{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/280 Esas<br>KARAR NO: 2024/639<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2020<br>NUMARASI: 2019/617 Esas, 2020/726 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... bakım, onarım, tamir ve tadilatı ile iştigal eden küçük bir şirket olduğunu, asıl borçlu olan ... ise bir catering işletmesi olup müvekkili şirket ile 20 yılı aşkın bir süredir devam eden iş beraberliği bulunduğunu, borçlu ... Tic. A.Ş.'nin son dönemlerde ödeme güçlüğü çekmesi ve ödeme yapmaması üzerine yapılan görüşmede “şirket olarak ekonomik olarak zorda oldukları ve şirketi satmaya çalıştıkları ve alıcı firmanın tüm alacaklıların alacağını ödeyeceği ifade edildiğini, ancak zaman içinde ödeme yapılmayıp bilgi akışı kesilince müvekkili şirketin, yaptığı hizmet ve harcadığı malzemelerden kaynaklı alacağının tahsili amacı ile; Büyükçekmece ... Noterliği aracılığı ile 15.02.2019 tarihinde, ... yevmiye no ile ihtarname çekilerek borcun ödenmesinin istendiğini, borçlu şirketin bu ihtara karşılık 20.02.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile Bakırköy .... Noterliği aracılığı ile müvekkili şirkete borçlu olmadıklarını belirttiğini, bu beyan üzerine müvekkili şirketin 01.03.2019 tarihinde icra takibi başlattığını, borçlu şirket vekilinin 05.03.2019 tarihinde \"alacaklı şirkete herhangi bir borçları olmadığını belirterek alacağın tamamı ile tüm ferilerine” haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduklarını, daha sonra borçlu şirketi merkezi Ankara'da bulunan ... tarafından satın alındığını ve borçlarının bu yeni firma tarafından ödeneceğinin bildirildiğini, uzun süre bekledikten sonra 19.08.2019 tarihli en son görüşmede \"ödemede bulunmayacakları ve davanın açılmasını beklediklerini\" söylemeleri üzerine haklı olarak davayı açmak zorunda kaldıklarını, müvekkili şirketin, hem asıl borçlu olan .... Tic. A.Ş. 'nin ve hem de tüm hak ve borçlan ile satın alan ... A.Ş. içinde ... Anonim Şirketi'nin haksız ve dayanaksız itirazları neticesinde zarara uğradığını, arz ve izah edilen sebeplerle talebinin kabulü ile; davalı borçlunun haksız ve yersiz olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin %40 tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkili ... Anonim Şirketi açısından davacı yanca arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığını, bahsedilen müvekkili açısından davanın esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini, ayrıca bu müvekkili açısından husumet itirazının da mevcut olduğunu, Davacı yanın her ne kadar ödenmeyen bir takım alacağının var olduğunu iddia etmekte ise de söz konusu alacak miktarının varlığının doğru olmadığını, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde karşı tarafın üzerine düşen borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesine rağmen ifa talebinde bulunması durumunda diğer tarafa borcun varlığının kabulü anlamında olmamak kaydı ile savunmasında bulunma hakkı tanındığını, karşı ifanın yerine getirilmemiş olması yanında ayrıca ifanın veya ifa teklifinin miktar ve nitelik bakımından borçlanılmış edime uygun olmasının da aranacağını, aksi halde borçlu alacaklının ayıplı ifasını reddederek gereği gibi ifa yapılıncaya veya teklif edinceye kadar kendi edimini ifadan kaçınabileceğini, davacı yanın davalı müvekkiline karşı olan edimini gereği gibi yerine getirmemesi sebebi ile davalı müvekkilinin ödemezlik definde bulunma hakkının haiz olduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirket aleyhine başlatılan haksız icra takibine itiraz etme zarureti hasıl olduğunu, davacı yan tarafından talep edilen %40 oranında icra inkar tazminatının da fahiş olduğunu, davanın kabulü anlamında olmamak kaydı ile bu yönüyle de taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının haksız ve dayanaksız beyanları ile açılmış olunan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan ve husumetten reddine, her halükarda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; İncelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 7.656,72-TL faturaya dayalı cari hesap alacağının bulunduğu anlaşıldığından davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın davalı ... Anonim Şirketi açısından kabulüne, diğer davalı ...i Anonim Şirketi bakımından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalılar vekil tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; devreden ... A.Ş. firması ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ve devralan yeni firma ... grubu, onun tüm hak ve borçlarından sorumlu olarak devir aldığından artık yeni firma bütün eski işlemlerden sorumlu olduğundan yeni firma ile de arabuluculuk görüşmesi yapılması istemi yargılama aşamasında mahkeme tarafından da eksiklik nedeni dile getirilmediğini, zira artık eski firma limon devir yapıldığından ortada alacağın tahsil edileceği bir firma kalmadığını, yargılama aşamasında Mahkemece yeni devralan firma ile arabuluculuk görüşmesi yapılmasını davanın ön şartı olarak değerlendirdiğine göre yargılama esnasında bu ön şart noksanlığının giderilmesi yönünde taraflara kesin süre belirleyip buna uyulmadığı takdirde yeni firma açısından davayı reddetmesi gerekir iken buna uyulmayarak davanın sonunda arabulucuğa gidilmemesi yönünden yeni firma yönünden dava şartı yokluğu nedeni ile usulden red kararı verilmesi hukuka aykırı olup istinaf nedeni olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini eski firma Limon tüm hak ve borçları ile devir edilmiş olduğundan takibin yeni alıcı firma ... A.Ş. üzerinden devamına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf nedenleri olarak; defter incelemesinin yapılacağı bilirkişi incelemesinden önce sunduğumuz beyan dilekçemizde müvekkil şirketlerimizin ilgili defterleri arşivde olduğundan dolayı temin edildiğinde tarafımızca dosyasına sunacağımızı bildirmiştik. Buna rağmen bilirkişi raporunda sadece davacı tarafın defterlerine dayanarak eksik inceleme yapılmış ve haksız olarak alacağın var olduğu tespit edilmiştir. Halbuki; davacı defterlerinin tek başına iddianın kanıtı olarak değerlendirilmesi doğru değildir. sadece davacı yanın sunmuş olduğu defterlere dayanılarak alacağın var olduğunun tespit edilmesi ve davanın kabul edilmesi bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir. Açıkladığımız nedenler ile bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu oluştuğu aşikardır. Sadece tek tarafın delillerine dayanmadan, davalı müvekkilin de defterleri incelenerek sağlıklı sonuca ulaşılması için bilirkişiye ek rapor için tevdii edilmesini talep etmemize rağmen yerel mahkemece bu taleplerimiz reddedilerek, takibin devamına karar verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; davacının faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı...Anonim Şirketi aleyhine giriştiği icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı ... Anonim Şirketi aleyhinde dayanak 7.656,72 TL asıl alacak (cari hesap), 109,50-TL işlemiş faiz olmak üzere 7.766,22-TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturalardan kaynaklı cari hesaba dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi 02/06/2020 havale tarihli raporunda; davacı şirkete ait 2018 yılına ait ticari defterlerinin açılış tasdikleri ve beratlarının yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiğini, 6102 sayılı TTK 64/3 maddesi gereğince mevcut haliyle davacının lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davacı şirketin alacağının malzemeli servis hizmetinden oluştuğunu, takip tarihi itibariyle davalı şirketten 7.656,72-TL asıl alacağı ve 109,50-TL faiz alacağının bulunduğunu bildirmiştir.Mahkemece, 19.10.2020 tarihli celsede Mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş ve aynı celsenin 5 nolu ara kararı gereğince taraflara HMK 140/5 maddesi gereğince eksik delillerini sunmaları için 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin sürede bildirmedikleri takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiş, 11.02.2020 tarihli dilekçesi ile defterlerinin arşivde olduğunu, temin edildiğinde taraflarınca dosyaya sunulacağı bildirilmiş ancak karar tarihine kadar da herhangi bir defter ibraz etmemiştir.\"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır\". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı)Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Somut olayda, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların davacının usulüne ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi dosyaya sunulan davalı tarafça inkar edilmeyen hesap mutabakat belgesinin de dava konusu alacağı teyit ettiği, buna göre takip tarihi itibari ile davacının davalıdan takibe konu cari hesap tutarınca alacaklı olduğu dosya kapsamında alınan gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile sabittir. Bu durumda, dava konusu alacağın ödendiğini ispatla yükümlü olan davalı borçlunun ödeme iddiasında bulunmadığı gibi bu hususta dosyaya herhangi bir yazılı delil de ibraz edilmediğinden ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, faturaya dayalı alacak likit-bilinebilir olduğundan koşulları oluşan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin yerinde olmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde diğer davalı ... A.Ş.'nin davalı ....A.Ş.'yi tüm hak ve borçları ile devraldığından yeni devralan firma ile yeniden arabuluculuk işlemlerine başlanmasının usul ve ekonomisine aykırı olduğunu, bu davalı üzerinden takibin devamına karar verilmesini istinaf nedeni olarak bildirmiştir.Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun 2019/1787 büro dosya no, 2019/37690 arabuluculuk nolu dosyasının incelendiğinde; tarafların davacı ile davalı ... Anonim Şirketi olduğu diğer davalı ...Anonim Şirketi'nin ise arabuluculuk görüşmesinde yer almadığı anlaşılmıştır. 24.05.2018 tarihli Ticaret sicil Gazetesine göre davalı ...Aş. nin tek pay sahibinin diğer davalı ... A.Ş. olduğu, yine  29.07.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde, davalı ... A.Ş.nin diğer davalı ... Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, herhangi bir şirket devrinin söz konusu olmadığı davalı şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, takibin ....A.Ş. Hakkında başlatıldığı, davalı şirketler arasında TTK hükümleri gereğince yapılmış bir şirket devrinin söz konusu olmadığı, bu nedenle diğer davalı ... Anonim Şirketi bakımından açılan davada arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/617 Esas, 2020/726 Karar sayılı ve 19/10/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 130,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 296,80 TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.23/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b3259b7f1e8a2c2","SID":"0daa75e9443d1fad"}}