konu çekin yalnızca teminat amacıyla verildiğinin imza altına alındığını belirterek, müvekkilinin İİK'nin 89'uncu maddesinin1'inci fıkrası uyarınca borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İİK'nin 89'uncu maddesinin 5'inci fıkrasının son tümcesi uyarınca, her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Eldeki davada, dosyaya eklenen İstanbul Anadolu ...nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinin incelenmesinde; davalı takip alacaklısı ... tarafından, 9/12/2015 düzenleme, 15/1/2016 vade tarihli 40.000 TL bedelli bonodan kaynaklanan toplam 40.080,55 TL alacağın tahsili amacıyla davalı takip borçluları ... ve ...'e karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı; davacı ...'a İİK'nin 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen haciz ihbarnamesinin, MERNİS'te kayıtlı adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca 22/6/2016, aynı maddenin 2'nci fıkrasında öngörülen haciz ihbarnamesinin 12/8/2016, anılan  maddenin 3'üncü fıkrasında öngörülen haciz ihbarnamesinin ise 16/10/2016 günü tebliğ edilmesinin ardından, 29/11/2017 günü anılan icra dairesine başvurarak takibe konu borcun hesaplanması talep eden,  icra dairesine 12/1/2018 günü sunduğu dilekçesiyle de ...'ü tanımadığını belirterek borcunun olmadığını beyan eden davacı ...'ın  takibe konu bakiye 57.947,77 TL'yi 10/4/2018 günü yatırdığı, eldeki davanın ise 16/12/2016 günü açıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü olgular (dilekçe ekinde sunulan sözleşme değerlendirilerek borçlu olunmadığının istenmesi) dikkate alındığında, davalılara karşı açtığı eldeki davanın genel nitelikte menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde müvekkilinin İİK'nin 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca borçlu olmadığının tespitini istemesi, dava dilekçesi içeriğinde yer verilen olgular dikkate alındığında, eldeki davanın İİK'nin 89'uncu maddesinin 3'üncü fıkrası kapsamında açılan menfi tespit davası olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır.  Bu itibarla davanın genel hükümlere göre açılan menfi tespit davası olarak nitelenerek, tarafların sundukları kanıtlar değerlendirilip oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesi gerekirken, yanlış nitelenen davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/4/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d404cb2c1dc5f987","SID":"6e19482a827bda56"}}