{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/484 - 2024/821<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/484 <br>KARAR NO\t: 2024/821<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/372 E.  -  2021/398 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü, <br>\t\t  Kullanımın Meni<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2021 tarih ve 2020/372 Esas - 2021/398 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/101635 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli \"...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın yerinde görüldüğünü ve başvurunun reddine karar verildiğini, davalı Şirketin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından kısmen haklı bulunduğunu, 44. sınıftaki \"Tıbbi hizmetler, veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler, tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri, işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri\" bakımından başvurunun tesciline karar verildiğini, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış olduğunu, davalı Kurum nezdinde de tanınmış marka olarak tescilli bulunduğunu, davaya konu başvurunun, \"...\" markasının tanınmışlığından haksız menfaat sağlayacağını, müvekkili markalarının itibar ve ayırt edici niteliğine zarar vererek sulandıracağını, davalının kötü niyetli olduğunu, başvuru markasının müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuruyla SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında iltibas yarattığını  ileri  sürerek, YİDK'in 2020-M-9030 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,  davalı tarafın bu markayı kullanmaktan men edilmesine, piyasadaki ve 3. şahıs elinde olan dava konusu markayı taşıyan ürünlerin toplatılmasına karar verilmesi talep  ve dava  etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili başvurusunda yer alan \"...\" ibaresinin, \"Pestisit Uygulamalarına Müdahale Aracı\" ibaresinin kısaltması olduğunu, müvekkilinin  tanınmış bir markanın tanınmışlığından faydalanmayı ya da onu sulandırmayı amaçlamadığını, telaffuzu çok uzun ve belki bazı kimseler için imkânsız olan fakat üretim için son derece gerekli olan bir unsuru benimsetmek ve yaygınlaştırmak için söz konusu ibareyi kullandığını, müvekkili başvurusunun \"...\" kelimesi ve \"....\" kısaltmasının  bileşkesinden oluşan bileşke bir marka olduğunu, bütüncül olarak ayırt edicilik taşıdığını, taraf markalarındaki logoların da tamamıyla farklı olduğunu, markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5 hükmünde yazılı hallerden herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmeyeceğini, kötü niyet iddiasının da mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, başvuru markası ile davacının markaları aynı veya benzer mal veya hizmet içermediğinden SMK'nın 6/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı, davacının \"...\" ibareli markasının \"spor giyim, ayakkabılar, spor malzemeleri, spor aksesuarları\" malları açısından tanınmış olduğunu, 78675 sayılı \"...+şekil\" markasının \"spor hekimliğinde kullanılan ölçme aletlerini\" ve 2009/55285 sayılı \"...+şekil\" markasının \"hasta kişiler için tekerlekli sandalye\" emtiasını kapsadığı, bu malların başvuru markasının tesciline karar verilen tıbbi hizmetlerle ilişkilendirilebilir mal niteliği taşıdığı, \"...\" ibareli başvuru markasının sadece 44. sınıfa konu \"Tıbbi hizmetler\" bakımından tescili veya kullanılması halinde potansiyel alıcılarının davacıyla veya ... markasıyla bir bağlantı kurmalarının/ilişkilendirmelerinin mümkün olabileceği, bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön vermeleri, davacı markasından davalı markasına imaj ve güvenin transferinin ve böylece haksız menfaat sağlanmasının veya davalı markası altında sağlanan hizmetlerde beklenen kalitenin bulunamaması halinde ise bu olumsuz düşünce ve algının ... markasına mal etmesi/tahmil etmesi, markanın çekim gücünün/ayırtedici gücü ve etkileme alanının zayıflaması, sıradanlaşması, itibar ve ayırtedici niteliğine zarar verilmesi hallerinden birinin gerçekleşebileceği, bu hizmetler açısından  SMK 6/5 maddesindeki nisbi red sebebinin  oluştuğu, SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2020-M-9030 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2019/101635 sayılı markanın kapsamında yer alan 44. sınıftaki \"Tıbbi Hizmetler\" yönünden iptali ile markanın bu hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br>           <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Şirketin müvekkilinin tanınmış markalarını oluşturan \"...\" ibaresini tescil ettirmeye çalışmasının, kötü niyetini gösterdiğini, dava konusu başvurunun tescilinin, işbu mahkeme kararıyla hükümsüz kılındığını, buna rağmen davalı tarafın bu markayı kullanmaktan men edilmesine, piyasadaki ve 3. şahıs elinde olan dava konusu markayı taşıyan ürünlerin toplatılması yönündeki taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında işaret bağlamında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, ancak itiraz gerekçesi markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin, başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle benzer olmadığını, markaların kapsadığı farklı emtia ve hizmetler göz önüne alındığında \"...\" ibareli markanın, \"Tıbbi hizmetler\" yönünden davacıya ait \"...\" ibareli markayı akla getirmeyeceğini, onun itibarından haksız yere faydalanmasının veya ayırt edicilik karakterini zedelemesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve  davalının söz konusu markayı kullanmasının önlenmesi istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. <br>\tDavacı taraf, YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile birlikte  davalı tarafın bu markayı kullanmaktan men edilmesine, piyasadaki ve 3. şahıs elinde olan dava konusu markayı taşıyan ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini de talep etmiştir. Mahkemece ise davacının bu talepleri için olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı gibi bu yönden bir karar da verilmemiştir. Bu durumda, az yukarıda açıklanan HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırılık bulunmaktadır. O halde bu husus düzeltilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. <br>Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/11/2021 gün ve 2020/372 Esas - 2021/398 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacı ve davalı... ayrı ayrı iadesine,\t<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  26/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024 \t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b072516910fbf57","SID":"eaafa4a59f2f576f"}}