{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1115 <br>KARAR NO: 2024/1250<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/02/2024<br>ESAS NO: 2023/944<br>KARAR NO: 2024/211<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 31/05/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/02/2024 tarih ve  2023/944  Esas -  2024/211 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri ilinde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye ve 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının kooperatif üyesi olduğunu ve ferdileştirme ile taşınmaz temin ettiğini, davacı kooperatifin halen tasfiye aşamasında olmadığını, 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişileri ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konut teslimi yapamadığını, mağduriyetlerin büyüdüğünü, üyelerin ve arsa sahiplerinin haklarının temin  edilmesi hususunda ümitlerini yitirdikleri bir aşamada kooperatif ve mağdur üyelerin bir araya gelerek taahhüt edilen konutların yapımı ve teslimi ve borçların ödenmesi için süratle çalıştığını, bu doğrultuda kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerden kesin maliyet bedeli alınmadığı anlaşıldığı, üyelerden ödenmeyen maliyet bedelleri için davalar açıldığını, Kayseri ATM'de 160'dan fazla dava açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ve istinaf mahkemesince onandığını, temyiz başvurusunda Yargıtay 6. H.D.'nin 2021/6290 E, 2022/521 K sayılı ilamında kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilip edilemeyeceği gerekçesiyle erken dava sebebiyle yerel mahkeme kararının bozulduğunu, Yargıtay'ın söz konusu kararı sonrasında birçok yerel mahkemenin bu kararı emsal kabul ederek davaların reddi yönünde karar verdiğini, istinaf mahkemelerinin yerel mahkemenin kabul yönündeki kararlarının kaldırdığını, bu davalardaki üyelerin tamamının üye olmadıkları, kooperatifle ilişiklerinin kesildiğini ileri sürdüklerini, Yargıtay ilgili kararında bu konudaki uyuşmazlığa noktayı koyduğunu ve üye olduğunu kabul ettiğini, kooperatifçe inşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceğinin bahse konu Yargıtay kararında belirtildiğini, hal böyle olunca davalının istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcundan sorumlu olacağını, kooperatifçe alınan genel kurul kararları doğrultusunda davalının aidat borcu olduğunu, davalı borcuna ilişkin aidat çizelgesini dosyaya sunduklarını,, kooperatif aidat borçlarına zamanaşımı işlemesinin söz konusu olmayacağını belirterek şimdilik 9.000 TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan haksız ve hukuka aykırı davayı kabul etmediklerini ve reddini talep ettiklerini, davacının kooperatifin kuruluşundan itibaren davalıdan talepte bulunduğunu üye olduğu tarihin esas alınmadığını, 10.06.2022 tarihli 7410 sayılı yasa ile Kooperatifler Kanunu'na geçici 11. madde eklenen maddede; inşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi, terkin edilmemiş olması, yapımı tamamlanan etapta bağımsız bölüm malikine kooperatifçe tahakkuk ettirilen bedelin ödenmiş olması, kooperatif tarafından üyeye konutun tapusunun verilmiş olması şartlarının birlikte sağlanması halinde, konutun tapu devrinin yapılmasından sonraki dönemler için yönetim giderleri hariç herhangi bir bedel istenemeyeceğinin hüküm altına alındığını, söz konusu maddeye göre davacının yasa gereği alacak talep etmesinin mümkün olmadığını; ayrıca davacı talebinin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu ve BAM kaldırma kararı sonrası alınan ek rapor bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kesin maliyet bedelinin de içerisinde yer aldığı kooperatif aidat alacağını talep edebileceği, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının talep edebileceği aidat alacağının olduğu, kooperatif aidat alacağının en geç dava tarihinde (ıslah ile artırılan tutar yönünden ıslah tarihinde) muaccel olacağı gözönüne alındığında, davalının bu borcuna genel kurulda kararlaştırılan yıllık %18 (aylık %1,5) oranı üzerinden gecikme faizi uygulanacağı, Kayseri BAM 6. HD'nin kararında belirtildiği, 28/02/2011 - 31/05/2022 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaba göre davalının ödemesi gereken toplam aidat tutarının 146.300,00-TL olduğu, davalının kendisine çıkartılan maliyet raporundan sonraki dönemde aidat ödemesinin bulunmadığı, maliyet raporunun hazırlandığı tarihte ödenmesi gereken aidat tutarı 35.210,00-TL olup davalının yapmış olduğu toplam ödeme tutarı olan 118.195,00-TL bu tutardan çıkartıldığında davacının fazladan yapmış olduğu ödemenin 82.985,00-TL olduğu, bu fazla ödemenin maliyet raporunun çıkartıldığı 28/02/2011 tarihinden sonraki aidat tutarı toplamı olan 146.300,00-TL'den mahsup edildiğinde davalının davacı kooperatife olan bakiye aidat borcunun  63.315,00-TL olduğu ve bu tutarın davacı tarafından dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile birlikte davalıdan talep edildiği bu suretle davacının talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmış ve davanın kabulü ile 9.000,00-TL'nin dava tarihinden, 54.315,00-TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş...\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, 9.000,00 TL aidat alacağının dava tarihi olan 06/06/2022 tarihinden, 54.315,00-TL aidat alacağının ıslah tarihi olan 23/03/2023 itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hatalı olup kaldırılması gerektiğini, şöyle ki müvekkillerinin genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde katılmamış değil, davacı kooperatif tarafından kesin maliyeti bedelini ödedikten sonra ilişikleri kesileceği taahhüt edildiğinden genel kurullara davet edilmemiş hazirunlarda yer verilmediğini, Kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması  ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak  göstermemesinin ayrı hukuki sonuç doğurduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alacak talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadı mevcut olduğunu, Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472 ,K. Sayılı ilamında  davalı üyeni istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı  belirtilmişse de kooperatif en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, Kayseri Bam 2023/2396 e 2024/88 k.  sayılı ilamı olduğunu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de davacı kooperatifin ticari defterlerinin incelenerek tapuyu aldığı tarih itibariyle ticari defterlerde borcu olup olmadığının incelenmesi taraflarınca belirtildiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile kooperatifin tacir olup olmadığı hususundaki tartışmanın noktalandığı ve kooperatifin şirket niteliğinde bulunduğunun vurgulandığını, 6102 Sayılı TTK'nın 124/1. maddesiyle de ticaret şirketi niteliğinde olduğunun bir kez daha teyit edildiği, kooperatifin tacir sayılmayacağı yönündeki yorumun kanuna aykırı bir yorum faaliyeti olduğu, 07.11.1945 gün ve 1944/8 E., 1945/14 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında da tespit edildiği üzere kooperatifin \"... ticari işletme işletip işletmediğinden bağımsız olarak (hukuki) şekli (kalıbı) dolayısıyla tacir...\" olduğu ifade edildiğini, bu durumda ticari defter ve kayıtlarının da dönemsel olarak tutulması gerektiğinin açık olduğunu, yargılama esnasında bu hususun tespit edilmediği bilirkişi raporlarında  bu yönde bir inceleme yapılmadığı açık olup raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ödemeleri bilirkişi raporu ile her ne kadar 2011 yılı sonuna kadar hesaplanmışsa da kooperatif tarafından üyelerin ödemelerinin bir kısmının üye dosyasına ve ticari defterlere işlenmemekte  bu sebeple de ödemeler  eksik hesaplandığını, bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı olup bu sebeple de kararın kaldırılması gerektiğini, iş bu dilekçe ekinde müvekkilinin 2012 yılı ve devamında ödemiş olduğu dekontları ve makbuz suretlerini sunduklarını, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını, yine emsal Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472 ,K. Sayılı  sayılı ilamında üyelik devam ettiği sürece üyenin parasal yükümlülüklerinin ve dolayısıyla  aidat alacağının zamanaşımına uğramayacağı belirtilmişse de yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilinin üye olmadığı kooperatifin genel kurula davet etmemesi ile de eylemli olarak ortaya koyduğu öncesinde genel kurul kararı aldığı defaatle bildirildiğini, kaldı ki yerel mahkemede yönetim kurulu kararları incelenmemiş istifaya dair bir karar alınıp alınmadığı hususu araştırılmadığını, aksi halde açık kapı ilkesinin de bir anlamı kalmayacağını, Yargıtay kararları gereği  ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğunun açık olduğunu, davacının talebinin gerek 1163 sayılı kanun gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğradığını, Konuya ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesi  2018/108 e. 2020/3494 k. sayılı ilamının  da  bu yönde olduğunu, ayrıca bilirkişi raporu ile hesap edilen  aidatlarda 2021 yılı aidatları da mevcut olup  Kayseri 1. Atm 2021/917 e. sayılı dosyası ile genel kurulun iptaline karar verilmiş bu durumda müvekkilinin aidat borcu olduğunu kabul etmemekle birlikte 2021 yılı aidatlarının bilirkişi raporunda hesaplamaya dahil edilmemesi gerekirken dahil edilmiş olup hatalı hesaplamaya dayalı bilirkişi raporuna dayalı olarak kurulan hüküm de hatalı olup kaldırılması gerektiğini, yine davacı kooperatif kayıtlarında üyelerin  ödemelerinin tamamı kayıtlara işlenmemiş olup  kesin maliyet çıkarılan 31.12.2011 tarihinden sonraki ödemelerin hiçbiri üye dosyasına ve ticari defter ve kayıtlara işlenmemiş  ve müvekkiline yeniden aidat borcu çıkarıldığını, davacı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda da sübuta ermiş olup davacı kooperatif ticari defterlere usulüne yıllar sonra  toplu olarak bütün üyelere  aidat borcu  tahakkuk ettirilmiş ve eldeki davalar ile de ticari defterlere usulsüz kaydedilen aidat borçları tahsil edilmeye çalışıldığını, bu  sebeple müvekkiline çıkarılan aidat borcu da haksız olup aksi halde mükerrer tahsilat olacağını belirterek;  istinaf dileksinde izah edilen nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf mahkemesinin kaldırma gerekçesine uyulduğunu, haklı davanın ve alacağın sürdüğünü, eldeki dosyada istinaf mahkemesi tarafından TBK 100 vd. Maddelerine atıf yapılmış, 28.02.2011 tarihinde çıkartılan maliyet hesabı ile geçmiş aidat borçlarının davalıdan tahsil edildiğini, bu sebeple 28.11.2011 tarihinden dava tarihine kadarki aidat miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını, davacı müvekkilinin mükerrer tahsilat isteyip istemediği hususlarının aydınlatılması hususuna karar verildiğini, söz konusu hususun bilirkişi marifetiyle hesaplanmış, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı uyarınca yeniden hesaplama yapıldığını, davalının üye olmadığı yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, emsal nitelikteki başka bir davanın, istinaf incelemesi nihayetinde kesinleştiğini, davalı ile aynı nitelikte olan başkaca bir davanın, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/583E. 2024/705K. sayılı ilamıyla kesinleştiğini, istinaf mahkemesi söz konusu ilamında kaldırma ilamı gereği ek rapor aldırılarak raporun dairenin  kaldırma gerekçelerine uygun hazırlandığı görüldüğüne hükmedildiğini, bu sebeple davanın kabulü yönündeki hükmün kesinleştiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen nedenlerle ve resen gözetilecek hususlar neticesinde; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br> Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile Mayıs 2022 tarihleri  arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek 63.315,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.<br>Davalı borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>Mahkemece, genel kurul kararlarının tüm üyeler için bağlayıcı  olduğu gerekçesiyle 63.315,00 TL'nin  faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>Karara karşı  davalı vekilince istinaf yasa yolunu başvurulmuştur.<br>Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D  2011/933 Esas 2011/936 Karar)<br>Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir.<br> Davacı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD  2016/7545 Esas  2019/5329 Karar)<br>Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği  anlaşılmaktadır.<br>Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar)<br>Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe  zaman aşımı işlemeyecektir.<br>İlk derece mahkemesince dosyada, Ocak 2003 - 31.05.2022 tarihleri arasında davalının ödemesi gereken aidat miktarı bulunarak davalının bu tarihler arası yaptığı ödemelerin  ödeme tarihi,  ödemeye ilişkin makbuz ve belgelerdeki açıklamalar, 6098 sayılı TBK 100-104 maddesindeki düzenlemeler  birlikte dikkate alınmak  suretiyle hesaplama yapıldığı görülmekle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>  Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 29/02/2024 tarih ve 2023/944 E. - 2024/211 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 4.325,05 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.081,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.244,05 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,\t<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.30/05/2024\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a81626617959c99","SID":"550357b43c1941c4"}}