{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/210 Esas<br>KARAR NO: 2024/635<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ 01/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1132 Esas, 2020/758 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından üretilen  ... unlu Mamul Programını davalının satın aldığını, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince davacının programı davalının merkez iş yerinde ve davalının belirlediği iki şubesinde bir ay süreyle deneme amacıyla kurduğunu, yapılan anlaşma gereğince bir aylık deneme süresinin ücretsiz olduğunu, davalının ise bir aylık deneme süresi sonunda programı satın almaya karar verdiğinde 17.000,00 TL program bedeli ve 3.060 TL KDV olmak üzere toplam 20.060,00 TL satın alma bedelini davacıya ödemeyi kabul ettiğini, bunun üzerine programın davalı şirketin tam kullanımına açıldığını ve taraflar arasında yapılan anlaşmada sadece merkez ve iki şubeye program kurulması gerekirken müvekkilinin ek bir ücret talep etmeden 18 şubeye programı kurduğunu, satın alma işleminden sonra davacının 05.06.2017 tarihinde ... nolu 20.060,00 TL bedelli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı şirketin fatura bedelinin 5.000,00 TL'sini ödediğini, bakiye 15.060,00 TL'sını ödemediğini, bunun üzerine icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,  davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında, davacı tarafça iş bu programın müvekkilinin şirket merkez ve şubelerinde kurulması ve sorunsuz bir şekilde işler hale geldikten sonra 1 aylık deneme süresi boyunca  taahhüt edilen şekilde çalışması halinde, satın alınması konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davacı şirketin iş bu anlaşmadan kaynaklanan ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, tüm uyarılara karşın programı sorunsuz olarak denemeye sunmak üzere işler halde teslim edemediğini, iş bu otomasyon sisteminin müvekkilinin gerçekleşmesini beklediği özellikleri taşıyacak ve davacı tarafça taahhüt edilen ve beklenen faydayı sağlayacak şekilde çalışmadığını,  sistemin eksiksiz, ayıpsız ve teklifte belirtilen işleri yapar halde teslimi sonrasında bir aylık deneme süresi öngörülmüş iken, davacı tarafından sistemin taahhüt edilen şekilde teslim edilmediğini,  davacının teklifinde yer alan 1 aylık deneme süresinin bir türlü başlatılamadığını, müvekkilinin bu otomasyon ile ilgili uğradığı sorunların defalarca davacı şirkete bildirildiğini, davacının eksik ve ayıpların giderilmesine yönelik etkin bir işlem yapmadığını, bahse konu sistemle ilgili müvekkilinin herhangi bir borcunun doğmadığını belirterek davanın reddine,  %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  Bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 15.059,58 TL asıl alacak ile 1.102,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.161,87 TL alacaklı olduğu  alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekil tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının sözleşme ile yüklendiği edimini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmediğini,  müvekkiline denemek üzere ayıpsız bir program teslim edilmediğini, taraflar arasında iş bu otomasyondan kaynaklı bir deneme süresi dahi başlamadığını; müvekkili açısından da sözleşmeden kaynaklı herhangi bir sorumluluğun doğmadığını,müvekkilinin sözleşmeye konu ayıplı üründeki ayıplar hakkında yasal süresi içerisinde davacıya ihbarda bulunduğunu, bunun öncesinde de tanıkların da anlatımlarında yer verdiği üzere ayıpların derhal davacıya bildirildiğini, müvekkilinin tüm bu süreç boyunca ilgili ürünün onarılması ile ayıpların giderilmesi, tam ve eksiksiz bir şekilde çalışır halde kendisine teslim edilmesini beklediğini, ancak davacının ayıpları gidermediğini, davacının iş bu sistemden başka bir sistem olan adisyon sistemine ve diğer teknik konulara dair verdiği servis formlarını adeta otomasyon sisteminin ayıplarını çözmüş gibi gösterdiğini, üstüne de huzurdaki davaya konu haksız takibi ikame ederek sözleşme bedelini talep ettiğini, bilirkişi raporuna dair itirazlarının ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, bu doğrultuda davacı tarafından oluşturulan ürünün müvekkili tarafından hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağını, taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkilinin deneme süresinin başlamadığını, ayıplı programı almadığı ve satın almadığı programın parasını ödemek zorunda olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ... otomasyonu bedeline ilişkin bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından, davalı hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak olan 15.060,00-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında İntek Program Kurulum ve satın alma protokolü düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir.İstinafa konu uyuşmazlık, davalının faturaya konu otomasyon sistemini satın alıp almadığı, davacının edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği, yapılan işin ayıplı ve eksik olup olmadığı, davacının bakiye fatura bedeli talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece davalı tarafın teslim aldığı ürünler hakkında yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığı, bilirkişi raporu ile davacının davalıdan toplam 16.161,87-TL alacaklı olduğunu tespit edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı hükmü istinaf etmiştir. 30/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı  tarafından incelemeye sunulan 2017 ve 2018 yıllarına ait Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK, İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı  tarafından incelemeye sunulan 2017 ve 2018 yıllarına ait E-Yevmiye, E- Kebir Beratlarının süresi içinde alınmış, ancak, 2017 ve 2018 yılı Envanter defterleri bulunamadığı için incelemeye sunulamamış olduğundan, takdirin Mahkemeye ait olduğu, taraflar arasında düzenlenme tarihi tespit edilemeyen ve sadece davalı tarafın imzasını taşıyan 20.060,-TL değerli bir sözleşmenin bulunduğu, takip konusu borcun bu sözleşme konusu ... Üretim Ve Satış Otomasyonu programının satışından kaynaklanan bakiye borç olduğu, sözleşmeye göre deneme süresinin bir ay olduğu vc uzatılamayacağı, servis formlarına göre programın yaklaşık 10 ay süreyle davalı şirket tarafından kullanılmış olmasının, kısmi ödeme yapılmış olmasının taraflar arasında bîr sözleşmenin bulunduğu şeklinde değerlendirilebileceği, teknik olarak dava konusu yazılımın ayıplı olduğu ile ilgili bir delil bulunamadığı, davalı şirketin TBK.m.474/I gereğince programla ilgili gözden geçirme ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü süresinde ve usulünce yerine getirdiğinde ve eseri kabul etmediğine ya sözleşmeden döndüğüne dair bir tespit bulunmadığından, TBK..m.477'ye göre mevcut haliyle kabul etmiş sayılabileceği, davacı kendi Ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi olan 06/04/2018 tarihi itibari ile, 7.216,36 TL alacaklı olduğu, ancak, davacı tarafından sehven yapılmış olduğu tespit edilen düzeltmeler yapıldığında, davacı tarafın 06.04.2018 icra takip tarihi itibariyle alacağının 15.059,58 TL olacağı, davalının incelenen ticari defterlerinde, davacıya 06.04.2018 takip tarihi itibariyle 15.059,58 TL borçlu olduğu, davalı tarafından davacıya düzenlenmiş bir iade faturası bulunmadığı, davacı tarafından muhasebe kayıtlarında gerekli düzeltmeler yapıldığında, taraflar arasında cari hesap farkının bulunmadığı, davacının  06.04.2018 tarihli icra takibinde asıl alacağı 1.352,82 TL İşlemiş faiz talep etmiş olduğu, ancak tekrar işlemiş faiz hesabı yapılmış olunduğunda, işlemiş faiz tutarının 1.102,29 TL hesaplanmış olduğu, buna göre davacı lehine karar alınması durumunda davacı şirketin takip tarihi itibariyle 15.059.58 TL Asıl Alacak +1.102,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.161,87 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 470.ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi iş sahibininde bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. 6098 sayılı TBK'nun 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. 475. maddesinde ise, iş sahibinin seçimlik haklarına yer verilmiş, ilk fıkrasında eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibinin seçimlik haklardan birini kullanabileceği belirtilmiştir. 475/1.bentte, eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabulü zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olduğu takdirde sözleşmeden dönebileceği belirtilmiştir.  6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi kapsamında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar usulüne uygun tutulmuş olup delil niteliğindedir. Aynı yasanın 190.maddesinde ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.fıkrasında bir faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde herhangi bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı belirtilmiştir.Somut davada davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ürünün bir ay deneme süresinin bulunduğunu, deneme süresinin ücretsiz olduğunu, bu süreden sonra davalının ürünü satın almaya karar verdiği ve ürünün tam olarak kurulduğunu ancak davalının fatura bedelinin bir kısmını ödediğini bakiye fatura bedelini ödemediğini iddia etmiştir.Davalı ise sözleşmeye göre davacının edimlerini eksik ve ayıplı yerine getirdiğini, sistemin tam ve eksiksiz bir şekilde yapılıp kullanmak üzere müvekkili şirkete teslim edilmediğini bu nedenle deneme süresinin başlamadığını, müvekkilinin ayıplı ürünü satın almadığını ve satın almadığı ürünün parasını ödemek zorunda olmadığını savunmuştur. Ancak davalı sözleşme bedelinin bir kısmını herhangi bir ihtirazı kayıt koymaksızın ödemiş, ödeme tarihinden önce herhangi bir ayıp ihbar veya ihtarında bulunmamıştır. TBK 477.maddesinde eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı ancak onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğun devam edeceği belirtilmiştir. Somut davada, taraflar arasındaki düzenlenen bila tarihli İntek Program Kurulum ve satın alma protokolünün 2.4 maddesinde davalının 1 aylık deneme süresinin sonunda programı satın almaya karar vermesi durumunda Ek 1 de belirtilen bedelleri ödeyerek programı satın alacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin Fiyatlandırma başlıklı Ek1 başlığında sözleşme bedeli 20.060,00-TL olarak kararlaştırılmıştır. Görüleceği üzere sözleşmeye göre programın bir ay süreyle deneme amaçlı çalıştırılmasından sonra davalı şirketin satın almaya karar vermesi halinde bedeli ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dosyada alınan bilirkişi raporundan tarafların imzası bulunan yaklaşık 10 aylık süreye yayılmış servis formlarından, bir aylık deneme süresinden sonra da çalışılmaya devam edildiği görülmüştür. Bu durumda davalının deneme süresi sonunda programı satın aldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça sözleşme edimlerin eksik ve ayıplı olarak yerine getirilmiş olduğu iddia edilmiş ise de, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna veya sözleşmeden döndüğüne ilişkin iddiasını ispat edemediği ve ürünü TBK 477.maddesine göre mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ve özellikle tarafların ticari defter ve kayıtlarından, davacının edimlerini yerine getirdiği, davalının ise davalı tarafça sözleşme kapsamında düzenlenmiş olan faturayı kabul ederek ticari defterlerine kaydettiği ve yukarıda ifade edildiği üzere herhangi bir ihtiraza kayıt koymaksızın 5.000,00-TL lik kısmını ödemiş olduğu anlaşılmaktadır. İcra takibi ve dava konusu faturanın davacı ile davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi itibariyle 15.059,58-TL davacıya faturadan kaynaklı bakiye borcunun bulunduğu anlaşılmış, bu nedenle davalının istinaf nedenleri yerine görülmemiştir.Belirtilen nedenlerle, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu fatura alacağı yönünden iddialarını ispat ettiği anlaşılmış, davalı, icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat edememiştir. Ayrıca fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğundan, davacı lehine asıl alacağın % 20'si tutarında icra tazminatına hükmedilmesi yerinde olup Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1132 Esas, 2020/758 Karar sayılı ve 01/12/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 276,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 151,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.23/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"030052c3c044ecd1","SID":"d439959c95b8e4d8"}}