{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/702 <br>KARAR NO: 2024/876<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2023<br>NUMARASI: 2023/614 E. -  2023/829 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; borçlu tarafından satın alınan emtia bedelinin ödenmemesi üzerine 33.844,23 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas  sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20‘sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap verilmemiştir.İlk derece mahkemesince, itirazın iptali davasının İİK'nın 67.maddesinde belirlenen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 20.09.2023 tarih ve 2023/1547-1411 E.K.sayılı kararı ile takip dosyasında itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin belge bulunmadığından davanın esası ile ilgili inceleme yapılması için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....İcra İflas Kanunu' nun 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali davası için hak düşürücü süre bir yıldır. Süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar. Somut olayda, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yürütülmekte olan takibe yapılan itiraz neticesinde takibin durduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının icra dosyasına 09/09/2020 tarihinde yenileme talebi sunduğu görülerek davacının icra takibine yapılan itirazdan  09/09/2020 tarihinde haberdar olduğu, itrazın iptali davası açmak üzere Kanuni 1 yıllık sürenin bu tarih itibariyle başladığı, hak düşürücü sürenin 09/09/2021 tarihinde sona ereceği anlaşılmıştır. Davacı yan bir yıllık hak düşürücü süre tamamlandıktan sonra 22/10/2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve 04/11/2021 tarihinde arabuluculuk süreci uzlaşamama ile sona ermiştir. Hakdüşürücü süre, dava şartı olup mahkemece resen gözetilmelidir. Bu nedenle hakdüşürücü süre içerisinde açılmayan işbu davanın reddine dair kararı istinaf edilmesi üzeri Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20/09/2023 tarih, 2023/1547 E. - 2023/1411 K. Sayılı ilamı ile kaldırılmakla, yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur. Tüm dosyanın değerlendirilmesi sonucunda; itirazın iptali davasında ispat yükünün alacağın bulunduğunu iddia eden davacıda olduğu, davacının takibe konu faturalardaki rünlerin davalıya teslim edildiğini iddia ettiği ancak sunduğu irsaliyeli faturalarda davalının imzasının bulunmadığı, davalının BA/BS formu da ibraz etmediği, şu halde davacının davaya konu ürünlerin teslimi ispatlayamadığından alacaklı bulunduğunu ispat edemediği değerlendirilerek...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Satılarak teslim edilen emtiaya ilişkin fatura ve sevk irsaliyelerine istinaden başlatılan takibe yönelik itirazın iptali davasının reddedildiğini, oysa müvekkilinin ticari defterlerinin dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davalını yanın arabuluculuk görüşmelerine katılmaması nedeniyle lehine vekalet ücreti hükmedilmeyeceğini, buna rağmen 6235 sayılı Kanunun 18/A-11.maddesine aykırı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme kabulünün aksine, dosyaya sunulan sevk irsaliyelerin tamamında teslim alanın imzalarının bulunduğunu ve bu irsaliyelerin müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olduğunu, 08.06.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde, davaya konu faturaların içeriğinde yer alan sevk irsaliyelerinin incelenmesi halinde irsaliyelerin tamamının imzalı olduğunun görüleceğini, davalının davaya cevap vermediğini, sevk irsaliyesindeki imzalara itiraz edilmediğini, davalının defterlerini ibrazdan kaçıldığını ve tüm bu olguların, müvekkilinin alacaklı olduğunu kanıtladığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 33.844,23 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatmış; ödeme emrine süresinde itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Satım sözlemesinde, emtianın usulüne uygun şekilde alıcıya teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıya aittir. Satıcı, kural olarak sevk irsaliyesi veya eş değer bir belge ile sözleşme konusu emtiayı alıcısına teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı vekili istinaf başvurusunda ve rapora yönelik itirazında, imzalı sevk irsaliyelerini sunulduğunu ileri sürmektedir. Dairemizce, dosyadaki sevk irsaliyeleri incelenmiş, ancak irsaliyelerin okunaklı olmaması nedeniyle teslim alan imzasının bulunup bulunmadığı belirlenememiştir. Mahkemece tarafların BA/BS formları ilgili vergi dairesinden istenmiş, davalının BA/BS bildiriminde bulunmadığı, davacının bildirimine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların ticari defterlerini ibrazı emredilmiş, ancak davalı yanın ticari defterlerini sunmadığı görülmüştür. Davalı, cevap da vermeyerek HMK'nın 128. maddesine göre dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıaları inkar etmiştir. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi ile düzenlenen dosyadaki bilirkişi kök raporunda, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi belirlenmiş ve davalı tarafından iki adet çekle ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Çekle ödemeden sonra, raporun üçüncü sayfasında belirlenen beş adet fatura ile toplam 33.845,23 TL emtia satıldığı ve davacının kendi defterlerine göre bu miktarda alacaklı olduğu belirlenmiştir. Emtianın teslim edilip edilmediği tespit edilmemekle birlikte, bilirkişi raporund, 17.03.2013 tarih ... seri nolu 5.664,00 TL bedelli fatura ile 16.04.2014 tarihli ... nolu faturalarda ... yazıları yazılmıştır. Diğer fatura içeriklerinde \"Arz Asansör\" açıklaması bulunduğundan, buradaki yazının teslim alan kişinin adı olup olmadığı denetlenememiştir. Rapora yönelik itiraz delikçesinde imzalı sevk irsaliyesi bulunduğu belirtilmiş ise de dilekçe ekinde bu tür bir belgenin fiziki olarak ibraz edilmediği görülmüş ve dosyadaki suretlerin okunaksız ve silik olması nedeniyle teslime ilişkin olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılamamıştır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına taraflar arasında bir sözleme ilişkisinin bulunduğuna veya bir emitanın teslim edildiğini göstermez. Fatura konusu mal ve hizmetin tesliminin de kanıtlanması gerekmektedir. Davacı vekili sevk irsaliyesinde imza bulunduğu belirtmekle birlikte, bilirkişi ve mahkeme teslim olgusunun ispata muhtaç olduğunu kabul etmişlerdir. Dosyadaki okunaksız ve silik sevk irsaliyeleri her iki sonucun denetlenmesi mümkün kılmamaktadır. Dairemizin önceki kararından sonra mahkemece HMK'nın 31. maddesine göre bu hususlarda davacıdan açıklama istenmeden ve yargılamaya hakim olan temel ilkelere göre teslim olgusunun ispatı için sunulduğu belirtilen belgeler değerlendirilmeden karar verilmiştir. Davalının ticari defterlerini sunmaması veya vergi dairesine bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ispat yükünü yer değiştirmez. Bu itibarla, takip konusu alacağın dayanağı olan fatura ve sevk irsaliyelerinin okunaklı ve teslim alan imzası bulunan asıllarının davacıdan istenerek, ibraz edilmesi halinde teslim alan imzasının bulunup bulunmadığının tespiti, teslim alan kişinin davalı adına mal ve hizmet kabulüne yetkili olmadığının savunulması halinde bu savunmanın, iş yeri bordroları ve gerekiyorsa zabıta araştırması ile denetlenerek, teslim olgusunun açıklığı kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, belirtilen şekilde inceleme yapılmaksızın, davacının teslim ve irsaliyedeki imzaya ilişkin iddiaları denetlenip karşılanmadan soyut gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince işin esasına ilişkin deliller toplanıp değerlendirildikten sonra verilecek kararda tarafların arabuluculuğa katılımı ve buna ilişkin yargılama giderlerinin takdiri husunda yeniden verilecek kararda değerlendirme yapılacağından bu hususta bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,  HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, esasa etkili deliller toplanmaksızın karar verildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05ade30d9d4e8742","SID":"28b47efae8bea2cf"}}