{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/667 - 2024/905<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/667 <br>KARAR NO  : 2024/905<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/85 E.  -  2021/68 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararı İptali ile Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2021 tarih ve 2017/85 E. - 2021/68 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili firmanın 1998 yılından beri tescilli \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/72666 numaralı ve \"... ...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili firmanın \"...\", \"... ...\", \"... Yayınları\" esas unsurlu markaların aynısının davalının dava konusu markasında yer aldığını, müvekkili markalarının tescilli olduğu emtialar ile dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 16. ve 41. sınıf hizmetlerin aynı olduğunu, taraf markalarının aynı sınıfları kapsaması nedeniyle tüketicilerin markalar arasında bağlantı olduğunu düşünebileceğini, TÜRKPATENT tarafından müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğu iddiasının ispatlanamadığı yönünde verilen dava konusu kararın hatalı olduğunu, müvekkili firmanın \"...\" ibaresini yıllardan beri ciddi surette kullandığını, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın dava konusu markasının müvekkilinin tanınmış markasının ayırt edici karakterini zedeleyip, itibarından yararlanacağını, davalı tarafın dava konusu başvuruyu kötüniyetli olarak yaptığını ileri sürerek, YİDK'nın 2016-M-12542 kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, kullanmama def'i savunmalarının bulunduğunu, davacının kötüniyetle hareket ettiğini, taraflar arasında görülen davalarda çekişmeli mal ve hizmetler yönünden müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin tespit edildiğini, davacının kötüniyeti ve haksız rekabetinin Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla kabul edildiğini, davacının aleyhine çıkan her karardan sonra \"...\" ibareli marka başvuruları yaparak kötüniyetini sürdürdüğünü,  müvekkili firmanın gerek ticaret unvanı ve gerekse ticari markası olarak \"...\" ibaresi ile uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, 1997 tarihinde kurulan İstanbul ... Üniversitesinin müvekkili firmanın kardeş kuruluşu olduğunu, dolayısıyla \"...\" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili firma olduğunu, davacı tarafın adına tescil ettirdiği markaları kullanmadığını ve bu marka tescillerinde haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ K ARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru konusu marka ile davacı yan markalarından 2013/64047 sayılı markanın mal ve hizmet sınıfları inelendiğinde 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler bakımından “tespihler” hariç ayniyet derecesinde benzer oldukları, itiraza mesnet diğer markalarla ise 41. sınıf hizmetler bakımından benzerlik bulunduğu; davacı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davalının \"... ...\" ibareli markası arasında benzer mal ve hizmetler yönünden ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; davacının ticaret unvanı olan \"...\" kapsamında “...” ibareli kullanımı olmadığı, dolayısıyla ticaret unvanının kullanımı bakımından önceki hak sahipliğine dayanmasının mümkün olmadığı, davacının dosyaya sunduğu deliller bakımından ise davalının dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “tespihler” emtiası bakımından faaliyet gösterdiğine ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı; davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalının kazanılmış hak iddiasının bulunduğu, davalı yana ait önceki tarihli tescilli markaların esas unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan 16 ve 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin tamamının yer aldığı, davalının eski tarihli markalarının geçmişe dayalı tescilini ispat etmesi dışında bu markaların ciddi kullanımı da ispat etmesi gerektiği, ancak iddia konusu markaların ciddi kullanımlarını gösterir yeterli delil bulunmadığı, davalı yanın kazanılmış hak iddiasının ispatlanamadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, YİDK'nın 2016-M-12542 sayılı kararının 16. sınıfta bulunan \"tespihler\" emtiası dışında kalan tüm mallar yönünden 41. sınıfta bulunan \"sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafcılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.\" yönünden iptaline, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı şirket adına tescilli 2014/72666 sayılı \"... ...\" ibareli markanın tescilli olduğu, 16. sınıfta bulunan \"tespihler\" emtiası dışında kalan tüm mallar yönünden 41. sınıfta bulunan \"sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafcılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.\" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin öncelik hakkı sahibi olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, kısmi redde konu konu hizmetler yönünden başvurunun müvekkilinin tanınmış markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, davanın tüm mal ve hizmetler yönünden davanın kabulünün gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iltibas değerlendirmesinden markaların bütün olarak bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, yeni markada ufak değişikliklerin yeterli olacağını, tanınmışlık koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı şirket vekili, taraflar arasında görülen davaların tamamının müvekkili lehine sonuçlandığını, bu davalarda \"...\" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğuna karar verildiğini, itiraza dayanak markaların Bakırköy 2. FSHHM'nin 2021/11-53 E.-K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğu, haksız rekabet yaptığına dair ilk derece mahkemesi, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararlarının dikkate alınmadığını, müvekkili ve kardeş kuruluşuna ait \"...\" ibareli markaların da dikkate alınmamış olduğunu, müvekkilinden kullanım ispatı istenmiş is ede davacıdan istenmediğini, taraflar arasında müvekkilinin değil davacının markalarının ihtilafa konu edildiğini, müvekkilinin \"... ...\" markasına çok benzer \"... ... ...\" markasının zaten tescil edildiğini, gerekçeli kararda taraf marka ve sınıflarının karıştırıldığını, örneğin itiraza mesnet markalar arasında \"... ...\" ibareli bir marka bulunmadığını, davacı adına tescilli olmayan bu marka üzerinden iltibas değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğunu, \"...\" ile \"... ...\" ibarelerinin de iltibas oluşturmayacağını, markaların tescil sınıflarının da farklı olduğunu, \"...\" markasının 41. sınıftaki kapsamının daha dar olduğunu, kullanmama def'i savunmalarının dikkate alınmadığını, davacının kullanım ispatı sunması gerekirken müvekkilinin kullanım ispatı sunamaması şeklindeki gerekçenin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf, davalı şirketin marka başvurusuna itiraz etmiş, itirazının reddi üzerine YİDK karar iptali ve hükümsüzlük talebiyle işbu davayı açmış, ilk derece mahkemesince de yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında da dayanılan tüm markaların, taraflar arasında görülen Bakırköy 2. FSHHM'nin 2021/11-53 E.-K. sayılı kararıyla hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı işbu davanın davacının istinaf talebinin ise İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarih ve 2024/124 E.-2024/592 K. sayılı kararıyla esastan reddine karar verilmiştir. Her ne kadar kural olarak YİDK kararının iptali istemi ile açılan davalarda, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih, 2017/4221 E. - 2019/1159 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere itiraz aşamasında taraflarca dayanılan bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kısa kararının sunulması halinde dahi bu durumun dikkate alınması ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Somut olayda da, davacı tarafça itiraz aşamasında dayanılan markaların hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararı ilk derece mahkemesine sunulduğundan, bu kararın hükümsüzlük davası yönünden dikkate alınarak değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.  <br>\tBu davanın tarafları arasında görülen  Bakırköy 2. FSHHM'nin 2021/11-53 E.-K. sayılı dosyasında verilen gerekçeli kararda, davacı şirketin itiraza mesnet markalarının kötü niyetli bulunduğu tespitlerine yer verildiğinden, söz konusu kararın kesinleşmesi halinde anılan tespitler işbu dava yönünden de kesin delil teşkil edecektir. O halde ilk derece mahkemesince anılan davada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemişse kararın kesinleşmesinin beklenilmesi ve sonucuna göre işbu davanın değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tÖte yandan, davalı şirket vekili cevap dilekçesinde kullanmama def'inde bulunmuştur. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu konuda bir inceleme yapılmamıştır. SMK'nın 25/7. maddesi uyarınca SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19/2. maddesi hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda davacı tarafça hükümsüzlük davasına mesnet markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepler olduğuna ilişkin delil sunulması, davacı tarafça bu hususların ispatlanamaması durumunda hükümsüzlük davasının reddedilmesi, mesnet markaların, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde ise davanın, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraf markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususu hükme esas alınabilecek şekilde incelenmemiştir. Dolayısıyla, hükümsüzlük davasına ilişkin olarak, bu hali ile emtia benzerliği yönünden ortada hüküm kurmaya elverişli bir inceleme bulunmamaktadır. <br>\tBu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde anılan Bakırköy 2. FSHHM'nin 2021/11-53 E.-K. sayılı dava sonunda verilecek olan kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden ve sonucunun beklenilmesi gereken dava dosyası, işbu  dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra delillerin yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesi zorunludur. Ayrıca, somut uyuşmazlığın çözümünde, davalı tarafın hükümsüzlük davası yönünden kullanmama defi de gözetilerek taraf markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususu esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, söz konusu deliller değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesinde de zorunluluk bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm ve davalı şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 23/03/2021 gün ve 2017/85 E. - 2021/68 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm ve davalı şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Taraf vekillerinden istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/06/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cbc16785cad5b1a","SID":"0a940acf02302e6e"}}