{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/441 - 2024/820<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/441 <br>KARAR NO\t: 2024/820<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                           K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/111 E.  -  2021/384 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2021/111 Esas - 2021/384 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/86817 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2000/14660 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından, müvekkili markasının kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiğini, oysa başvuru markasının müvekkilinin markası ile birebir aynı olduğunu, ... ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığını, müvekkiline ait markanın ciddi kullanılmadığından bahisle aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzerlik iddiasının incelenmediğini, müvekkili markasının kapsamındaki sınıflarla başvuru kapsamındaki sınıfların aynı olduğunu, markaların halk tarafından karıştırılmasının kaçınılmaz bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, başvurunun tescili halinde davalının haksız kazanç sağlayacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-933 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının, itirazına mesnet markasını kullandığını ispat edemediğini, tanınmış markaya dayanarak bir başvurunun reddedilmesi için kanunda aranan koşulların somut olayda sağlanmadığını, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin ispata yarayan somut bir delilin sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK kararının iptali talebi yönünden; davalının kullanım ispatı talebi karşısında davacının marka işlem dosyası içerisinde başvuru tarihinden önce yoğun, ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli kullanımını ispata yarayan yeterli delilin bulunmadığı, dolayısıyla YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük talebi yönünden ise davalının başvuru kapsamında yer alan 29, 30. ve 32. sınıf mallar ile davacının mesnet markasındaki malların aynı, aynı tür ve benzer bulunduğu, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olduğu, bu sebeple taraf markaları arasında ilişkilendirme de dâhil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu, davalının hükümsüzlük davası yönünden kullanmama definde bulunmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ancak karar tarihi itibariyle de markanın tescil edilmediği, tanınmışlığı ispata yarayan yeterli delilin dosya kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla markanın tanınmış olmadığı, davalı yönünden, davacıyı baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olaya ilişkin delil bulunmadığından davalının kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemi ile açılan davada ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, gerek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, gerekse de mahkeme kararında, müvekkilinin itirazına mesnet markasının ciddi biçimde kullanıldığını ispatlayan delilin bulunmadığının belirtildiğini, oysa söz konusu markanın kullanımı ispatlayan ve tarih bilgisi içeren market broşürlerinin, 37 adet faturanın, ürün görsellerinin, ürün kataloğunun ve marka lisans sözleşmelerinin dosyaya sunulduğunu, kullanıma ilişkin yeterli ve gerekli veri dosyada mübrez iken yeterli delilin bulunmadığı gerekçesi ile YİDK kararının iptali yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin itirazına mesnet markasının tanınmış bulunduğunu, davalının bu tanınmışlıktan yararlanmayı amaçladığını, aksi yöndeki mahkeme tespitinin yerinde olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka başvurusuna itiraz aşamasında sunulan delillerle, davacının itirazına mesnet markasının ciddi biçimde kullanıldığının ispat edilemediği, bu itibarla kullanıldığı ispat edilemeyen davacı markasının, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirmeye alınmamasında bir isabetsizlik olmadığı, davacının itirazına mesnet markasının tanınmış olduğunun ya da başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,9‬0 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f98cd6df7fee9530","SID":"f6a1d7fb8c660103"}}