{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/754 <br>KARAR NO: 2024/795<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08.02.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/111 E.<br>DAVANIN KONUSU:Çek İstirdadı<br>Taraflar arasında görülen çek istirdadı talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 08.02.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu  İstanbul İli, Şile İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevki, ... Ada ve ... No'lu parseldeki  taşınmazı,  dava dışı...'a vadeli bir şekilde sattığını, bu satışın taraflar arasında tanzim edilmiş 17.05.2023 tarihli protokol ile de güvence altına alındığını, protokole göre tarla niteliğindeki taşınmazın değerinin 1.500.000,00-TL olduğunu, bu bedelin 100.000,00-TL'sinin banka yoluyla, kalan 1.400.000,00-TL'si mezkur taşınmaz üzerinde bulunan hacizlerin kaldırılmasını müteakip \"15.11.2023\", \"31.12.2023\", \"29.02.2024\", \"30.04.2024\" ve \"31.05.2024\" vadeli çekler ile  ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacının uhdesinde bulunan ve 15.11.2023 vade tarihli '...' seri numaralı 100.000,00-TL bedelli çek ile 29.02.2024 vade tarihli  '...' seri numaralı 300.000,00-TL bedelli çeki, davalı yanca çeklerin kırılacağı yani bedellerinin nakit olarak davacıya ödeneceğinden bahisle, davacının güveni kazanılarak çeklerin davalı tarafından teslim alındığını, davacının çekleri davalıya ciro etmeksizin teslim etttiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının,   çekleri yalnızca \"kıracağı\" yani bedelini nakden ödeyeceğini belirterek  teslim aldığını,  davacı tarafından çeklerin ciro edilmemesinin bir alacak devri olmadığını da gösterdiğini, fakat çek bedellerini ödeyeceğini beyan eden  davalının  söz konusu çekler için davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, yine çeklerden 100.000,00-TL bedelli olanın davalı tarafından tahsil edildiğini, davalıya 12.09.2023 tarihinde Beşiktaş .... Noterliğince tanzim edilmiş  ... yevmiye nolu ihtarname ile bedelin ödenmesi, aksi takdirde çekin iadesinin talep edildiğini, davalının bu ihtarnameye Büyükçekmece .... Noterliğinin  ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, çeki elinde bulundurduğunu ve keza davacı ile aralarında çeklerin kendisinde olmasını gerektirecek hiç bir ticari ilişki bulunmadığını beyan ettiğini,  protokolde görüldüğü üzere çeklerin, son hamil ... tarafından davacı ...'ya tevdi edildiği  hususunun izahtan vareste olduğunu, davalının söz konusu çeklerin hamili konumuna geçmesinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davalının, davacıya hiçbir ödeme yapmaksızın çekleri kendisinden aldığını, çeklerden bir tanesini tahsil eden davalının işbu davaya konu çeki de 29.02.2024 tarihinde tahsil edeceğinin açık olduğunu, davalının uhdesine aldığı çekleri tahsil etmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... seri numaralı 300.000,00-TL bedelli çekin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş,  ayrıca  söz konusu çek hakkında ödenme yasağı konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının öncelikle dava konusu çekin hamili olduğunu TTK 790. maddesi  çerçevesinde ispat etmekle yükümlü olduğunu,  çekte yer alan ciro silsilesinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın çekte ciranta ya da hamil sıfatı olmadığını, bu noktada davacı tarafın cirantalardan birisi ile yaptığını iddia ettiği protokol ve teslim makbuzlarının da ciddiye alınır bir tarafı bulunmadığını, zira söz konusu iddiaların ciddiye alınması halinde herhangi bir çekteki cirantalardan birisi üçüncü bir kişi ile anlaşmak ve adi yazılı evraklar düzenlemek  suretiyle çeki elinde bulunduran hamile karşı haksız ve kötü niyetli iddialarda bulunabileceğini,  bu durum ticari hayat içerisinde ödeme aracı olarak kullanılan çekin fonksiyonsuz hale gelmesine sebebiyet vereceğini, dolayısıyla davacı tarafça sunulan evraklardaki iddiaların  tamamını  reddettiklerini, TTK'nın 792. maddede yer alan diğer koşul olan \"hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu\"nun davacı tarafça ispatı gerektiğini, bu noktada öncelikle davacı tarafça söz konusu çekin müvekkile teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafça bu kapsamda herhangi bir delil sunulmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde  taraflar arasında görüşme kayıtları olduğu ve 27.02.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde CD içerisinde ses kayıtları olduğu iddia edilmiş olsa da mahkeme kaleminde taraflarınca yapılan incelemede söz konusu CD içerisinde herhangi bir dosya ya da belge olmadığının görüldüğünü, dolayısıyla davacı tarafın ne çeki verdiğini ne de müvekkilinin kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispatlayıcı bir belge ya da bilgi ortaya koyamadığını, kaldı ki müvekkilinin söz konusu çeki çocukluk döneminden tanıdığı bir arkadaşı ile olan alacak borç ilişkisi çerçevesinde iktisap ettiğini  ve taraflar arasındaki samimiyet sebebiyle bu kapsamda herhangi bir belge düzenlenmediğini, davalının küçük yaşlarda  Türkiyede ikamet ettiğini,  sonrasında Rusya'ya taşındığını, 15.09.2023 tarihinde istisnai yolla Türk vatandaşlığını kazandığını, dolayısıyla ülkemizdeki kanun ve düzenlemelere tamamen vakıf olmaması sebebiyle de arkadaşından söz konusu çeki ciro etmesini talep etmediğini, ayrıca iş bu dilekçe tarihi itibari ile söz konusu çek kapsamında ödemenin gerçekleştirildiğini, çekin iadesinin fiilen imkansız olduğunu,  davanın konusuz kalması sebebiyle usulden reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 08.02.2024 tarihli ara kararda özetle; \"...İhtiyati tedbir talep edenin sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu,davacın TTK 792 maddesi uyarınca çekin istirdatı talebine konu çek bilgilerinin yeterli olmadığı,davacının bu aşamada hamil olduğuna yönelik belge sunmadığı ,çekin ödeme aracı olduğu , dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden iddialarının bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği ve  ihtiyati tedbir kararı verilmesinin koşulları oluşmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece \"...Talebe konu çek bilgilerinin yeterli olmadığı...\" belirtilmişse de dava dilekçesinde çeklere ilişkin bilgileri ve çek görsellerini açıkça belirttiklerini,  çeklerin seri numaralarını, banka-şube bilgilerini, keşidecisini ve vade tarihini belirtmelerine rağmen yerel mahkemenin çek bilgilerinin yetersiz olduğundan cihetle ihtiyati tedbir talebini reddetmesinin hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığını, öte yandan, \"...davacının bu aşamada hamil olduğuna yönelik belge sunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden iddialarının bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği...\" şeklindeki  gerekçenin de  davanın muhteviyatına aykırılık barındırdığını, davacının, davaya konu çekleri nasıl edindiğini belirttiğini,  buna ilişkin adına ciro edilen ... ile yapılan satış protokolünün bir örneğini çeklerin fotokopisi altına teslim tutanaklarını yerel mahkemeye sunduklarını, ayrıca çeklerin, müvekkiline  tevdi  edildiğine ilişkin belgeleri de ek olarak dava dilekçesinde  sunduklarını, buna rağmen sunulan belgelerin ispata kabil olmadığından cihetle tedbir talebinin  reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, çekin davalı yanca bozdurularak müvekkilinin hakkına halel geleceğinin kuşkusuz olduğunu,  bu haliyle çek hakkında ödeme yasağı verilmesi elzem iken, yerel mahkemece tedbir talebinin reddine dair hüküm kurulması, hakkaniyetli bir değerlendirme olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 792. maddesi uyarınca çek istirdadı istemine; istinaf ise ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen  ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 08.02.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, adına kayıtlı taşınmazını dava dışı ...'a sattığını, ödemenin bir kısmının da dava konusu çek ile yapılacağının kararlaştırıldığını, buna ilişkin dava dışı  ... ile aralarında protokol imzalandığını, dava konusu çekin de kendisine teslim edildiğini, daha sonra davalının bu çeki kırdırıp yani tahsil edip bedeli kendisine ödeyeceğini taahhüt etmesi üzerine çeki cirosuz olarak davalıya teslim ettiğini, ancak çekin bedelinin ödenmediği gibi iade de edilmediğini ileri sürerek, çekin istirdadı ile çek hakkında ödeme yasağı konulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece 08.02.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise  '' Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir. TTK'nın 792. maddesinde, ''Çek, herhangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da  hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu taktirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. '' hükmü yer almaktadır. Somut olayda davacı davada, TTK'nın 792. maddesi uyarınca, öncelikle çekin meşru hamili iken elinden  çıktığını ve ardından davalının çeki iktisapta kötü niyetli olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Aynı şekilde ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak da  390/3. maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Dosyadaki mevcut deliller itibariyle, davacının bu konulardaki iddialarını bu aşamada yaklaşık olarak ispat etmiş olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 08.02.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinde, davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun  esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89a25df48c7d55d9","SID":"6e1889c04cad8e98"}}