{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/536 <br>KARAR NO\t: 2024/922<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/219 E.  -  2022/30 K.<br><br>DAVACI\t: ...\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2022 tarih ve 2021/219 E. - 2022/30 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenilmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 200378, 200774, 202024, 2001/21519, 2001/12519, 2001/08706, 2001/08705, 2001/08716, 2001/08707, 2002/29382, 2002/29383, 2002/29384, 2002/29385, 2002/29386, 2003/09210, 2003/21289, 2004/11724, 2006/37735, 2006/37736, 2006/37737, 2012/80211, 2009/43538, 2010/52865, 2012/80212, 2013/74197, 2009/01186, 2012/72157, 2018/71108, 201414 sayılı \"...şekil\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini 43. Sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/109651 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini,  oysa müvekkilinin 1971 yılından beri bu markaların sahibi olduğunu, markalarını dünya çapında tanınır hale getirerek bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu hizmetlerin müvekkilinin 1971 yılından beri süregelen faaliyetlerini kapsadığını, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğunu, dava konusu markada “...” ibaresinin yanında keçi resmi ve “...” ibareleri olduğunu, markada ön planda olan unsurun “...” ibaresi olduğunu, markaların birebir aynı şekilde sonlandıklarını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarının bilinirliğinden yararlanma amacı taşıdığını, dava konusu markanın bütün olarak müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-3545 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/109651 sayılı \"...\" ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı şirket vekili, markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markaların başlangıç kısımlarının farklı olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici vasfının zaten olmadığını, ortalama tüketicilerin taraf markalarını karıştırmayacaklarını, logoların çağrışım yapmadıklarını, markaların görsel anlamda tamamen ayırt edici olduklarını, müvekkili markasının somut bir anlamı olduğunu, bench aleti ile yapılan bir hareketi ifade eden bir terim olduğunu, müvekkilinin faaliyetleri arasında spor faaliyetleri hizmetlerinin de yer aldığını, tarafların iştigal alanlarını tamamen birbirlerinden farklı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan 43. Sınıf  hizmetler bakımından birebir aynı; 30. Sınıfta yer alan genel tüketime uygun gıda malları bakımından ise benzerlik düzeyinde bir emtia benzerliğini ihtiva ettiği, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı \"...\" esas ibaresinden oluştuğu, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında bütünsel algılar itibariyle özelllikle görsel anlamda somut bir farklılık mevcut olup işitsel olarak da meydana gelen düşük düzeyli benzerlik halinden kaynaklı, tüketicinin her iki işaret arasında, doğrudan bir benzerlik kurması ve yanılgı oluşmasının mümkün olmayacağı, ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bir kararında ifade ettiği üzere, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında görsel ve işitsel yönden benzerlik bulunmasa, hatta genel görünüş (umumi intiba) açısından ayniyet veya benzerlik bulunmasa dahi, halk bunlar arasında herhangi bir şekilde bir bağlantı kuruyorsa karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabul olunacağı, dolayısıyla bu noktada taraf markaları arasındaki ilişkinin davacının markalarının tanınmışlığından bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi doğru olmayacağı, davacının markalarının hususiyetle, “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” – “kahve ürünleri – kahve faaliyetleri” açısından mevcut olduğu, bu tanınmışlığın ülkemizde ve hatta dünya çapında tanınmış markalarının bulunması ve somut olayda da markalar kapsamında ortaklığı tespit edilen hizmetlerden “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerinin davacı yanın bu tanınmışlığının bulunduğu hizmetlere yönelik olduğu gözetildiğinde, taraf markaları arasındaki ilişkinin davacı markalarının tanınırlığından bağımsız bir şekilde incelenmesi doğru ve isabetli olmayacağı, somut olayda da davacı yanın ülkemizde de çok uzun yıllardır bilfiil markasını aktif ve yoğun bir biçimde kullanmakta olduğu, pek çok şehirde “...” markasını taşıyan işletmelerinin, çok sayıda tüketiciye erişim sağladığı, dolayısıyla davacı markalarının Türkiye’de de yüksek tanınmışlık sahibi olduğu, marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü gözetildiğinde davalının, davacı tarafından oluşturulmuş ve içinde “...” kelimesi geçen marka ile benzer bir sistematikte oluşturulmuş “...” ibaresini, davacı yanın tanınmışlığının en üst düzey olduğu “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerini kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu edilmesi durumunda, tüketicinin dava konusu markanın, davacı tarafın “...” markası ile ilk anda çağrışımsal bir ilişki kurması kuvvetle muhtemel olacağı, halböyleyken dava konusu markanın oluşturulmuş sistematiği, davacı markasının ikincil sesini taşıyan “...” ibaresini bütün olarak içerdiği bir durumda her ne kadar  taraf markaları arasındaki ilişki düzeyi yüksek değil ise de uyuşmazlık konusu 43. Sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerinin davacı yanın tanınmışlığının bulunduğu sınıf oluşu da gözetildiğinde, davacı yanın özgün ve ayırt edici “...” markalarını çağrıştırır nitelikte yaratılmış “...” şeklindeki markada, “...” ibaresinin kullanımının herhangi bir zorunluluktan kaynaklı olmadığı ve bu ibarenin  “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ayırt ediciliği bulunan bir kavram oluşu, bu algının yanı sıra ilgili sektörde anılan ibare ile anılan hakim markanın davacı yana ait tanınmış markalar oluşu, dava konusu markada da her ne kadar jenerik bir kavram ise de “...” ibaresinin yer alması ve bundan ötürü oluşan kavramsal bütüklük itibariyle de tüketicinin dava konusu markanın, davacı markalarından esinlenilerek yaratıldığı yönünde bir algı edinimi için yeterli olduğu, bu tür markaların tesciline izin verilmesinin zaman içerisinde orijinal markanın ayırt ediciliğinin giderek zayıflama, benzer ticari isimler taşıyan çok sayıda işletmenin ilgili piyasada var olması sonucunu meydana getirebileceği, bu nedenlerle davacı markalarının tanınmışlığından yararlanma amacı taşıdığı görülen öğeler içerir şekilde oluşturulmuş dava konusu markanın, farklı şekillerde meydana getirilmesi de mümkünken davacı markaları ile benzer şekilde oluşturulmuş olmasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında 43.sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından davacı yanın markalarının tanınmışlığına bağlı oluşması muhtemel çağrışımsal bir ilişkilendirmenin mevcut olacağı, ancak başvuruda yer alan 43. Sınıftaki sair alt grup hizmetlerin, davacı markalarının doğrudan tanınırlığı bulunan hizmetler olmayışı ve taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin son derece düşük düzeyli oluşu karşısında, ilgili hizmetler açısından ise karıştırılma ihtimali veya tanınmışlık temelli bir korumanın davacı lehine gerçekleşmeyeceği, 43. Sınıfta yer alan sair hizmetler açısından ise taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin düşüklüğü de gözetildiğinde, davacı yanın markalarının tanınmış olmasının davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, dava konusu markanın anılan hizmetlerdeki tescilinin davacı yan markalarının ayırt edici karakterini, ticari itibarını ve tanınırlığını tehdit eden sonuçlar doğurmayacağı gibi davalı lehine de haksız bir menfaat temininine yol açmayacağı gerekçesi ile  davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2021-M-3545 sayılı kararının 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” emtiası ile sınırlı olarak iptaline, 2019/109651 sayılı markanın tescil edilmediğinden 43. sınıf “ Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” emtiası ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markaların bir kısmının dava konusu marka ile aynı ya da benzer emtiayı kapsadığını, markalar arasında ortalama düzeyde bir işitsel benzerlik ortaya çıktığını, müvekkile ait markaların tanınmış markalar olduğu, davalının da marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü varken, müvekkile ait “...” içerir tanınmış “...” markası ile aynı sistematikte oluşturulan markasının yine müvekkilin tanınmışlığının en üst düzey olduğu “yiyecek – içecek sağlanması” bakımından tescil talep edilmesinin, “...” markaları ile çağrışım yaratacağını, bu tür markaların tesciline izin verilmesi durumunda zaman içerisinde orijinal markanın ayırt ediciliğinin zayıflatacak olup ayrıca müvekkilin tanınmışlığından faydalanılmasına sebep olacağını, rapora ilişkin yapılan itirazlarınYerel Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetleri bakımından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davanın reddedildiğini, kararın yerinde olmadığını, davalıya ait markanın ... markasından esinlenilerek oluşturulduğunun açık olması sebebiyle, bu tür markaların tesciline izin verilmesinin zaman içerisinde ... markasının ayırt ediciliğinin zayıflamasına, benzer ticari isimler taşıyan çok sayıda işletmenin piyasada türemesine sebep olacağına dair isabetli tespitlere rağmen SMK m. 6/5 davalıya ait marka kapsamındaki tüm hizmetler yönünden uygulanmadığını, dava konusu markanın, müvekkiline ait tanınmış “...” markasının taklidinden ibaret olduğunu,  markaların yüksek derecede benzer olduğunun açık bulunduğunu, markalar yalnızca yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından değil, 43. sınıfın tüm alt sınıfları bakımından birebir aynı kapsamlara sahip olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız fayda sağladığı gibi müvekkilinin itibarına zarar verdiğini, davaya konu markanın kötüniyetli olarak gerçekleştirildiğini, kötüniyet iddialarının değerlendirilmediğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişilerin görüşlerine katılmanın mümkün olmadığnı, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında bütünsel algılar itibariyle özellikle görsel anlamda somut bir farklılığın mevcut olduğunu, tüketicinin her iki işaret arasında doğrudan bir benzerlik kurmasının ve yanılgı oluşmasının mümkün görülmediğini, mahkemenin hatalı bir değerlendirme yaparak davanın kısmen kabulüne karar vermesinin doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut olayda “...” ibaresi ile itiraza mesnet gösterilen markalardaki “star-...” ibaresinin görsel, anlamsal ve işitsel olarak birbirinden farklılık arz ettiğini, karıştırılma ihtimalinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece de bu tespitte bulunulmuş olmasına karşın tanınmışlık gerekçesiyle davanın “yiyecek içecek sağlama hizmetleri” açısından kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını, dava konusu marka başvurusu ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında karıştırılma ihtimali dahi bulunmadığından SMK 6/5 kapsamında bir tescil engelinin varlığından bahsedilmesinin mümkün olmayacağını, müvekkilinin kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\" esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>\t2-Davacı vekilinin istinaf istemine gelince, dosyada kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait \"...\" esas ibareli markanın, davalıya ait  \"...\" ibareli başvuru yönünden SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olan  \"...\" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markaları arasında, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" kelimesinden kaynaklı görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin bütüne de yayıldığı, davacı yanın özgün ve ayırt edici “...” markalarını çağrıştırır nitelikte yaratılmış “...” şeklindeki markada, “...” ibaresinin kullanımının herhangi bir zorunluluktan kaynaklı olmadığı, bu ibarenin  43. Sınıf açısından ayırt ediciliği bulunan bir kavram olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmıştır. <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan davaya konu markanın aynı hizmetleri kapsadığı anlaşılmaktadır. Zira karşılaştırılan malların/hizmetlerin dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu görülmektedir. <br>\tSMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Dosya kapsamında da belirlendiği üzere  davacının \"...\" ibareli markalarının, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kahve ürünleri,  kahve faaliyetleri açısından dünya çapında tanınmış olduğu, tanınmış markaların daha yüksek bir korumayı hak ettiği, dava konusu başvurunun tescilinin, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, davacı markalarının ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, davacının SMK'nın 6/5. maddesine göre davalı şirketin başvurusunun tesciline itiraz edebileceği kanaatine varılmıştır. Ancak taraf markalarının kapsamları örtüştüğü, yani markaların kapsamlarında farklı mal ve hizmet bulunmadığı için davacının itirazına mesnet markalarının tanınmışlığı iltibası artıran bir sebep olarak dikkate alınmıştır.<br>\tÖte yandan, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar). Ancak dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair bir delil ile karşılaşılmamıştır. <br>\tTüm dosya kapsamına göre, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, bu nedenle de bu hüküm uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemenin gerekçesi ve sonucu itibariyle davanın kısmen kabulüne dair kararının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2022 Tarih ve 2021/219 Esas - 2022/30 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t3-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021-M-3545 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t4-Davalı adına tescil edilen 2019/109651 sayılı \"... ... & more\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, <br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00.TL bilirkişi ücreti, 137,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 43,50.TL tebligat ve posta giderleri toplamı 2.281‬,00.TL yargılama gideri, 59,30.TL peşin harç, 59,30.TL başvurma harcı, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.620,3‬0 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t11-Davalı ... ve davalı şirketten ayrı ayrı alınması gereken 427,60.'arTL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70'er.TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0'ar TL'nin davalı ... ve davalı şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17aff26a65d135e3","SID":"9f87ad0632f8748a"}}