{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                      T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/636 <br>KARAR NO\t\t: 2024/857<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...                   (...)<br>ÜYE\t\t: ...                   (...)<br>ÜYE\t\t: ...                   (...)<br>KATİP\t\t: ...                   (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/386 Esas - 2021/330 Karar<br><br>ASIL DAVA<br>DAVACI\t\t: ... (T.C.No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALILAR\t\t: 1-... (T.C.No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>\t\t: 2-... - ...<br><br>DAVA\t\t: Tespit<br>DAVA TARİHİ\t\t: 24/09/2020<br><br>BİRLEŞEN DAVA\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/463 Esas sayılı dosyası<br>DAVACI\t\t: ... (T.C.No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  - ...<br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının Butlanı İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 05/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 04/06/2024<br>Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2021 tarih, 2020/386 Esas - 2021/330 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 08/06/2022 tarih ve 2021/1422 Esas 2022/1211 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2023 tarih ve 2022/5306 Esas 2023/7093 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Asıl dava davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; şirket ortağı davacının ...'ın 22 Ekim 2013 tarih 8427 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Kandıra ... sicil numarasında kayıtlı 09 Ekim 2013 tarihinde tescil edilen ... unvanlı şirketin beheri 30.000,00-TL değerinde 50 adet paya ayrıldığı, toplam 1.500.000,00-TL sermayesinin 810.000,00-TL'sinin ve 50 paya ayrılmış şirket hissesinin 27 adedinin yasal sahibi olduğunun tespitine dair karar verilmesini, bu sermaye payı ve şirket hisse oranının şirkete ait pay defterine işlenmesine, Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Kandıra ... sicil numarasında kayıtlı ...'ne ait şirket hisse adedinin ve şirket sermaye pay oranlarının mahkeme kararında belirtilene uygun şekilde değiştirilmesi için Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazı yazılmasını ve verilecek kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanması için hüküm olunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Asıl dava davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin kuruluş sermayesinin 500.000,00-TL olduğunu, sermaye her biri 10.000,00-TL değerinde 50 paya ayrıldığını, davalı ... ve diğer ortak davacı ...'ın da toplamı 250.000,00-TL değerinde 25'er adet paya sahip olduğunu, en başından beri her iki ortak arasında eşitlik esasının mevcut olduğunu, ortaklık yapısının %50 - %50 olacak şekilde oluşturulduğunu göstermekte olduğunu, bu itibarla davacının bu davadaki taleplerinin öncelikle tarafların başından beri sürdürdüğü eşitlik esasına aykırılık teşkil ettiğini, 2018 yılında ait Olağan Genel Kurul Toplantısı 29/03/2019 tarihinde bakanlık temsilcisi gözetiminde yapıldığını, toplantıda hazirun listesi incelendiği ve şirketin paylarının 500.000,00-TL toplam itibari değerinin 250.000,00-TL olan 25 adet payın davalıya, 250.000,00-TL değerinde 25 adet pay ... tarafından toplantıda temsil edildiğini, şirket sermayesinin 500.000,00-TL'den 1.500.000,00 TL'ye arttırılmasına ay birliği ile karar verildiğini, genel kurul tutanağında ve anılan SMMM raporunda ortakların yeni pay oran ve adetleri bilhassa gösterilmediğini, raporun gerçek durumla ilgisi olmadığı gibi tamamen davalının haberi olmaksızın davacının menfaatlerine uygun şekilde hazırlandığını ve davalıdan saklandığını, gerek bakanlık temsilcisi gerekse davacı ve davalının imzalarının bulunduğu haiz 21/09/2020 tarihli hazır bulunanlar listesinde görüleceği üzere davalının sermaye miktarının 750.000,00-TL ve hisse adedinin 25, davacı ...'ın sermaye miktarının 750.000,00-TL ve hisse adedinin 25 olduğunu, ortaklar tarafından imzalanan Genel Kurula sunulan hazirun cetvelinde hisse adetlerinin 25-25 eşit olduğu, ...'ın iddia ettiği 27 adet hissesinin pay defterine de işlenmediği görüldüğünden yönetim kurulu tarafından hazırlanıp imzalanan hazirun cetveli üzerinden ay sayımı yapıldığını, sermaye artırımı iştirak taahhütnamesinde sahte imza bulunmakta olduğunu, taahhütname gerçek ile örtüşmeyen pay oranları içerip eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğunu, TTK'ya göre iştirak taahhütnamesinin olmaması veya geçersiz addedilmesi sermaye artırımına bağlı yeni payların dağılımını tamamen geçersiz kılacağını, sermaye arttırımı kararına ilişkin 29/03/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında rüçhan hakkının sınırlandırılması yahut kaldırılmasına ilişkin bir konu görüşülmediğini, bu hususa ilişkin diğer kurucu ortak olan ...'ın sermayesinin %60'ını oluşturan bir pay hakkı bulunmayıp her iki ortak da %50 pay hakkın sahip olduğunu, zira bu hakkın sınırlandırılması ya da kaydırılması için haklı bir sebep de bulunmadığını, TTK'nın 457. maddesine göre yönetim kurulu beyanı sahte imza içermekte olduğu, bu durumun aynı zamanda kanuna dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil ettiğini belirterek davacının huzurdaki haksız ve mesnetsiz davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Asıl dava davalı Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 09/10/2013 tarihinde tescil edilerek ticari hayatına başladığını, şirketin kurucu ortakları davacı ... ile davalı ... olduğu şirketin kuruluş sermayesinin 500.000,00-TL değerinde olduğunu, bu sermayenin her birinin 10.000,00-TL değerinde 50 paya ayrıldığını, payların 25 paya karşılık gelen 250.000,00-TL davacı ...'ın 25 paya karşılık gelen 250.000,00-TL ise davalı ...'na ait olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialarını ispatlaması gerektiğini, davalı şirketin tüzel kişilik olduğunu ve temsilinin davacı ve diğer davalıdan oluşan yönetim kurulunca yerine getirildiğinin izahtan veraset olduğunu, dava konusu işlem ve evrakların yasaya uygun olarak yerine getirilmesi gerektiğini, diğer davalının dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçeleri ve delilleri birlikte değerlendirildiğinde anılan sermaye arttırımının yasaya ve ana sözleşmeye uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/03/2019 tarihli Olağan Genel Kurul sonucunda sermaye arttırımı kararına ilişkin kurucu ortak ...'ın pay oranının lehine artırılması ve davacı ...'nun haberi olmaksızın pay oranının azaltılması, şirket ortaklık yapısında mutlak gözetilmesi gereken eşit hak ve yetki dengesini bozarak davalı şirkete ve davacı ...'nun haklarına zarar verici nitelikte olduğunu, bu şekli ile gerçek Genel Kurul iradesinin önlendiğini ve TTK'nın amir hükümlerinin çiğnendiğini, tarafların ortak iradesine ve anlaşmalarına daha önceki süreçte müvekkili ve diğer ortak ... arasındaki hisse eşitliğinin korunmasına ilişkin fiili uygulamalar ve teamüle aykırılık teşkil eden işbu habersizce pay oranlarında yapılan değişiklik ile TTK kapsamında zorunlu olan Genel Kurul Sermaye Artırım Bedellerinde ve Kararlarında davacı adının altına sahte imza içeren belgelerin bulunması nedeni ile 29/03/2019 tarihli genel kurul kararının mutlak butlanla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini, hem şirkette hem de davacıya sonradan telafisi güç ve imkansız zararlara neden olabileceğinden tercihen teminatsız veya mahkeme tarafından uygun görülen teminat karşılığında Genel Kurul Kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir<br>Birleşen dava davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, davacı ...'nun 29/03/2019 tarihinde bizzat katıldığı şirket genel kurul kararı için emredici v kamu düzenine ilişkin nitelikteki üç aylık süreyi geçirdikten sonra davayı açtığı, davanın dinlenebilir olmaması hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra açıldığını, davanın esası hakkında bir inceleme yapılmasına mahal olmaksızın usulden davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini, davalı vekili sıfatı ile yargılamaya katılmak isteyen İstanbul Barosu Avukatı ...'in bu isteminin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Av. ...'in davacı tarafından davalı şirketi davada temsil etmek üzere vekil tayin etmesi, davacı ve davalı sıfatının aynı kişide birleşmesi anlamına gelen bir hukuk garabeti olduğunu, Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş davalı firmanın 29/03/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 500.000,00-TL olan şirket sermayesinin 1.500.000,00-TL'ye arttırıldığı, şirket ortağı ...'ın 560.000,00-TL diğer şirket ortağı davacının 460.000,00-TL alacağının sermaye eklenmek suretiyle 1.000.000,00-TL arttırım yapıldığını, şirket ortağı ...'ın sermaye artışına dair diğer ortaktan daha fazla sermaye payı ödemiş olmasına arşın sicil kayıtlarında  iki ortağın sermaye payının eşit gözüktüğünü, gerçek sermaye oranlarının şirket ortağı ...'ın 810.000,00-TL ve 50 paya ayrılmış sermayenin 27 payı olduğunun tespiti için dava açılmasının sonrasında işbu davanın davacı tarafından açıldığını, 29/03/2019 tarihli genel kurul tutanağının tescil ve ilanının yapılmadığını, yasal süreler içinde tescil ve ilan işlemi tamamlanmadığı için genel kurul kararının geçersiz olduğunu, sermaye arttırımı iştirak taahhütnamesinde ve diğer iki belgede sahte imza bulunduğunu, genel kurul tutanağında Serbest Mali Müşavir raporunda şirket pay oran ve adetlerine yer verilmediğine ilişkin iddia ve anlamsız, yersiz ve dayanaksız olduğunu, şirket yönetim kurulu başkanı ...'nun mali müşavir raporunda sermaye oranının değiştiği gösterilmediği için bu raporda yazılanları anlamadığına gelen savunmanın hukuki bir değer taşımadığını, genel kurul toplantı tutanağının açıkça mali müşavir tarafından düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle yapıldığını, toplantıda ...'nun mali müşavir raporu içeriğine itiraz etmediğini ve davacı açısından bağlayıcı olan hususta bulunduğunu, 29/03/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının tescil ve ilanının yapılmadığına dair beyanın gerçek dışı olduğunu, ilan edilen metnin genel kurul kararı değil 29/03/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar olduğunu, davacının Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ilan aşamasında yapılan bir yazım hatasını kendi lehine kullanmak istediğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/386 Esas sayılı dosyasında ... adına 29/03/2019 tarihli genel kurul kararı ile ilgili olarak açılan tespit istemli dava dosyasında talepleri uyarınca mahkemece Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğüne davalı şirketin dosyasında bulunan ticaret sicil kayıtlarının tamamının istenmesi aşamasında Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan yazılıma dair basit yanlışlığın Sicil Memurluğu tarafından maddi hatanın resen düzeltildiğini ve 28 Eylül 2020 tarihinde düzeltmeler başlığında ilan yapıldığını, davacının sahte olduğunu iddia ettiği üç belgede yer alan ... ismi altındaki imzaların kim ya da kimler tarafından atıldığının ...'ın bilgisi dahilinde olduğunu belirterek davacı tarafından açılan davanın Türk Ticaret Kanunu 445 madde emredici ve kamu düzenine ilişkin olarak tayin edilmiş üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığı sabit olduğundan davanın esası hakkında inceleme yapılmaksızın davanın reddine, mahkemenin 2020/386 Esas sayılı dava dosyası ile işbu dosya arasında bağlantı bulunduğundan iki dosyanın birleştirilmesine, birleştirme kararı verilerek mahkemenin 2020/386 Esas sayılı dosyasının kabulüne diğer dosya olan 2020/463 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Asıl davanın kabulüne,<br>Davacı  ... ‘ın  , Bufala Süt Ürünleri San. Ve Tic.A.Ş’nde 1.500.000,00 TL sermayenin 810.000 TL’ sinin ve 50 paya  ayrılan hissenin 27 adedinin sahibi olduğunun tespitine,<br>Karar kesinleştiğinde Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bildirilmesine ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanına,<br>Birleşen Kocaeli 2.ATM nin 2020/463 E sayılı davanın  reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl davalı birleşen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Asıl davalı birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sermaye artırımı için kurucu unsur niteliğinde olan belgelerde yer alan imzaların sahte olduğunu, esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul toplantı tutanağının tescil edilmediğini, sermaye artırım kararına dayanak olarak gösterilen SMMM raporunun ait olduğu tarih itibariyle şirkete borca batık olduğu gerçeğini yansıtmadığı gibi müvekkilin raporun içeriğinden haberdar olmadığını, eşitlik esasına uygun olarak kurulan şirkette müvekkilini diğer ortağın hakim ortak konumuna geçmesi yönünde irade göstermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Asıl davacı birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davalı birleşen davacı vekilince istinaf dilekçesinde hiçbir yeni delil ibraz edilmediği gibi ilk derece mahkemesince iddia ve savunmalarının tamamının gerektiği gibi incelenip, nihai kararda gerekçeleri ayrıntılı olarak  karşılanarak hukuka uygun surette verilen karar ile ret edilmiş olduğunu belirterek; davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2021 tarih, 2020/386 Esas - 2021/330 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava; şirket ortaklık pay durumunun tespiti, birleşen dava; sermaye artırımına yönelik genel kurul kararının mutlak butlanla malul olduğunun tespiti ile iptali istemine yöneliktir.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 28/04/2021 tarih, 2020/386 Esas - 2021/330 Karar sayılı karar ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı, asıl davada davalı, birleşen davada davacı olan ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemizin 08/06/2022 tarihi, 2021/1422 Esas, 2022/1211 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay 11. HD., 06/12/2023 tarih, 2022/5306 Esas, 2023/7093 Karar sayılı ilamı ile; \"4.Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar iştirak taahhütnamelerindeki imzalar ve yönetim kurulu beyanındaki imzaların yönetim kurulu üyelerine ait olmadığı, SMMM raporunun içeriğinden ortakların haberdar olmadığı, sermaye artırım kararının 3 aylık sürede tescil edilmediği gerekçeleriyle söz konusu sermaye artrımına yönelik genel kurul kararının mutlak butlanla batıl olduğu kabul edilmiş ise de dava konusu genel kurul hazırun cetveli incelendiğinde ortaklar ... ve ...'nun toplantıya asaleten katıldığı görülmektedir. 29.03.2019 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde ...'nun toplantıya başkanlık ettiği, genel kurulun 8 inci maddesinde şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6 ncı maddesinin tadil edilerek 500.000,00 TL olan ortaklık sermayesinin her biri 30.000,00 TL değerinde, 50 paya ayrılarak 1.500.000,00TL'ye çıkarılmasına, artırılan 1.000.000,00TL'lik sermayenin 29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporu ile tespit edilen şirket bilançosunda kayıtlı ortakların alacaklarından karşılanmasına oybirliğiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Şirket ortaklarının, kararda belirtilen SMMM raporunun genel kurulun bilgisine sunulmadığına dair açık bir itirazları olmadığı gibi SMMM raporunun içeriğine dair açıklama talebinde de bulunmayıp karara muhalefet edilmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu SMMM raporu teknik rapor olup ortakların ya da yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıması gerekmemektedir. Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı ticaret sicilinde 12.04.2019 tarihinde tescil ve ilan edilmiş; ancak ilanda bu karar yönetim kurulu kararı olarak yazılmış ise de 28.09.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde genel kurul kararı olduğuna dair düzeltme ilanı yayınlanmıştır. <br>5.Bu durumda söz konusu sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının oy birliği ile alındığı, ortakların muhalefetinin bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünün aksine butlan koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir. \" gerekçeleri ile dairemiz kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Dairemizce bozma sonrasında yapılan yargılamada bozma kararına uyularak bozma kapsamında yargılamaya devam edilmiştir.<br>Somut olayda dosya kapsamındaki delillere göre;<br>Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Kandıra ... sicil numarasına 09 Ekim 2013 tarihinde tescil edilen Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 500.000,00-TL nominal değerindeki  kuruluş sermayesinin her biri 10.000,00-TL olmak üzere 50 paya ayrıldığı, 25 payın ...'a, 25 payın ise ...'na ait olduğu, şirketin 2018 yılı olağan genel kuruluna yönelik oluşturulan yönetim kurulu gündemi ile 29/03/2019 tarihinde toplandığı ve toplantıya katılan iki üyenin olumlu oyu  ile gündemin (8) nolu kararı ile şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinin tadil edilerek 500.000,00-TL olan ortaklık sermayesinin her biri 30.000,00-TL değerinde, 50 paya ayrılarak 1.500.000,00-TL'ye çıkarılmasına, artırılan 1.000.000,00-TL'lik sermayenin 29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 sayılı SMMM raporu ile tespit edilen şirket bilançosunda kayıtlı ortakların alacaklarında karşılanmasına karar verildiği;<br> Aynı tarihte şirket yönetim kurulu üyelerinin görev taksimi ile ...'nun yönetim kurulu başkanlığına, ...'ın ise başkan vekilliğine şirketi münferiden temsil ve ilzam etmek üzere atandığı, sermaye artırımını içeren genel kurul kararı  ve ekleri ile bu kararın tescil ve ilanına ilişkin dilekçe, yönetim kurulu üyelerinin temsiline ilişkin karar, 6102 sayılı TTK'nın 457. maddesine göre hazırlanan yönetim kurulu beyanı ve sermaye artırımına iştirak taahhütnamesinin tescil ve ilan için ticaret sicil müdürlüğüne ibraz edildiği; <br>İbraz edilen iştirak taahhütnamesi ve  29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 sayılı SMMM raporunda; ortaklardan ...'ın 560.000,00-TL, ... 440.000,00-TL şirketten alacaklı olduğu, bu miktarların sermaye artırımında takas edilmesi sonrası yeni ortaklık sermayesinin 810.000,00-TL'sinin ...'a 690.000,00-TL'sinin ise ...'na ait olduğunun belirtildiği görülmüştür. <br>Sermaye artırımına esas sözleşmeyi tadil eden genel kurul kararının 12 nisan 2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde, şirketin temsil ve ilzama yetkili kişilerine ilişkin karar ile birlikte ilan edildiği, bu ilanda Tescile Delil Olan Belgeler olarak Kocaeli 1.Noterliğinin 02.04.2019 tarih ... sayılı ile tasdikli 29.03.2019 tarihli ... sayılı Yönetim Kurulu Kararının gösterildiği akabinde yargılama sırasında Ticaret Sicil Müdürlüğünce düzeltmeler başlığı altında 28 Eylül 2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde resen düzeltme ilanının yapıldığı \"Tescile Delil Olan Belgeler\"  Kocaeli 1.Noterliğinin 02.04.2019 tarih ... sayılı ile tasdikli 29.03.2019 tarihli 2019/2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı, Kocaeli 1.Noterliğinin 02.04.2019 tarih ... sayıl ile tasdikli 29.03.2019 tarihli genel kurul kararı  olarak gösterildiği görülmektedir. <br>Öte yandan, 21/09/2020 tarihinde şirketin 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, toplantı öncesi şirket ortakları ve bakanlık temsilcisinin imzasını içeren hazirun cetvelinde ortakların pay ve sermaye durumunun eşit olarak (25 pay, 750.000,00-TL sermaye) gösterildiği, genel kurul sırasında ortaklar arasında davaya konu pay durumunun tartışmaya açıldığı, şirket pay defterlerinin kayıt içermemesi nedeniyle hazirun cetveli uyarınca toplantının gerçekleştirildiği ve oyların eşitliği nedeniyle kararlarının alınamadığı, akabinde davacı ... tarafından açılan eldeki asıl dava ile; 29/03/2019 tarihli genel kurul kararı uyarınca  şirket ortağı ... ‘ın, Bufala Süt Ürünleri San. Ve Tic.A.Ş’nde 1.500.000,00-TL sermayenin 810.000,00 TL’sinin ve 50 paya  ayrılan hissenin 27 adedinin sahibi olduğunun tespitine karar verilmesinin istendiği, bu davanın yargılaması sırasında ise, diğer ortak ... tarafından birleşen dava ile; 29/03/2019 tarihli Olağan Genel Kurulun sermaye artırımına ilişkin kararının mutlak butlanla (yoklukla) malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. <br>1-Birleşen dava yönünden yapılan incelemede;<br>Birleşen davada uyuşmazlık, birleşen dava davacısının ileri sürdüğü hükümsüzlük iddiasının butlan sebebi mi yoksa iptal sebebi mi olduğu noktasındadır.<br><br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. <br>Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir.<br>Anılan hükümler ile Yargıtay 11. HD., 06/12/2023 tarih, 2022/5306 Esas, 2023/7093 Karar sayılı ilamı ile ileri sürülen iddia incelendiğinde, bozma ilamında da belirtildiği üzere ortakların toplantıya asaleten katılması, birleşen dava davacısının toplantıya başkanlık etmesi ve kararda belirtilen SMMM raporunun genel kurulun bilgisine sunulmadığına dair açık bir itirazı olmaması, SMMM raporunun içeriğine dair açıklama talebinde de bulunmaması dikkate alındığında ileri sürülen iddianın 6102 sayılı TTK'nın 447 ve 6098 sayılı TBK'nın 27. maddesinde sayılı butlan sebeplerinden olmadığı bu nedenle alınan kararın koşulların varlığı halinde iptalinin istenebileceği, birleşen dava davacısının olumsuz oy kullanıp karara muhalefet etmediği bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 445. Maddesinde sayılan iptal davası açabilecek kişilerden olmadığı anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Asıl dava yönünden yapılan incelemede;<br>Asıl davadaki uyuşmazlık, esas sermaye sistemine tabi bulunan şirketin 29/03/2019 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulun (8) nolu kararı ile ortakların şirketten olan alacaklarının takası suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımı kararının usulüne uygun olup olmadığı ile var ise usulsüzlüğün tabi olacağı yaptırımın niteliğine göre artırım kararın sonuç doğurup doğurmayacağı üzerine olduğu anlaşılmaktadır.  <br>   Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin söz konusu genel kurul kararı öncesinde ortaklarının eşit pay sahibi oldukları, genel kurul kararı sonrası ortaya çıkan değişikliğin iştirak taahhütnamesi ve  29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 sayılı SMMM raporunda yer aldığı ve mevcut halinin ortaklar arasındaki eşitliği ... aleyhine bozduğu, sermaye artırımını içeren genel kurul kararının tescil ve ilanına ilişkin dilekçe, 6102 sayılı TTK'nın 457. maddesine göre hazırlanan yönetim kurulu beyanı ve sermaye artırımına iştirak taahhütnamesinde yer alan imzaların yönetim kurulu üyelerinin eli ürünü olmadığı imza sahiplerinin (tarafların) ikrarları ile sabittir. Bu hal üzerine söz konusu belgelerin niteliği ve sermaye artırımına yönelik genel kurul kararına etkisinin öncelikle belirlenmesi gerekmektedir. <br>Bu kapsamda; 6102 sayılı TTK'nın 456/2 maddesi uyarınca sermaye artırımı, esas sermaye sisteminde genel kurula ait yetki olup, aynı yasanın 459. maddesine göre, artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamının ya değişik esas sözleşmesinde ya da iştirak taahhütnamesinde taahhüt edileceği belirtilmiştir. <br>Öte yandan, TTK'nın 456/3 maddesine göre;\" Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa izin geçersiz hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.\" Aynı yasanın 457/1. Maddesine göre;\"Yönetim kurulu tarafından sermaye artırımının türüne göre bir beyan imzalanır. Beyan, bilgiyi açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre hazırlanır.\"  457/2 maddesinde ise; beyanda; \"bir borcun takası söz konusu ise, bu borcun varlığı, geçerliliği ve takas edilebilirliği belgeli ve gerekçeli açıklamalarla yer alır.\" düzenlemeleri yer almaktadır.<br>6102 sayılı TTK'nın 455. Maddesinde genel kurul kararlarının tescili \"Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından, şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil edilir; ayrıca ilana bağlı hususlar ilan ettirilir; tescil ve ilan edilen karar şirketin internet sitesine konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere esas sermeye sistemine tabi anonim şirketlerde sermaye artırımı, esas sözleşme değişikliği şeklinde genel kurul kararı alınması, yönetim kurulunun tescil ve ilanı için beyanda bulunması ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi şeklinde üç aşamada gerçekleşmektedir. <br>Anılan düzenlemeler uyarınca bu aşamalar kısaca; artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamının değişik esas sözleşmesinde taahhüt edilmesi, genel kurulun sermaye artırımına yönelik karar alması, karar tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde yönetim kurulu tarafından artırım kararının tescil ve ilan ettirilmesi, ayrıca ortakların şirketten olan alacaklarının takası suretiyle yapılan artırıma yönelik yönetim kurulu tarafından beyan hazırlanması, beyanda; şirket borcunun varlığı, geçerliliği ve takas edilebilirliği belgeli ve gerekçeli açıklamalarla, açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre düzenlenmesi ve yönetim kurulu tarafından imzalanarak ve beyan edilmesi şeklinde açıklanabilir. Söz konusu bu işlemlerin genel kurul kararının yürürlüğe girmesi ve geçerli bir sermaye artırımı için geçerlilik koşulu olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, bu unsurları içermeyen sermaye artırımı kararının tamamlandığından dolayısıyla geçerliliğinden söz edilemeyecektir.<br>Eldeki davada; esas sermaye sistemine tabi bulunan şirketin, ortaklarının şirketten olan alacaklarını sermaye artırımında takas etmek ve bunu esas sözleşmede değişiklik yaparak gerçekleştirmek istedikleri anlaşılmaktadır. <br>Bu belirlemeden sonra eldeki uyuşmazlıkta bu aşamalar incelendiğinde; sermaye artırımı için esas sözleşme değişikliği şeklinde genel kurul kararı alındığı, alınan bu genel kurul kararının birleşen davada butlanının istendiği, Yargıtay 11. HD., 06/12/2023 tarih, 2022/5306 Esas, 2023/7093 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca butlan sebebinin bulunmadığı ve genel kurul kararının iptali koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar verilmiş olup sermaye artırımı için geçerli bir genel kurul kararı olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Diğer yandan, genel kurul kararının 3 aylık süre içerisinde ilan edilmediğine yönelik savunma yönünden yapılan incelemede, anılan bozma ilamında da belirtildiği üzere gerekli ilanın yapıldığı ve maddi hatanın daha sonra düzeltildiği anlaşılmakla \"şeklen\" yapılmış bir ilanın var olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Sermaye değişikliği ilanının yapılabilmesi için yukarıda belirtildiği üzere yönetim kurulunun beyanı (m. 457/1-2) ve tescil ve ilan talebinin (m. 455) bulunması gerekir. Bu nedenle, anılan hükümlerde sermaye artırım işlemlerinin tamamlanması için yönetim kurulu beyanının olması ve tescil ve ilan talebinde bulunulması sermaye artırımı içim kurucu aşamalardan birisidir. Yönetim kurulu beyanı mevcut değilse veya ticaret sicil memurluğuna tevdi edilmemişse sermaye artımı batıldır (TK m.447, BK m. 27 f.1). Çünkü, YK beyanı sermaye artırımının emredici bir hükmü ve olmazsa olmaz (conditio sine qua non) nitelikte bir parçasıdır (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, İstanbul 2019,  Güncellenmiş, Yeniden Yazılmış 14. Bası, s:220).<br>Eldeki uyuşmazlıkta, yönetim kurulu beyanına ve tescil talebine ilişkin belgelerdeki imzaların yönetim kurulu üyelerine ait olmadıkları, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, bu nedenle geçerli bir beyanın varlığından söz edilemeyeceği, haliyle yönetim kurulunun sermaye artırım kararının tamamlanmasına ilişkin bir iradesi olduğunun kabulünün olanaklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, taraflar arasındaki niza sonrası bu iradenin düzeltilmesi de mümkün değildir. Bu halde, dava konusu sermaye artırımına yönelik tamamlayıcı unsurlarındaki eksiklik sebebiyle taraflar yönünden sonuç doğurması ve geçerlilik kazandığından bahsedilemez. Bu nedenle asıl davanın da reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yargıtay HGK'nın 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı kararı uyarınca, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada taraflar yararına ayrıca istinaf vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br>Açıklanan gerekçelerle asıl ve davanın ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>İlk derece mahkemesi kararının Dairemizin 08/06/2022 tarih ve 2021/1422 Esas 2022/1211 karar sayılı kararı ile kaldırılması, Dairemiz kararınında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2023 tarih ve 2022/5306 Esas 2023/7093 Karar sayılı kararı ile bozulması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına,<br>1-Asıl davanın REDDİNE, <br>a-Alınması gerekli 472,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,20-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>b-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>ç-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine, <br>d-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-Birleşen davanın REDDİNE,<br>a-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>b-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>ç-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>d-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>c-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 324,20-TL ve posta gideri 73,00-TL olmak üzere toplam 397,20-TL yargılama giderinin asıl davacıdan alınarak istinaf edene verilmesine, <br>ç-İstinaf edenin yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  istinaf edene iadesine,<br>d-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair asıl  dosya davacı/birleşen dosya davalı vekili ile asıl dosya davalı/birleşen dosya davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.16/05/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"879f49ce14907763","SID":"2adfc3cc09c04ba1"}}