{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/925<br>KARAR NO: 2024/813 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ : 29/2/2024 tarihli duruşma hazırlık tutanağı ara kararı<br>NUMARASI:2024/177 (E) - Derdest<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ 28/5/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı işleten ... Limited Şirketine ait, davalılar ... AŞ ve ...  AŞ'ye kasko poliçesiyle sigortalı dava dışı sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı aracın sürücüsünün %100 kusuruyla neden olduğu trafik kazasında müvekkilinin yönetimindeki ... plakalı araca çarparak yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, kazada müvekkilinin aracının pert olmasından dolayı aracın kazasız hali dikkate alınarak piyasa rayiç değeri saptanıp pert tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, minibüs şoförlüğü yaparak geçimini sağlayan ve meydana gelen kazada kaza nedeniyle işini yapamayan davacının kazanç kaybına uğradığını belirterek, ... Limited Şirketi adına kayıtlı kazaya karışan ... plakalı araç ile davalılar adına kayıtlı diğer taşınır ve taşınmaz mallar üzerine  üçüncü kişilere devir ve temliklerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, aracın kazasız hali dikkate alınarak belirlenecek piyasa rayiç değerine göre hesaplanacak 1.000 TL pert tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000 TL kazanç kaybı tazminatının davalı ... Limited Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 29/2/2024 tarihli duruşma hazırlık tutanağı ara kararıyla, davanın bir miktar alacağın tahsiline dayalı olduğu gerekçesiyle, uyuşmazlık konusu olmayan ... plakalı aracın trafik kaydına ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; dosyada yer alan belgelere göre ... AŞ'nin kasko poliçesinin iptal edildiğini, ... Sigorta AŞ bünyesindeki poliçenin geçerli olup olmadığının da belirsiz olduğunu, davalı ... Limited Şirketinin ise poliçeler ile ilgili kuşkulu işlemler yapmasının, müvekkilinin alacağının tahsilini imkansız kılmak amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini, 2023 yılı Aralık ayında ülkemizden çıkan yabancı ülke yurttaşı olan araç sürücüsü ... ulaşılması olanağının bulunmadığını belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı yapılan inceleme sonunda: Talep, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. HMK'nin 389'uncu maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre ihtiyati tedbir kararı ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Diğer bir anlatımla, dava görülmekte iken davalının, dava konusunu başkasına devretmesi olanağı bulunduğundan, davacının davayı kazanması durumunda dava konusu şeye kavuşması tehlikeye girebilir. İşte, davacının davayı kazanması durumunda dava konusuna kavuşmasını, daha dava sırasında (hatta davadan bile önce) güvence altına almaya yarayan geçici hukuki korumalara da ihtiyati tedbir denir. İhtiyati tedbirde dava konusu olan şey, söz gelimi taşınır veya taşınmaz mal için önleyici veya koruyucu tedbir alınır. Çünkü davanın konusu ihtiyati tedbire konu olan şeyin kendisidir. İhtiyati tedbirin özel bir türü olan ihtiyati haciz ise konusu ve tabi olduğu hükümler yönünden ihtiyati tedbirden farklıdır. Yalnızca para alacaklarına ilişkin davalarda  (veya icra takiplerinde) söz konusu olan ihtiyati haciz, alacaklıya henüz kesin haciz isteminin yetkisinin gelmediği bir dönemde, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmak suretiyle alacaklının para alacağının zamanında (dava veya icra takibi sonunda) ödenmesini güvence altına alır. İhtiyati hacizde ihtiyaten haczedilen mallar, alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibini konusu değildir (davanın veya icra takibinin konu para alacağıdır) ve borçlunun herhangi bir malıdır (alacağı, hakkı vb.). Oysa ihtiyati tedbirde üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar, davacı ve davalı arasında çekişmeli olup davacının açtığı veya ileride açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. İhtiyati tedbirle, dava konusu olan ve kime ait olduğu taraflar arasında çekişmeli bulunan mal için koruma tedbiri alınır; ihtiyati haciz de ise, dava (veya icra takibi) konusu olan para alacağının ileride dava (veya icra takibi) sonunda ödenmesini güvence altına almak için, dava (veya icra takibi) konusu olan para ile hiçbir ilgisi olmayıp ve davalıya (borçluya) ait olduğu taraflar arasında çekişmeli bulunmayan mallara el konulur (bu mallar ihtiyaten haczedilir). (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, sayfa 558 vd.)Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 20/12/2013 gün 2013/21-179 (E) -2013/1676 (K) sayılı kararında da açıklandığı gibi, konuları bakımından ihtiyati haciz sadece taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklara ilişkin olabildiği halde, ihtiyati tedbirin konusu daha geniştir. Gerçekten ihtiyati hacze konu teşkil eden şeyler dışında bir şeyin yapılması veya yapılmamasına dair eylemler ile bir şeyin teslimi veya bir paranın ödenmesi veya ödenmemesi gibi yükümlülükler de ihtiyati tedbirin konusunu oluşturabilir.Uygulamada, somut olayda olduğu gibi, para alacağına ilişkin davada  ihtiyati tedbir talep edilmesi durumunda, davacının amacının para alacağını  teminat  altına almak olduğu dikkate alınarak, talebin HMK'nin 33'üncü maddesi uyarınca ihtiyati haciz hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim yukarıda açıklanan YHGK kararın da, HMK'nin 389'uncu maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece \"uyuşmazlık konusu hakkında\" verilebilmesi nedeniyle para alacağına ilişkin davadaki talebin ihtiyati tedbir olarak kabul edilmesi olanağının bulunmadığı da açıkça vurgulanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacının eldeki davayı, trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatı ve kazanç kaybı tazminatının  tahsili amacıyla açtığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlık konusunun \"para\" olduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin \"ihtiyati tedbir\" biçimindeki talebinin, \"ihtiyati haciz\" olarak nitelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257'nci maddesi uyarınca, alacaklı, alacağı muaccel olup da rehinle de temin edilmemişse,  ihtiyati haciz talep edebilir. Aynı Kanun'un 258'inci maddesi gereğince de, alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Buradaki ispat tam ispat değildir. Mahkemede ihtiyati haciz isteyenin hakkının bulunduğuna dair kanı oluşması, diğer bir anlatımla hakkın bulunduğunun kuvvetle olası görülmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; haksız eylem niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın, davaya konu kazanın meydana geldiği tarihte talep ve dava edilebilir hale gelmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, davacının maddi zararının henüz belli olmadığı, diğer bir anlatımla davacının tazminat alacağı yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, zararın miktarı yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin yukarıda esas numarası belirtilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 29/2/2024 gün ve 2024/177 (E) sayılı ara kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre;1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin, zararın miktarı yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması nedeniyle reddine, 2-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, II-İstinaf İncelemesi Bakımından;1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istemde bulunulması durumunda, ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine,2-İstinaf kanun yolu aşamasında davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin esas hakkında verilecek kararda dikkate alınmasına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nin 362/1-f ve İİK'nin  258'inci maddesinin, 3'üncü fıkrası uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/5/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19f092e572c0b925","SID":"ddfed72e2a6ec255"}}