{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ... BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/1001 - 2024/736<br>T.C.<br>...<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1001 <br>KARAR NO\t: 2024/736<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/07/2020<br>NUMARASI\t\t: ... Esas, ... Karar<br>DAVACI\t:... ...  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t\t:... ... ...  <br>VEKİLİ\t:Av...<br>DAVA\t\t\t\t\t\t: Tazminat <br><br>BİRLEŞEN ... 3. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ'NİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVACI\t:... ....<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALILAR\t:1-... ... <br>\t\t2-... ...  <br>VEKİLİ\t:Av...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                    : 08/05/2024 <br>YAZIM TARİHİ                     : 08/05/2024<br><br> ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ... istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>İDDİALARIN ÖZETİ                              :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirket ile davalılardan ... Ltd. Şti. arasında 2006 yılından beri devam eden ticari ilişki bulunduğunu, en son 09.10.2015 tarihli Yetkili Satıcı Sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirketin sözleşme kapsamında yapması gereken ödemeleri 27.02.2017 tarihinden itibaren yapmadığını, vadesi gelen ... tarafından düzenlenen 6.050.000,00.TL tutarlı 03.03.3017 tarihine kadar geçerli ve ... Bank tarafından düzenlenen 500.000,00 TL tutarlı 05.03.2017 tarihine kadar geçerli teminat mektuplarını yenilemediğini, davalı şirketin hile ile teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesini engellediğini, davalı şirketin, yaptığı muvazaalı işlemlerle borca batık olduğu izlenimini bırakarak davacıyı bir kısım alacaklarından vazgeçerek sözleşme yapmaya zorladığını, böylece davacının davalı şirketten 17.228.753,60.TL alacağı bulunmasına karşılık davalı şirket ile 9.615.000,00.TL değerinde taşınmaz ve 932.662,00.TL değerinde demirbaş karşılığında 16.03.2017 tarihli İtfa Sözleşmesi ile ibra edildiğini, davalı şirketin İtfa Sözleşmesi ile ... ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazı devir tarihinden itibaren 30 gün içerisinde davacıya teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen bu taahhüdünde durmadığını, bu nedenle davalı şirketin 100.000,00 $ cezai şart ödemesi gerektiğini, İtfa Sözleşmesine konu taşınmazın tapuda devir işlemi sırasında davacı tarafından davalı şirketin ödemesi gereken 244.726,25.TL devir harcının davacı tarafından ödendiğini, bu şekilde davalıların davacıyı zarara uğrattığı ileri sürülerek; 6.681.091,60.TL maddi zararın 17.03.2017 tarihinden itibaren, 100.000,00 $ 18.04.2017 tarihinden itibaren ve 244.726,25 TL’nin tapu devir tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte müteselsil olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava dilekçesinde davalılar ... ... ve ... ...’in neden borçlu olduğuna dair hiçbir açıklamanın bulunmadığını, bu davalıların sadece davalı şirketin ortağı olduğunu, bunun dışında davacı şirketle bir bağlantılarının bulunmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerde taraf olmadıkları gibi kefil vb. bir ilişkinin de bulunmadığını, bu nedenle öncelikle bu iki davalı yönünden davanın reddini talep ettikleri esasa ilişkin ise her iki tarafın tacir olduğu, davacı tarafın ekspertiz yaparak taşınmazın devir aldığı, taşınmazın değerini bildiği, cezai şartın fahiş olduğu, taşınmazın davacı şirketin davranışları sebebi ile geç teslim edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                 :<br>... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; somut olayda itfa sözleşmesinin düzenlendiği 16.03.2017 tarihinde davacı kayıtlarına göre davacı şirket davalı şirketten 17.228.754,08.TL alacaklı olmasına karşılık taraflar düzenledikleri sözleşmede ... Ltd. Şti.’nin ... Global A.Ş.’ne 17.232.000.TL borcunun bulunduğu, başka bir borç bulunmadığı, bu borç karşılığında ... ... ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın üzerindeki ipotekler kaldırılarak tüm demirbaşları ile birlikte 20.03.2017 tarihine kadar alacaklı şirkete devredilmesi halinde davalı şirketin davacı şirkete hiçbir borcunun kalmayacağını kararlaştırdığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre sözleşmenin düzenlendiği tarihte davacı şirketin mali yönden zor durumda olduğuna ilişkin bir veri olmadığını,  esasen davacı tarafın da bu yönde somut bir iddiasının olmadığını, taraflar tacir olduğundan davacının TBK 26. maddesindeki ‘düşüncesizliğinden ya da deneyimsizlik’ vakıasına dayanma ihtimalinin bulunmadığını, davacının sözleşmeye zorlandığı yönündeki iddiasının ise bu konuda ceza soruşturması bulunmaması nedeniyle soyut bir iddia olarak kaldığını, davacı taraf zorlanma konusunda somut bir olaydan bahsetmeyerek ‘borca batıklık izleniminden’ söz ettiğini, borca batıklık izlenimi edinmek davacıyı bu sözleşmeyi yapmaya iten bir saik olabilirse de saikteki yanılma sözleşmeden dönme nedeni olamayacağı gibi basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü ile de uyuşmadığını, belirtildiği gibi TBK 26. maddesine göre temel prensibin sözleşme serbestliği olduğunu, bu prensibin bir ayağının da sözleşmedeki edimlerin serbestçe belirlenmesi olduğunu, davalı tarafın itfa sözleşmesindeki devir borcunu süresi içerisinde yerine getirdiğini, bu nedenlerle maddi tazminata ilişkin davanın reddi gerektiği kanaatine varıldığını, taraflar arasındaki 16.03.2017 tarihli itfa sözleşmesinin 5. maddesinde devri yapılan taşınmazın 30 gün içerisinde tahliye edilerek davacı şirkete teslim edilmesi, buna uyulmaması durumunda 100.000.$ cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığı, tapu kaydına göre sözleşmeye konu taşınmazın 17.03.2017 tarihinde davacı şirkete devredilmesine karşılık; ... 3. Noterliği tarafından düzenlenen 28.04.2017 tarih ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki tutanak ile davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunduğu 15.05.2017 tarihli ‘Yer ve Eşya Teslim Tutanağı’ başlıklı belgeden taşınmazın 30 günlük süre içerisinde teslim edilmediğinin sabit olduğu, bu nedenle sözleşmeye göre davalı tarafın davacı şirkete cezai şart ödeme yükümlüğünün doğduğu, davalı taraf cezai şartın fahiş olduğunu savunmuş ise de taraflar tacir olduğundan TTK 22. maddesi uyarınca bu savunmanın dinlenmediğini, bu nedenlerle bu istemin kabulü gerektiği kanaatine varıldığı, davalılar ... ... ve ... ... ... açılan davanın reddine, davalı ... Ltd. Şti 'ne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; 100.000 USD'nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca USD cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ve 244.726,25.TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer istemlerin reddine dair karar verilmiştir.  <br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf talebi ile; davalıların hileli davranışları ile müvekkilini müzayaka haline düşürerek irade fesadına uğratıp normal şartlarda imzalamayacağı sözleşmeyi imzalatmak zorunda bırakıldığını, bu sözleşme nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ve bu zararın tahsilini talep etmelerine ve incelemenin buna göre yapılmasını istemelerine rağmen, yerel mahkemenin ve görevlendirdiği bilirkişilerin konuyu alacak davası gibi değerlendirerek ticari defter kayıtlarında alacakları olup olmadığı araştırmasına girdiklerini, taleplerinin  17.228.753,60.TL alacak için 9.615.000.00.TL değerinde taşınmaz ve 932.662,00.TL değerindeki demirbaş, yedek parça ve ekipmanları olarak toplam 10.547.662.00.TL ifa uğruna edim kuralları gereğince mal alınarak anlaşma yapmak zorunda bırakıldıklarını, bu nedenle zarara uğratıldıkları ve bu zararın da ticari defter kayıtlarında görülemeyeceğini, olayın daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini nazara almayan; sundukları tüm delilleri incelemeyen ve tanıklarını  dinlemeyen yerel mahkemenin zarara ilişkin taleplerinin reddine karar vererek eksik inceleme sonucu, hukuka yerleşmiş yargı kararlarına ve hakkaniyet kurallarına aykırı davrandığını, bu nedenle kararın tazminata ilişkin kısmının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, bu davanın 03.05.2017 tarihinde ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ... Ltd. Şti, ... ... ve ... ... ... açıldığını, dava açılırken de şirket ortaklarının düzenledikleri senaryo ve oynadıkları roller ile müvekkil şirket yetkililerini müzayaka haline düşürerek müvekkil şirketi maddi zarara soktukları için şirket ortaklarının da bu zararda baş rolde olduklarını ifade ederek; maddi tazminattan sorumlu olduklarını açıkladıklarını, davanın konusunu  anlamayan yerel mahkeme maddi tazminat talepleri yönünden inceleme yapmadığını, karardaki vekalet ücreti hesaplaması ve davalıya da nispi ücret takdiri hatalı olup, kararın bu yönden de bozulması gerektiğini, dosya kapsamından da anlaşılacağı gibi, davanın üç ayrı talepten oluştuğunu, 6.681.091,60.TL maddi zararın tazmini, 244.726.25.TL alacağın ödenmesi, 100.000 USD cezai şartın tahsiline karar verilmesini, açıkça görüldüğü gibi, taleplerinden bir tanesinin maddi zararın tazmini, diğer ikisinin ise alacak talebi olduğunu, A.A.Ü.T. 13/3 maddesi \" Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.\" hükmünü içermekte olup, yerel mahkemenin maddi tazminat talebini ret ettiğini, alacak ve cezai şart alacaklarını ise kabul ettiğini, A.A.Ü.T. 13/4 tarifesi \" Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" hükmü gereğince davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken; kabul edilen alacak davasını hatalı yorumlayarak bu nedenle müvekkiline takdir edilen vekalet ücretinin aynısını davalılara da hükmetmenin yasaya ve tarifeye aykırı olduğunu,  kararın bu yönden de ortadan kaldırılmasını, yerel mahkemenin vekalet ücretini de hatalı hesapladığını, kabul edilen alacak davasıyla ilgili kısım 244.726.25.TL ve 100.000 USD olup, yerel mahkemenin USD alacağını dava tarihindeki kur üzerinden hesapladığını, bu hesap tarzının hatalı olup, yasa ve yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre döviz cinsi alacaklarda hesaplamanın karar tarihindeki kur üzerinden yapılmak zorunda olduğunu, karar tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapıldığında 10.07.2020 tarihindeki dolar kuru 6.8638 $ olup, yaptıkları hesaplamaya göre müvekkil lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 63.600.00.TL olması gerektiğini, kararın bu yönden de ortadan kaldırılmasını, davadaki taleplerinin 6.681.091,60.TL maddi zararın tazmini, 244.726.25.TL  alacak ve 100.000 USD cezai şart olup, ticari defter kayıtlarından borç alacak tespiti yapılmasının hukuki bir tarafının olmadığını, bu nedenle mahkemenin dosya incelemesinin hukuka aykırı, hatalı ve eksik olup, kararın bu yönden  ortadan kaldırılmasını, yasa, Yargıtay kararları ve hakkaniyete aykırı olan ve eksik inceleme ile verilmiş olan 10.07.2020 tarihli kararın 6.681.091,60.TL maddi zararın tazmini talebinin reddine dair kısmı ile vekalet ücretine dair takdir ve  hesaplama yönleri ile hukuka aykırı tüm yönlerden kararın ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf talebi ile; davacı şirketin aşırı faiz, vade farkı istemleri, bayiler arasındaki haksız uygulamaları nedeni ile müvekkil şirketin ödeme zorluğuna düştüğünü, davacı şirketin müvekkili şirketin 3. kişilere olan borcundan önce alacağını tahsil etmek amacı ile 16.03.2017 tarihinde “Borç İtfa Sözleşmesi” çerçevesinde bayilik ve servis sözleşmesini feshettiklerini, 16.03.2017 tarihli “Borç İtfa Sözleşmesi” nin 1-2 ve 4. maddeleri uyarınca müvekkil şirketin 17.232.662.TL borcu olduğu ve bu borca karşılık şirketin tüm mal varlığını teşkil eden ... İli, ... İlçesi, ... ada, ... parseldeki plaza binası ve eklentilerini oluşturan taşınmaz tüm demirbaş ve stokları ile karşı tarafa devredileceği ancak taşınmazın 20.03.2017 tarihine kadar tapu devrinin yapılması halinde müvekkil şirketin hiçbir borcu kalmayacağının açıkça belirtildiğin, tapu devri yapıldığını ve müvekkil şirketin de borcunun kalmadığını, aksine davacı şirketten prim alacağının bulunduğunu, bu hususun gerek 16.03.2017 tarihli sözleşmede gerek faturalarda gerekse de tarafların ticari defter ve kayıtlarında da sabit olduğunu, müvekkil şirketin başkaca hiçbir borcunu ödeyemeyerek tüm taşınır ve taşınmaz mal varlığını davalı şirketin yöneticilerinin baskıları sonucu devretmek zorunda kaldığını, davacı şirketin tapu harcının müvekkil şirkete düşen kısmının ödenmediğini bundan dolayı da 244.726,25.TL'nin iadesini istediğini, bu istemelerinin de yasal dayanağının olmadığını, çünkü taraflarca yapılan anlaşma uyarınca harçların ödendiğini, davacı şirketin bunu yatırması için zorlayacak bir işlem bulunduğunu, ancak tarafların ve uygulamada tüm harçların alıcı tarafından ödendiğini, alıcının da bunu bilerek aldığını ve bu bedelin tamamını kayıtlarında gider olarak gösterdiğini, müvekkil şirketin ...’a ait ve ...’a ait teminat mektuplarının hile ile yenilenmediğini belirtmesi ve ... ile ... a ait teminat mektuplarının ise süre uzatım yazılarının renkli fotokopisini verdiğinin ise tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı şirket 24.12.2015 tarihli ... sayılı 23.12.2016 tarihine kadar geçerli olan ...‘a ait 1.000.000,00.TL bedelli teminat mektubu ile 09.10.2015 tarih ... nolu  07.10.2016 tarihine kadar geçerli olan 750.000,00.TL bedelli ... ait teminat mektuplarının müvekkil şirkete iade etmediğini, bunların süre uzatım yazılarını ise aslını iade ettiğini, bu teminat mektuplarından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve iadesine ilişkin açtıkları davanın işbu dava ile birleştirilmiş daha sonra ise gerekçesiz şekilde tefrik edildiğini,  bu her iki dosyanın birlikte devam etmesi gerektiğini, cezai şart istemi yönünden yerel mahkemece 16.03.2017 tarihli itfa sözleşmesinde öngörülen cezai şart olan 100.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren Devlet USD cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin gerekçeleri ve hukuki dayanaklarının yanlış olduğunu,  mahkeme 16.03.2017 tarihli itfa sözleşmesinin 5. maddesinde devri yapılan yapılan taşınmazın 30 gün içerisinde teslim edilmesi, buna uyulmaması halinde 100.000,00 USD cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığını taşınmazın 17.03.2017 tarihinde davacı şirkete devredilmesine karşılık ... 3. Noterliğince düzenlenen 28.04.2017 tarih ... yevmiye nolu tutanak ve dosyaya sunulan 15.05.2017 tarihli “yer ve eşya teslim tutanağı” belgeden taşınmazın 30 günlük sürede teslim edilmediği belirtilmiş ve bu nedenle cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu belirtmiş ise de bunun yanlış olup eksik incelemeye dayandığını, mahkeme buranın 17.04.2017 tarihine kadar devredilmesi gerekir iken 15.05.2017 tarihinde devredildiğini yani 1 aydan az bir süre geçirildiğini belirttiğini, ancak müvekkil şirketin temerrüde düştüğüne dair yada burayı boşaltmadığına veya imtina ettiğine dair bir belge bulunmadığını, müvekkilinin itfa sözleşmesini düzenlediği ve tüm taşınmazları devrettiği tarih olan 17.03.2017 tarihinden sonra zaten bu taşınmazda bulunmasını gerektiren bir durumda kalmadığını, özellikle davacı şirketin kötü niyetli olarak taşınmazı ve menkul malları almayı yetkililerinin ... ilinde olmadığından bahisle sürüncemede bırakmış 15.05.2017 tarihinde “yer ve eşya teslim tutanağı” düzenlediklerini, yani 1 aydan kısa bir süre davacı şirketten doğan bir gecikme yaşandığını, davacının tapu harcı istemi yönünden alacak davasının kabulüne karar veren mahkemenin 244.726,25.TL'nin davacı tarafından karşılandığını bunun davacı tarafından ödendiği bu giderin davacıya ait olacağına ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığı her ne kadar bilirkişi kurulunca tapu harcının tamamının alıcı tarafından ödeneceği şeklinde teamül bulunduğu belirtilmiş ise de buna mahkemece iştirak edilmediği bu nedenle müvekkilin sebepsiz zenginleştiğinden bahisle bu bedeli ödemesine karar verilmiş ise de bu kararın da hukuken yanlış olduğunu, davanın mahkemece belirlendiği gibi maddi tazminat- alacak davası niteliğinde iki ayrı dava olduğunu, davacı maddi tazminat bedeli olarak açıkça 6.681.091,60.TL talep ettiğini, davacının kabul edilen talepleri maddi tazminat değil cezai şart ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacaklar olduğunu, bu nedenle davacı lehine hükmedilen fahiş vekalet ücretinin davanın reddi halinde tamamen kaldırılması aksi halde indirilmesini tarafımıza hükmedilen asıl dava yönünden hükmedilen vekalet ücretinin ise davanın reddi halinde dava değerinin tamamı üzerinden aksi halde tamamı reddedilen maddi tazminat yönünden nisbi olarak belirlenmesini talep ettiği, yerel mahkeme birleşen dava yönünden ise davanın reddine karar verdiği müvekkilleri ... ... ve ... ... yönünden AAÜT 13/4 maddesince nasıl hesaplandığı belirli olmayacak şekilde birlikte toplam 3.400,00.TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka yeni bir yorum getirerek karar verdiğini, bunun tamamen hukukun yanlış yorumlanmasını da açacak şekilde hak ihlali olduğunu, davanın müvekkilleri açısından red ile sonuçlanması neticesi maktu ve tek vekalet ücretine hükmedilmesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin maktu vekalet ücreti hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemeni her bir müvekkili için ayrı ayrı nisbi vekalet ücretine hükmetmesi gerekir iken tek maktu vekalet ücretine hükmetmesinin yasal olmadığını, mahkemenin bu kararının kaldırılarak müvekkil davalılar yönünden ayrı ayrı nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,  açıklanan nedenlerle ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin usulen ve esasen doğru olmayan kararındaki belirttikleri hususların  müvekkil şirket yönünden davanın kısmen reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılmasına, gerek müvekkil şirket, gerek davacı şirket, gerek gerçek kişi müvekkilleri yönünden hükmedilen yanlış vekalet ücretlerinin düzeltilmesine, harçların düzeltilmesine, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER                       :<br>... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı  tüm dosya kapsamı,<br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE         :<br>Dava ve birleşen dava maddi tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir. Davının tüm davalılar yönünden ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden açıldığı, daha sonra gerçek kişi davalılar yönünden davanın tefrik edildiği ve yetkisizlik kararı verildiği, yetkisizlik kararının Dairemizce kaldırılması üzerine gerçek kişi davalılar hakkındaki davanın asıl  dava ile birleştirildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafından,  16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinin düzenlenmesinden önce davalı şirketin borca batıklık izlenimi uyandırılarak davacı şirketin maddi zarara uğratıldığını ileri sürerek 6.681.091,60.TL maddi tazminat, 244.726,25.TL tapu harcı ve 100.000 $ cezai şartın doğduğu iddia edilmiş, davalı ise, davanın reddini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Karara karşı taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Somut olayda; taraflar arasında 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinin incelenmesinde ... Global A.Ş. (Alacaklı) ile ... Ltd. Şti. (Borçlu) arasında düzenlendiği, sözleşmenin 1. maddesine göre taraflar sözleşme tarihi itibariyle alacaklı şirketin borçlu şirketten 17.232.000,00.TL alacaklı olduğu, başka bir borç bulunmadığı konusunda mutabakata varıldığı, 2-3-4. maddelere göre bu borç karşılığında ... ... ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ipotekler kaldırılarak tüm demirbaşları ile birlikte 20.03.2017 tarihine kadar alacaklı şirkete devredileceği, taşınmaz devri ile birlikte davalı şirketin davacı şirkete hiçbir borcunun kalmayacağı, 5. maddeye göre devri yapılan taşınmaz 30 gün içerisinde tahliye edilerek davacı şirkete teslim edileceği, buna uyulmaması durumunda 100.000 $ cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede;<br>Sözleşmeye göre davacı şirket, 17.228.753,60.TL alacak karşılığında 9.615.000,00.TL değerindeki taşınmazın ve 932.662,00.TL değerindeki demirbaş, yedek parça ve ekipmanları alarak ibra edilmesini sağladığı, aldatma/korkutma sonucunda sözleşmenin imzalandığını, bu sebeple maddi zarara uğradığını iddia ederek bakiye 6.646.091,00.TL'nin tahsilini talep etmiş ise de  davacı şirket ve davalı şirket tüzel kişi tacir olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun m. 18/2 hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde, sözleşme yaparken yükümlülük altına girerken basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Davaya konu olayda 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinde alacaklı şirketin, borçlu şirketten alacakları toplamının 17.232.662,00 TL olduğu konusunda tarafların anlaştıkları, sözleşme tarihi itibarıyla başkaca borcun olmadığının taraflarca kabul edildiği görülmüştür.Sözleşmede borcun karşılığında borçlu şirket adına kayıtlı ... ili, ... İlçesi, ... köyü, ... Ada, ... parselde bulunan içerisinde 1 adet 2 katlı, 1 adet  katlı işyeri bulunan 8.094 metrekare taşınmazın devrinin kararlaştırıldığı ve taşınmazın tapuda 16.300.000,00 TL bedel üzerinden satıldığı tespit edilmiştir. Davacı, satıştan sonra taşınmazın değerini tespit ettirdiğini ileri sürmekteyse de bir tacirin önce sözleşme yapıp sonra taşınmazın değerini tespit ettirmesi basiretli tacir olarak davranması gereken tacirden beklenen davranış değildir.Davalı şirketin hileli davranışları sonucunda, sözleşmenin imzalandığı iddia edilmekteyse de bu hususta dosya kapsamında somut bir veri bulunmamaktadır.Bu sebeple mahkemece davalı şirket ... açılan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi ve buna uygun olarak AAÜT 13/3 gereği davalı şirket vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Dava konusu sözleşmeyi davalı şirket yetkilisi ... ... davalı şirket adına imzalamış ancak diğer davalı ... ...'in sözleşmede imzasının olmadığı görülmüştür. Sözleşmede davalı ... ...’i kişisel olarak borç altına sokan bir yükümlülük belirlenmediğinden davalı şirkete sırf ortak olması hasebiyle davalı şirketin borçlarından sorumlu olmadığı, diğer davalı ... ...'in de sözleşmede imzası bulunmaması sebebiyle bu kişiler ... açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Davacı tarafın kabul edilen 100.000 USD cezai şart talepleri yönünden hesaplanan vekalet ücretinin hatalı olduğu yönünde yapılan incelemede; Yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekalet ücreti yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği, mahkemece  yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hesaplanan vekalet ücretinin dava tarihindeki kura göre Türk Lirasına çevrilip bu miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2015/9645 Esas 2016/4426 Karar Sayılı ilamı da benzer yöndedir)<br>Davalılar vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede;<br>Davacı şirket, davalının 16.03.2017 tarihli borç itfa sözleşmesi gereği davacıya satışını yaptığı ... ..., ... Mahallesi, ... Ada, ... parsel nolu taşınmazın itfa sözleşmesinin 5. Maddesi gereğince devir tarihinden itibaren 30 gün içinde tahliye ederek davacıya teslim etmeyi taahhüt etmişken davalının tahliye taahhüdünü yerine getirmeyerek sözleşmenin 5. Maddesi gereğince 100.000,00 USD cezai şart ödemesi gerektiği ileri sürülmüştür.Dava dosyası arasında bulunan ... 3. Noterliğinin 28.04.2017 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklindeki tutanağa göre ... Mahallesi, ... Bulvarı 10. Km. .../ ... adresinde bulunan ... ... ... Otomotiv İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti'ne gidildiği, 28.04.2017 tarihi itibariyle işyerinin faal olduğu, boşaltılmadığı tespit edilmiştir.Taraflar arasında akdedilen 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinde, tapu devir tarihinden itibaren 30 gün içerisinde taşınmazın tahliye ederek alacaklıya teslim edileceği, süresinde taşınmazın boşaltılmaması halinde borçlunun 100.000 USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Söz konusu taşınmazın tapudaki devir işlemi 17.03.2017 tarihinde yapıldığı,  sözleşmeye göre 17.04.2017 tarihine kadar boşaltılarak davacı şirkete teslimi gerektiği halde, 28.04.2017 tarihi itibariyle boşaltılmadığı tespit edilmiştir. Davalı şirket tarafından ibraz edilen “Yer ve Eşya Teslim Tutanağı” 15.05.2017 tarihli olup, bu tutanakla yer tesliminin yapıldığı dikkate alındığında sözleşmede belirtilen 30 gün içerisinde teslim şartının yerine getirilmediği, taşınmazın boşaltılmaması sebebinin davacı şirketten kaynaklandığı hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılarak tahliye taahhüdünü yerine getirmeyen davalıdan sözleşmenin 5. Maddesi gereğince 100.000,00 USD cezai şart talep edilebileceği anlaşıldığından mahkemenin bu talep yönünden kabul kararı vermesi usul ve yasaya uygun bulunarak davalı şirket vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Davalı şirket vekili 100.000 USD cezai şartın fahiş olduğunu tenkis edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Cezai şartı düzenleyen TBK.nun 179/1 maddesi; \"Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.\" hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 182/1. maddesinde; \"Taraflar, cezanın mikarını serbestçe belirleyebilirler.\" denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; \"Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.\" hükmü gereğince, hakim taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olup olmadığını re'sen incelemek, fahiş ise ceza miktarını tenkis etmekle (indirmekle) görevlidir.Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını kendiliğinden saptamalıdır.Buna karşılık, TTK’nun 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir. Somut olayda, sözleşme imzalandığı tarihte kararlaştırılan cezai şart miktarına bakıldığında davalı olan tacirin mahfına sebep olabilecek nitelikte olmadığı incelenen davalı taraf ticari defterlerinden anlaşıldığından davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br> ... Tapu Müdürlüğün 18.05.2017 tarihli yazısı ile ekindeki resmi senede göre; ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz 17.03.2017 tarih ... yevmiye sayılı satış sonucu ... Global A.Ş. adına tescil edilmiştir. Resmi senede göre taşınmazın satış bedeli 16.300.000,00.TL’dir. Satış sırasında satıcı adına 226,25.TL döner sermaye, 244.500,00.TL tapu harcı, alıcı adına 244.500,00.TL tapu harcı tahsil edilmiştir.Yine ... Tapu Müdürlüğün 26.02.2018 tarihli yazısı ile ekindeki belgeden satış sırasında tahsil edilen satış ve alış harçlarının ... aracılığıyla ödendiği anlaşılmıştır. ... Genel Müdürlüğünün 14.11.2018 tarihli yazısı ile ekindeki dekontlardan her iki ödemenin ... Global A.Ş. tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede bu giderlerin davacıya ait olacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, tarafların bu gidere eşit olarak katlanması gerektiği bu sebeple davacı tarafın davalı adına ödenen tapu harcının davalı taraftan istemesi haklı bulunurak bu istem yönünden mahkemece kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Davalı ... Ltd. Şti. tarafından ... Global A.Ş. ... sözleşme uyarınca verilen toplam tutarı 1.750.000,00.TL olan iki teminat mektubunun iadesi istemli dava açıldığı, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararı ile dava dosyasıyla işbu dosyanın birleştirildiği ancak mahkemece birleştirilen dosyanın  24.01.2020 tarihli ara karar ile işbu dosyadan tefrik edilerek ayrılmasına karar verildiği, dosyanın taraflarının aynı olduğu ancak konularının farklı olduğu, usul yönünden davaların birlikte görülmesini gerektirecek bir zorunluluk dosya kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece iki adet teminat mektubunun iadesi istemli davanın tefrikine kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunarak  davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br> Birleşen davada davalılar ... ... ve ... ...'in ret sebebinin ortak olduğu, AAÜT 13/4 gereği davalılar lehine tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin  yerinde olduğu anlaşılarak davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Yine mahkemece davalı şirket ... açılan 6.646,091,00.TL maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği buna uygun olarak AAÜT 13/3 gereği davalı şirket vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı şirket vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere             :<br>1)- ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca  ESASTAN AYRI AYRI REDDİNE,<br>2)-a-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.210,00.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 9.782,4.TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, <br>    b)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 40.830,68.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.148,37.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 30.682,31.TL harcın davalı ... ... ... Otomotiv İnş.Tur.Tic.San.Ltd.Şti'den alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>c)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,3.TL'nin  davalılar ... ... ve ... ...'ten  alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3)-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, <br>4)-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5)-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6)-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce  YAPILMASINA,<br>Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda  6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  08/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t<br><br><br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br> <br> <br> <br>Üye<br> <br> <br> <br>Üye<br> <br> <br> <br>Katip<br> <br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b078f0c841a20816","SID":"cde965924d694bd1"}}