{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/603 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1105<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.02.2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/177 E.<br>TALEBİN  KONUSU\t: İhtiyati Tedbirin Kaldırılması<br>KARAR TARİHİ\t: 30.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30.05.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2024 tarih 2022/177 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, taraflar arasında akdedilmiş olan 21.03.2007 tarihli \"Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi\" uyarınca, müvekkilinin ... A.Ş.’nin sermayesinin %50’sini oluşturan 13.800.000 adet hissesini davalıya devrettiğini, sözleşme tarihinde şirketin unvanının ... A.Ş. olduğunu, hisse devri sözleşmesinin inançlı işlem olarak yapıldığını, sözleşmeye göre sonraki dönemde müvekkiline veya müvekkilinin göstereceği kişi veya kişilere devredilen hisselerin iade edilmesi gerektiğini, davalının ise hisseleri müvekkilinin rızası ve bilgisi olmadan ...bank’a rehnettiğini, böylece ilgili hisselerin müvekkili veya müvekkilinin göstereceği kişi tarafından devralınmasının önüne geçildiğini, ... A.Ş. nezdinde %50'şer ortak olma yönündeki tarafların iradelerine aykırı hareket edildiğini, müvekkilinin 30.03.2012 tarihli “Letter” başlıklı sözleşme ile devir hakkını Avustralya'da yerleşik ...'nin Türkiye'de kurulu iştiraki olan dava dışı ... Şti.'ne devretmeyi ve davalıdan alacağı %50 hissenin ...’a devredilmesini sağlamayı vaat ettiğini, bu doğrultuda 04.05.2012 tarihli ve orijinali İngilizce olan \"Acknowledgement\" Türkçesi “Alındı/Onay/Kabul” başlıklı belgeden anlaşılacağı üzere ...’un davalıya başvurarak 21.03.2007 tarihli sözleşme uyarınca müvekkiline ait olan hisselerini alma yönündeki iradesini davalıya bildirdiğini, davalının da 3.676.443 USD’nin faiziyle kendisine ödenmesi halinde %50’lik hisseyi kendilerine devredeceğini beyan ettiğini, bunun üzerine ... Ltd. Şti. ile davalı arasında bir süreç işletilse dahi davalının sürekli olarak bir kısım ek yükümlülükler getirmeyi istemesi ve bunlarda diretmesi üzerine taraflar arasında bir mutabakat sağlanamadığını, ... ile davalı arasında mutabakatın sağlanamaması üzerine bu sefer müvekkilinin davalıya 23.03.2015 tarihli ihtarname gönderdiğini, %50’lik hissenin direkt olarak kendisine devredilmesini ve ödenecek tutar varsa bildirilmesini ihtar ettiğini, davalının 03.04.2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde müvekkilinin hisselerini devir alma hakkını ... Ltd. Şte.'ne temlik ettiğini ve bu haliyle talepte bulunamayacağını ihtar ettiğini, olayda iddia edildiği gibi bir temliğin bulunmadığını, 30.03.2012 tarihli “Letter” başlıklı sözleşmenin bir temlik değil temlik vaadi niteliğinde olduğunu ileri sürerek, öncelikle ihtiyati tedbir yoluyla, ... A.Ş.'nin mülkiyeti taraflar arasında çekişmeli olan davalı adına kayıtlı 13.800.000 adet hissesinin dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar başkalarına devir ve temlik edememesi, ayni ya da şahsi hak ile takyit edilmemesi, bu hisselerin değerleri ve şirket sermayesi içindeki oranının azaltılmasına neden olacak sermaye artınmı vb. işlemlerin yapılmamasına; Dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar ... A.Ş.'nin mahkemece atanacak kayyım tardından ya da onun nezaretinde idaresine ve bu amaçla mahkemece resen seçilecek bir ya da birkaç kişinin kayyım olarak atanmasına; ... A.Ş.’nin sermayesinin %50’sini oluşturan 13.800.000 adet hissesinin davalı adına kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu hususun ortaklar pay defteri ile ticaret sicil kaydında tashihine, 21.03.2007 tarihli sözleşme madde 3.2’ye göre hesaplanacak olan davacının belirsiz alacağının tespiti ile şimdilik 1.000,00-TL tutarındaki kısmının tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince 06/02/2018 tarihli tensip tutanağının 10. nolu bendinde \"İncelenen dilekçe ile sunulan belgeler ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin yerinde görülen ve HMK'nın 389 ve devamı maddelerine göre koşulları bulunan ihtiyati tedbir isteğinin kabulü ile, davalının ileride uğraması muhtemel zararlarını karşılamak bakımından davacı tarafça dava değeri olarak gösterilen 1.342.691,40 TL'nin takdiren %15'i oranında nakit teminat verilmesi veya geçerli bir banka teminat mektubu sunulması durumunda; dava konusu edilen ... A.Ş.’nin davalı adına kayıtlı 13.800.000 adet hissesinin 3. kişilere devir ve temlik edilmemesi, ayni ya da şahsi hak ile sınırlandırılmaması, bu hisselerin değerleri ve şirket sermayesi içindeki oranının azaltılmasına neden olacak sermaye artırımı ve benzeri işlemlerin yapılmaması yönünde itiraz yolu açık olmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı vekilinin ... A.Ş.’ye kayyım atanması yönündeki isteğinin davalı tarafın davaya ilişkin cevapları alındıktan sonra değerlendirilmesine \" karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili, 26.02.2018 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbire itiraz etmiş; mahkemece duruşma açılarak; davanın konusu olan hisselerin davalı tarafça 3. bir gerçek ya da tüzel kişiye devredilmesi durumunda, ileride davanın kabulle sonuçlanması halinde davacının hissesine erişememe ve zarar görme ihtimali bulunduğu, kaldı ki ihtiyati tedbir kararının davalının faaliyetine engel oluşturacak nitelikte olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararına davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2018/1552 E. 2019/127 K. Sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince, dava konusu hisselerin geri devralınması konusunda davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/1997 E. 2020/212 K. sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili, 31.03.2023 tarihli duruşmada, yeniden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesini mütekaip davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2023/857 E. 2023/1028K. sayılı ilamı ile talebin esastan reddine karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili, 09.02.2024 tarihli duruşmada, yeniden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  tedbir kararı verilmesindeki kanaati değiştirecek bir delil sunulmadığı, diğer yandan davalı vekilinin 06.02.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddine ilişkin olarak verilen 13.04.2018 tarihli ara karara yönelik istinaf itirazının ve 31.03.2023 tarihli tedbirin kaldırılması talebinin reddine yöneldik ara kara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine reddedildiği, bu aşamada ihtiyati tedbirin kaldırılması koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. \t<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, davacı tarafın iddialarının hiçbirini ispatlayamadığını, dava dışı ... Şirketi’ne ait tebliğe yarar bir adres bildiremediğini, mahkemece dava dışı şirketin tebliğe yarar adresini tespit edemediğini, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla yazılan müzekkereye, yaklaşık olarak 2 yıl geçmiş olmasına karşın henüz cevap gelmediğini, davacı taraf ise 4 ay boyunca dosyaya hiçbir beyanda bulunmadığını, yeni duruşma gününden 4 gün önce 05.02.2024 tarihinde dosyaya dava dışı şirkete ilişkin adres bildirdiğini,  davacı tarafın yatırdığı cüzi miktardaki teminat ile davalı şirketin hisselerinin % 50’sine tedbir konulduğunu davacının davayı aydınlatmaya yönelik herhangi bir çaba göstermemesi göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın huzurdaki davayı ikame etmekteki tek amacının davalı şirketin mağduriyetine sebebiyet vermek ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... Ltd. şirketleri arasındaki ticari ilişkinin niteliği, ne zaman ve nasıl sona erdiği, bu ticari ilişkinin halen devam edip etmediği, bu ilişki çerçevesinde yapılan ödemeler, davacıya herhangi bir yetki verilip verilmediği davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki açısından bir önem arz etmemediğini, davacı veya ... A.Ş. tarafından davalı şirkete sözleşme gereğince yapılacak bir başvurunun sözleşmede belirlenen süre içinde yapılması zorunlu olduğunu, 21.03.2007 tarihli Sözleşme’de; en geç 2013 yılı içinde müvekkil tarafından hisse devri yapılabileceği, davacının hisseleri devralacağı günü, devralacak gerçek veya tüzel kişiyi müvekkile noter aracılığı ile göndereceği yazılı bir ihtarname ile bildireceği, aksi halde hisseleri devir alma hakkından vazgeçmiş sayılacağı, bu halde davacının davalıdan zarar, ziyan, tazminat veya her ne nam altında olursa olsun herhangi bir talepte bulunmayacağı kararlaştırıdığını,. Bu nedenle müzekkere cevapları hangi yönde gelirse gelsin huzurdaki davayı etkilemeyeceğini, yazılan müzekkerelerin davacı ile dava dışı şirketler arasındaki var ise uyuşmazlığı aydınlatmaya yönelik olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında 21.03.2007 tarihinde Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi düzenlendiğini, davalının davacıdan devraldığı 1.710.000 adet hisseden 855.000 adedini en geç 2013 yılı içinde davacıya veya davacı tarafından gösterilecek gerçek veya tüzel kişilere Sözleşme’de öngörülen şartlar dahilinde devretmeyi taahhüt ettiğini, bu şartların ne olduğu cevap dilekçemizin 3. sayfasının 1.1 No’lu maddesinde detaylıca açıklandığını, davacının 21.03.2007 tarihli Sözleşme çerçevesinde, ... ve ... ile 30.03.2012 tarihinde “Letter” başlıklı bir mutabakat mektubu imzaladığını, davacının mutabakat mektubu ile Sözleşme’den/Opsiyon Sözleşmesi’nden doğan hakkını, sahipliğini, çıkarını ve menfaatini ...'a veya ... Grubu üyesi bir kişiye bedeli mukabilinde devrettiğini,  davacının hem hisse devir talep hakkını ...’ye devredip hem de halen 21.03.2007 tarihli Sözleşme’nin tarafı olmaya devam etmesinin ve davalının hem kendisine hem de ...’ye karşı aynı sorumlulukları taşımaya devam etmesinin sözleşme mantığına ve ticari hayatın kurallarına ters düştüğünü, davacı tarafça mesnetsiz şekilde ikame edilen davada, davacı tarafın talebi üzerine verilen tedbir kararı ile şirket hisselerinin yarısının devri yasaklandığı gibi sermaye artırımı ve benzeri işlemlerin yapılması da engellendiğini, davacı tarafın iddialarını ispat etmekteki çabasız ve isteksizliği göz önünde bulundurulduğunda davalı şirketin hisselerinin tedbirli kalması hakkaniyetsiz olduğunu, belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: İstem, hisse devir sözleşmesinin iptali ile devredilen hisselerin iadesi ve sözleşmeden doğan alacağın tahsili istemiyle açılan dava kapsamında ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin talebi üzerine davalı adına kayıtlı % 50 oranındaki 13.800.000 adet hissenin dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar başkalarına devir ve temlik edilmemesi ve bu hisselerin değerleri ve şirket sermayesi içindeki oranının azaltılmasına neden olacak sermaye artırımı vb. işlemlerin yapılmamasına ilişkin olarak ilk derece mahkemesince % 15 teminat karşılığında verilen ihtiyati tedbir kararına itiraza ilişkin olup,  ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle itiraz eden tarafın (davalının) itirazının  reddine karar verilmiştir. <br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\t6100 sayılı HMK'nın 394/1. maddesinde karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği belirtilmiş, aynı yasanın 394/4. maddesinde mahkemece ilgililer davet edildikten sonra itiraz hakkında karar verilebileceği, 394/5. maddesinde de itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın  341. maddesinde ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.<br>\t3.\tKanun koyucu ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını da özenle, açıkça ve ayrıntılı şekilde düzenlemiş olup HMK’nun 391. ve 394. maddelerinde yer alan kanun yollarına ilişkin düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolu açık değildir. Kanun koyucu bu yöndeki iradesini hem kanun yoluna başvurulabilecek tedbir kararlarını açıkça belirterek, hem de bunların dışındaki kararlara karşı kanun yollarına başvurulmasını yasaklayarak düzenlemiştir. HMK’nun 391. maddesinde sadece ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş iken HMK’nun 394. maddesinde ise sadece taraflar dinlenmeden verilen ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulacağı düzenlenmiştir. Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 395. maddenin 3. fıkrası ile durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 396. maddenin 2. fıkrasında, kanun yollarını düzenleyen HMK’nun 394. maddesinin 5. fıkrasına bilinçli olarak atıf yapılmamıştır. Kanun koyucunun, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunu açma gibi bir iradesinin olmadığı HMK’nun 395. ve 396. maddelerinin gerekçesinden de açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle HMK’nun 396. maddesine karşılık gelen Hükümet Tasarısının 400. maddesinin gerekçesinde bu husus çok açık ve ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir. Gerekçede belirtildiği üzere; ihtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir. Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez. Kanun yolu incelemesinde bu husus da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânı kapalı değildir.(Yargıtay 11. HD'nin 04/06/2012 tarih ve 2012/6529 E. -2012/9660 K., 30/10/2013 tarih ve 2013/14149 E. - 2013/19141 K. )<br>\tBu durumda, istinafa konu edilen ihtiyati tedbirin kaldırılması yönelik itirazın reddi kararın istinaf yoluyla incelenmesi  HMK'nın 396. maddesi kapsamında istinafı kabil bir karar niteliğinde olmamakla, istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>\t1-İhtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme ara kararının HMK'nın 396. maddesi uyarınca istinafı mümkün olmadığından davalının istinaf dilekçesinin REDDİNE,<br>\t2-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere 30.05.2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99771c28d6f798d9","SID":"6d6ce14c2dc8a1f4"}}