{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/762 <br>KARAR NO: 2024/877<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 31/01/2024<br>NUMARASI: 2023/144 E. -  2024/89 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre yönünden redde dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.02.2000 tarihinde düzenlenen distribütörlük sözleşmesi kapsamında müvekkilinin İstanbul, Gebze, İzmit, Adapazarı, Bilecik, Bolu ve Ankara  bölgelerinde davalının ürünlerini sattığını, ticari ilişkinin davalının 25b02.2022 tarihindeki  haksız feshine kadar devam ettiğini, sözleşmenin haksız feshi ile müvekkilinin zarara uğraması nedeniyle TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının belirlenerek tahsili gerektiğini, tazminat koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, şimdilik 1.000 Euro denkleştirme tazminatının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiştir. Karşı davada ise, karşı davalının haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle 5.000.000 TL manevi tazminat ile sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, asıl davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, karşı davanın tefrikine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulmuş olup ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası ... ve arabuluculuk numarası ... numaralı, 20/01/2023 tarihinde yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların davete uyduğu ancak anlaşma sağlanamadığına dair 28/02/2023 tarihli son tutanak düzenlendiği belirlenmiştir. Yukarıya aynen alınan ön inceleme tutanağında yer aldığı üzere asıl dava yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ve karşı dava yönünden karşı davanın tefrikine karar verilmiştir. Her ne kadar ön inceleme duruşmasında TTK. Madde 122/4 düzenlemesi, ihtilafsız sözleşme ve ihtarnameye ilişkin veriler ile dava tarihi gözetilerek davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı değerlendirilerek bu doğrultuda sonuca gidilmiş ise de gerekçeli kararın yazımı sırasında 'Ara buluculuk bürosuna başv rulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zaman aşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez' şeklindeki 6325 Sayılı Kanunun 17/a maddesinin 15 nolu fıkrasında yer alan düzenlemenin dikkatten kaçtığı ve buna göre yapılan irdelemede ise arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi olan 20/01/2023 ila son tutanağın düzenlendiği tarih olan 28/02/2023 tarihi arasında hak düşürücü sürenin işlememiş olması karşısında yeniden yapılan irdelemede davanın tabi olduğu 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı 25/01/2022 fesih tarihi esas alındığında arabulucuya başvuru tarihi itibariyle kalan 5 günlük sürenin son tutanağın düzenlendiği 28/02/2023 tarihinde yeniden işlemeye başladığı ve davanın 01/03/2023 tarihinde süresinde açılmış olduğu anlaşıldığından ve resen gözetilecek husus olması nedeniyle dikkatten kaçmaya bağlı adli hatanın önlenmesi ve denetlenmesi yönünden bu şekilde açıklama ihtiyacı ve zorunluluğu doğmuştur.\" gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Arabuluculuk sürecinde hak düşürücü sürenin işlemeyecek olmasına rağmen, mahkemece yasanın açık hükmünün göz ardı edilerek davanın reddine karar verildiğini ve gerekçeli kararda da hatalı kararın kabul edildiğini, denkleştirme tazminatının sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde talep edilmesi gerektiğini, sözleşmenin davalı tarafından Antalya ... Noterliğinin 25.01.2022 tarihli ihtarnamesi ile haksız şekilde feshedildiğini, ihtarnamenin 27.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, 20.01.2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 17/A-15 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin işlemediğini, 28.02.2023 tarihinde arabuluculuğun anlaşmama olarak sonuçlandığını, davanın 01.03.2023 tarihinde gecikilmeden açıldığını, gerekçede de hak düşürücü sürenin geçtiğine ilişkin tespitin sehven yapıldığının belirlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine , karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 01.12.2000 tarihli distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından haksız şekilde 25.01.2022 tarihli ihtarla fesih edildiğini, sözleşmenin devam ettiği süre boyunca müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının doğduğunu belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde tazminat davası açmıştır. Davalı ise davanın reddini istemiş, karşı davada manevi tazminat ile uğranılan maddi zararların giderilmesini talep etmiştir. Mahkemece karşı davanın ayrılmasına, asıl davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. İstinaf konusu davada, uyuşmazlık konusu, asıl davada davacının denkleştirme tazminatı alacağına ilişkindir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 16.maddesinde, \" Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren  işlemeye başlar. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz\" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, arabuluculuk sürecinin sonuna kadar hak düşürücü süre işlemez. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, davanın hak düşürücü süre geçmeden açıldığı tespit edilmiş olup, bu haliyle mahkemece verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğundan öncelikle bu nedenle, kararın kaldırılması gerekmektedir. Diğer yandan, sözleşmenin 25.01.2022 tarihli ihtarla feshedildiği, davacının 20.01.2023 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, son tutanağın 28.02.2023 tarihinde düzenlendiği, bu tarihler arasında hak düşürücü sürenin durduğu, arabuluculuk sürecinin bitimiyle yeniden işlemeye başladığı, davanın 01.03.2023 tarihinde açıldığı ve duran zamanın mahsubu ile hak düşürücü sürenin geçmediğine ilişkin gerekçedeki tespitin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.  <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a98169227f9f36a1","SID":"5cb4269ce74138a7"}}