{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2020/1874 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1051<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/193 Esas  2020/323 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 16/05/2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/193 Esas ve 2020/323 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...İDDİA:\tDavacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağını sağlaması amacıyla Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1497 Esas sayılı dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, borçlunun süresi içerisinde itiraz ettiği için takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğunu, takibin devamı gerektiğini, müvekkili şirketin vinç kiralama ve bakım-tamir işi ile uğraştığını, davalı ... ile bir yıldır çeşitli tarihlerde vinç kiralama hizmeti verdiğini, bu ticari ilişkiden kaynaklı müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, 24/07/2017 vade tarihli 11.763,12-TL tutarlı faturadan kaynaklı 7.146,62-TL müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, borçlunun sözlü birçok ihtara rağmen borcunu ödemediğini, bu sebeple icra takibi yapılması gerektiğini, tarafların defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun ispatlanacağını, iki taraf da tacir olduğundan ve yapılan işin ticari iş olması nedeniyle takip tarihinden itibaren ticari faiz taleplerinin bulunduğunu, açıklanan nedenlerle; icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP:\tDavalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı yanca başlatılan ilamsız takipte öncelikle borcun aslını kabul etmemekle beraber takibe konu edilen işlemiş faiz ve diğer alacak kalemlerinin de hukuka aykırı olarak talep edildiğini, ilgili icra dosyasına yapmış oldukları itirazlarında da belirtildiği gibi müvekkilinin davacı yana borcu bulunmadığını,  müvekkili tarafından yapılan muhasebe incelemesinde de davacı yana karşı herhangi bir borcun tespit edilemediğini, ayrıca mahkemece yapılacak yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde taraflarınca yapılan itirazın haklılığı ve takibe konu edilen tutarda müvekkilinin davacı yana borçlu olmadığının ortaya çıkacağını, açıklanan nedenlerle davacının müvekkili aleyhinde başlatmış olduğu haksız ve kötüniyetli icra takibine tümüyle itiraz edildiğini, davacı tarafından takip konusu yapılan alacak likit olmadığından, yerel mahkemece davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkeme tarafından itirazın iptaline karar verilmesi halinde dahi koşulları oluşmadığından, davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından dava konusu yapılan alacağın likit olmadığını, davalı-müvekkili hakkında başlatılan ilamsız icra takibi neticesinde takip borçlusu müvekkili tarafından borca itiraz edilmesinin haklı gerekçelere dayandığını, dolayısıyla müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerden ötürü haksız açılan davanın reddi ile birlikte Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2018/1497 Esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine başlatılan haksız takibin iptaline, davacının açılan haksız takip nedeniyle alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>KANITLAR VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 05.07.2019 tarihli  2018/625 Esas 2019/449 karar sayılı görevsizlik kararı uyarınca, Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1192 esas sayılı dosyasına kayıt yapılan mahkememiz dosyasında verilen 13.11.2019 tarihli 2019/1449 K. Sayılı kararı uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2020 tarih ve 2020/441 Esas - 2020/324  K. sayılı ilamıyla mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilerek  dosya mahkememize gönderilmiştir.<br>Dava, İİK.nun 67.maddesinde açılmış olup, vinç kiralama hizmeti kapsamında faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.<br>Harçlandırılan dava değeri; 7.146,62-TL'dir. <br>Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1497 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takibin 7.146,62 TL asıl alacak ve  439,02TL işlemiş faiz  üzerinden yapılan ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının 24/07/2017 tarih ve 11.763,12 TL lik fatura olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya  03/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, takibe davalı-borçlu tarafından 03/09/2018 tarihinde borcu bulunmadığından ödeme emrine, borca vee tüm fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durduğu tespit edilmiştir.<br>Taraflar arasında icra ve dava konusu olan miktar kadar davacı alacağı bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı yönünde uyuşmazlık bulunduğu tespit edildi.<br>Davanın niteliği gereği davacı alacaklının, davanın ve takibin dayanağı olan alacağın varlığı ve miktarını ispatlamak durumundadır. Bu kapsamda davacı vekili delil olarak; icra dosyası, fatura, cari hesap dökümü, tarafların ticari defterleri ve bilirkişi incelemesine dayanmış ve dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.<br>Davalı vekili karşı delil olarak; Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1497 Esas sayılı dosyası, cari hesap kayıtları, ticari defter ve faturalar, Yargıtay kararları, tanık anlatımı ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.<br>Mahkememizin 08/03/2019 tarihli celsesinde verilen ara kararı gereğince; tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir ve muhasebe uzmanı bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir.<br>Mali Müşavir ve Muhasebe Uzmanı bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 23/05/2019 havale tarihli raporda; davacının 2017 yılı defterlerini tutan mali müşavir cezaevinde olduğundan, defterlere ulaşılamadığı için sunamadıklarından, incelenemediği, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan C/H ekstresine göre; 14/10/2017 tarihi itibariyle davalının davacıya 7.146,62-TL borçlu olduğunun görüldüğü, ayrıca dosya içeriği incelendiğinde davacı tarafından davalıya noter aracılığıyla çekilen ihtarname olmadığından temerrüde düşürülmemesi sebebiyle faiz hesaplanmadığı,<br>İlgili mevzuat gereği; davalı yan tarafından sunulan 2017 yılına ait yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış ve yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin yapıldığı, taraflar arasında 2017 inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu, ticari ilişkiye istinaden davalı taraf resmi defter kayıtlarında; 13/10/2017 tarihi itibariyle davacının davalıdan 7.146,62-TL alacaklı olduğunun görüldüğü bildirilmiştir.<br>Toplanan deliller, dosya kapsamından; taraflar arasında 2017  döneminde gerçekleşen ticari ilişkide, davacıdan  almış olduğu hizmete karşılık davacı tarafından düzenlenen  vinç çalışma bedeli olan 7.176,62-TL borcunun davalı tarafından ödenmediği, davalı defter ve kayıtlarında  13.10.2017 tarihi itibariyle davacının davalıdan 7.146,62-TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu,  takibin 7.146,62- TL  asıl alacak üzerinden açıldığı, davalının  aleyhine girişilen icra takibine haksız ve kötü niyetle itirazda bulunduğu...'' gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE; davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2018/1497  esas sayılı icra takibi itirazının   iptaline, takibin  7.146,62-TL asıl  alacak bedeli üzerinden takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülmek sureti ile devamına, Hükmolunan asıl alacak bedeli üzerinden taktiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile  davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların yerel mahkemece değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, davacının ticari defterlerini ibraz etmekten kaçındığını, davacının icra takibinde fatura alacağına dayanmasına rağmen bilirkişi tarafından taraflar arasındaki tüm ticari ilişki ve hesaplar incelenerek hatalı hesaplama yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>               (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5)<br> Taraflardan biri tacir olmasa<br>dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına,  davalı ticari defterlerine göre davacının alacaklı olmasına, davalının borcunu ödediğini usulüne uygun delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;   <br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2020 tarih ve 2020/193 Esas  2020/323 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 488,18.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 122,05.TL harcın mahsubu ile bakiye 366,13.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaaa82ff808b8892","SID":"55f1fa97ac860fd2"}}