{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/598 <br>KARAR NO: 2024/816<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>TARİHİ: 09/02/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2024/122 Esas<br>TALEP: İhtiyati Haciz - İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>İhtiyati haciz/tedbir talebinin reddine ilişkin 09/02/2024  tarihli ara kararın ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>TALEP: Davacı vekili: müvekkili şirket, ... markasının sahibi ve işleticisi olup Türkiye çapında 150'den fazla şubesiyle hizmet veren aynı zamanda hisseleri borsada işlem gören bir firma olduğunu, davacı müvekkili şirket, davalıdan iki adet \"2023 model sıfır koluman pilot dorse\" satın almış ve bedelini de davalıya ödediğini, ancak davalı borçlu bedelini aldığı dorseleri müvekkile teslim etmediğini ve devrini gerçekleştirmediğini, taraflar Bakırköy ... Noterliği'ne gittiklerinde, araçların üzerinde haciz olduğu öğrendiklerini, bu bağlamda davalıya ödenen bedeller davalıda karşılıksız kalmış ve davacı müvekkili mağdur olup ve zarara uğradığını, davalının borca batık olması veya hesaplarındaki paraları başka hesaplara gönderme ve müvekkilinin parasını iade alamama durumu söz konusu olduğunu, bu nedenle davalının menkul, g.menkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>ARA KARAR: Mahkemece; dava para alacağına ilişkin olup talep de para alacağının tahsilinin güvence altına alınmasına ilişkin olduğunu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de dava konusu alacağın para alacağı olması sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmayıp, İİK'nun 257. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz hükümleri olayda değerlendirilebileceğini, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığının ancak yargılama aşamasında yapılacak tahkikat neticesinde tespit edilebileceğini, bu aşamada sunulan bilgi ve belgelerin tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini yaklaşık ispata elverişli olmadığını, bu nedenle muaccel bir alacağın varlığı hususunun bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği kanaatine varıldığından ihtiyati haciz/tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekili; Davaya konu talebin İİK 257 ve HMK 389 koşulları oluştuğunu, ilk derce mahkemesinin ara kararı usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkiline 2 adet dorse için 1.860.000-TLlik fatura kestiğini, davacı müvekkilinin söz konusu fatura karşılığını banka aracılığı ile ödediği banka dekontları ile sabit olduğunu, davalının ödemesini aldığı dorseleri müvekkiline  devir ve teslim etmediğini, dava dosyasından davalının ücretini aldığı dorseleri teslim edemediği ve edimini yerine getirmediğini, TBK mevzuatı gereği aldığını geri vermesi ve davacı müvekkilinin zararlarını karşılaması gerektiği dolayısıyla müvekkilinin alacağının muaccel olduğu yasal mevzuat gereği olduğunu, davalının borca batık ve hacizli dorseler nedeniyle mal kaçırması ve gizlemesi hayatın olağan akışı gereği olduğunu, davalının borca batık ve ödeme güçlüğü içinde olduğu ve yaklaşık 1,5 sene sürme ihtimali yüksek yargılama sonunda davanın kabul edilmesi halinde dahi müvekkilinin mağduriyetinin giderilemeyeceğini, müvekkili, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir sebebiyle davalının muhtemel zararlarını karşılayacak teminatı da karşılamaya hazır olduğundan davalının herhangi bir zararının oluşmayacağını, bu sebeplerden dolayı kararın kaldırılarak davalının menkul, gayrimenkul ve 3. Kişelerdeki alacaklarına takdiren teminatsız/gerektiğinde teminat mukabilinde ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, araç alımı için davalıya ödenen bedellerin araçların teslim alınamaması nedeniyle öncelikle araçların teslimi olmadığı takdirde ödenen bedellerin iadesi istemine ilişkindir. İİK'nın 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK'nın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre: \"İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" Bu madde uyarınca ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. İİK 257. maddesi hükmü uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel bir para alacağının bulunması ön koşuldur. Varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Davalının malvarlığı ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının iş bu davanın konusunu teşkil etmediği açıktır. HMKnın 389 maddesinin açık hükmü gereği ihtiyati tedbire ancak davalı borçlunun uyuşmazlık konusu olan mal varlığı değerleri bakımından karar verilebileceği, para alacağı talepli davalarda koşulları varsa İİK hükümlerine göre ihtiyati haciz kararı verilebileceği, somut uyuşmazlıktaki gibi konusu para alacağı olan davalarda ihtiyati tedbir kararı verilmesi imkanı bulunmadığı yargı kararları ile sabittir. Davacı ihtiyati tedbir talep eden vekilinin talebi satın alınan dorselere ihtiyati tedbir konulması değil malvarlığına tedbir konulmasına ilişkin olduğundan  ihtiyati tedbir talebi yerinde değildir. Somut olayda; davacı tarafından davalıdan satın alınan dorselerin hacizli olmaları nedeniyle devir alınamadığı ileri sürülerek  adına gönderilen havale makbuzları sunularak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. İhtiyati haciz talebi dava dilekçesi ile birlikte yapılmıştır. Tarafların delillerinin toplanmadığı  bir evrede, muaccel alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat düzeyinde delil bulunduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması halinde her zaman ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında sonuç olarak ihtiyati haciz talebinin yasal koşulları bulunmadığından, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispatın sağlanmadığına yönelik ara kararda isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, istinaf sebepleri yerinde görülmeyen ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati haciz/tedbir  talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İhtiyati haciz/tedbir talep eden davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85d1c5e91785ece8","SID":"216ecfdf9e11105d"}}