{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/136 Esas<br>KARAR NO: 2024/900 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>NUMARASI: 2018/926 Esas - 2021/996 Karar <br>TARİH: 16/11/2021 <br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket, köklü ve saygın bir uluslararası nakliye ve lojistik şirketi olduğunu, davalı şirketin haklı olarak elde ettiği mali kazanımları ele geçirmek amacıyla haksız rekabet yapmak, haksız kazanç elde etmek gayesinde planlı olarak hareket planı belirlediğini, davalı şirket müvekkilin kilit personellerini ayarttığını, müvekkilinin söz konusu haksız fiil eylemi nedeniyle gelir kaybına uğradığını maddi ve manevi zarar gördüğünü, davalı devamlı sistemli olarak müvekkilden üst düzey yönetici ve müşteri ilişkilerinde çalışan kilit personel ayartmak metodu içerisinde olduğunu belirterek  yapılan haksız rekabetin durdurulmasını, personel ayartmama konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini veya HMKVE TTK kapsamında mahkememce mahkemece uygun görülecek tedbirlerin alınmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile davalıdan şimdilik 200.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  davacı iddiaları yerinde olmayıp işi saptıran nitelikte beyanlar olduğunu, müvekkillerinin lojistik hizmet veren bir şirket olduğunu, davacıdan ayrılan çalışanların iş akitlerinin haksız fesih edilip edilmediği konulunda İstanbul 15. Asliye Ticarete Mahkemesi, 13. Asliye Ticaret Mahkemesi  ve 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde   davaların devam ettiğini, bu davaların bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacının talepleri zaman aşımına uğradığını, çalışanların bildikleri işi yapmaları haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, ayartılarak işten ayrıldıkları iddiasının kanıtlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/11/2021 tarih 2018/926 Esas 2021/996 Karar sayılı kararında; \"...Dava dosyasındaki belgelere göre; Davanın temelinde davacı uhdesinde çalışanların davalının teşvikleri ile alınarak davacının ticari sırlarına ulaşan davalının bu nedenle haksız rekabet yaratarak davacıyı zarara uğrattığı iddiası noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Davacı yana ait ticari defterler ile belgeler ve dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, tarafımıza tevdii edilen görev çerçevesinde yapılan tespit ve değerlendirmeler aşağıdaki gibi arz edilmiştir.Davacı işyerinde çalışıp daha sonra davalı işyerinde çalıştığı iddia edilen personellerin \"davacı şirketteki çalışma süreleri\" aşağıdaki gibidir. Personellerin giriş ve çıkış bildirimleri dosyaya sunulmuştur.Tüm bu nedenlerle çalışanların bildikleri işi yapmaları haksız rekabet teşkil etmeyecekleri, çalışanların ayartılarak işten ayrıldıkları iddiasının kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, Davanın Reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Yerel mahkeme kararının usul ve esas bakımından hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun \"Haksız Rekabet Savı Yönünden Yapılan İnceleme ve Sonuç\" Başlıklı kısmında \"Sunulu mali tablolar davalı yanın eylem ve işlemlerinin bir haksız rekabet hali olarak tavsifine elverişli bulunmuştur\" ifadelerine yer verilerek somut uyuşmazlık bakımından haksız rekabet koşullarının bulunduğu açıkça vurgulandığını, bilirkişiler tarafından yalnızca Müşteriler bazında ve örnekleme yoluyla bu tespit kolaylıkla yapılabildiğini ancak bilirkişilerce davalı tarafından müvekkilinin haksız rekabet yoluyla çalınan müşterileri ayrıntılı bir biçimde incelendiğinde, müvekkili müşterisi olan bir çok firmanın dava dilekçesinde belirtilen işçilerin ayartılmasından sonra Davalı tarafın müşteri oldukları ve müvekkili şirket ile iş yapmayı bıraktıkları daha net görülebileceğini, bilirkişiler tarafından ayrıntılı bir inceleme yapılmadığını, Davacı müvekkili Davalı Şirket'in haksız rekabet teşkil eden fiilleri olduğu yönündeki iddialarında haklı olup; bu durumu somut deliller ile ispat etmiş olup maddi ve manevi tazminata hak kazanabileceğini, hükme esas alınan raporun maddi zarara yönelik değerlendirmelerinin hatalı olduğunu,  haksız rekabetin oluşmasında bir zararın meydana gelmiş olmasının zaruri olmadığını, bir zarar tehlikesinin varlığında dahi şartları varsa haksız rekabet oluşabileceğini, dolayısıyla bilirkişi tarafından belirtilen yıllarda salt kar edildiğinden ve bu nedenle zarar olmadığından bahisle zararın söz konusu olmadığına karar verilmesi hatalı olduğunu, haksız rekabet sonucunda istenecek tazminat için zarar değil herhangi bir zarar tehlikesinin varlığı yeterli olduğunu, Bilirkişilerce mali tablolar ve defterler incelenmek suretiyle yalın bir değerlendirmede bulunulduğunu ancak bu değerlendirmenin yanlış olup hükme de esas alındığını, tablolar bazında yapılan inceleme müvekkili şirketin belirtilen tarihlerdeki toplam kar ve zarar durumunu gösterdiğini, müvekkili şirket yalnızca taşıma hizmeti vermemekte aynı zamanda depolama hizmeti de verdiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin diğer başka alanlarda artan kârı, davalı şirketin haksız rekabet oluşturarak müvekkili şirketten kazandığı müşterilerin zararının tespit edilememesine sebebiyet verdiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dosyaya sunulan e-mailler inceleme konusu yapılmadığını, hüküm ve gerekçenin çelişkili olup bozmayı gerektirdiğini, somut olayda davalının eylem ve işlemlerinin haksız rekabet olarak değerlendirilebileceği kabul edilmesine rağmen, somut olay çalışanların bildikleri işi yapabilecekleri noktasına kadar indirgenerek özelden genele bir çıkarım yapıldığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabetin neticesi oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı şirketin, serbest iktisadi rekabet koşullarında hizmet vermek yerine, müvekkili şirketin kilit personellerini ayartarak departman bazlı peyderpey alımlarla personelin müvekkili şirkette elde ettikleri bilgi ve ticari sırları kullanarak müşteri elde etmeyi seçtiğini bu kapsamda planlı olarak müvekkili şirketteki çalışanları devamlı sürekli ayarttığını, ayartılan kadroların, özellikle satış ve müşteri, acente ilişkilerinde görevli pozisyonlardan seçildiğini, bu kişilerin, müvekkili şirketin gelecek yatırım alanları, planları, teklif verilecek müşteriler, iştirak edilecek ihaleler, verilecek fiyat ve ihale teklifleri gibi birçok ticari stratejiyi de yeni şirketlerine sunduğunu, davalı şirketin personel ayartma faaliyetlerinin son 1 yılda hız kazandığını, davalı Şirketin; Müvekkili şirkette önemli görev ve bilgileri bulunan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'yi işe almak suretiyle, Müvekkil Şirketin ticari bilgilerine ulaşarak haksız rekabet  yaptığını ileri sürerek; TTK 54, 55/1/b maddeleri uyarınca haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin menine,haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağını, çalışanların işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları müvekkili firmaya taşıdığı ve müvekkilinde bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi, müvekkilinin somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulması gerektiğini, bu yönde ibraz edilmiş somut bir delil olmadığını, davacı tarafından çalışanlarının ayartıldığı iddia edilip çalışanların  dava dilekçesinde tek tek sayıldığını, İş Kanununda, belli şartların gerçekleşmesi halinde işçinin, iş akdini tek taraflı  haklı sebeple feshedebileceğinin düzenlendiğini, yine ihbar sürelerine uymak koşuluyla işçi tarafından iş akdi her zaman feshedilebileceğini, İşçi tarafından iş akdi haklı sebeple feshedildiği sürece veya işçi haklı bir sebep olmaksızın işten çıkartıldığı vakit, ayartmadan, haksız rekabetten veya rekabet yasağının varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından çalışanlarının ayartıldığının iddia edildiğini ve çalışanlar \"..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...\" olmak üzere dava dilekçesinde tek tek sayıldığını, İş Kanununda, belli şartların gerçekleşmesi halinde işçinin, iş akdini tek taraflı  haklı sebeple feshedebileceği düzenlendiğini, yine ihbar sürelerine uymak koşuluyla işçi tarafından iş akdinin her zaman feshedilebileceğini, işçi tarafından iş akdi haklı sebeple feshedildiği sürece veya işçi haklı bir sebep olmaksızın işten çıkartıldığı vakit, ayartmadan, haksız rekabetten veya rekabet yasağının varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca her işverenin, kendi işletmesinde bulunan personel sayısını artırma hususunda meşru bir hak olduğunu, davacı çalışanlarından ...'nin, davacının iddiasının aksine yurtdışında bir şirkette çalıştıktan sonra müvekkili şirkette işe başlayıp  daha sonra ayrıldığını, mevcut durumda müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, ...'nın bir dönem müvekkili şirkette çalıştığını ancak 2017 yılı itibariyle müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, ...'in davacının iddiasının aksine ... Lojistik Hizmet Üretenleri Derneğinde çalıştıktan sonra müvekkili şirkette işe başlayıp daha sonra ayrıldığını, mevcut durumda müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, ...'ın, haklı sebeple iş akdini feshettikten sonra müvekkili şirkete başvurduğunu, yapılan mülakatlar ve testler sonucu müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, ...'ın, 2012 yılında müvekkili şirkette çalışmaya başlamış olup şuan müvekkili  şirketin çalışanı olmadığını, ...'nun, 2011 yılından beri müvekkili şirkette çalışmakta olup davacının bu zamana kadar sessiz kalarak ne ...dan ne de müvekkilinden bir talepte bulunmadığını, ...'ün, 2015 yılından beri müvekkil şirkette çalışmakta olup davacının bu zamana kadar ... için müvekkilinden bir talepte bulunmadığını, ...'ın, davacı tarafından iş akdi tek taraflı olarak sona erdirilip, 2 ay süre boyunca işsizlik maaşı aldığını, müvekkili şirkete iş başvurusunda bulunduğunu, yapılan mülakatlar ve testler sonucu müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, ...'ın, 2018 yılı itibariyle müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, iş akdinin feshine ilişkin davacı aleyhine açmış olduğu davanın derdest olduğunu, ...'nin 2018 yılı itibariyle müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, iş akdinin feshine ilişkin davacı aleyhine açmış olduğu davanın derdest olduğunu, davacı tarafından işbu davadaki talebiyle birebir aynı talebi içeren müvekkili aleyhine açılmış dört farklı dava mevcut olup derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca taleplerin zamanaşımına uğradığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile; Müvekkil şirketin müşterisi olan ... TİCARET MAKİNE SAN. A.Ş'ne, ... BANTLARI'na ... tarafından ... adına iş görüşmeleri amacıyla ziyaret gerçekleştirildiğini, yine ...'nin ... adına çalışmaya başlamasından sonra müvekkili şirketin müşterisi olan ... ile müvekkili ile iş ilişkisinin kesildiğini, ...'ın ... adına çalışmaya başlamasından sonra müvekkili şirketin müşterisi olan ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş.'nin müvekkili ile iş ilişkisini sona erdirdiğini, ...'ın  ... adına çalışmaya başlamasından sonra müvekkili şirketin müşterisi olan ... A.Ş. ve ... SAN. VE TİC. TUR. A.Ş.'nin  müvekkili şirket ile olan iş ilişkisinin sona erdiğini, ..., ... ve ... şirketleriyle müvekkil şirket partner olarak anlaşmasına rağmen, Davalı şirket tarafından teklif verildiğini ve söz konusu şirketlerin müvekkili ile çalışmayı sona erdirdiğini, ... ile İspanya ithalat, ... TEKSTİL ile İspanya ihracat trafiğininde  davalı şirket sebebiyle kaybedildiğini, ... SANAYI A.Ş. ile düzenli Almanya trafiğinin kaybedildiğini, tüm bu açıklamalar kapsamında, davalının fiillerinin TTK m.55/1-b hükmünün açık ihlali olduğunu, Nitekim davalının TTK. 54, 55/1-b maddeleri uyarınca haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili 2.cevap dilekçesi ile; Davacının cevaba cevap dilekçesinde, ...'nin davacı şirketin acentesi olduğunu, ... ile ...'nun ... ile görüşmeye gittiğini ve ...'nin bu durumu e-mail yoluyla bildirdiğini iddia ettiğini, davacı yanın ...'nin olayı kendilerine bildirdiklerini belirttiğini, halbuki iddia edilenin tam aksine davacı yanın ekte gönderdiği e-posta yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere davacı yan ilgili kişilerin ... ile görüşmeye gidip gitmediğini sorduğunu, yukarıda anlatılanlar ışığında ...'nin e-posta cevabının olayı çok güzel açıkladığını, davacı şirketin iddialarının aksine Müvekkili Şirketin ortakları olduğunu ve birçok ülkede birlikte çalıştıklarını ayrıca Müvekkili Şirketin ziyaretini ortakları olduğu için engelleyemeyeceklerini de açıkça belirttiğini, lakin  bu olayın cevaba cevap dilekçesinde ... ile davacı yanın müvekkili şirketçe iş akdine son verilmesinin sağlandığı şeklinde gerçeğe tamamen aykırı olarak iddia edildiğini beyan etmiştir. Mahkemece, mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden kök ve ek rapor alınmak suretiyle yukarıdaki gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde,  davacı çalışanlarının ayartıldığı ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla 4 farklı çalışan ve müvekkilinin birlikte taraf gösterilerek İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/502 E., İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/179 E., İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1134 E., İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/864 E. sayılı dosyaları ile açılan davaların derdest olduğu belirtilerek derdestlik itirazında bulunulduğu halde mahkemece, bu dosyaların getirtilip incelenmediği, davalı tarafın derdestlik itirazı konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır. Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması HMK. 114/1- ı maddesi uyarınca dava şartı olup HMK. 115/1 maddesinde ise;  mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlenmiş olup, mahkemece, cevap dilekçesinde belirtilen derdestliğe konu dava dosyalarının getirtilip incelenmek suretiyle dava şartlarından olan davalı tarafın derdestlik itirazının değerlendirilerek bu konuda karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili tarafından uyap sisteminden 16/01/2019 tarihinde gönderilen delil listesinde, müvekkili şirketten ayrılarak davalı şirkette işe başlayan kişilerin (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) 'nin SSK Kayıtlarının getirtilmesi talep edildiği halde mahkemece bu kişilerin taraf şirketlerde ne zaman işe başlayıp ne zaman işten ayrıldıkları ve davalı şirkette halen çalışıp çalışmadıklarına ilişkin SGK kayıtlarının getirtilmediği, yine bu kişilerin çalıştıkları dönemde taraf şirketlerdeki görev tanımlarının ve pozisyonlarının tespit edilmediği,  bilirkişi ek raporunda bu kişilerin davacı şirkette işe başlama ve ayrılış tarihlerine ilişkin değerlendirme yapılıp internet sitesinden çıkarttıkları SGK kayıtlarını rapora ekledikleri hal de bu kişilerin davalı şirkette ne zaman hangi pozisyonda işe başladıkları, halen devam edip etmediklerine ilişkin kök ve ek raporda değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, Müvekkili şirketin uluslararası alanda faaliyet gösterdiği için bir çok ülkede acenteleri bulunduğunu, ... ise müvekkili şirketin Fransa acentesi olduğunu, müvekkil şirketin eski çalışanları ... ve ... tarafından ... adına  müvekkili şirket acentesi ... ile görüşülmeye gidildiğini ve bu durum acente tarafından müvekkil şirkete mail yoluyla bildirildiğini belirtip dilekçe ekinde yabancı dilde mail yazışmaları ve fatura örneklerini ibraz ettiği halde mahkemece, ibraz edilen yabancı dildeki mail ve faturaların Türkçe tercümelerinin ibrazının sağlanarak incelenmemesi yerinde görülmemiştir.Mahkemece, davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette işe başlayan kişilere (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) ait davacı şirkette çalıştıkları dönemde davacı şirket ile yaptıkları iş sözleşmelerinin getirtilerek incelenmediği ve işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağına ilişkin düzenleme olup olmadığının değerlendirilmediği tesbit edilmiştir.Yukarıdaki tesbitler doğrultusunda mahkemece, tarafların gösterdiği tüm delillerin getirtilip incelenmek suretiyle öncelikle davalı tarafın derdestlik  ilk itirazının değerlendirilip derdestlik dava şartının gerçekleşmediği kanaatine varıldığı taktirde, gerektiğinde bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp iddia ve savunma doğrultusunda dosyadaki delillerin değerlendirilip sonucuna göre haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda  karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki tesbitler doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih ve 2018/926 Esas - 2021/996 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a615747209abe98","SID":"3e92b4d1df682759"}}