{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2024/885<br>KARAR NO\t \t: 2024/843<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO \t\t: 2024/59 D.İş<br>KARAR NO\t\t: 2024/58 D.İş<br>TALEP TARİHİ\t: 14.03.2024<br>KARAR TARİHİ\t: 15.03.2024<br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 28.05.2024<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 29.05.2024<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.03.2024 tarih ve 2024/59 D.İş Esas, 2024/58 D.İş Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin talep edenler vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Talep edenler vekili tarafından verilen talep dilekçesi ile özetle; Müvekkili ...'nın, diğer müvekkili \"... Şti\" firmasının yetkilisi ve tek hissedarı olduğunu, 21/01/2021 tarihinde müvekkili firma ile karşı taraf ...'in; ... İli ... İlçesi ... Ada ... Parselde bulunan ...'in hissedarı olduğu arsa ile ilgili olarak, \"Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi\" akdedildiğini,  sözleşmenin ekinde bulunan projede, hissedarların her birine teslim edilecek daireler ve müvekkili firmaya ait olacak daireler belirtildiğini, .... Belediyesi tarafından ilgili projenin tek bina şeklinde yapılmasının imar mevzuatına aykırı olacağını belirtildiğini, binanın üçe bölünmesi halinde projede belirtilen adet ve m2'de dairenin inşa edilebileceği, bu şekilde yapılacak üç ayrı binanın imar mevzuatına uygun bir yapı olacağı ve bu projeyi onaylayacaklarını belirmeleri üzerine  yeni projeye uygun olarak daha önce tanzim edilen \"Düzenleme Şeklindeki Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi\"nin güncellenmesi gerektiğini, bu sebeple arsa sahipleri ve müvekkilleri arasında Beyoğlu 52. Noterliği'nde, 04/08/2022 tarihli 18077 yevmiye nolu düzenleme şeklinde ek tadil sözleşmesi akdedildiğini, ...'in, işbu ek tadil sözleşmesini yetkili vekili ... vasıtasıyla akdedildiğini, müvekkilleri ... ve diğer arsa sahiplerinin hukuka uygun şekilde onaylarını aldıktan sonra, inşaatın yapımına başlandığını, yaklaşık olarak 15-16 ay sonra, yani Kasım 2023'te inşaatın yapımı tamamlandığını, ... dışındaki arsa sahiplerinin kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili adına tescilleri gerçekleştirdiğini, ...'in kendisine tahsis  edilen  dairenin projede  vaad edilen daireden  başka bir cepheye baktığı, bu cephenin daha karanlık olduğundan daha düşük değerli olduğu iddialarında  bulunduğunu, ancak  ...'in ek tadil sözleşmesi ve bunun ekindeki projeden haberdar olmamasının imkansız  olduğunu, ek tadil sözleşmesinin yapılmasından 1,5 sene sonra tescil işlemlerinin yapılacağı  vakit  vekilini azledip bütün işlemleri durdurmasının kötü niyetli bir hareket olduğunu, müvekkilinin kısa süre içerisindeki yüklü miktar ödemeleri nedeniyle yoğun bir baskı altında kaldığını,  ...'in tehdit, şantaj içerikli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik  taleplerine zorunlu olarak rıza göstermek zorunda kalındığından  ... Bankası A.Ş. Sanayi Mah./İstanbul Şubesine ait, 15/03/2024 keşide tarihli, 8040124 çek numaralı, 1.000.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiğini, sözkonusu çekin bu nedenle geçersiz/bedelsiz  olduğunu, gabinin sözkonusu  olduğunu, bahse konu  çek  miktarının açık oransızlık teşkil ettiğini, sömürme kastıyla hareket edildiğini, müvekkilinin zor duruma düşürülerek haksız kazanç sağlamaya çalışıldığını belirterek  henüz icra takibi başlatılmadığından, İİK m. 170/b hükmü ve İİK m. 72/2 hükmü gereği, ihtiyati tedbir kararı ile dava sonuna kadar teminatsız  olarak icranın durdurulması kararı verilmesini, ilgili bankaya müzekkere yazılarak çekin ödenmesinin yasaklanmasına, aksi halde tedbirin teminat mukabilinde verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 14.03.2024 tarih ve 2024/59 D.İş Esas, 2024/58 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... Talep dilekçesinin ve eklerinin incelenmesinde talep edenlerin keşide ve ciro ettikleri çekin bedelsiz olduğu, tehdit şantaj nedeniyle ve haksız kazanç sağlamaya yönelik karşı tarafın talebine zorunlu olarak rıza göstermek zorunda kalınarak verildiği ve bu nedenle bu çek nedeniyle karşı tarafa borçlu olmadığı hususunda yaklaşık ispatı elverişli delil bulunmadığı İİK'nın 72.maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için öncelikle ihtiyati tedbir talebi yönünden HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer alan ihtiyati tedbir verilmesine gerektirecek koşullarının bulunması gerektiği, sunulan belgelere göre talep edenlerin karşı tarafa vermiş oldukları 1.000.000,00-TL bedelli çekin geçersiz / bedelsiz olduğu iddiaları yönünden yaklaşık ispata elverişli bir delil bulunmadığı bu nedenle talep edenlerin ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmış ve talebin reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Talep edenler vekili tarafından verilen 03.04.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Karşı tarafın ek tadil sözleşmesi ve ekindeki projeye tam bir şekilde onay ve icazetin mevcut olduğunu, müvekkilinin ek tadil sözleşmesine uygun bina inşa ettiği için karşı tarafa ayrıca 1.000.000,00 TL'lik çeki keşide ettiğini, müvekkilinin karşı tarafın arzusuna uygun bina inşa ettiği için 1.000.000,00 TL cezalandırıldığını, böyle bir şeyin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin ek tadil sözleşmesine uygun olarak inşaatı yaptığı için işbu çeki verdiğinin çek protokolünün 4. maddesinde de açıkça ifade edildiğini, sadece bu hususlardan dahi müvekkilinin dava konusu çeki hukuka uygun olarak vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını rahatlıkla gösterdiğini, hayatın olağan akışına aykırı olma halinin ise en azından \"yaklaşık ispat\" kadar ve hatta yaklaşık ispattan daha güçlü bir karine olduğunu, çünkü \"hayatın olağan akışına aykırı olma\" halini ispatlayan kişi iddiasını ispatlamış sayıldığını ve aksini ispat yükü artık karşı tarafa geçtiğini, lakin yaklaşık ispatın böyle bir yetiye sahip olmadığını, sırf bu sebeplerle dahi taleplerinin  kabulünün gerektiğini, ayrıca dilekçelerinde korkutma (TBK m. 38/2) ve sömürme kastına ilişkin eylemlerin de duraksamaya yer vermeyecek şekilde yaklaşık ispat ve hatta tam ispat derecesinde ispatlandığını, <br>-Çek protokolünden de görüleceği üzere, karşı tarafın vekillikleri azlettiğini, bu azilleri tapuya bildirdiğini ve 1.000.000,00 TL'lik çek verilmemesi halinde bu azillerin kaldırılmayacağını ve müvekkiline tahsis edilen dairelerin tapuda tescil edilmeyeceğinin bildirildiğini,<br>-Tapuda müvekkilinin hakkı olan dairelerin tescil edilmemesi sebebiyle; müvekkilinin bunca yıllık uğraşı, emeği ve yüklü miktarda yaptığı masrafın, bu aşamada askıda kaldığını,  projeden de görüleceği üzere; sadece ...'in dairesinin bulunduğu binada dahi 3'ü dubleks olmak üzere müvekkilinin hakkı olan 11 tane dairesinin olduğunu, sırf bu binada bulunan 11 dairenin satımından dahi müvekkilinin en az 40.000.000,00TL gelir elde edeceğini, bu değerin asgari olduğunu, binanın İstanbul İli Kağıthane İlçesi'nde bulunduğu da nazara alındığında 40.000.000,00 TL'den daha değerli olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, ayrıca müvekkilinin bu aşamadaki zararının sadece bu 40.000.000,00 TL'den ibaret olmayıp ayrıca müvekkilinin bu binanın inşası için 22.000.000,00TL masraf yaptığını, yapılan bina ve bulunduğu şehir de göz önünde bulundurulduğunda, bu miktar masrafın yapıldığının tartışmasız olduğunu, <br>-Bu aşamada müvekkilinin ya karşı tarafın haksız kazanç sağlamaya yönelik 1.000.000,00 TL'lik talebini kabul edecek ya da dava yoluna başvuracağını,  müvekkilinin 40.000.000,00 TL'lik geliri ve 22.000.000,00 TL'lik yaptığı masrafı sürüncemede bırakma şansının mevcut olmadığını, hatta çok istisnai şirketler haricinde kimsenin böyle miktarda bir meblağı sürüncemede bırakma imkanının mevcut olmadığını, müvekkilinin işbu binadan gelecek gelirlere güvenerek vadesi kısa, bir kısmı dava dilekçesi ek 26.sf ve 43.sf. aralığında sunulan borçlar edindiğini, müvekkilinin borçlarını ödeyememesi halinde birçok kez temerrüte düşeceğini, iflasa tabi olduğundan iflas edeceğini, ticari hayatının sonlanacağını ve hatta ödeyemediği çekler sebebiyle şahsi hürriyetinin dahi kısıtlanacağını, müvekkilinin bu sebeplerle; dava yoluna başvurup senelerce sonucunu bekleme gibi bir imkanının mevcut olmadığını, ayrıca ekte sunulan çekler incelendiğinde, büyük bir çoğunluğunun, inşaat malzemesi, demir - çelik, asansör veya elektrik firması gibi firmalara keşide edildiğinin görülebileceğini, müvekkilinin ekte sunulan çekleri bu binanın inşası için keşide ettiğini, müvekkilinin hem bu binanın masrafları için yaptığı borçlar sebebiyle temerrüde düşeceğini hem de bu binanın gelirinden mahrum kalacağını, böyle bir halin ise; kabul edilemeyecek nitelikte bir haksızlık olduğunu, <br>-Karşı tarafın dava konusu olayda aşırı menfaat sağlamış olduğunun muhakkak olduğunu, <br>-Karşı tarafın müvekkilinin inşa ettiği esere tam bir onay ve icazetinin mevcut olduğunu, ayrıca ek tadil sözleşmesinde karşı tarafa tahsis edilen daire ile ilk projedeki daire arasında hiçbir farklılığın da mevcut olmadığını, buna rağmen karşı tarafın; vekillikleri azletmesi, tapuda bütün işlemleri durdurması yetkilerini kullanması ve ek ödeme yapılmadığı takdirde tescil (teslim) etmeme yetkisini kullanacağı bildirimi hukuka açık bir şekilde aykırı olduğunu, bu eylemlerin haklı bir sebebe dayanmadığının tartışmasız olduğunu, \"Ek ödeme yapılmaması halinde teslimin (tescili) gerçekleştirmeyeceği\" bildiriminin TBK m. 38/2'deki korkutmanın tipik şekli olduğunu, karşı tarafın korkutma eyleminin haklı bir sebebe dayanmadığı,<br>-Müvekkilinin verdiği çekin geçersiz / bedelsiz olduğu en azından yaklaşık ispat derecesinde ispatlandığını, esas yargılamada tanık beyanları ile karşı tarafın tehdit ve sömürme kastını içeren söylemlerinin ispatlanacağını, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve kanun gereği, irade sakatlıklarının tanık dahil her türlü delille ispatı mümkün olduğundan, işbu beyanlarla iddialarının tartışmasız hale geleceğini ve kesin şekilde ispatlanmış olacağını, lakin şu aşamada tanık dinletme imkanlarının mevcut olmadığını, aksi bir beklenti ihtiyati tedbir için kesin ispat arandığı anlamına geleceğini, bu şekilde bir beklentinin hukuka aykırı olduğu ve taraflarınca haklarının zedelenmesine yol açacağını, <br>-Ayrıca; dava konusu çekin, karşı tarafça bankaya ibraz edilmiş ve \"karşılıksızdır\" ibaresinin çeke yazıldığını, \"çek ödeme yasağı\" ihtiyati tedbir talepleri için hukuki yararlarının kalmadığını, bu sebeple incelemenin sadece İİK m. 72/2 gereği yapılmasını talep ettiklerini, <br>Belirterek  İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/59 D.İş,  2024/58 K. Numaralı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Talep, eser sözleşmesi kapsamında keşide edilen çekin  tehdit, şantaj ve haksız kazanç sağlama amacıyla düzenlendiğinden bedelsiz olduğu iddiasıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.  <br>İlk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin reddine karar verildiği, verilen kararın talep eden vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. Maddesinde: \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Hükmü düzenlenmiştir.<br>Aynı kanunun 392/1. Maddesinde ise: \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlananın teminat göstermesi gerekmez.'' hükmü düzenlenmiştir.<br>Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; \"hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması\" olasılıkları belirtilmiştir.<br>Hak iddia eden kişinin, bu olasılıkları ifade ederek geçici hukuki koruma istemesi halinde, iddia ettiği vakıaları tam olarak kanıtlaması kendisinden beklenmez. Çünkü, adı üstünde; \"geçici hukuki koruma ve olasılık\" bunu gerektirir. İstek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için en azından iddiaya ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir. Bu durumda mahkemece, iddiacı hak sahibinin muhtemel zararlarını önlemek adına tedbir kararı verilmelidir. Uygulamada genellikle tedbir istekleri mahkemelerce olumlu karşılanmakta olup, yerleşik yargı kararlarında da bunun için yaklaşık ispatın yeterli olduğu yaklaşımı mevcuttur.<br>Ancak; tedbir kararı verilirken, dava sonunda haksız olunduğu takdirde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğraması olası zararların da mahkemece dikkate alınarak, istek sahibinden uygun bir teminat göstermesi istenmelidir. Kural bu olmakla birlikte, istisnaen bazı özel durumlarda hâkim takdiri ile teminat aranmayabilir. Teminatın niteliği ve miktarı da hâkim tarafından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve hakkaniyet dengesine göre uygun ve makul bir şekilde takdir edilmesi gerekir.<br>Ayrıca; bir davada, uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, kesinleşmiş mahkeme kararının infazını engeller şekilde de tedbire hükmolunmamalıdır.<br>Talep edenler vekili  tarafından taraflar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek tadil sözleşmesi kapsamında yüklenici olan müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini ve inşaatı tamamladığını, arsa sahibi olan karşı taraf haricindeki diğer arsa sahiplerinin müvekkiline verilmesi gereken bağımsız bölümleri devrettiklerini, karşı tarafın ise kendisine tahsis edilen dairenin projede vaad edilen daireden daha düşük değerli olduğunu iddia ederek tehdit, şantaj içerikli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik  taleplerde bulunduğundan dolayı 15/03/2024 keşide tarihli, 8040124 çek numaralı, 1.000.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiğini, sözkonusu çekin tehdit, şantaj ve haksız kazanç sağlama amacıyla düzenlendiğinden   bedelsiz olduğunu bu nedenle çek hakkında henüz icra takibi başlatılmadığından dava sonuna kadar icranın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir tedbir kararı verilmesi  talebinde bulunmuş ise de, ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından sunulan delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığı, ihtiyati tedbirin  koşullarının somut olayda oluşmadığından ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararı isteminin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından talep edenler  vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, talep edenler vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.03.2024 tarih ve 2024/59 D.İş Esas, 2024/58 D.İş Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, talep edenler vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 704,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 276,90 TL'nin talep edenlerden alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Talep edenler tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13aaae91e38db5dc","SID":"521fa256dcaa0888"}}