{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/200 Esas<br>KARAR NO: 2024/644<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/09/2020<br>NUMARASI: 2016/1100 Esas, 2020/489 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı otelin ısıtma sisteminde kullanılan vananın göbeğine yakın bölmesinden kırılması nedeniyle,  26/09/2014 tarihinde su baskını yaşandığını ve otelde ve eşyalarda hasar meydana geldiğini, hasar nedeniyle sigortalıya 09/01/2015 tarihinde 24.772,59 TL sigorta tazminatı ödendiğini, alınan tespit raporunda vanadaki bu şekilde kırılmanın ancak üretim hatasından veya montaj hatasından kaynaklanmış olabileceğinin ifade edildiğini, bu nedenle vananın üreticisi davalı ....AŞ ve vananın montajını yapan davalı ...'ın zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını, ancak davalıların sigortalıya ödenen sigorta tazminatı ile işlemiş faizin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlattıkları takibe haksız itiraz ettiğini, davalı ....AŞ icra dairesinin yetkisine de itiraz etmişse de, davalının yerleşim yeri olan İstanbul İcra Dairesinde takip başlattıklarından davalının icra dairesinin yetkisine itirazının da haksız olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... vekili cevabında; müvekkilinin 1368 adet vananın montajını yapmasına rağmen sadece davaya konu vananın çatlamasının müvekkilinin montaj ve işçilik hatası yapmadığını gösterdiğini, montaj ve kurulum usulüne uygun olduğundan ...'ın da sistemi devreye aldığını, sigortalının yaptıkları montaj işçiliğine ilişkin herhangi bir ayıp ihbarı ya da itirazının bulunmadığını, tespit raporunda vanada meydana gelen yırtılmanın imalat hatasından ya da montaj hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi için laboratuvarda inceleme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili ile sigortalı arasında yapılan sözleşmede yapılan işçiliğe iki yıl garanti verildiğini, fakat bu garantinin sadece işçilik ve hatalı işçilik konusu ürün ile sınırlandırıldığını, hatalı işçiliğin meydana getireceği tamir ve tadilat işleri gibi tali zararlara garanti verilmediğini, sigortalının olayda mütefarık kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, sigortalının su vanasına ilişkin su tesisatında gerekli denetim ve kontrolleri yaptırıp yaptırmadığının tespiti gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı  ....AŞ vekili cevabında; takipte müvekkili şirketin yerleşim yeri icra dairesi olan Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin yetkili olduğunu, olaydan itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra takip başlatıldığını, tespit raporunda vanada meydana gelen yırtılmanın imalat hatasından kaynaklandığının tespiti için labaratuvarda inceleme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, Yıldız Teknik Üniversitesinde kırık vanadan numune alınarak yapılan incelemede; malzemede bir hata bulunmadığı, muhtemelen vanaya dışarıdan vidalanan boru vasıtasıyla gelen aşırı bir yükleme veya aşırı sıkmanın doğurabileceği burulmanın kırılmaya neden olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hasarın montaj hatasından kaynaklandığını, olay tarihinin belli olmadığını, davalılar arasında müştereken ve müteselsilen sorumluluk bulunmadığını, her bir davalının kendi kusuru oranında sorumlu olması gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; tespit dosyasında, vanada meydana gelen yırtılmanın sebebinin ancak vanada laboratuvar ortamında inceleme yapılmak sureti ile tespit edilebileceğinin rapor edildiği, aldırılan bilirkişi raporunda da aynı hususun belirtildiği, ancak söz konusu vana incelenmek üzere dosyaya sunulmadığı gibi bundan sonrada sunulmasının mümkün olmadığı, vanada laboratuvar ortamında yapılması gereken incelemenin yaptırılamadığı, bu haliyle zararın oluşumunda davalıların kusuru ya da başka bir etkenin etkili olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı sigortacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; tespit raporunda, vanadaki kırılmanın imalat hatası veya montaj hatasından kaynaklanmış olabileceği belirlendiğinden, olayda hiçbir şekilde kullanıcı hatası bulunmadığını, Yıldız Teknik Üniversitesi laboratuvarında gerçekleştirilen incelemede montajı gerçekleştiren firmanın kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu incelemenin dikkate alınmadığını, delil niteliği taşıyan ekspertiz raporuna itibar edilmediğini, ilk alınan raporda kullanım hatası bulunmadığının tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK'nın 1472 maddesi uyarınca halefiyete dayalı olarak hasar sorumlusundan rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı şirkete Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı otelin ısıtma sisteminde kullanılan vananın göbeğine yakın bölmesinden kırılması nedeniyle 26/09/2014 tarihinde sigortalı otelde su baskını yaşandığı ve hasar meydana geldiği, davacının hasar nedeniyle sigortalıya 09/01/2015 tarihinde 24.772,59 TL sigorta tazminatı ödediği, ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, sigortalı otelde hasara neden vana kırılmasının imalat hatası ya da montaj hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda toplanmaktadır. Tespit dosyasında alınan raporda; vanalardaki kırılmanın üretim hatasından veya montaj hatasından kaynaklanmış olduğu, kırılmanın üretim hatası yada montaj hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda laboratuvar incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan 04/09/2018 havale tarihli raporda; yeterli ek teknik bilgilerin dosyaya sunulması halinde hasarın bilimsel sebebinin tespit edilebileceği belirtilmiştir.Mahkemece farklı bilirkişilerden alınan 29/01/2020 havale tarihli raporda; tespit raporunda olayın net sebebine ilişkin bir mütaala yer almadığı, olayın nedenlerini aydınlatacak fiziki delillerin ortada olmadığı, vana kırılmasının net sebebinin tespiti için vananın varlığının gerektiğini, vananın tetkiki ile üretim hatası veya montaj hatası olduğunun tespit edilebileceği, Yıldız Teknik Üniversitesinde yapılan incelemede aşırı burulma zorlanması ile kırılmanın oluştuğu kanaati hakkında detaylı açıklama yapılmadığı, mevcut dosya kapsamı ile kusur tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Somut olayda alınan raporlarda, sigortalı otelde su taşkınına neden olan vana kırılmasının, üretim hatası ya da montaj hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için, kırılmış vananın laboratuvar ortamında incelenmesi gerektiği, Yıldız Teknik Üniversitesinde laboratuvarda yapılan incelemenin ise yeterli açıklama içermediği, bu nedenle mevcut dosya kapsamı ile kusur tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.  Söz konusu kırılmış vana dosya kapsamına sunulmadığından incelenmesi mümkün olmamıştır. Bu durumda vana kırılmasının üretim hatası ya da montaj hatasından kaynaklandığı ispatlanamamıştır. Yıldız Teknik Üniversitesinde laboratuvarda yapılan inceleme hükme esas alınan raporda değerlendirildiğine göre, davacının bu laboratuvar incelemesinin hiç dikkate alınmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde olmadığı gibi tek başına ekspertiz raporu da davalıların kusurunu ispatlamaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1100 Esas, 2020/489 Karar ve 22/09/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c90acb59f4d7e57","SID":"846752c8fc2ee69e"}}