{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/556 <br>KARAR NO: 2024/904<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2024<br>NUMARASI: 2023/682  E. - 2024/140 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, ...'de inşaat faaliyetleri  yürüttüğünü, bu bağlamda çimentoya ihtiyaç duyan müvekkilinin, ... çimentosu satın almak için Eylül 2020 döneminde kendilerini  ... yetkilileri  olarak tanıtan ... ve ... isimli şahıslarla iletişime  geçtiğini, görüşmelerin akabinde, 250.000 metric ton gri portland çimentosunun alımı için 12.09.2020 tarihli  sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre  sözleşmeye konu çimentoların  davalı firma tarafından ... limanına  teslim edileceğini, çimentoların polipropilen çuval içerisinde, ilk teslimat 20.000 metric ton, kalan çimentolar ise 20.000-30.000 metric ton olmak üzere partiler halinde gönderileceğini, sözleşmeye göre müvekkilinin metric ton başına 73 USD ödeyeceğini, sözleşmeye konu çimentoya ehemmiyetle ihtiyacı olan müvekkilinin, sözleşmeyi garanti altına almak adına kendilerine herhangi bir ürün henüz teslim edilmeden  önce 730.000,00 USD'yi 09.10.2020 tarihinde ... aracılığıyla davalı firmaya gönderdiğini, taraflar ürünlerin içerisinde gönderileceği  çuval türü ve üzerinde bulunan logo hususlarında anlaşmazlık yaşadıklarını, bu anlaşmazlık  neticesinde  müvekkilinin dört katlı kraft çuval ve ... yerine ... talep ettiğini, bu talepleri üzerine davalı firmanın metric ton başına fiyatın 5 USD daha yüksek olması gerektiğini belirttiğini, müvekkilinin de kabul ettiğini, hal böyleyken metric ton başına 78USD ücret hususunda tarafların mutabık kalındığını, ancak belirtilen sürelerde malların tesliminin yapıldığını, müvekkilinin davalı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getireceği inancıyla 14.05.2021 tarihinde 170.000USD ücreti daha davalı firmaya ... aracılığıyla  gönderdiğini, ...'in Çin yeni yılı sonrası bu defa müvekkiline dolar kurunun tekrar yükseldiğini, metric ton başı ücretin artık 120USD olduğunu belirttiğini, müvekkili firmanın, metric ton başına anlaşma sağlanan 78USD ücretten taviz vermek pahasına sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmesi  için çaba sarf etmek istediğini, ancak bu defa ...'în, ürünlerin ... Çimento firmasının deposundan hala çıkartılmaması  sebebiyle ... Çimento'nun  kendilerine  300.000USD tutarlık bir icra takibi başlattığını ve bu ücretin de müvekkil firma tarafından  karşılanması gerektiğini ifade ettiğini, ahde vefa göstermediği  gibi müvekkilini  mağdur ettiğini, müvekkili firmanın, davalıya  900.000USD ödemiş olmasına rağmen, kendisine bir kilogram çimento dahi bugüne kadar gönderilmediğini, çimentoların  üretilmediğine  dair kuvvetli şüphelerinin bulunduğunu, sözleşmeye konu çimentonun üretilmiş olsa dahi, davalı şirketin temsilcisi ...'in iddialarının  - kabul etmemekle  birlikte - bir anlık kabul edilmesi varsayımında  dahi sözleşmenin ayakta tutulamamasından  müvekkilinin sorumlu olmadığını, şayet varsa dahi ... Çimento ile davalı firma arasındaki anlaşmanın  kendi sözleşmeleri çerçevesinde  sözleşmenin  taraflarını  bağlayacağını, müvekkilinin  davalı firmanın ... Çimento ile yapmış olduğu anlaşmayı  bilmesinin  beklenilmesinin  hayatın olağan akışına aykırı olduğunu  taraflar arasındaki  mal satım sözleşmesinin, resmi şekle uyulmadığından geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin davalı şirketin yetkilisi ... yerine yetkili olmayan ... ve ... tarafından imalandığını,  bu sebeple sözleşmede yer alan tahkim şartının da geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmelerin, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralının hiçbir zaman gözardı edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin  sözleşmeye güvenerek  yapmış olduğu ödemelerin şimdilik 1.000  USD'nin dava tarihinden itibaren  faizi ile tahsiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili davaya  cevap süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle;  davaya cevap süresinin uzatılması gerektiğini, esasa cevap verme hakları saklı olmak üzere sözleşmenin 14.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Cenevre Tahkim Heyeti'nin görevli olduğunu,  bu sebeple mahkemenin görevli olmadığını, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin  geçtiğini, davacının teminat yatırması gerektiğini savunmuştur.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \" ... Dava, taraflar arasındaki sözleşme konusu malın teslim edilmemesi nedeniyle, yapılmış olan ödemenin tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde, Sözleşmenin ... ile ... arasında Satım ve Alım Sözleşmesi olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14. Maddesinde 'taraflar tüm ihtilafları sulhen çözüme kavuşturmayı kabul ettikleri, bir uzlaşmaya varılamazsa, söz konusu ihtilafın Cenevre, İsviçre'deki Uluslararası Tahkim Birliği Odalarında tahkime havale edilecek, ilgili kurallara ve yönetmeliklere uygun olarak tayin edilen bir veya daha fazla sayıda hakim tarafından tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacaktır' maddesinin yer aldığı anlaşılımıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, ihtilafların tahkim yoluyla çözüleceğinin hükme bağlanmış olduğu, davalı tarafından tahkim itirazında bulunulmuş olduğu anlaşıldığından HMK 114/2 ve 4686 sayılı yasanın 5.maddesi gereğince  tahkim dava şartı ... \"  gerekçesiyle, davacının davasının HMK'nın 114/2 maddesi yollamasıyla 4686 sayılı Yasanın 5.maddesi gereğince usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dilekçeler teatisi tamamlanmaksızın duruşma günü verildiğini,  bunun usule aykırı olduğunu, müvekkilinin Haiti'de inşaat faaliyetleri  yürüttüğünü,  ihtiyaç duyduğu  çimentoyu  davalıdan almaya çalıştığını, davalıya 900.000USD  ödemesine rağmen  davacıya bir kilogram çimento dahi bugüne kadar gönderilmediğini dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmede her ne kadar anlaşmazlıkların Cenevre İsviçre Uluslararası Tahkim Merkezinde çözümleneceği belirtilmişse de, yetki sözleşmenin geçerlilik  şartlarından birisinin de  şüphesiz sözleşmeyi imza eden şahsın, gerçekten temsil ettiğini iddia ettiği şirket adına yetkili olması olduğunu, sözleşmeyi ... adına imza eden ... ve ... isimli şahısların, sözleşme imza tarihi itibariyle ... yetkilisi olmadıklarını, şirket yetkilisinin  ... olduğunu, bu durumun yerel mahkemenin İstanbul Ticaret Odasından celp etmiş olduğu bilgi ile de sabit olduğunu, davaya konu ihtilafta,  sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca Türk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, çimento alım satım sözleşmesi kapsamında çimentonun teslim edilmemesi sebebiyle ödenen bedelin iadesi talebiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda tahkim ilk itirazı kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ve davalı   arasında  11.09.2020 tarihli ''... Çimentosu Satım ve Alım Sözleşmesi''  başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Davacı, satın aldığı çimento bedelini ödemesine rağmen çimentoların kendisine teslim edilmediğini ileri sürmüş, davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde sözleşmeye bir itirazda bulunmamış, bilakis sözleşmenin 14. maddesine göre tahkim ilk itirazında bulunarak uyuşmazlığın İsviçre Cenevre Tahkim Heyetinde çözümlenmesi gerektiğini, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını savunmuştur. Davalı vekilince cevap süresi içinde tahkim ilk itirazınının ileri sürüldüğü açıktır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14. maddesi ''Taraflar tüm ihtilafları sulhen çözüme kavuşturmayı kabul etmişlerdir. Bir uzlaşmaya varılamazsa, söz konusu ihtilaf  Cenevre, İsviçre'deki Uluslararası Tahkim Birliği Odalarında tahkime havale edilecek, ilgili kurallara ve yönetmeliklere uygun olarak tayin edilen bir veya daha fazla sayıda hakim tarafından tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacaktır ... \" düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşme  davacı ve davalı tarafça imzalanmıştır. Davacı vekili her ne kadar sözleşmenin sözleşme tarihinde yetkilisi olmayan kişilerce imzalanması sebebiyle geçerli olmadığını ileri sürmekte ise de, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde sözleşmeye bir itirazda bulunulmamış, bilakis sözleşmenin tahkim hükmüne atıf yapılarak tahkim ilk itirazında bulunulmuş ve bu şekilde sözleşme benimsenmiştir. Bir uyuşmazlığın tarafları, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri (tahkime elverişli) bir uyuşmazlığın hakem veya hakem heyeti tarafından çözümlenmesini kararlaştırabilirler. Bir uyuşmazlığın hakemde görüleceğine ilişkin sözleşmeye tahkim sözleşmesi denir. Tahkim sözleşmesi, temel ilişkiyi düzenleyen sözleşmeden ayrı bir tahkim sözleşmesi olarak düzenlenebileceği gibi, temel ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye konulacak bir tahkim şartı şeklinde de yapılabilir. HMK'nın 412/1.maddesi uyarınca, \"Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.''  Bu yasal düzenlemede, UNCITRAL Model Kanunu'ndaki tanım esas almıştır. Benzer bir tanım, Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 4. maddesinde de yer almaktadır. Tahkim sözleşmesine dair yasal tanımdan da anlaşılacağı üzere, tahkim sözleşmesinin konusu, tahkime elverişli her türlü hukuki uyuşmazlıklardır. Uyuşmazlığın sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden ya da kanundan doğmuş olmasının bir önemi yoktur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için; tahkim sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olması, tarafların tahkim iradesinin tahkim sözleşmesinde tereddüde yer vermeyecek derecede açık bir şekilde tecelli etmiş olması ve uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olması ve gerekir. Somut olayda, tahkim sözleşmesinin geçerliliği bakımından bu üç koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Taraflar arasında imzalandığı ihtilafsız olan alım satım sözleşmesinin 14. maddesinde, taraflar arasında çimento alım satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceği belirlenmiştir. Eldeki davaya konu uyuşmazlığı kapsayan yazılı bir tahkim sözleşmesinin bulunduğu ve geçerlilik bakımından yazılılık koşulunun sağlandığı açıktır. İkinci olarak, tahkim sözleşmesinin konusu, tahkime elverişli her türlü hukuki uyuşmazlıklardır. Uyuşmazlığın sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden ya da kanundan doğmuş olmasının bir önemi yoktur. Hangi konuların tahkime elverişli olduğu HMK'nın 408 Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 1/4 maddelerinde  düzenlenmiştir. Madde hükümlerine göre, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Somut olayda, taraflar arasındaki çimento  alım satım sözleşmesinin tahkime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Tahkim sözleşmesinin (şartının), açık ve kesin şekilde taraflar arasındaki her türlü uyumazlığın tahkim yoluyla çözüleceğini öngördüğü ve sözleşmenin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta, uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki 12.09.2020 tarihli sözleşmeden  kaynaklanan uyuşmalıkların tahkimde çözülmesi konusunda tarafların açık iradesinin bulunduğu,  tahkim şartının geçerli olduğu, süresinde tahkim ilk itirazının ileri sürüldüğü anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu  karar usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.05.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68bd2f189af45bbb","SID":"6d246abff44df665"}}