{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/799 Esas<br>KARAR NO: 2024/856<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/12/2017<br>NUMARASI: 2015/201 Esas, 2017/220 Karar<br>DAVA KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü, Haksız Rekabetin Durdurulması\t\t  <br>DAVA TARİHİ: 05/11/2015<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 05/11/2015<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Dairemizin 26/04/2021 tarih ve 2018/2589 Esas, 2021/918 Kararı  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.06.2023  2023/3447 Esas,  2023/3659 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; <br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL <br>DAVA:Davacı vekili  dava dilekçesinde,  sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren beş ayrı şubesi bulunan Türkiye'nin büyük markalarına hizmet veren ciddi itibarı olan davacının TPE  nezdinde  29/01/ 1999  tarihinde ... sayılı  markayı tescil ettirdiğini, bu markanın yenilemesinin de  29/01/2009 tarihi itibarı ile gerçekleştirdiğini,  davalının davacının markasının piyada edindiği itibardan faydalanmak istediğini, davacınınki ile karıştırılma ihtimali yaratan bir marka kullandığı ve haksız kazanç sağladığını ileri sürerek,  davalının haksız rekabet teşkil eden mevcut kullanımın tespiti ve men i ile tescilli bir markası var ise bunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/104 esas sayılı dava dilekçesi  ile maddi ve manevi tazminat   vesai talepler ile dava açma hakkı saklı kalmak üzere 556 sayılı Markaların korunması hakkında KHK nın 7/b bendine muhalefetle aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha öne tescil için başvurusuyapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar  benzer olan markalar ve TTK nın 54 ila  63.maddeleri uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı davranışlar ve müvekkili  şirket aleyhine haksız rekabette bulunan davalılar hakkında müvekkili şirket markasıyla haksız rekabet teşkil eden mevcut kullanımının tespiti ile müvekkil şirket aleyhine haksız rekabetin menine,  haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların haksız kullanımına son verilmesi  ve ilgili araçlar ve mallar var ise imhasına davalılardan herhangi biri markasını tescil ettirdi ise yada başvuru aşamasında ise markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini, 6102  sayılı TTK madde 61. Uyarınca yargılama sonuna kadar haksız rekabet fiillerinin durdurulmasına ve marka  kullanımının engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davalının  ticaret ünvanının davacınınki ile aynı olmadığını, her iki ünvanda ortak bulunan \"...\" sözcüğünün  anonim bir matematik  terimi olduğunu davalının \"... \" ünvanının \" A kalite\" (A Plus ) anlamını taşıdığını,  davacı ile davalının faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalının İş Güvenliği Kanunu çerçevesinde  kurulmuş ve lisanslandırılmış bir \" Ortak Sağlık Güvenlik Birimi \" iken,  davacının genel danışmanlık hizmeti veren bir firma olduğunu ve İş Güvenliği Kanunu kapsamında faaliyet göstermediğini, ayrıca  ,davalı İzmir, Manisa ve Denizli illerinde faaliyet gösterirken davacının İstanbul ' da  bulunduğunu, böylece hem konularının hem bölgelerinin farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarından 08.10.2013 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin unvanının ise ...Tic. Ltd. Şti olarak tescil edildiği, 26.07.2012 tarihinde unvan değişikliği yapılarak ... Tic. Ltd. Şti olarak tescil edildiği, şirket unvanlarının tescil tarihi itibariyle \"artı\" ibaresi üzerinde davalı şirketin önceye dayalı hak sahibi olduğu, davalının iddianın genişletilmesi yasağı dışında sunduğu delillerden ticaret unvanının \"artı\" ibaresini markasal kullanarak ön plana çıkarmak suretiyle davacının markasından kaynaklanan haklarına asıl dava ve birleşen dava yönünden tecavüz ettiğine dair kanaat verici delil bulunmadığı, haksız rekabetin ispatlanamadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne ilişkin dava mevsimsiz açıldığından reddine, haksız  rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin davanında esastan reddine...\" karar verildiği anlaşılmıştır. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı Müvekkili Şirketin,‘...’ unvanı ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne kayıt ve tescil tarihi 27.08.1997’ olmasına rağmen mahkemenin kararında  yanlış bir belirleme ile 08.10.2013 olarak saptayarak, Davalı Şirketin, Davacıya göre önceye dayalı hak sahibi olduğu yönündeki kabulü ve haksız rekabet talebinin reddinin yerinde olmadığını,Davalı Şirketin ticari faaliyetlerine,‘... Tic. Ltd. Şti.’ unvanı ile başladığı ve kez, 26.07.2012 tarihinde, üstelik de unvanını değiştirerek, ‘... Tic. Ltd. Şti.’ kullandığını, Davalı Şirketin ticaret unvanı ile önceye dayalı bir hak sahibi olmadığının sabit olduğunu,Ticaret unvanı kullanımı yönünden de önceye dayalı hak sahibinin davacı olduğunu, haksız rekabet açısından davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,Davalı şirketin davacı şirketin çok eski yıllardan bu yana tescilli olarak kullandığı ticaret unvanı ve markaları ile ayırt edilemeyecek bir ticaret unvanı ve marka/işaret seçtiğini,Davacı Şirketin unvanı,‘...’,Davalı Şirketin unvanı, .... Tic. Ltd. Şti. olduğunu,Bu iki ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin olduğunu “...” ibareli ticaret unvanı görsel, fonetik ve anlamsal açıdan Davacı Müvekkile ait unvan ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ... kelimesinin önüne sadece bir ... harfi konularak, ayırt edicilik sağlanmadığını, Yasanın, ayırt ediciliği aradığı kısım unvanın çekirdek kısmı olduğunu  Davalı Şirketin ticaret unvanı nedeni ile önceye dayalı bir hakkı da bulunmadığından, Davalı Şirketin, Davacı Şirket ile karışıklık ve iltibas yaratmak amacı ile hareket ettiği açıkça ortada olduğunu,Davacı Şirketin, 1997 yılından bu yana “...” ibareli ticaret unvanını kullandığı,  Davalı Şirketin, unvan değişikliği yaparak, ‘… Ltd. Şti.’olan unvanını ‘...ltd. Şti.” olarak değiştirdiği, Davalı Şirketin ilk kez 2012 yılında ve Davacı Şirketten 15 yıl sonra bu unvanı kullanmaya başladığı, Her iki tarafın ticaret unvanındaki esas unsurun “...” kelimesi olduğu, Her iki tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiği, ... kelimesinin önüne eklenen “...” harfinin unvana herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadığı,  Davalı Şirkete, haksız kullanımlarını durdurması yönünde ihtarname keşide edilmesine rağmen bu kullanımlarına ısrarla devam ettiği,  dikkate alındığında, Davalı Şirketin haksız rekabet ve marka tecavüzüne yönelik hareket ettiğinin açık olduğunu, davacıya ait marka ve ticaret unvanındaki esas ve belirleyici, ayırt edici unsur olan “...” kelimesini seçerek unvan değişikliği yoluna başvurulmasının Davalı Şirketin iyi niyetli ve basiretli bir tacir gibi davranmadığının göstergesi olduğunu,<br> “...” ibareli ticaret unvanı ve “...” ibareli marka, Müvekkil Şirket ile özdeşleşmiş olup bu unvan ve markayı ayırt edici konuma getirenin davacı olduğunu,  ‘...” ve ‘...” kelimelerinin, Davalı Şirketçe tercih edilmesi ve kullanılması tesadüf ile açıklanamayacağını, davalının sektörün öncüsü konumunda olan Davacı Müvekkili Şirketin unvan ve markaları ile iltibas yaratarak, Davacının müşteri kitlesinden faydalanmak amacı ile haksız şekilde bu tercihleri yapmakta olduğunu, Müvekkili Şirketin unvanı ile iltibas yaratarak, Davacı Şirket ile ilişkiliymiş izlenimi yaratarak haksız bir fayda sağlandığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 52. Maddesinin 1. bendi uyarınca; ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini ve yasaklanmasını talep edebileceğini, Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Yargılama devam ederken, davalı şirket tarafından bu kez de davacıya ait bir başka tescilli marka kullanılarak haksız rekabet edilmiş ve marka tecavüzü gerçekleştirilmiş olmasına rağmen ve yargılama aşamasında öğrenilen bu duruma ilişkin deliller dosyaya bildirilmesine rağmen, HMK m.145’e aykırı olarak iddianın genişletilmesi kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, Davalı Şirketin, Davacı Şirket adına tescilli bulunan ‘ARTI’ unvanı ve markası ile de yetinmeyerek yine Davacı Şirketin adına tescilli bulunan “... ” markasını da birebir kullanarak müşteri kitlesi nezdinde, adeta Davacı Müvekkili Şirket ile aynı veya bağlantılı bir Şirket gibi davranma yolunu seçtiğini, raporda 13.sayfadaki “… Davalı tarafından ...  olarak kullanımı TESADÜF İLE AÇIKLANAMAYACAK ve Davalının, Davacı ile ...” nitelikte bir davranış.- olduğu tespitinin değerlendirilmediğini, HMK madde 145/1 gereğince delillerin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, Hakların yığılması durumu söz konusuyken hükümde bu hususun dikkate alınmadığını, dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 556 S. Markaların Korunması Hakkında KHK uyarınca ve bugün itibari yürürlükte olan Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında “...” ibareli tescilli markasına dayalı haklara sahip olduğu gibi ayrıca “...” ana unsurunu içeren ticaret unvanına dayalı olarak da Türk Ticaret Kanunu’ndan kaynaklanan haklara sahip olduğunu, İşbu davadaki iddiaların gerek tescilli markaya gerekse ticaret unvana dayandırıldığını, belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin  2018/2589 Esas, 2021/918 Kararı 26/04/2021 tarihli ilamında; ...\"Dava, markaya ve ticaret unvanına dayalı haksız rekabetin tespiti önlenmesi ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Mahkemenin 2015/104 Esas sayılı dosyasında açılan davada her davalı yönünden tefrik edildiği, sonrasında ise 2015/202 Esas ile iş bu dosyanın aynı tüzel kişiye ilişkin olması nedeni ile birleştirildiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesi markanın hükümsüzlüğü yönünden erken açılan davanın reddine, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin esastan reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı HMK 119/1-f maddesi gereğince; dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği bulunması gereklidir. Davacı dava dilekçesinde; müvekkilinin ticaret unvanının 27.08.1997'den beri sicilde kayıtlı olduğunu ve ... numaralı markanın 29.01.1999'dan beri müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının müvekkilinin markasının piyasada edindiği yerden faydalanmak istediğini, haksız rekabet oluştuğunu iddia etmiştir. ... sayılı marka \"...\" ibareli markadır.  Dilekçe içeriğinde ... nolu ... markasının kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği yönünden herhangi bir iddiada bulunulmamıştır. Davacının dava dilekçesi ve 19.11.2015 havale tarihli delil listesi incelendiğinde; davalının haksız kullanımına ilişkin delil bildirilmediği görülmektedir. Bu durumda davacının süreden sonraki iddiaları ve yeni delil ibrazının ilk derece mahkemesi tarafından kabul etmemesi yerindedir.Davacının gerekçenin hatalı olduğuna ilişkin istinaf istemine gelince; dosyada mevcut ticaret sicil kaydına göre davacı şirketin \".... TİC. LTD. ŞTİ\" şeklindeki ticaret unvanı ile 27.08.1997’de sicile tescil edildiği, davalının ise 23.12.2005'te \"... TİC LTD ŞTİ şeklindeki tescilli unvanının 25.07.2012\"de \"... TİC LTD ŞTİ\" şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır. Hükmün gerekçesi incelendiğinde; davacının sicil kaydı yerine, asıl dosyadan tefrik kararı verilen dava dışı ...ŞTİ'nin sicil kaydındaki tescil tarihi olan 08.10.2013 tarihinin esas alındığı görülmektedir.Bu durumda davalının unvanının davacıdan sonraki tarihte tescil edildiği sabit olmakla mahkemenin davalının önceye dayalı hak sahibi olduğuna ilişkin kabulü yerinde görülmemiş davacı vekilinin bu husustaki gerekçeye itirazının kısmen kabulü gerekmiştir.Ancak neticeten; tescilli ticaret unvanının kullanımı, ticaret unvanı terkin edilmedikçe haksız  kullanım teşkil etmeyeceği, davacının ticaret unvanının terkini yönünde bir talebinin olmadığı, \"artı\" markasının haksız kullanımı nedeni ile haksız rekabet oluştuğu iddiası yönünden ispata elverişli herhangi bir delil ibraz edilmediği, süreden sonra sunulan ve delil listesinde delil olarak dayanılmamış olan 08.01.2016 Tarihli dilekçedeki delillerin dikkate alınamayacağına ilişkin mahkemenin kabulü ve haksız rekabete ilişki istemin reddi kararı yerinde ise yerindedir.Her davanın açıldığı tarihi göre değerlendirileceği, davalının dava tarihinde markasının tescilli olmadığı dikkate alındığında davacının markanın hükümsüzlüğü isteminin  mevsimsiz açıldığı gerekçesi ile reddinde usul ve esas yönünden aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın gerekçesi kısmen düzeltildiğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına\"... karar verilmiştir.<br>BOZMA İLAMI:Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/3447 Esas, 2023/3659 Karar sayılı, 26/04/2021 tarihli  ilamında; \"...Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından  kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra Yargıtay  tarafından 6100 sayılı Kanun uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir.6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun'da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla Bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötü niyetli kanun yolu başvurusu addedilip talebin reddinin yanı sıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötü niyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı\" tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötü niyetli yapılması hâlinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hâl, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötü niyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu hâli yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanı sıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun'un \"Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma\" başlıklı 351 inci ve \"Kötüniyetle temyiz\" başlıklı  368 inci maddelerinin atıfta bulunduğu \"Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları\" başlıklı 329 uncu madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötü niyetle karar düzeltme yoluna başvuran davalı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir.Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme talepli dilekçesinin REDDİNE,Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden asıl ve birleşen dosya davalısının takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, Para cezasının Bölge Adliye Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine\"... karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı sonrası Dairemizce alınan 10/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"... Davalı marka tescilinde yer alan OSGB ibaresinin 44:Tıbbi hizmetler. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri. 45:Güvenlik hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Bakımından TANIMLAYICI olduğu ve davalı 2015/19703 numaralı markasının davacı markasından ayırt edilmesini sağlayamayacağı; Bu kapsamda yukarıda yer verilen hizmetler bakımından taraf markalarının BÜTÜNSEL DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE BENZER OLDUĞU, davalı markasında yer alan “a * OSGB\" ibaresinin davacının önceki tarihli markası karşısında ihtiva ettiği şekil ve ilave * osgb KELİME UNSURU İLE ayırt edicilik sağlamaya yeterli olmadığı, bu kapsamda, 6769 Sayılı SMK' nın 6/1 b maddesi uyarınca 2015/19703 numaralı markanın tescil kapsamındaki; 44:Tıbbi hizmetler. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri, Güvenlik hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu; ... numaralı markanın tescil kapsamındaki diğer hizmetler bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı; Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davalının davacı markalarının benzerlerine ilişkin kullanımlar gerçekleştirdiğine ilişkin iddialar bakımından dosya kapsamında herhangi bir delil tespiti işlemi bulunmadığı, her ne kadar taraflarca dava konusu uyuşmazlık öncesinde ihtarname süreci yaşanmış ise de, davacının marka hakkı ihlali iddialarına konu kullanımlara ilişkin ihtarname içeriğinde görsel yer almadığı tespit edilmiş, bu kapsamda marka tecavüzü iddialarının somut bir şekilde değerlendirilmesi dosya kapsamı nedeni ile mümkün olmadığı; Davalı www...com alan adlı internet sitesinde yer aldığı iddia edilen “...” şeklindeki söylemin markasal bir kullanım olmadığı, davacı Markasına tecavüz yaratmadığı; Davacının ... numaralı \"tehlike avcısı\" ibareli markasına tecavüz vukuu bulduğuna ilişkin, davacı 08.01.2016 tarihli dilekçesinde sunulan tarihsiz bir fotoğraf üzerinden marka hakkına tecavüz değerlendirmesi yapılmasının mümkün olamayacağı\" sonuç ve kanaatini bildirir rapor sundukları görülmüştür.Bilirkişi raporuna itiraz üzerine, alınan 31/01/2024 tarihli  ek raporda ise; \"...kök raporda ulaşmış olduğumuz kanaatlerimiz bakımından bir değişiklik bulunmadığı\" hususunda görüş bildirdikleri görülmüştür.<br>GEREKÇE Dava, markaya ve ticaret unvanına dayalı haksız rekabetin tespiti önlenmesi ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi Markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın erken açıldığından; Markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ilişkin davanın ise esastan reddine karar vermiş  kararı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili istinaf etmiştir. Mahkemenin 2015/104 Esas sayılı dosyasında açılan davada her davalı yönünden tefrik edildiği, sonrasında ise 2015/202 Esas ile iş bu dosyanın aynı tüzel kişiye ilişkin olması nedeni ile birleştirildiği anlaşılmaktadır. .... Tic. Ltd. Şti.nin gerek 2015/201 E sayılı dosyasında gerekse Birleşen 2015/202 E sayılı dosyasında davalı sıfatı taşıdığı her iki davanın dava konularının aynı olduğu   o halde birleşen dava sehven açıldığı anlaşılmakla birleşen dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş vekalet ücreti davacıya yükletilmiştir. Davacı tarafından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b (benzerlik) ile 8/3 (ticaret ünvanında kullanılması nedeniyle)  hükümsüzlük talep ettiği ... numaralı markanın ... şekil markası olduğu 07.03.2015 tarihinde tescil başvurusunun gerçekleştirildiği,41,44, ve 45. Sınıflarda davalı adına tescilli olduğu, \" ... markasının ... tecil numarası ile  41. Sınıfta yine *...* şekil markasının ... numarası ile 29.01.2019  tarihinde yenilenmiş olarak  35,40,41,42,43,44,45. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır.  6769 sayılı SMK'nun 5 ve 6. Maddesindeki şartların oluşması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği belirtilmektedir.  Hükümsüzlük davasının menfaati olanlar, C.Savcıları,ilgili kurum ve kuruluşlar açabilecektir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesine göre tecil başvurusu yapılmış bir marka kendisinden önce tescil edilmiş yada önceki tarihte başvurusu yapılmış bir marka ile aynılığı yada benzerliği,ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı yada benzer olması halinde ve halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali olması halinde  hükümsüz kılınabileceği belirtilmektedir. Somut olaya bakıldığında Hükümsüzlüğü talep edilen ... şekil markasının  OSGB ibaresinin Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminin kısaltılması olduğu Wikipedia da yer alan açıklamaya göre Nice Hizmet Sınıflarında Jenerik bir ifade olduğu, OSGB  organize sanayi bölgeleri ile TTK nuna göre faaliyet gösteren şirketler tarafından iş yerinde iş sağlığı ve güvenlik hizmetlerini sunmak üzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan şirkettir. Davalı adına tescilli ... şekil markasının 44. Sınıfta Tıbbi hizmetler. İşyeri ve Personel sağılığı ilgili danışmanlık hizmetleri,ve 45. Sınıfta Güvenlik hizmetleri.İş  güvenliği  konularında danışmanlık hizmetleri konusundada tescilli olduğu   bu hizmetler bakımından  davalı markasında yer alan OSGB ibaresinin tanımlayıcı olduğu davacı markasından ayırt edilmesini sağlamaya yetmediği, bu hizmetler yönünden davacı markası ile davalı markasının benzer olduğu kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, bilirkişi raporununda bu yönde olduğu davacının kısmi hükümsüzlük değerlendirmesi içeren raporada bir itirazlarının bulunmadığı bu nedenle kısmi hükümsüzlük yönünden hükme esas alınması gerektiği, kaldıki davacı şirketin davalıya Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu 04.03.2015 tarihli ihtarname çekerek davacı markasında yer alan ... ibaresinin kaldırılmasını talep ettiği bu ihtarnameden sonra davalının 07.03.2015 tarihinde hükümsüzlüğe konu marka başvurusunu yaptığı  bu yönü ilede tescilde kötüniyetli olduğu ancak davacının rapora itiraz etmemesi nedeniyle bilirkişi raporundaki tesbitler çerçevesinde kısmi hükümsüzlük kararı verilmesinin yeterli ve yerinde  olduğu, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.Markaya tecavüz davasına gelince  Davalı şirketin internet sitesinde \"... \"  kırmızı ile vurgulu ibarenin olduğu davalının tescil şeklinden farklı olarak kullanımının bulunduğu yine aynı sitede ... ibaresini markasal olarak ve davacının 'artı\" şekil markasına yaklaştırılarak kullanıldığı iltibas yarattığı davacının  davalının kullanımı ile ilgili sunmuş olduğu bu fotoğrafların davalıya ait olmadığına ilişkin davalının itirazı olmadığı gibi çalışanlarında kendi çalışanı olmadığına yönelik bir itirazınında bulunmadığı,  anlaşılmakla; davacı vekilinin  istinaf başvurusunun kısmen  kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili her ne kadar \"...\" Markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini talep etmiş isede  bu markaya yönelik tecavüz iddiasının kanıtlanmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun  reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/201 Esas, 2017/720 Karar sayılı, 12.12.2017 tarihli kararının KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM KURULMASINA,3-Birleşen dava sehven mükerrer açıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,4-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,5-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı “... Şekil” markasının tescilli olduğu 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri.” ile 45. sınıfta tescilli olduğu “Güvenlik hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri” için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden TERKİNİNE, 6-Hüküm kesinleştiğinde karar örneğinin bir süretinin TPMK ya gönderilmesine,7-Davalının iş güvenliği ve iş sağlığı hizmetlerinde “...” ibarelerini kullanmasının davacının “...” markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, 8-Markaya tecavüzün önlenmesine, 9-Davalıya ait tecavüz teşkil eden iş araçlarının ve ürünlerinin toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhasına,10-Davacının “...” markasıyla ilgili taleplerinin REDDİNE, İlk Derece Yargılaması; 11-Asıl dava yönünden a-Markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden alınması gereken 427,60- TL, haksız  rekabetin tespiti ve önlenmesi talebi yönünden  alınması gereken 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2-TL harçtan peşin alınan 55,4  TL harcın mahsubu ile bakiye 760,2 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, b-Davacı tarafça yapılan 2.201,7-TL Yargılama giderinin 1/2'si olan 1.100,85 TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasınac-Davalı tarafça yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından takdirine yer olmadığına,d-Markanın Hükümsüzlüğü yönünden  dava kısmen kabul edildiğinden Avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, e-Markanın Hükümsüzlüğü davasının kısmen reddi nedeniyle davanın reddedilen kısmı üzerinden Avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan  25.500,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, f-Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası nedeniyle AAÜT üzerinden hesap edilen   25.500,00- TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine, g-Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasında Tehlike avcıları markası ile ilgili talep ret edildiğinden AAÜT  üzerinden hesap edilen   25.500,00- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine, 12-Birleşen dava yönünden a-Markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden alınması gereken  427,60- TL, haksız  rekabetin tespiti ve önlenmesi talebi yönünden alınması gereken 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2-TL harçtan   peşin alınan 55,4  TL harcın mahsubu ile bakiye 760,2 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, b-Birleşen davada yargılama gideri yapılmadığı anlaşılmakla, karar verilmesine yer olmadığına, c-Birleşen davanın davacı tarafından hata ile sehven açıldığı anlaşılmakla; ve bu dava ile  ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden AAÜT gereğince alınması gereken 25.500,00 TL'nin davacı ... Tic. Ltd. Şirketinden alınarak, davalı ....tic.ltd.Şirketine  verilmesine, 13-istinaf Aşamasında Yapılan Yargılama Giderleri Ve Harca İlişkin;a-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 196,2 (98,10*2) TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 6.143,50 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere ve posta gideri  olmak üzere toplam 6.339,7  TL'nin davalı ...tic.ltd.Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan 584,20 (292,10*2) TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 235,6 TL teb.müz.posta gideri olmak üzere toplam  819,8'TL 'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, d-İstinaf isteminin kısmen kabulüne karar verildiği ve istinaf aşamasında birden fazla kez duruşma yapıldığı dikkate alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 20.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...  verilmesine, 14-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Temyiz Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4eabc32ac9a757f5","SID":"362415d4915e1cfd"}}